Seçim Ekonomisi ve Sosyal Güvenlik Gündemi: Kritik Dosyalar Masada

Emekli Haberleri

Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, seçim dönemlerinde sosyal güvenlik reformlarının yapıldığına dikkat çekerek, düşük emekli aylıkları, kademeli emeklilik, Bağ-Kur'da prim günü ve tescil mağduriyeti gibi sorunların önümüzdeki süreçte siyasi gündemi belirleyeceğini söyledi.

Türkiye yeni bir seçim atmosferine doğru sürüklenirken, milyonlarca çalışanı, emekliyi ve esnafı ilgilendiren sosyal güvenlik dosyaları bir kez daha siyasetin masasına taşınıyor. Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, ülkenin son 40 yıllık siyasi geçmişinde seçim dönemleri ile sosyal güvenlik reformları arasında güçlü bir bağ bulunduğunu vurguladı. 2027 yılında seçimin daha fazla konuşulacağını kaydeden Erdursun, 1987, 1992, 1999, 2008 ve son olarak 2023 yıllarındaki seçim süreçlerinde kritik düzenlemelerin hayata geçirildiğini hatırlattı. Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinin de 3 Mart 2023 tarihinde bu geleneğin bir parçası olarak yürürlüğe girdiğini belirtti.

Dünya gazetesindeki yazısında sosyal güvenlikte çözüm bekleyen sorunları sıralayan Erdursun, sekiz kritik başlığın önümüzdeki dönemde siyasi gündemi belirleyeceğini ifade etti. Bunlar arasında düşük emekli aylıkları, kademeli emeklilik talepleri, Bağ-Kur'luların 7.200 gün beklentisi ve tescil mağduriyeti, stajyer ile çırakların sigorta başlangıç talepleri, memurların 3600 ek gösterge ve 2008 öncesi-sonrası ayrımı sorunları, askerlik borçlanmasında memuriyet tartışmaları, engelli bireylerin 2025 yılında değiştirilen emeklilik sistemine itirazları ile esnaf ve işverenlerin vergi ve SGK borçlarına yönelik yapılandırma beklentileri yer alıyor.

En geniş kesimi ilgilendiren sorunun emekli aylıkları olduğunu belirten Erdursun, enflasyon oranlarına göre yapılan artışlara rağmen satın alma gücündeki erimenin devasa boyutlara ulaştığını vurguladı. Asıl problemin en düşük emekli aylığının tutarı değil, emekli aylığı hesaplama sistemi olduğunu savundu. Uzun yıllar çalışan, yüksek kazanç bildiren ve fazla prim ödeyen sigortalıların emeklerinin karşılığını maaşlarında göremediğini ifade eden Erdursun, taban aylık uygulamasının yaygınlaşmasıyla çok prim ödeyenle az prim ödeyenin aylıklarının birbirine yaklaştığını söyledi. 'Çok çalışan ve çok prim ödeyenin yüksek maaş alması' prensibinin zedelendiğine dikkat çekerek, çözümün sadece en düşük aylığı ara ara artırmak olamayacağını, aylık hesaplama sisteminin kökten değiştirilmesi gerektiğini kaydetti. Geçmiş dönem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlarından Faruk Çelik'in intibak konusundaki açıklamalarını hatırlatan Erdursun, seçim öncesinde iktidar kanadından da bu konuda sinyaller gelmesinin sorunun büyüklüğünü gösterdiğini aktardı. İntibak düzenlemesinin seçim öncesindeki bir numaralı gündem maddesi olacağını belirtti.

Kademeli emeklilik konusunda ise EYT yasasının ardından en çok tartışılan başlık olduğunu ifade eden Erdursun, 8 Eylül 1999 ve öncesinde sigortalı olanlar için yaş şartının kaldırıldığını, ancak 9 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 tarihleri arasında ilk defa sigortalı olan kadınların 58, erkeklerin ise 60 yaş şartıyla karşı karşıya kaldığını hatırlattı. Bu kesimin talebinin yaşın tamamen sıfırlanması değil, sigorta başlangıç tarihine göre daha yumuşak ve kademeli bir geçiş sisteminin oluşturulması olduğunu vurguladı. 2008 sosyal güvenlik reformunda yaşın 65'e çıkarılmasının kademeli yapıldığını anımsatan Erdursun, bu geniş kesimin sesinin seçim yaklaştıkça daha gür çıkacağını belirtti.

Bağ-Kur'luların beklentisinin sadece prim gününün düşürülmesinden ibaret olmadığını belirten Erdursun, sistemde iki büyük dosya bulunduğunu kaydetti. Erkekler için 9.000 olan prim gününün 7.200'e, kadınlar için 7.200 olan günün 5.400'e indirilmesinin yaklaşık 5 yıllık prim avantajı sağlayacağını ifade etti. Bu adımın küçük esnafın uzun süredir beklediği bir talep olduğunu, bakanlık tarafından çalışmalar yapıldığına dair açıklamalar gelse de kapsamın netleşmediğini belirtti. Bunun yanında, tescili zamanında yapılmadığı için vergi mükellefi, şirket ortağı ya da esnaf odası kaydı bulunan ancak o yılları hizmetten saydıramayan çok sayıda insan olduğunu ifade etti. Özellikle 4 Ekim 2000 öncesindeki bu mağduriyetin giderilmesini isteyen Erdursun, çalışanların vergi ve oda kayıtlarıyla durumu kanıtlamalarına rağmen geriye dönük hizmet kazanamadığını, ödenmemiş primlerin gecikme bedeliyle birlikte ödenerek bu sürelerin hizmetten sayılması talebinin haklı olduğunu vurguladı. Çözümün prim gününün indirilmesi ve tescil sorununun çözülmesiyle birlikte bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.