Sen Değilsen Kim Şimdi Değilse Ne Zaman
Hangi Siyasi Görüşte Olursak Olalım, 19 Mayıs 1919'un Ülkemiz İçin Tarihsel Anlamı Ortadadır.
Hangi siyasi görüşte olursak olalım, 19 mayıs 1919'un ülkemiz için tarihsel anlamı ortadadır. Anadolu'yu dört bir taraftan kuşatmış emperyalizme karşı verilen "Kurtuluş Savaşı"nın başlangıç günüdür. Bu tarihin, "gençliğe" bayram olarak armağan edilmesinin asıl nedeni, gençliğin dinamik yapısının dönüştürücü gücüdür. Gençlik yeniliğe kolay adapte olur. "Köhnemiş fikirler"le mücadele eder ve bu nedenle de toplumun hep ilerisindedir. Geleceğin gençliğe emanet edilmesinin esas nedeni de işte budur. Ancak bugün Türkiye'de bu ilerici unsur, yani gençler, İŞSİZLİK gerçeğiyle karşı karşıya kalmaktadır. Gençlerimiz daha ilkokul yıllarından başlayarak hayatları boyunca bitmeyecek olan bir yarışın içine, sınav maratonlarına sokulmaktadır. LGS, YGS, KPSS, TUS.. ve daha niceleri. Tüm bunlar bittiğinde bile, yani gençler pes etmeyip maratonu sonuna kadar götürdüğünde bile iş bulabilmek için yeterli olamamaktadırlar. Tüm bu elemelerin sonunda kazandıkları ''kupa'' bellidir: Her 5 gençten 1'i işsizdir. Gençler ŞİFREli sınavlarla ve işsizlikle boğuşurken bir yandan da kendileri adına karar alabilme hakkından men edilmektedir. Bu hak gaspına karşı mücadele edenlerin hali de ortadadır: Geleceğin emanet edildiği gençler, gelecekleri için yürüyüş yapmak istediklerinde haklarında 10 yıl hapis cezası istenmekte, YÖK'ün "öğrencisiz" toplantısını protesto etmek istediklerinde dövülüp göz altına alınmakta, şifre skandalını protesto ettiklerinde ise başbakanın "10.000 genç yığarız" tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır. Geleceği emanet alan gençler kendi gelecekleri adına söz sahibi olamadıkları gibi ülkenin geleceği adına da söz sahibi değildirler. Siyasi Partiler Yasası'ndan derneklere, YÖK kararnamelerinden RTÜK'e, ceza yasalarından milletvekili seçilme yaşına kadar nereye bakılırsa bakılsın, gençliğin özellikle ve büyük bir özenle devre dışı tutulmaya çalışıldığı görülmektedir. Hâlbuki gençlik toplumsal yapıdan en fazla etkilenen kesimdir. Hâlbuki gençlik ilericidir, dinamiktir, mücadelecidir. Hâlbuki gençlik özgürlük, barış, eşitlik ve kardeşlikten yanadır. Hâlbuki gençlik ezilenin, mağdurun ve haklının tarafındadır. 12 Mart'ta, 12 Eylül'de toplumsal dokuyu baştan aşağıya yeniden şekillendirmek isteyenler işte tam da bu yüzden önce gençliğe saldırarak onları devre dışı bırakmak için olmadık yöntemler geliştirmişlerdir. Gençliğin mücadelesinin ilerici ve dönüştürücü gücünden korkup tarihsiz ve belleksiz bir gençlik kuşağı yaratmak istemişlerdir. Politik nedenlerden dolayı hapse atılan binlerce insanın genç olması, üniversitelerin kent merkezlerinden uzaklaştırılması ve kalın duvarlarla çevrilmesi bundandır. Liselerin kışla eğitimine tabi tutulması, seçilme yaşının aşağılara çekilmemesi bundandır. Önümüzdeki genel seçimlerde, 18-25 yaş arasındaki 12 milyon genç ilk kez oy kullanacak, fakat seçilme yaşı 25 olduğu için çok daha fazla sayıda genç ülkenin geleceği adına "doğrudan söz hakkı"na sahip olabilme hakkından mahrum kalacaktır.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA