Polis ve Magazin Basını
Bugünkü Yazımda İki Ayrı Konuya Değineceğim. Birincisi, Tv Ekranlarında Çok Üzülerek Seyrettiğim Timuçin Esen Olayı, Diğeru İse Olimpiyat Komitesinin Yıllık Kongresi. Umarım İki Konuda Vermek İstedğim Mesaj İyi Anlaşılır.
Bugünkü yazımda iki ayrı konuya değineceğim. Birincisi, TV ekranlarında çok üzülerek seyrettiğim Timuçin Esen olayı, diğeru ise Olimpiyat komitesinin Yıllık Kongresi. Umarım iki konuda vermek istedğim mesaj iyi anlaşılır.Önce Timuçin Esen’in başına gelenlere bakalım. Bir akşam içkili vaziyette bir klüpten dışarı çıktığında magazin muhabirleri ile karşılaşıyor. Israrlı sorulara önce kibar bir şekilde yanıt vermeye çalışarak, resminin ve görüntüsünün çekilmesini istemediğini söylüyor. Ama bizim meslektaşlarımız sanki define bulmuş gibi, genç sanatçının üzerine gidiyorlar. Bununla da yetinmeyip, polis çağırıyor ve polise şikayetlerde bulunuyorlar. Amaç belli. Adamı kelepçeletip, görüntüsünü almak. Yaşananları tekrar etmeme gerek yok.Bu olay Danimarka’da yaşansa ne olurdu biliyormusunuz? Hem muhabirler hem de polisler hakkında çok büyük bir tazminat davası açılırdı. Çünkü sanatçı da olsa, normal bir vatandaş da olsa, kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmez. Danimarka yargısı da olaya, özel hayata müdahale olarak görür ve muhabirler ve polislere ceza verirdi. Zaten böyle bir olay yaşanamazdı çünkü polisler, muhabirlerin etkisinde kalmaz, ortada bir olay olsa bile muhabirleri yaklaştırmazlardı.Bu tür magazin haberlerine Danimarka televizyonlarında, dergilerde, gazetelerde, rastlanmaz. Magazin haberi tabiki bazı dergilerde var. Ama kişilerin resimleri sadece kendi istemeleri durumunda çekilebilir. Benzeri bir olayda ise kişi gerçekten yagılanır ve suçlu bulunursa, isim yasağı yoksa hakkında haber yapılır. Bu olayı izleyince bir başka olay geldi aklıma. Senesini hatırlamıyorum ama Norveç’te tanınmış bir bayan sporcu, havaalanında uçak beklerken yanında sevgilisi ile görüntülenmişti. Söz konusu soporcu foto muhabiri ve çalıştığı medyayı mahkemeye verdi “ben yaptığım sporla tanınıyorum. Spor yaparken resmim çekilebilir ama havaalalında bulunmam, yaptığım sporla ilgili değil, benim özel yaşantımın bir parçasıdır” dedi ve mahkemeyi kazandı. Resmi çeken foto muhabiri ve çalıştığı medya 150 bin kron tazminat ödemek zorunda kaldı. Umarım Timuçin Esen’i o durumda bırakan muhabirler bu yazıyı okurlar ve bir ders çıkarırlar. Basın özgürlüğü demek. Insanların özel yaşantılarına burnunu sokmak demek değildir. Umarım Türk yargısı da Norveç yargısı kadar duyarlı davranır.OLİMPİYAT KOMİTESİ OBAMA VE VELİAHT PRENS FREDERİKDünya Olimpiyat Komitesinin 121’inci sezon, 13’üncü kongresi Kopenhag’da yapıldı. Kongre sırasında, 2016 olimpiyatlarının nerede yapılacağına da karar verildi. Chicago, Madrid, Tokyo ve Rio de Jenario’nun aday olduğu 2016 olimpiyatların Rio De Jenario’da yapılması kararlaştırıldı. Olimpiyatların Chicago’da yapılması için ABD Başkanı Barack Oba eşi Michelle Obama’yı oylamadan 3 gün önce kulis çalışmaları yapması için Kopenhag’a gönderdi. Kendisi de oylama günü gelerek bir konuşma yaptı. Ama oylamada ilk elenen şehir Chicago oldu. Neden mi?. Çünkü olimpiyat komitesinin üyeleri, Obamaların kendileri üzerinde baskı kurmaya çalıştıklarını düşündü. Çünkü Barack Obama, konuşması dışında olimpiyat komitesi üyelerine zaman ayırıp onları adam yerine koymadı. Bu da Chicago’nın elenmesine neden oldu. ABD basını Obama’yı yerden yere vurdu. Bence komite en iyisini yaptı. Hem daha önce olimpiyatları yaşamamış bir spor ülkesi olan Brezilya’yı tercih etmekle hem de makamların sporun üzerinde olmadığını göstermekle.Komite toplantısının son günündeki oylamada ise, komiteye 6 yeni üye seçildi. Yeni üyelerden biri de Danimarka’nın Veliaht Prensi Frederik oldu. Frederik, sopora çok önem veren, olimpiyatları hiç kaçırmayıp seyreden, sporun her dalında Danimarkalı sporculara moral veren bir Prens. Seçildiği gün yaptığı basın toplantısında kendisine „yarın kral olacak bir kişi olarak olimpiyat komitesine girmeyi neden bu kadar çok istediniz? Şimdi komiteye seçildiniz ama olimpiyatlara nasıl bir katkınız olur? sorusunu yöneltiğimde„ben sporu çok seviyorum. Bu görev benim için yeni bir görev. Amacım gençlere ve çocuklara sporu sevdirmek. Onlara daha küçük yaşlarda spor yaptırmak. Kendi ülkelerinde başarılı sporcular olmalarını sağlamak. Spor yapmak isteyip de yapamayan çocuklara yardım etmek. Ben onlar için bir rol model olmak istiyorum” dedi. Evet, Prens Frederik, gerçekten sporu sevdirmeye çalışıyor. Onun komiteye seçilmesinin, Danimarka’da yaşan Türk ve diğer göçmen gençlerin de spora daha çok ilgi duymasına yarayacağına eminim.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA