'Selamün Aleyküm'le Karşılamış

Dünya Haberleri

Obama, Başbakan Erdoğan'ı Beyaz Saray'daki Oval Ofis'e Girdiğinde "Selamün Aleyküm" Diyerek Karşıladı.

ABD Başkanı Barack Obama’nın, Başbakan Erdoğan’ı Beyaz Saray’daki Oval Ofis’e girdiğinde “Selamün Aleyküm” diyerek karşıladığı öğrenildi.

Gazetelerde bugün yayımlanan haberlere gore, Obama Erdoğan’a once “Welcome” (Hoş geldiniz) dedi, arkasından da “Selamün Aleyküm” diyerek elini sıktı.

Babası Müslüman olan Obama'nın bu tavrına Erdoğan da “Aleyküm Selam” diyerek yanıt verdi.

ABD Başkanı Obama, Haziran ayında Kahire Üniversitesi’nden Müslüman dünyasına yönelik yaptığı konuşmaya da “Selamün Aleyküm” diyerek başlamıştı.

AFGANİSTAN'DA GÖREVİMİZ BELLİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Afganistan'da alacağı görevin niteliğinin baştan beri belli olduğunu belirterek, "Afgan halkının özgüvenini sarsarsak orada yapabileceğimiz işleri de yapamayabiliriz" dedi.

Erdoğan, Amerikan PBS televizyonunda "Charlie Rose Show" adlı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

ABD Başkanı Barack Obama ile ziyaretinden beklentilerinin sorulması üzerine Erdoğan, Obama'nın ilk deniz aşırı ikili ziyaretinin Türkiye'ye yönelik olduğunu hatırlatarak, Obama'nın bu ziyarette Türkiye-ABD arasında ifade edilen "stratejik ortaklık" konusunda yeni bir başlık ortaya koyduğunu söyledi. Erdoğan, Obama'nın "model ortaklık" ifadesini kullandığını anımsatarak, bu sürecin en önemli adımının bu "model ortaklık" üzerine bir model işbirliğini oluşturmak olduğunu bildirdi.

Konuyla ilgili olarak, ABD tarafından iki üst düzey yetkilinin, Türk tarafından da iki bakanın görevlendirildiğini ve toplantı yaptıklarını belirten Erdoğan, "Bunlarla ilgili şu anda ekonomik konularda, bilimde, sanatta, bunun yanında askeri, siyasi alanlarla yüksek teknolojide adımları atıyoruz" dedi.

Erdoğan, Obama ile görüşmesinde bölgesel ve küresel sorunlar üzerinde ABD-Türkiye işbirliğini de ele aldıklarını, bu alanlarda nasıl işbirliği yapılabileceğini görüştüklerini anlattı.

Görüşmede, terörizmle mücadelede ABD-Türkiye işbirliğinin nasıl devam ettirileceğini de konuştuklarını ifade eden Erdoğan, eski ABD Başkanı George Bush'un, kendisinin 5 Kasım 2007'deki Washington ziyaretinde Oval Ofis'te, terör örgütü PKK'nın ABD, Türkiye ve Irak'ın ortak düşmanı olduğunu açıkladığını hatırlattı. Erdoğan, buna ivme kazandırmak ve terörle mücadeleyi çok daha etkili sürdürmek istediklerini bildirdi.

Erdoğan, görüşmede Afganistan, Irak ile İran'ın nükleer programına yönelik birlikte neler yapılabileceğini konuştuklarını, Türkiye-Ermenistan arasındaki normalizasyon süreciyle Kıbrıs konusunu değerlendirme imkanı bulduklarını dile getirdi.

Uyuşturucuyla mücadelede neler yapılabileceğini de görüştüklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Çok çok verimli bir çalışma yaptık" dedi.



-AFGAN POLİSİNE EĞİTİM-

Erdoğan, "Türkiye'nin Afganistan'a takviye asker göndermesi ve ne tür bir rol üstleneceğine" ilişkin soru üzerine, Afganistan'la ilgili bu muharip güçteki sayı konusunda böyle bir talep dile getirilmeden önce adım attıklarını ve asker sayısını 1750 civarına ulaştırdıklarını söyledi.

Yeni bir ilave olarak da kendisinin Obama'ya, Afgan ulusal ordusunun kurulması ve bunlara eğitim verilmesi önerisinde bulunduğunu belirten Erdoğan, hem Türkiye hem de Afganistan'da askerlerin eğitimlerine devam edebileceğini bildirdi. Ayrıca Afganistan polisini eğitebileceklerini ifade eden Erdoğan, il imar timi çalışmalarını çok daha artırabileceklerini söyledi.

Afganistan'a şu ana kadar 150 milyon dolar yatırım yaptıklarını, bunu 50 milyon dolar daha artırmayı hedeflediklerini ifade eden Erdoğan, ülkenin kuzeyindeki çalışmalarını da sürdüreceklerini bildirdi.

20. yüzyılın başında Cemal Paşa'nın liderliği altında Türklerin Afgan ordusunun kurulmasında rol aldığını anımsatan Erdoğan, şimdi de bu çabaya yeniden yardım etmek istediklerini kaydetti.

Erdoğan, "Böylece Afgan ordusu ve Afganistan kendi savunmasında yeterli güce sahip olabilir, bence bunu başarabiliriz" dedi.



-MUHARİP ASKER KONUSU-

Başbakan Erdoğan, "Türkiye'nin niçin muharip asker göndermediği" sorusuna, baştan bu yana sözleşmede Türkiye'nin alacağı görevin niteliğinin belli olduğu yönünde cevap verdi.

Türkiye'de ve Afganistan'da yaşayanların çoğunluğunun Müslüman olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Afgan halkının özgüvenini sarsarsak orada yapabileceğimiz işleri de yapamayabiliriz" dedi.

Erdoğan, Afganistan'da Türk ordusuna güvenildiğini vurgulayarak, bu rolü yerine getirmeyi sürdürmeleri gerektiğini, bölgenin şartlarının da bunu gösterdiğini kaydetti.

Erdoğan, "Özellikle bu formatı seçtik. Çünkü bölgenin şartları bunun yapılmasını gerektiriyor. Bunlar bizim atabileceğimiz adımlar. Bölgenin şartları olarak bu adımlar Afganistan'ın sağlıklı geleceğini birlikte kurmada katkı sağlayacak, tabii bir NATO çerçevesindeki bir güç olarak" diye konuştu.



-AFGANİSTAN'DA YOL HARİTASI...-


Erdoğan, "ABD Başkanı Obama'nın stratejisi, Taliban'ın Afganistan'da barınmasının engellenmesi. Obama'nın sunduğu takvim çerçevesinde sizce bunun yapılması mümkün mü" sorusu üzerine, bu tür süreçlerin matematiksel olarak belirlenemeyeceğini söyledi.

Yol haritasının iyi hazırlanması gerektiğini belirten Erdoğan, takvimin değişebileceğini kaydetti. Erdoğan, "Eğer bir şeyler ters gider, takvim yanlış çıkarsa o zaman daha fazla sorun yaşanabilir. Bence yol haritasının temeli daha önemli, esas bunun üzerinde odaklanılmalı. Eğer bu yol haritası o bölgenin halkıyla koordineli bir şekilde sürdürülürse çok iyi sonuçlara ulaşılabilir. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz" dedi.

Afganistan'ın tarihine bakıldığında, birçok lider ülkenin bu ülkede zorluklar yaşadığını dile getiren ve Büyük İskender ile Rusya'dan örnek veren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunların tekrarlanmayacağından emin olmalıyız. Bunlardan dersler çıkarmalıyız, geçmişten ders almalıyız. İngilizlerin kendi deneyimleri oldu. Afganistan coğrafyası kendine özgü, coğrafyası farklı, insanları farklı. Dolayısıyla şundan emin olmalıyız: Manivelaları iyi kullanmak lazım. Eğer bunu yapmazsak o zaman Afganistan'da gereken neticeye ulaşamayız ve bunun süreç üzerinde olumsuz etkisi olur."

Erdoğan, bir soru üzerine, Türkiye'nin Afganistan'da yerine getireceği görevin doğası gereği farklı olduğunu söyledi. Bunun iyi anlaşılması gerektiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bir taraftan asker dediğiniz zaman, herkesin aklına şunun gelmesi lazım; askerin muharip güç olmayanı yoktur, bütün askerler muharip güçtür. Ama muhariplerin içinde lojistik olanları da vardır ve Afgan halkının oradaki bütün güçleri olumsuz bir şekilde karşılamaması lazım. Koşullar gereği belki bazı bölgelerde bazılarına olumsuz bakılabilir ama askerle halk arasında bir bağlantı kurulduğuna emin olmalıyız. Bir an önce oralarda netice almak lazım, bölgede planlamayı yapmak gerekiyor, bir defada her şey tersine dönebilir. Bundan sonraki süreçte buna odaklanmalıyız ve gelecekte bunun önemli olduğunu düşünüyoruz."



-"ÇOK ÖNEMLİ ROL ALABİLİRİZ"-


Erdoğan, "Obama İran konusunda bir rol oynamanızı istiyor. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ı iyi arkadaşım olarak tanımladınız. Ne yapabilirsiniz" sorusu üzerine, dış politikayı düşman değil dost kazanma üzerine yürüttüklerini ve bu kapsamda lider ülke olmaya çalıştıklarını söyledi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama nükleer program konusunda özellikle biz İran ile dünya ülkeleri arasında çok önemli bir rolü oynayabileceğimizi rahatlıkla söyleyebilirim. Yani ben Sayın Bush'a da bir dostum olarak, (aynı şekilde sayın Obama'nın 'arkadaşım' diye ifade etmesi noktasında, tabii en azından benim de kendisine aynı duyguları beslediğimi buradan sizler kanalıyla da ifade etmekte fayda görüyorum) kendisini bir arkadaş olarak görerek Sayın Obama'nın bu tür beklentilerinde, bir lider olarak aktif bir rol oynamayı kendim için hem bir siyasi sorumluluk hem de dünya barışı gereği olarak görüyorum."
Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Dünya

, Haberler