Sağlık Bakanı Akdağ: "Kızılırmak Suyunun Siyasi Polemik Haline Getirilmesi Vatandaşa Haksızlık"
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ankara'nın Suyuyla İlgili Olarak, "Suda En Ufak Halk Sağlığını Tehdit Edilecek Bir Bulgu Görülürse, İster AKP'li Belediye Olsun, İster Başka Bir Belediye Olsun Konunun Üstüne Gidilir. Burada Halkın Sağlığı Söz Konusu. Bu Tartışmaların Siyasi Polemik Haline Getirilmesi Vatandaşa Haksızlık" Dedi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ankara'nın suyuyla ilgili olarak, "Suda en ufak halk sağlığını tehdit edilecek bir bulgu görülürse, ister AKP'li belediye olsun, ister başka bir belediye olsun konunun üstüne gidilir. Burada halkın sağlığı söz konusu. Bu tartışmaların siyasi polemik haline getirilmesi vatandaşa haksızlık" dedi. Bakan Akdağ, 81 ilde sulardaki arsenik miktarının yeniden kontrol ettirilmesi talimatını verdiğini bildirerek "Su numuneleri belediye başkanlarının yanı sıra, valilerin de olduğu ortamda alınacak. Gerekirse basını da götüreceğiz" diye konuştu.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, gündemdeki konuları değerlendirmek üzere Hekimevi'nde düzenlediği basın toplantısında Kızılırmak suyu tartışmalarının siyasi malzeme konusu yapıldığını savunarak, bunun vatandaşa haksızlık olacağını söyledi.
Ankara suyunun gerek mikrobiyolojik yönden gerekse ağır metaller yönünden içmeye elverişli bir su olduğunu belirten Bakan Akdağ, "Sadece Ankara'da değil 81 ilde sudaki arsenik seviyeleri yeniden kontrol ettiriliyor" dedi. Bakan Akdağ, suda vatandaşın sağlığını tehdit edecek herhangi bir bulguya rastlandığı anda konunun üzerine gidileceğini ifade ederek "Vatandaşa sağlık su götürmek ister AKP'li olsun, ister başka biri olsun belediyenin görevi. Burada halkın sağlığı söz konusu. Bu tartışmaların siyasi polemik haline getirilmesi vatandaşa haksızlık" diye konuştu.
-ARITILAMAYACAK SU YOK-
Sağlık Bakanlığı olarak su denetimlerini sıklıkla, yönetmelikle belirtilenden daha sık yaptıklarına işaret eden Bakan Akdağ, alınan su numunelerinin ve yapılan ölçümlerin suyun pompa çıkışından ve musluklardan alındığını söyledi. Bakan Akdağ, "Ankara'nın suyunda gerek mikrobiyolojik gerekse ağır metaller yönünden hiçbir sıkıntı yok. İçilmeye uygun bir su. Artmış bir ishal vakası da yok" dedi. Bakan Akdağ, kanser yaptığı belirtilen arsenik maddesine ilşkin olarak ise, içme suyundaki arsenik miktarının 4 miligram/litre ile AB'nin belirlediği standartların da çok altında olduğunu kaydetti. Bakan Akdağ "arsenikin vücutta yıllarca biriktikten sonra kanser yaptığı" yönündeki soruya ise, "Eğer arsenik miktarı 4 değil de, 10-20 miligram/litre olursa, vücutta birikme yapar ve ileride kansere yol açabilir. Bu değerleri Avrupalı bilim adamlarının ortaya koyduğu değerleridir" dedi. Bakan Akdağ, ayrıca arıtılamayacak suyun olmadığını da söyledi. "Evinizde musluk suyu kullanıyor musunuz" sorusuna ise Bakan Akdağ, "Damacana su içiyorum, ancak kalmadığı zaman ben de çocuklarım da musluktan içiyoruz. Suyun sağlıklı olmasının yanında tadı da önemli. Bu biraz da ağız tadıyla ilgili" dedi.
-KKKA'NIN ETKENİ BELİRLENDİ
Bakan Akdağ, gazetecilerin keneye ilişkin sorularını da yanıtladı. Keneyle ilgili 2003'te bir bilim kurulu oluşturduklarını belirten Bakan Akdağ, "Hastalığın etkenini belirledik. Bir hastalıkta etkenini belirlemek çok önemli. Şu anda dünyada bu konuda araştırmaların en yoğun yapıldığı ülke Türkiye. Biz de bu konuda en yüksek desteği sunuyoruz" dedi. Bakan Akdağ, hem sağlık personeline hem de vatandaşlara eğitim çalışmaları yaptıklarını söyleyerek "Hastalığın maalesef özel bir tedavisi yok. Sadece bir destek tedavisi uygulanabiliyor" dedi. Bakan Akdağ şunları söyledi:
"Önemli olan hastalığın bulaşmaması. Hastalığın kenelerle ve kenelerin belli türleriyle bulaştığını biliyoruz. Bunlar da ülkenin belli bölgelerinde toplanıyor. Daha çok ormanlık bodur ağaçların olduğu kuru arazileri seviyorlar. Kışın toprağın 50-60 santimetre içindeler ve baharda toprağın dışına çıkıyor, canlılara tutunarak yaşıyorlar. Erzurum, Gümüşhane, Bayburt, Tokat gibi yerler ile Karadeniz'in alt kısımlarında özellikle bulunuyorlar."
-ŞEHİRDE RİSK YOK, KÖYLER UYARILMALI
Köyde yaşayan, çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan kişilerin risk altında bulunduğunu ifade eden Bakan Akdağ, "Yani şehirlerde yaşayanlarda çok risk yok. Doğuda hayvancılıkla uğraşanlar için risk var. Şehirlerde yaşayan vatandaşlarımızda gereksiz bir panik oluşmamalı. Ama diğer vatandaşlar çok iyi uyarılmalı" diye konuştu. Bakan Akdağ çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşanların keneden korunmak için yapmaları gerekenleri ise şöyle sıraladı:
-ÇİFTÇİLER KENE KOVUCU SPREY KULLANSIN-
"Mümkün olduğunca kapalı ve açık renk giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır. Çünkü bu keneler alttan tırmanıyor. Topraktan geliyor. Yani toprağa en yakın yerden vücuda geliyor. Paçaların çorap içine sokulmasıyla risk azalır. Vücudun açıkta kalan kısımlarına kene kovucu ilaçlar sürülebilir; ancak bunların koruyuculuğu 2-3 saat ile sınırlı. Yine de kullanılmasında yarar var. Giysilerin üstüne koruyucu etkisi haftalarca süren Sağlık Bakanlığı'nca ruhsatlandırılan kene kovucu spreyler kullanılmalı. Bu spreylerle giysi tamamen ıslatılıyor. 2-3 saat kurumaya bırakılıyor. Kuruduktan sonra giysiyi giyen çiftçiye kene haftalarca yaklaşmıyor. Sağlık Bakanlığı dağıtıyor. Ayrıca sağlık ocaklarından da alınabiliyor. Fiyatı 3 ile 6 milyon arasında değişiyor. Eczanelerden de alınabiliyor. Yani en etkin yöntem kişinin kendini koruması."
-ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİ-
Hastaların yüzde 50'sinden kene yapıştığı bilgisinin alınamadığını belirten Bakan Akdağ, "Hasta kene yapıştığını söylemiyor. Erken bilinmesi önemli. Bu konuda duyarlılığı arttırmak gerekiyor" dedi.
Bakan Akdağ, çiftçiler evlerine döndüklerinde mutlaka giysilerinde kene kontrolü yapmaları gerektiğine işaret ederek şunları söyledi:
"Vücuda kene yapıştığı tespit edilmişse en uygun şekilde çıkarılmalı. Çiftçiler genellikle nasıl çıkarılması gerektiğini biliyorlar; ancak burada tavsiye edilen çıplak elle çıkarmamaları. Çünkü çiftçilerin ellerinde kesikler olabiliyor ve hastalık buradan geçebilir. Çıkardıktan sonra ise hemen bir sağlık kuruluşuna gidilmeli."
-TAVUKLAR SIKI KENE YİYİCİ DEĞİL-
Sağlık Bakanı Akdağ, kenelerin kuş gribinden sonra yapılan tavuk itlaflarıyla arttığı yönündeki iddiaları ise şöyle değerlendirdi:
"Bu konunun uzmanları bunu çok tuhaf karşılıyorlar. Önüne gelenin konuştuğu yerde bilgi kirliliği oluşuyor. Tavuklar sıkı bir kene yiyici değil. Tavukların en fazla itlaf edildikleri bölgede kene popülasyonu yok ki. Tavuklarla kene yiyiciliği arasında bir ilişki yok. Şu anda ortada bir suçlu yok. Suçlu aramak yerine vatandaşın meseleyi doğru algılamasını sağlamamız lazım."
Çiftlik hayvanlarının keneye karşı ilaçlanması gerekliliğinin altını çizen Bakan Akdağ, biyolojik mücadele konusunda ise tartışmaların yaşandığını söyledi. Bakan Akdağ, "Kenelerle biyolojik mücadele konusunda yararı var diyenler de var. Zararı olur diyenler de. Kuraklıkla ilgisinin olabileceği söyleniyor. Biyolojik mücadele ile ekolojik dengenin başka bir biçimde bozulabileceği ifade ediliyor. O nedenle uzmanlar yoğun ilaçlamayı doğrun bulmuyor" dedi.
-HASTA SAYISI ARTABİLİR-
Hasta sayısının artabileceğini de ifade eden Bakan Akdağ, "Ancak vatandaş yeterli duyarlılığa sahip olursa vaka sayısı azalacaktır" diye konuştu.
Bakan Akdağ, keneyi uzak tutmak için çamaşır suyu ve oje kullanılması gibi yöntemlere tepki göstererek "Kenenin vücuttan uzaklaştırılması maksadıyla, alkol, eter, gaz yağı, sigara basma, çamaşır suyu ve oje gibi şeylerin kesinlikle kullanılmaması gerekiyor" diye konuştu.
-SAĞLIK ÇALIŞANLARINA EĞİTİM
Bakan Akdağ, sağlık çalışanlarının da KKKA hastalığına yakalanmasına ilişkin soruya ise şu şekilde yanıt verdi:
"Numune Hastanesinde hastalığın bulaştığı asistanlar, eldiven maske gibi koruyucu önlemleri almışlar; ancak hasta ani ölümcül bir kanama geçirince biraz fedakarca yaklaşmışlar ve hastalık bulaşmış. Biz sağlık çalışanlarını yine eğitiyoruz. Örneğin el yıkama bile çok önemli. Bu konularda sağlık çalışanlarının 3-6 ay arasında eğitilmesi gerekiyor. Fedakarca çalışan bu arkadaşlarımızın hiçbirinin bu şekilde hastalanmalarını istemiyoruz."(ANKA)
(DNZ/KEN/ZG)
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, gündemdeki konuları değerlendirmek üzere Hekimevi'nde düzenlediği basın toplantısında Kızılırmak suyu tartışmalarının siyasi malzeme konusu yapıldığını savunarak, bunun vatandaşa haksızlık olacağını söyledi.
Ankara suyunun gerek mikrobiyolojik yönden gerekse ağır metaller yönünden içmeye elverişli bir su olduğunu belirten Bakan Akdağ, "Sadece Ankara'da değil 81 ilde sudaki arsenik seviyeleri yeniden kontrol ettiriliyor" dedi. Bakan Akdağ, suda vatandaşın sağlığını tehdit edecek herhangi bir bulguya rastlandığı anda konunun üzerine gidileceğini ifade ederek "Vatandaşa sağlık su götürmek ister AKP'li olsun, ister başka biri olsun belediyenin görevi. Burada halkın sağlığı söz konusu. Bu tartışmaların siyasi polemik haline getirilmesi vatandaşa haksızlık" diye konuştu.
-ARITILAMAYACAK SU YOK-
Sağlık Bakanlığı olarak su denetimlerini sıklıkla, yönetmelikle belirtilenden daha sık yaptıklarına işaret eden Bakan Akdağ, alınan su numunelerinin ve yapılan ölçümlerin suyun pompa çıkışından ve musluklardan alındığını söyledi. Bakan Akdağ, "Ankara'nın suyunda gerek mikrobiyolojik gerekse ağır metaller yönünden hiçbir sıkıntı yok. İçilmeye uygun bir su. Artmış bir ishal vakası da yok" dedi. Bakan Akdağ, kanser yaptığı belirtilen arsenik maddesine ilşkin olarak ise, içme suyundaki arsenik miktarının 4 miligram/litre ile AB'nin belirlediği standartların da çok altında olduğunu kaydetti. Bakan Akdağ "arsenikin vücutta yıllarca biriktikten sonra kanser yaptığı" yönündeki soruya ise, "Eğer arsenik miktarı 4 değil de, 10-20 miligram/litre olursa, vücutta birikme yapar ve ileride kansere yol açabilir. Bu değerleri Avrupalı bilim adamlarının ortaya koyduğu değerleridir" dedi. Bakan Akdağ, ayrıca arıtılamayacak suyun olmadığını da söyledi. "Evinizde musluk suyu kullanıyor musunuz" sorusuna ise Bakan Akdağ, "Damacana su içiyorum, ancak kalmadığı zaman ben de çocuklarım da musluktan içiyoruz. Suyun sağlıklı olmasının yanında tadı da önemli. Bu biraz da ağız tadıyla ilgili" dedi.
-KKKA'NIN ETKENİ BELİRLENDİ
Bakan Akdağ, gazetecilerin keneye ilişkin sorularını da yanıtladı. Keneyle ilgili 2003'te bir bilim kurulu oluşturduklarını belirten Bakan Akdağ, "Hastalığın etkenini belirledik. Bir hastalıkta etkenini belirlemek çok önemli. Şu anda dünyada bu konuda araştırmaların en yoğun yapıldığı ülke Türkiye. Biz de bu konuda en yüksek desteği sunuyoruz" dedi. Bakan Akdağ, hem sağlık personeline hem de vatandaşlara eğitim çalışmaları yaptıklarını söyleyerek "Hastalığın maalesef özel bir tedavisi yok. Sadece bir destek tedavisi uygulanabiliyor" dedi. Bakan Akdağ şunları söyledi:
"Önemli olan hastalığın bulaşmaması. Hastalığın kenelerle ve kenelerin belli türleriyle bulaştığını biliyoruz. Bunlar da ülkenin belli bölgelerinde toplanıyor. Daha çok ormanlık bodur ağaçların olduğu kuru arazileri seviyorlar. Kışın toprağın 50-60 santimetre içindeler ve baharda toprağın dışına çıkıyor, canlılara tutunarak yaşıyorlar. Erzurum, Gümüşhane, Bayburt, Tokat gibi yerler ile Karadeniz'in alt kısımlarında özellikle bulunuyorlar."
-ŞEHİRDE RİSK YOK, KÖYLER UYARILMALI
Köyde yaşayan, çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan kişilerin risk altında bulunduğunu ifade eden Bakan Akdağ, "Yani şehirlerde yaşayanlarda çok risk yok. Doğuda hayvancılıkla uğraşanlar için risk var. Şehirlerde yaşayan vatandaşlarımızda gereksiz bir panik oluşmamalı. Ama diğer vatandaşlar çok iyi uyarılmalı" diye konuştu. Bakan Akdağ çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşanların keneden korunmak için yapmaları gerekenleri ise şöyle sıraladı:
-ÇİFTÇİLER KENE KOVUCU SPREY KULLANSIN-
"Mümkün olduğunca kapalı ve açık renk giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır. Çünkü bu keneler alttan tırmanıyor. Topraktan geliyor. Yani toprağa en yakın yerden vücuda geliyor. Paçaların çorap içine sokulmasıyla risk azalır. Vücudun açıkta kalan kısımlarına kene kovucu ilaçlar sürülebilir; ancak bunların koruyuculuğu 2-3 saat ile sınırlı. Yine de kullanılmasında yarar var. Giysilerin üstüne koruyucu etkisi haftalarca süren Sağlık Bakanlığı'nca ruhsatlandırılan kene kovucu spreyler kullanılmalı. Bu spreylerle giysi tamamen ıslatılıyor. 2-3 saat kurumaya bırakılıyor. Kuruduktan sonra giysiyi giyen çiftçiye kene haftalarca yaklaşmıyor. Sağlık Bakanlığı dağıtıyor. Ayrıca sağlık ocaklarından da alınabiliyor. Fiyatı 3 ile 6 milyon arasında değişiyor. Eczanelerden de alınabiliyor. Yani en etkin yöntem kişinin kendini koruması."
-ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİ-
Hastaların yüzde 50'sinden kene yapıştığı bilgisinin alınamadığını belirten Bakan Akdağ, "Hasta kene yapıştığını söylemiyor. Erken bilinmesi önemli. Bu konuda duyarlılığı arttırmak gerekiyor" dedi.
Bakan Akdağ, çiftçiler evlerine döndüklerinde mutlaka giysilerinde kene kontrolü yapmaları gerektiğine işaret ederek şunları söyledi:
"Vücuda kene yapıştığı tespit edilmişse en uygun şekilde çıkarılmalı. Çiftçiler genellikle nasıl çıkarılması gerektiğini biliyorlar; ancak burada tavsiye edilen çıplak elle çıkarmamaları. Çünkü çiftçilerin ellerinde kesikler olabiliyor ve hastalık buradan geçebilir. Çıkardıktan sonra ise hemen bir sağlık kuruluşuna gidilmeli."
-TAVUKLAR SIKI KENE YİYİCİ DEĞİL-
Sağlık Bakanı Akdağ, kenelerin kuş gribinden sonra yapılan tavuk itlaflarıyla arttığı yönündeki iddiaları ise şöyle değerlendirdi:
"Bu konunun uzmanları bunu çok tuhaf karşılıyorlar. Önüne gelenin konuştuğu yerde bilgi kirliliği oluşuyor. Tavuklar sıkı bir kene yiyici değil. Tavukların en fazla itlaf edildikleri bölgede kene popülasyonu yok ki. Tavuklarla kene yiyiciliği arasında bir ilişki yok. Şu anda ortada bir suçlu yok. Suçlu aramak yerine vatandaşın meseleyi doğru algılamasını sağlamamız lazım."
Çiftlik hayvanlarının keneye karşı ilaçlanması gerekliliğinin altını çizen Bakan Akdağ, biyolojik mücadele konusunda ise tartışmaların yaşandığını söyledi. Bakan Akdağ, "Kenelerle biyolojik mücadele konusunda yararı var diyenler de var. Zararı olur diyenler de. Kuraklıkla ilgisinin olabileceği söyleniyor. Biyolojik mücadele ile ekolojik dengenin başka bir biçimde bozulabileceği ifade ediliyor. O nedenle uzmanlar yoğun ilaçlamayı doğrun bulmuyor" dedi.
-HASTA SAYISI ARTABİLİR-
Hasta sayısının artabileceğini de ifade eden Bakan Akdağ, "Ancak vatandaş yeterli duyarlılığa sahip olursa vaka sayısı azalacaktır" diye konuştu.
Bakan Akdağ, keneyi uzak tutmak için çamaşır suyu ve oje kullanılması gibi yöntemlere tepki göstererek "Kenenin vücuttan uzaklaştırılması maksadıyla, alkol, eter, gaz yağı, sigara basma, çamaşır suyu ve oje gibi şeylerin kesinlikle kullanılmaması gerekiyor" diye konuştu.
-SAĞLIK ÇALIŞANLARINA EĞİTİM
Bakan Akdağ, sağlık çalışanlarının da KKKA hastalığına yakalanmasına ilişkin soruya ise şu şekilde yanıt verdi:
"Numune Hastanesinde hastalığın bulaştığı asistanlar, eldiven maske gibi koruyucu önlemleri almışlar; ancak hasta ani ölümcül bir kanama geçirince biraz fedakarca yaklaşmışlar ve hastalık bulaşmış. Biz sağlık çalışanlarını yine eğitiyoruz. Örneğin el yıkama bile çok önemli. Bu konularda sağlık çalışanlarının 3-6 ay arasında eğitilmesi gerekiyor. Fedakarca çalışan bu arkadaşlarımızın hiçbirinin bu şekilde hastalanmalarını istemiyoruz."(ANKA)
(DNZ/KEN/ZG)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA