Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş Anayasa Değişikliği Üzerine Konuştu
BASIN BüLTENİDİR.
BASIN BüLTENİDİR. 31 Mart 2010 çarşamba günü Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nda bir konferans veren Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş uzun bir süredir devam eden kaoslar ve krizler dolayısıyla Türkiye gündemine damgasını vuran anayasa değişikliği meselesi üzerine değerlendirmelerde bulundu. “Biz o anayasa değişikliğini başından itibaren çok net bir şekilde gündeme getirmiş olan bir siyasi partiyiz. Burada öncelikle ‘usül esası mukaddemdir’ esasıyla hareket etmenin doğru olduğu kanaatindeyiz” sözleriyle konuşmasına başlayan Kurtulmuş, Türkiye’de topyekün bir anayasa değişikliğine ihtiyaç olduğunu belirterek sadece 29 maddenin değiştirilmesinin anayasa değişikliği için yeterli olmayacağını sözlerine ekledi. Anayasaların öncelikli olarak uzlaşma meselesi olduğunu ifade eden Numan Kurtulmuş, bu konu üzerine parlamento içerisinde grubu bulunan bulunmayan tüm siyasi partilerin, fikir kuruluşlarının, üniversitelerin, STK’ların bir uzlaşı arayışı içerisinde olmasının önemine vurgu yaptı. “Partilerin anayasası olmaz” diyen Kurtulmuş, partilerin anayasa tekliflerinin olabileceğini ve bu çerçevede tekliflerin karşılıklı olarak müzakere edileceği bir sürecin olması gerektiğini belirtti. Buna ek olarak, anayasa değişikliğini bir siyasi manevra konusu olarak görmemek gerektiğini söyleyen Numan Kurtulmuş sözlerine şöyle devam etti: “Anayasalar bu anlamda, sadece partilerin o günkü yer aldıkları konumlara göre değil ülke ve milletin ihtiyaçlarına göre şekillenmek durumunda kalmalıdır. Anayasayı kim yapacak sorusu da önemlidir. Türkiye’deki iktisadi ve siyasi elitler Tanzimat’tan bu yana anayasayı milletin yapmasını uygun görmezler. Biz yapar, anayasalarını önlerine koyarız diye düşünürler. Aslında bu soru, bu ülkede yaşayan 72 milyon vatandaş Türkiye’nin kiracısı mıdır ev sahibimidir sorusunun cevabıyla ilgilidir. Biz inanıyoruz ki bu topraklarda yaşayan bütün vatandaşlar bu ülkenin ev sahibidir ve esas yapılması gereken anayasa yapım sürecinde süreci millete açarak milletin bu süreçlerdeki yegâne hâkim ve hakem olmasını sağlamaktır. Böylece millete dönüp ‘ey millet, buyurun kendi ülkenizin kendi tapusunu siz yapın deme fırsatımız olur. Bu genel prensipleri bizi ziyarete gelen hükümet yetkililerine de ifade ettik ve ayrıca şu sorularla gerçekten Türkiye’nin önünü açacak olan bir anayasa nasıl yapılır onu da ortaya koymaya çalıştık. “Bize göre Türkiye’deki mevcut parlamento hiç kuşkusuz yasa ve anayasa değişikliklerini yapmaya muktedir, meşru bir parlamentodur” diyen Kurtulmuş, 2007’de yapılan ve 411 milletvekilinin oylarıyla geçen anayasa değişikliğinin Anayasa Mahkemesi’nden geri dönmesine neden olan iptal gerekçesinin Türkiye’de yeni bir hukuki kördüğüm ortaya çıkardığını ifade etti. İptal kararıyla Anayasa Mahkemesi’nin kendisini parlamento üzerinde bir senato konumuna getirdiğini iddia eden Kurtulmuş, “Türkiye’de artık Anaysa Mahkemesi istemediği sürece sadece bir anayasa değişikliği şekil bakımından değil, esastan değiştirilebilecek noktaya gelmiştir. Topyekûn bir anayasa yapmak için bu kördüğümün açılması normal yollarla mümkün değildir” dedi. Anayasanın topyekun değiştirilmesini ‘vesayetten millet egemenliğine dönüş’ olarak adlandıran Kurtulmuş, var olan kördüğümü aşacak tek yolun millete dönmek olduğunu ifade etti. Saadet Partisi olarak tekliflerinin mevcut parlamento devam ederken bir anayasa meclisinin ortaya konulması ve bu anayasa meclisinin dar bölge, tek milletvekili sistemiyle yaklaşık 300 kişiden oluşan toplumun bütün kesimlerini, coğrafyasını ve siyasal kanaatlerini temsil edildiği bir meclisin oluşması olduğunu sözlerine ekledi. Numan Kurtulmuş sözlerine şöyle devam etti: “Bu meclisin bir yıl boyunca görev yaparak sadece anayasayı tasarı olarak hazırlaması ve bu anayasa tasarısının TBMM’ye verilerek referanduma götürülmesiyle milletin yeniden kendi anayasasını yapması, 1921’de olduğu gibi yeniden güçlü bir şekilde millet iradesinin anayasaya aksetmesinin sağlanması mümkün olur. Aksi takdirde, korkarız ki mevcut anayasa paketinde yapılacak ufak değişikliklerin, siyasi kavga ve tartışmalarla ve seçim hesaplarıyla heba edilmesi mümkündür. Bunu önlemenin yolu, sağlıklı bir anaysa meclisi oluşturularak topyekûn bir anayasa değişikliğinin ortaya konulmasıdır.” Türkiye’deki siyasal sistemin iyi analiz edilmesinin gerekliliğinin altını çizen Numan Kurtulmuş, “Türkiye’deki siyasi sistem adı her ne kadar demokrasi olsa da niteliği itibarıyla bir bürokratik oligarşidir. Millete hesap vermeyen, millet tarafından denetlenmeyen birtakım adacıklar millet egemenliğinin üstündedir ve parlamento aslında fiili anlamda işlerin az bir kısmını yürütmektedir” dedi. 61 Anayasası ve dönemin hukuki düzenlemelerinin hukuk sistemi, yargı sistemini ve askeri kararları millet egemenliği dışına attığını ifade eden Kurtulmuş, “12 Eylül sonrası düzen bunu tahkim etmiş, YÖK vasıtasıyla eğitim sistemi önemli bir şekilde millet denetimi dışına çıkmıştır. 2000 yılında imzalanan 17. IMF protokolüyle de Türkiye’de ekonomik kararlar millet denetimi dışında bırakılmıştır” açıklamasında bulundu. Bunun aşılabilmesi için Türkiye’deki kurum ve kuruluşların milletin denetimi ve egemenliğine bırakılması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, bununla birlikte de çok ciddi bir ittifakla yeni anayasanın ortaya çıkmasının doğru olan yol olduğunu belirtti. Türkiye’de anayasaların değişmesinin ya askerin namlusunun ucunda ya da AB öngördü diye olduğunu söyleyen Numan Kurtulmuş, “Halbuki bu millet siyasi birikimi ve tecrübesiyle yeni bir anayasayı yapabilecek olgunluğa fazlasıyla sahiptir. Esas yol budur. Biz sorumlu, anlayışlı bir muhalefet gereği bunu hükümete yapması gereken esas iş olarak teklif ediyoruz ama bunun yapılmayacağı ortadadır” dedi. Numan Kurtulmuş Saadet Partisi olarak yeni teklifte eksik gördükleri hususları şöyle özetledi: “Bunlardan bir tanesi anayasanın her yerine serpiştirilmiş bulunan ‘devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü’ tabiri. Bu, mevcut anayasanın totaliter devletçi tarafını yansıtmaktadır. Bu ibarelerin mutlaka ‘milletin ülkesi ve devletiyle’ şeklinde değiştirilmesi zaruridir. Yine 1960 Anayasası’yla kaldırılan 1921 Anayasası’nın ‘hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir, millet bu egemenliği TBMM eliyle kullanır’ ifadesi 61 ve 82 anayasalarında ‘hakimiyet milletindir ama millet bu egemenliğini anayasal kurumlar vasıtasıyla kullanır’ ibaresi vardır. Bunun değiştirilmesi, ‘millet egemenliğini anayasa esaslarına göre, milletin seçtiği organlar yoluyla kullanır’ ibaresinin getirilmesi zaruridir. Yine vatandaşlık tanımının mutlaka etnik tanımlamadan hukuki bir tanımlamaya döndürülmesi zorunludur. Laiklik kavramının anlaşılır, açık, hukuki tanımının yapılması zorunludur. Genelkurmay Başkanı’nın 60 İhtilali’nden önce olduğu gibi Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması zorunludur. 156. ve 157. maddeler değiştirilerek, yargı birliğinin sağlanması ve bunun için de askeri Danıştay ve askeri Yargıtay’ı düzenleyen maddelerin kaldırılması zorunludur. Yine aynı şekilde Sayıştay’ın savunma sanayi fonu ve belediye iktisadi teşekküllerini denetleyecek şekilde görevlerinin düzenlenmesi zorunludur. HSYK yapısındaki değişiklikler zorunludur. Bu değişikliği olumlu bulduğumuzu ama eksik bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Yine Anayasa Mahkemesini düzenleyen 146. maddenin düzenlenmesi zorunludur. Burada da olumlu adımlar atılmış fakat eksiklikler olduğu kanaatindeyiz. Yine dokunulmazlıklar konusu kürsü masumiyetini tahkim edecek ama bireysel suçlarda dokunacak şekilde tanzim edilmelidir. Yani insanlar siyasi olarak söyleyecekleri hiçbir sözden sorumlu olmayacaklar, ama diyelim ki bireysel suçlar işlenmişse bunların mutlaka karşıtı olmalıdır. Seçim sisteminin değişmesi zaruridir. 2002 Parlamentosunda halkın oylarının %45’i daha seçim akşamı çöpe atılmıştır. 2007 seçimlerinde de %20’si çöpe atılmıştır. Mutlaka barajın kaldırıldığı bir seçim sisteminin oluşması şarttır. Bu anlamda özellikle siyasi partiler esasındaki değişiklikleriyle önseçim sisteminin getirilmesi, ama buna karşılık 150 milletvekillik bir ülke barajı getirilmesi teklifinde bulunduk, siyasi partilerle ilgili görüşlerimizi ifade ettik. Burada tabi hükümetin yanlış getirdiği bir uygulama olarak siyasi partilerin kapatılmasında Anayasa Mahkemesi öncesinde parlamentonun devreye sokulmasını hukuk açısından fevkalade sakıncalı ve adalet prensipleri bakımından da eksik buluyoruz. Parlamentoda grubu bulunan bir partinin kapatılmasıyla ilgili olurunu nitelikli çoğunlukla bile olsa istemek hukuk ve demokrasi ile çelişir. Bunun yerine biz siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılması burada bağımsız mahkemeler tarafından suçlu bulunup yargılanmaları ve hapis cezası almaları karşısında kapatma davalarının açılmasının daha doğru olduğu kanaatindeyiz. Siyasi partiler esasındaki değişikliklerden birisi olarak mutlaka Parti içi demokrasinin yasal yollarla korunmasının sağlanması, üyeliğin şeffaf açık hale getirilmesi, partilerin genel seçimlerde aldıkları oy oranlarında çok farklı olmayan kat sayılarla hesaplanarak hazine yardımı almalarının sağlanması gerekir. 24. maddede din ve vicdan hürriyetinin sağlanmasına yönelik tahkim edici hususlar teklif etmiştik, yine eğitim hakkıyla ilgili hiç kimsenin eğitim ve öğretim hakkının engellenmemesini zorunlu olarak görmüştük. Anayasanın 72. maddesinde vatan hizmetini düzenleyen maddenin değiştirilerek profesyonel askerliğe zemin hazırlayacak değişikliklerin yapılmasını teklif etmiştir. 28. maddede basın yayın ile ilgili düzenlemeyi yaparak basın yayın kuruluşlarının medya faaliyetleri dışında faaliyetlerinin olmaması gerektiğini ifade etmiştik. Bunun yeni paketin içerisine alınmış olması önemli bir adımdır. Anayasa Mahkemesi’nin Yüce Divan vasfının kaldırılması, onun yerine uygun bir düzenle Yargıtay’ın Yüce Divan haline dönüştürülmesi ile ilgili tekliflerimizi ifade ettik. MGK ve YÖK’ün ya anayasal kurumlar olmaktan çıkartılması ya da görevlerinin anayasada çok net bir şekilde açıklanarak yapacakları işlerin tadat edilmesi şarttır. Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurumu Cumhurbaşkanlığı’na bağlı bir kuruluş olduğu için Genelkurmay Başkanlığı’nın ilgili kurumlarını da denetleyebilme imkânının sağlanması lazım.” Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesini temin etmenin AKP iktidarının 8 yıllık iktidarı süresince en önemli adımlarından birisi olduğunu belirten Kurtulmuş, “Türkiye’de seçime girme hakkına sahip bütün partilerin cumhurbaşkanı adayı gösterebilmesini temin etmek gerekir. Ayrıca noterden 50000 imza getirmiş olan her şahsın cumhurbaşkanı adayı olmasını temin etmek gerekir. Sayın Cumhurbaşkanı da ifade etti cumhurbaşkanlığının yetki ve sorumluluklarının parlamenter sistem çerçevesinde yeniden düzenlenmesi gereklidir” dedi. Anayasa değişikliğinin referanduma götürülmesi konusunda da konuşan Kurtulmuş, “Tek tek değişiklikler pusulaya konulup insanlara oylatılabilir. Bu son derece basit bir yoldur. Biz bunun bir pusulada farklı maddeler halinde ortaya konulması gerektiğini düşünüyoruz. Hemen şu itiraz geliyor bu millet farklı maddeleri oylayamaz. Kusura bakmayın, bu millet 45 partinin yer aldığı seçim pusulasına oy atmayı biliyor da gelip anayasaya oy atmayı mı bilmeyecek? Bu millete güvensizliğin bir işaretidir.” Anayasa tartışmalarıyla Türkiye’de yeni bir kamplaşma, çatışma ve kutuplaşmanın söz konusu olabileceğine dikkat çeken Numan Kurtulmuş, “Bu kutuplaşmanın ertesinde ne sonuç çıkarsa çıksın bu anayasa tartışmalı bir anayasa haline gelecek. Ben hükümeti buradan açık bir şekilde uyarmayı görev kabul ediyorum” dedi. Bir ülkenin siyasi topografyasının anayasalar, meclis iç tüzükleri, seçim yasaları ve seçim kanunları olmak üzere dört tane hukuk metnine bağlı olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “bir ülke demokratik bir ülke midir, otoriter bir ülke midir, bürokratik bir ülke midir bu dört metin bizim önümüze koyuyor. Türkiye’ye baktığımız zaman bu dört tane hukuk metninin tamamı maalesef totaliter bir anlayışla kaleme alınmış metinlerdir. Bunların demokratik bir hale getirilmesi Türkiye önünde en önemli adımlardan birisi olacaktır ve Türkiye bu şekilde demokratikleşme sürecinin içerisine girecektir” şeklinde yorumlarını dile getirdi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Basın Bültenleri
, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA