Sahil Atıkları Sanata Dönüşüyor: Alüminyum Kutulardan 3D Eserler

Güncel Haberler

Sanatçı Songül Soydan, sahillerden topladığı atık alüminyum içecek kutularını yakarak özgün bir teknikle üç boyutlu tablolara dönüştürüyor. Çevre bilinci oluşturmayı hedefleyen Soydan, eserlerinde Atatürk, Frida Kahlo ve Van Gogh gibi dönüşüm yaşamış isimlere yer veriyor; her tablo için 250-300 kutu kullanıyor.

ALİ ESAT ADAK - İstanbul'da yaşayan sanatçı Songül Soydan, sahillerden topladığı atık alüminyum içecek kutularını, geliştirdiği özgün teknikle üç boyutlu sanat eserlerine dönüştürüyor.
Soydan, sahillerden topladığı alüminyum içecek kutularını kesip ateşle farklı tonlar elde ettiği özgün tekniğiyle üç boyutlu tablolar üretirken, atık olarak görülen malzemelerin doğru yöntemlerle yeniden değerlendirildiğinde sanat eserine dönüşebileceğini de ortaya koyuyor.
Kadıköy'de atölyesi bulunan sanatçı, yaklaşık 10 yıldır "geri dönüşüm sanatı" üzerine çalışıyor. Çevre bilinci oluşturmak için geri dönüşüm temelli sanat çalışmaları yapan ve resim eğitiminin ardından aldığı mozaik eğitimiyle parçaları bir araya getirerek bütünü oluşturma anlayışını geliştiren sanatçı, ilk geri dönüşüm çalışmalarını atık ahşaplarla gerçekleştirdi.
Soydan, bu kapsamda, doğadaki canlıların elektron mikroskobuyla elde edilen görüntülerinden ilham aldı.
Kelebek kanadı ile sinek kuşunun kanat ve dil yapısından esinlenerek hazırladığı eserlerinde, insanların doğada yok ettiği canlıları yine doğaya bıraktığı atık malzemeler aracılığıyla görünür kılmayı amaçlayan sanatçı, çevreye verilen zarara dikkati çekmeyi hedefledi.
Daha sonra dönüşüme farklı pencereden bakan Soydan, bu kez kullanılmayan denim kumaşlarını, dikiş makinelerinden çıkan iğne, keski, kablo ve çeşitli metal parçalarla bir araya getirdi. Katmanlı bir teknik geliştiren sanatçı, mekanik parçalarla oluşturduğu güçlü kadın figürü üzerinden insanın içsel dönüşümünü anlatırken, atık malzemeleri estetik bir anlatımın parçası haline getirdi.
Son geri dönüşüm çalışmalarında alüminyum içecek kutularına yönelen Soydan, kutuları kesip yakarak farklı renk tonları elde ediyor.
Ateşle oluşan renk değişimlerini boya yerine kullanan sanatçı, yüzlerce parçayı bir araya getiriyor ve üç boyutlu figüratif tablolar oluşturuyor.
"Doğada yok ettiğin şeyi, yine yok ettiğin malzemeyle sana gösteriyorum"
AA muhabirine açıklamalarda bulunan Songül Soydan, sanat yolculuğunda geri dönüşümün önemli bir yer tuttuğunu belirterek, atık malzemeleri sanat eserine dönüştürme fikrinin ise aldığı mozaik eğitimiyle şekillendiğini anlattı.
İlk geri dönüşüm çalışmalarını atık ahşaplarla gerçekleştirdiğini dile getiren Soydan, doğadaki canlıların mikroskobik görüntülerinden ilham aldığını ifade ederek, "Bir kelebeğin kanadının elektron mikroskobundaki görüntülerini inceleyerek eserler ürettim. Aslında vermek istediğim mesaj, 'Doğada yok ettiğin şeyi, yine yok ettiğin malzemeyle sana gösteriyorum. Ne kadar değerli bir şeyi kaybettiğini fark et ve buna karşı duyarlılık kazan'dı." dedi.
Soydan, "Daha sonra atık denim kumaş ve dikiş makinesi metallerini bir araya getirerek çok katmanlı eserler ürettim. Kelebek serisinde doğada yok edilen canlıları anlatırken, denim ve metal çalışmalarımda insanın içsel dönüşümünü ve katmanlarını ele aldım. Her serinin farklı bir felsefesi var ama hepsinin temelinde geri dönüşüm yer alıyor." diye konuştu.
Yeni malzemeyle çalışmaya başlamadan önce uzun bir araştırma ve deneme sürecinden geçtiğini dile getiren Soydan, her malzemenin kendisine farklı bir teknik geliştirme imkanı sunduğunu kaydetti.
Atölyesini bir laboratuvar gibi kullandığını belirten Soydan, "Denim fabrikasındaki kullanılmayan bütün parçaları değerlendirdim. Dikiş makinelerinin iğneleri, keskileri, kabloları ve birçok metal parçayı katmanlar halinde kullandım. Ortaya hem mekanikleşen hem de duygusunu kaybetmeyen güçlü bir kadın figürü çıktı. Malzeme dönüşüyor, figür dönüşüyor. Atıkları kullanırken aynı zamanda izleyicide de çevre konusunda bir duyarlılık oluşturuyorsunuz." ifadelerini kullandı.
"Dönüşüm temasını seçtiğim kişiler üzerinden de anlatmaya çalışıyorum"
Son çalışmalarında alüminyum içecek kutularına yönelen Soydan, bu serinin geri dönüşüm fikriyle ortaya çıktığını anlattı.
Atık alüminyum içecek kutularından Atatürk portresi ile bu tekniğe başladığını ifade eden Soydan, şunları söyledi:
"Denemeler yaptım, kestim, biçtim, yaktım ve sonunda kendime ait bir teknik geliştirdim. Normalde ressamlar renkleri paletlerinde oluşturur. Ben ise alüminyumu yakarak farklı tonlar elde ediyorum ve kendi paletimi oluşturuyorum. Aynı zamanda dokular da oluşturuyorum. Örneğin üzerinde çalıştığım Van Gogh portresinde onun karakteristik fırça izlerini de alüminyumun dokusuyla hissettirmeye çalışıyorum."
Portre seçimlerini de bilinçli yaptığına işaret eden Soydan, eserlerinde hayatı boyunca dönüşüm yaşamış kişilere yer verdiğini söyledi.
Soydan, "Atatürk, Frida Kahlo ya da Van Gogh benim için rastgele seçilmiş isimler değil. Hepsi yaşamlarında büyük kırılmalar yaşamış, mücadele etmiş, adeta ateşten geçerek yeniden doğmuş insanlar. Ben de dönüşüm temasını yalnızca malzemede değil, seçtiğim kişiler üzerinden de anlatmaya çalışıyorum." dedi.
Sahilden topladığı kutular sanat eserine dönüşüyor
Alüminyum kutulara ulaşmanın başlangıçta en büyük zorluklardan biri olduğunu anlatan Soydan, ihtiyaç duyduğu malzemeyi İstanbul'da sahillerden toplamaya başladığını söyledi.
Songül Soydan, "Sahilde yürüyüş yaparken insanların çok sayıda alüminyum kutuyu doğaya bıraktığını gördüm. Elime bir poşet aldım ve yürüyüşlerimde kutuları toplamaya başladım. Daha sonra insanlar da bana destek olmaya başladı. Kutuları biriktirip belirli noktalara bırakanlar oldu. Bu sayede, bugün yaklaşık on tablo yapabilecek kadar alüminyum kutu stoğum oluştu." diye konuştu.
Soydan, üretim aşamalarını şöyle anlattı:
"Kutuları toplayıp, yıkıyorum. Ateşte farklı renk tonları elde etmek için kontrollü şekilde yakıyorum. Renkleri oluşturduktan sonra adeta bir yapbozu yeniden kurar gibi her parçayı tek tek yerleştiriyorum. Işığı, gölgeyi, dokuyu ve kompozisyonu hesaplayarak bütün sanat ilkelerini kullanıp eseri tamamlıyorum. 70'e 100 santimetrelik bir çalışma için yaklaşık 250-300 alüminyum kutu kullanıyorum. Bir tablonun tamamlanması ise ortalama dört haftamı alıyor."
"İnsanlar bunların boya değil alüminyum olduğunu öğrenince şaşırıyor"
Eserlerini ilk kez görenlerin büyük bölümünün kullanılan malzemenin alüminyum kutular olduğunu fark etmediğini belirten Soydan, izleyicilerin yaşadığı şaşkınlığın vermek istediği mesajın önemli bir parçası olduğunu söyledi.
Soydan, şöyle devam etti:
"'Burada hiç boya yok, gördüğünüz renklerin tamamı metalin dönüşümü.' dediğimde büyük şaşkınlık yaşıyorlar. O zaman 'Bunu nasıl yaptınız?' diye soruyorlar. İşte o an eser daha da anlam kazanıyor çünkü insanlar bir atığın bu kadar estetik bir çalışmaya dönüşebileceğini görünce geri dönüşüme farklı gözle bakmaya başlıyor."
Denim malzemelerle hazırladığı çalışmaların Almanya ve ABD'deki fuarlarda sergilendiği bilgisini paylaşan Soydan, eserlerinin uluslararası alanda ilgi görmesinin kendisini motive ettiğini dile getirdi.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı'nın 31'inci Oturumu (COP31) kapsamında geri dönüşüm eserlerinin farkındalık için sergilenmesini de istediğini ifade eden Soydan, eserleriyle insanlarda kısa da olsa bir durup düşünme duygusu oluşturmayı hedeflediğini söyledi.
Soydan, "İnsanların 'Benim biraz önce çöpe attığım şey gerçekten bu kadar değerli bir esere dönüşebiliyor mu?' şaşkınlığını yaşamasını istiyorum. En azından bir an durup düşünsünler, duyarlılık kazansınlar. Asıl hedefim bu." dedi.