Prof. Dr. Özdemir: "Fransa'nın Girişimi Lozan Anlaşmasına Tamamen Aykırı"

Güncel Haberler

Ttk Ermeni Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir, Fransa'nın, Ermeni Soykırımı İddiasını Yeniden Gündeme Getirmesinin, Ekleriyle 163 Maddeden Oluşan Lozan Anlaşmasına Aykırı Olduğunu Belirtirken, Anlaşma Kapsamındaki 8 No'lu Genel Affa İlişkin Protokolün de Çiğnendiğini Anımsattı.

Türk Tarih Kurumu (TTK) Ermeni Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir, Fransa’nın “inkar yasası” girişiminin, altına imza koyduğu Lozan Anlaşmasına tamamen aykırı olduğunu bildirdi. Türk olsun Ermeni olsun o dönemde işlenen suçların Lozan’ın eklerinden olan 8 No’lu Protokol ile 20 Kasım 1922’e kadar olanların affedilerek genel af kapsamına alındığını açıkladı.

TTK Ermeni Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir, Fransa’nın son Ermeni girişimi öncesinde konuyla ilgili olarak ANKA’ya önemli açıklamalarda bulunarak, bazı tarihi gerçekleri hatırlattı.

Ermeni soykırımı ididalarıyla ilgili olarak konuşanların 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Anlaşmasında bu konunun bütün taraflar açısından çözüme bağlandığını bilmesinin “alfabe bilgisi” olduğunu belirten Prof. Dr. Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü:

GENERAL PELLE’NİN İMZASI VAR, FRANSA’NIN YAPTIĞI TAMAMEN AYKIRI

“Lozan Barış Anlaşması 143 maddeden ibarettir. Bir de bu anlaşmanın 20 ek maddesi vardır. Anlaşmanın 8 No’lu genel affa ilişkin açıklama ve protokol var. 8 No’lu genel affa ilişkin açıklamayı tırnak içinde aktaralım. Bu anlaşma ve deklarasyon İngiltere, Fransa, Romanya, İtalya, Japonya, Yunanistan ve Türkiye tarafından sağlanmıştır. Bu metnin altında General Pelle'nin imzası vardır. Fransa'nın bugünkü yaptığı işlem tamamen uluslararası hukuk açısından boş bir işlemdir. Fransa'nın girişimi Lozan uluslararası anlaşmasına tamamen aykırı. 24 Temmuz 1923 tarihinde Fransa General Pelle'nin imzasıyla bu deklarasyonu imzalanmıştır. Bu deklarasyon çok açık bir şekilde sadece savaşa dönük suçlar açısından, Ermenilerin lehine veya Türklerin lehine veya aleyhine bir durum değildir. Herkes için aynı derecededir. Savaşta işlenmiş bir suç var ise, bu suçu işleyen bir Türk ise ya da bir Ermeni ise ki bu suçu işleyen Ermeniler de vardır. Örneğin Erzurum milletvekili Karakin Pastırmacıyan Ermeni gönüllü birliklerini kurmuştur. General Andranik, o da Şebin Karahisarlı. Bu kişiler yargılanmak durumundaydılar, savaş suçlusu olarak. Çünkü savaşın birinci yılında 125 bin Türk'ü katletmişlerdi. Genelkurmay arşivlerinde bulunmaktadır. Orduya gelen istihbaratlarla kayıt altına alınmıştır. 5 yılda öldürülen Müslüman ve Türk sayısı 525 bindir. Savaş suçları toptan bu protokol kapsamına girmiştir.“

Sorunun sadece Türklerle Ermenileri ilgilendirmediğini kaydeden Prof. Dr. Özdemir, “Tarih açısından bu yanlıştır. Mesele, Türklerle Ermeniler arasında bir mesele değildir. O zamanki Osmanlı imparatorluğu ile Fransa, Rusya, İngiltere, ABD ve hatta Almanya ve Avusturya arasında bir meseledir. Şimdi siz bir savaşın içerisindeki bir olayı ele alıyor ve ‘bu olay şudur’ diye bir değerlendirme yapıyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu olayla ilgili hukuki, siyasi, ahlaki sorumluluğu bulunmamaktadır“ diye konuştu.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN İLGİSİ YOK 1922 ÖNCESİ

Türkiye’nin Osmanlı’nın mirasçısı olarak görüldüğü hatırlatılınca da Hikmet Özdemir, “Burada kişilerle ilgili bazı değerlendirmeler yapılabilir. 1915 yılında bu olayda karar almış, yada görev almış kişilerle ilgili değerlendirme yapılabilir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti yeni kurulmuş bir devlettir. Bakın size tarih de vereyim. Bu önemli. Bu protokole göre 20 Kasım 1922 tarihinden önceki bütün siyasi ve askeri nedenlerle ortaya çıkan suçlar bu genel af kapsamında mütalaa edilmiştir. Nedir bu? 1922 öncesi kastediliyor. Cumhuriyet 1923'te ilan edildi. Rumların ve Ermenilerin sebep oldukları kayıplardan dolayı da bu genel af çıkarılmıştır. Bu sadece Türkler için çıkarılmış bir genel af değildir. Türkler için bir iltifat değildir“ dedi.

8 NO’LU PROTOKOLE GÖRE YAŞANANLAR SAVAŞTI

8 No’lu Protokol’ün yaşananları bir savaş olarak değerlendirdiğini, Protokolün, "Bugünkü barış anlaşmasına imza koyan devletler, Doğuda barışı bozmuş olan olayların unutulması isteğinde birleştiklerinden dolayı bu protokolü imzalayıp, yayınlıyorlar" cümlesiyle başladığını vurgulayan Prof. Dr. Özdemir, parlamentoların tarihte kalan olayları değerlendiremeyeceğini, “aynı yanlışa Türkiye’nin de düşmeyeceğini“ şöyle anlattı:

TÜRKİYE CEZAYİR’LE AYNI YANLIŞA DÜŞMEZ

“Türk ulusu adına hükümetin, Dışişleri’nin, parlamentonun tepkisi doğaldır. Yanlış olan bir olay vardır. O da şudur: Tarihte kalan bir olayın değerlendirmesi, incelenmesi parlamentolarda yapılamaz. Fransız Parlamentosu bu yanlışı ısrarla sürdürmek istemiştir. Türkiye'nin böyle bir yanlışa düşmeyeceğinden eminim. Düşmeyeceğine inanmak istiyorum. Parlamentonun Cezayir olayları ile ilgili bir kanun çıkarılması son derece yanlış olur. Biz parlamentoların bu konulardaki kararlarını doğru bulmuyoruz. Aynı şey bizim için de geçerlidir. Fransa'nın Cezayir ile ilişkisinin yargılanması TBMM'nin görev alanına girmez” diyerek anlattı.

FRANSA’YA PROTOKOLÜN 4 VE 5’NCİ MADDELERİNİ HATIRLATTI

Fransızlarınbu protokolün özellikle 4 ve 5’nci maddelerine bakmalarını isteyen Prof. Dr. Hikmet Özdemir, şunları söyledi:

“4. madde aynen şöyle: Türkiye uyruklarından yani Osmanlıyı kastediyor, buna karşılık bugünkü barış anlaşmasını imzalayan öteki devletler uyruklarından olup, buna hepsi giriyor, genel bir şey. Türk kalacak olan topraklarda 20 kasım 1922 den önce, siyasi ve askeri nitelikteki nedenlerle söz konusu devletler makamları veya Türkiye makamlarınca tutuklananlar, kovuşturma konusu olanlar veya mahkum edilmiş olanlar, genel aftan yararlanacaklar. Tutuklu iseler uyruğunda oldukları devletlerin makamlarına teslim edileceklerdir. İşgal ordularına mensup bir kişinin, (Fransa ve İngiltere kastediliyor)ölümü veya ağır yaralanması sonucunu veren bir eylemden suçlu bulunanlar kapsam dışı tutulmak üzere. İş bu hüküm anılan günden önce işlenmiş adi bir suç nedeni ile olsa ve onu işleyenler Türkiye'nin dışına gönderilmiş de bulunsa, yukarıda söz konusu olan toprakların bir bölümünü işgal etmiş olan devletlerin makamlarınca tutuklanan, kovuşturma konusu olan veya mahkum edilmiş bulunan Türk uyruklular içinde uygulanır. Yani Türk demiyor, Türk uyruklu herkes için geçerli.”

OLAYLARIN UNUTULMASI İSTENDEĞİ İÇİN DEKLARASYON AÇIKLANDI

Yine protokolün 5’nci maddesinde de “Söz konusu nedenlerle verilmiş tüm ceza hükümleri kaldırılacak ve yürütülmekte olan tüm kovuşturmalar durdurulacaktır” denildiğine dikkat çeken Özdemir, “İmza koyan devletler Doğuda barışı bozmuş olan olayların unutulması isteğinde de birleştiğinden böyle bir deklarasyonu açıklama gereği duyuyorlar” dedi.

FRANSA HEM TÜRKLERDEN HEM ERMENİLERDEN ÖZÜR DİLEMELİ

“Fransa'nın 1. Dünya Savaşında yaptıklarından dolayı hem Türklerden hem de Ermenilerden özür dilemesi gerekiyor. Çünkü Fransız, Rus ve İngiltere arşivindeki belgeleri elimizde. Onun için biz çok rahatız. Türk tezini benimseyen insanlar olarak göğsümüzü gere gere bu olaylar soykırım değildir diyoruz” şeklinde konuşan Özdemir, 1.Dünya Savaşının 90’ncı yıldönümünde 2008’de tarafların İstanbul’da toplanarak yaşananları değerlendirmesi önerisinde bulundu. Özdemir, konuyu şöyle ifade etti:

1.DÜNYA SAVAŞININ 90’NCI YILINDA İSTANBUL’DA TOPLANALIM

“2008 yılı savaşın bitişinin 90. yılı olacaktır. Türkiye olarak biz bir çağrı yaparız, hükümet, Meclis, Dışişleri yapar, yapılmalıdır. Birinci sırada Fransa'ya, Rusya'ya, İngiltere, ABD, Almanya ve Avusturya'ya şu çağrı yapılmalıdır: 'Gelin, savaşın yenen ve yenilen tüm tarafları geliniz. 90 yılda, bu savaşın bir değerlendirmesini yapalım. Bu savaş insanlıktan ne götürmüştür, bu savaşın maliyeti ne olmuştur? Bu savaştaki savaş suçlularını tekrar inceleyip ortaya çıkaralım. Bütün taraflar, Ermeni ve Türklerin kayıplarından sorumludur. Türkleri katleden Ermeniler var ve bu Ermeniler Türkleri katlettikleri için, Türk Ordusunu arkadan vurdukları için, zorunlu göç işlemine tabi tutulmuşlardır.“ (ANKA)

(MAN/ÇAĞ)
Kaynak: ANKA / Güncel

, Haberler