PKK Muhatap Alınamaz

Güncel Haberler

Akil Adamlar Olarak Adlandırılan Türkiye Bağımsız Komisyonu Tarafından Dün Açıklanan 'Avrupa'da Türkiye: Kısırdöngüyü Kırmak' Başlıklı 53 Sayfalık Raporda, Kürt Sorununun Çözümünde PKK ve Liderinin Hiçbir Zaman Muhatap Olamayacağı Belirtilerek, "Bu Örgüt, Gelecekte Yasal Olamayacak Kadar Çok Terör Eylemi Gerçekleştirmiştir" Denildi.

Akil Adamlar olarak adlandırılan Türkiye Bağımsız Komisyonu tarafından dün açıklanan ‘Avrupa’da Türkiye: Kısırdöngüyü Kırmak’ başlıklı 53 sayfalık raporda, Kürt sorununun çözümünde PKK ve liderinin hiçbir zaman muhatap olamayacağı belirtilerek, “Bu örgüt, gelecekte yasal olamayacak kadar çok terör eylemi gerçekleştirmiştir” denildi.

Komisyon Başkanı Nobel ödüllü eski Finlandiya Devlet Başkanı Martti Ahtisaari, AB’nin, Türkiye’ye engeller çıkarması halinde güvenilirliğinin tehlikeye düşeceği uyarısında bulundu. Raporun ana hatları şöyle:

PKK’nın eylemleri terördür

PKK ve hapisteki lideri Abdullah Öcalan meşru siyasi muhataplar değillerdir ve Türkiye’de gelecekte yasal olarak var olamayacak kadar çok terör eylemi gerçekleştirmişlerdir. Bir kısmı belki Türkiye’de, bir kısmı da Kuzey Irak’ın ücra dağlık bölgelerinde olan 5 bin kadar silahlı militanı ile PKK, bir milli kurtuluş amacı gütmektedir. Ancak kullandığı metodlar, haraç, uyuşturucu kaçakçılığı, askeri karakollara saldırı ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde sivillere ve Avrupalı turistlere yönelik bombalı saldırı düzenleme gibi terör ve diğer suç teşkil eden eylemlerdir. İktidardaki AKP hem Türkler, hem de Kürtlerden güçlü destek almış, Güneydoğu’da oyların yarısını kazanmıştır ve daha önceki hükümetlere göre Kürtlerin durumunu iyileştirmek için çok daha fazla şey yaptığı söylenebilir. AB ülkelerinin PKK’nın maddi kaynak bulmasını ve ülkelerinde örgütlenmesini önlemek için çok daha gözle görülür adımlar atmaları gerekir.

Bu sorunu AB yarattı

AB bu sorunu, Kıbrıs’ın 1 milyon nüfusunu henüz iki toplum arasındaki sorunlar çözülmeden üyeliğe kabul ederek kendi kendine yaratmış oldu. Dolayısıyla, Ada’nın uzun ve karmaşık tarihini kendi içine taşımış oldu. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye girmesinden sonra belirsiz geçen 5 yılın ardından Ada’nın daimi olarak bölünüp bölünmeyeceği büyük ihtimalle önümüzdeki yıl ortaya çıkan gelişmelerle belli olacaktır. AB üyesi ülkeler mevcut durumla ilgili siyasi bir sorumluluğa sahiptir.

Asker siyaset konuşmamalı

Ordunun web sitesinde Nisan 2007’de hükümete yönelik bir tehdit yayınlamasından 3 ay sonra yapılan seçimlerde Türklerin yüzde 47’si AKP’ye oy verince, ordu siyasetten elini daha da çekmiştir. Ancak tarafsız olabilmesi için bundan fazlasını yapmalı. Örneğin üst düzey generaller tarafından kamuoyuna yönelik uzun siyasi konuşmalar yapma uygulamasını sona erdirmelidir.

Türkiye’de 1915 olayları bugün açık bir biçimde tartışılmaktadır. Ancak bu, Türk toplumunun kendisinin gerçekleştirmesi gereken bir görevdir. Dışarıdan gelecek baskılar, özellikle yabancı parlamentoların 1915 olaylarını soykırım olarak niteleme yönünde aldıkları kararlar ters tepmektedir ve bunlardan kaçınılmalıdır. İki taraf açılan bu yolda olmadan ilerlemeli ve bu konuyla Dağlık Karabağ sorunu arasında bağlantı kurmamalıdır.

Örgütlenme özgürlüğü, eğitimde eşit haklar ve dini okullara erişim tüm dinlere sağlanan imkanlar olmalıdır. İfade özgürlüğü, terör tanımı daraltılarak ve güvenlik güçlerinin düzenlemelerinde Avrupa standartlarını temin edilerek sağlanmalıdır.

Ak Parti’nin yönelimi dikkatle gözlenmeli

Laik sistemin tehlikede olmadığı söylenebilir. Kamuoyu yoklamaları Türklerin yüzde 10’undan azının şeriat hukukunu bir ülkü olarak benimsediğini göstermekte ve çok eşlilik ya da insanın bedenen cezalandırılması gibi daha eskide kalmış uygulamalar telaffuz edildiğinde bu oran çok önemli oranda düşüş göstermektedir. Her ne kadar devletin bütün Türk vatandaşlarının dinine eşit uzaklıkta olmasını sağlamak henüz tamamlanmamış bir proje olsa da, 80 yıldan sonra laikliğin Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde yükseldiği sağlam bir temel olduğuna şüphe yoktur. Yine de, bir iktidar mücadelesinin parçası olsa bile, Ak Parti’nin yönelimi ve niyetine ilişkin davalar, siyasi söylem ve medya spekülasyonları, liberal sivil toplumun gerçek kaygılarını da yansıtmaktadır ve dikkatle gözlenmesi gerekir. AK Partili liderlerin Türkiye’deki laiklik savunucularının meşru endişelerini gidermek için daha fazla şey yapmamış olması üzücüdür. Bağımsız Türkiye Komisyonu, Türkiye’nin AB’ye sıkıca bağlanmasının Cumhuriyet’in laik ilkelerine ek korumalar getireceği görüşündedir.

AB’ye girişe destek

Türkiye’nin aynı zamanda, sıradan bir Türk vatandaşının AB üyelik sürecini desteklemesinin ana sebeplerinden biri olan tam şeffaflık ve devlette yolsuzluğu azaltmak için ihale usulü konusunda AB standartlarını uygulaması gerekmektedir.

‘Ergenekon’ hataları ortaya koyuyor

? KOMİSYONUN Türkiye raportörlüğünü üstlenen eski Avusturya Dışişleri Müsteşarı Albert Rohan, “Ergenekon davasının Türkiye’nin geçmişindeki hataları gözler önüne serdiğini” söyledi. Rohan, “Hazırladıkları raporda Türkiye’yi dışardan analiz ederken çok fazla detaylara girmekten kaçındıkları için Ergenekon davasına yer vermediklerini” belirterek, şöyle konuştu: “Fakat bu dava Türk sisteminde uzun yıllardır süregelen yanlışları göstermesi bakımından önem taşıyor. Bu yanlışların mahkeme tarafından ortaya çıkarılıp çözümlenmesi olumlu bir gelişme. Bence emekli ya da görevdeki askerlerin böyle bir dava kapsamında yargı önüne çıkarılmaları iyiye işaret. Ergenekon davasının nasıl ilerletileceğini belirlemek bize düşmez. Eğer normal şekilde ilerler ve bir gün sonuçlanırsa bu Türkiye için, demokrasi için ve hukukun üstünlüğü için iyi olacak.”
Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel

, Haberler