Osman Can: "Kurumlar Meşruiyet Krizine Girmektedir"

Güncel Haberler

Demokrat Yargı Eşbaşkanı Osman Can, Türkiye'de Yargı Sisteminin, Bir Demokratik Değer Tercihi veya Toplumsal Adalet Beklentisinin Esas Alınmadan Oluşturulduğunu İleri Sürerek, "Gittikçe Yoğunlaşan Bir Şekilde Yargı Organları ve Yargı Mensupları Ülke Gündemini İşgal Etmektedir.

Demokrasi ve Özgürlük için Yargıçlar ve Savcılar Birliği (Demokrat Yargı Derneği) Eşbaşkanı Osman Can, Türkiye'de yargı sisteminin, bir demokratik değer tercihi veya toplumsal adalet beklentisinin esas alınmadan oluşturulduğunu ileri sürerek, "Gittikçe yoğunlaşan bir şekilde yargı organları ve yargı mensupları ülke gündemini işgal etmektedir. Dünyada benzeri görülmeyen ancak Türkiye'de olağan karşılanan demokrasi dışı uygulamalar toplum tarafından artık kabul edilmemekte, bu uygulamalar ve uygulamaları gerçekleştiren kurumlar meşruiyet krizine girmektedir" dedi.

Can dernek merkezinde, hazırladıkları 2802 sayılı Hakim ve Savcılar Kanunu'nda yapılması öngörülen yasa önerisine ilişkin bilgi verdi. Yargıtay, Danıştay, HSYK ve Adalet Bakanlığı tarafından yönlendirilen yargı yapısının "yargı üst mekanizmalarına mutlak güvenceler sağlarken, kürsü yargıçları ile savcıları mutlak korumasızlığa mahkûm ettiğini" öne süren Can, "Kürsü yargıçtan ve savcıların korumadan yararlanabilmesi ise, yargı üst mekanizmalarının siyasal tercihlerine uygun davranması koşuluna bağlanmıştır" dedi.

"Yargı organları gündemi işgal etmektedir" diyen Can, "Dünyada benzeri görülmeyen ancak Türkiye'de olağan karşılanan demokrasi dışı uygulamalar toplum tarafından artık kabul edilmemekte, bu uygulamalar ve uygulamaları gerçekleştiren kurumlar meşruiyet krizine girmekledir" şeklinde konuştu.

Yargı mensuplarının, devlet organlarının, medya ve kamuoyunun, yargı reformunun gerekliliği konusunda mutabakat görüntüsü verdiğini dile getiren Can, böyle bir ortamda herkesin önerilerini açıklaması gerektiğini vurguladı.

-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ŞART-

Can, "Demokrat Yargı" olarak hazırladıkları kanun önerisinin içeriğini ise şöyle özetledi:

"Hep birlikte yargının yönetiminin ve işleyişini; 21. yüzyılın çağdaş değerlerini ve insan haklarım esas alan, keyfilikten uzak, objektif kriterlere dayalı, kaliteli adalet hizmetini sunmayı öncelik veren bir yapıya kavuşturalım diyoruz.

Hazırlamış olduğumuz yasa öneri; yargı hizmetini sunan hakim ve savcıların huzur ve güven içerisinde görev yapmasını ve ülkemizin layık olduğu çağdaş standartlara sahip yargıya kavuşturmasını amaçlamaktadır.

Altını çizmemiz gerekir ki, Anayasa değişikliğine gitmeden köklü bir reformun yaşama geçmesi mümkün değildir. Bizim çabamız, bir ilk adım, güven tesisine yönelik bir çözüm, yargıyı hiç olmazsa gündelik politik çatışmaların içinde bir hakem konumuna çekebilmeye dönüktür. Önerimizle; yargıç ve savcıların yükselme, atama ve disiplin işlemlerinin objektif ölçütlere kavuşturulması amaçlanmıştır. Bu çerçevede; yükselme için; Yargıtay ve Danıştay'dan iş geçirme ve not verme sistemi kaldırılmakta ve sadece yargıç ve savcıların vermiş olduğu karar ve işlemlerindeki isabeti dikkate alan evrensel kriterler geçerli kılınmaktadır.

Atamalarda; bireysel yakınlık, bağlantı, ziyaret gibi sübjektif ve keyfiliğe açık mevcut sistem yerine görev yapılan yer ve görev süresi ile yapılan hizmetin niteliğini esas alan puanlama sistemine geçilmekte ve bunların ilan edilmesi suretiyle de yargıç ve savcıların kendilerine ilişkin kararlan kontrol imkanı sağlanmaktadır.

Meslekten çıkarmayı kolaylaştıran, şuurları belirsiz, keyfi yoruma açık hükümler yasa metninden çıkarılarak hakim ve savcılar güvenceye kavuşturulmaktadır.

Hakim ve savcıların içtihatları takip edip uygulayan robot değil Medeni Kanunda verilen hukuk yaratma yetkisini gerçekten yerine getirecek birer hukukçu olmalarını sağlamak

ve aynı amaçla uygulamadaki deneyimlerini gelecek kuşaklara aktarma adına kürsü ite üniversite arasında örülü duvarlar yıkılmaktadır.

Yargıtay ve Danıştay kararlarının tümünün internet üzerinde yayınlanması sağlanmaktadır.

Sonuçta, hazırlamış olduğumuz öneri; yargı reformu, yargı bağımsızlığı ve adil yargı isteyenlerin samimiyetleri konusunda turnusol kağıdı niteliğindedir."

-"DİKTATÖRYAL ÜLKELERE BAKMAK GEREK"-

Can, açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Bir gazetecinin, "Hükümetin hazırladığı yargı reformunda HSYK'ya Meclis'ten de üye seçilmesi öngörülüyor. Yüksek yargı buna karşı çıkıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna, Can kurul üyelerinin parlamento tarafından seçilmesinin yargıyı bağımlı hale getireceği iddialarının gerçeği yansıtmadığı dile getirerek, şöyle konuştu:

"Kurul üyelerinin parlamento tarafından seçilmesinin yargıyı bağımlı hale getireceği iddia ediliyor. Böyle bir şey yok. Bunu dersek eğer, aslında hakim ve savıcıların bütünüyle bağımsız olduğu tek ülke Türkiye. Demokratik ülkelerde, hakim ve savcıların atanmasında Cumhurbaşkanının ve parlamentonun çeşitli etkileri vardır. Bağımsızlık sorunu kimin atadığı sorunu değildir. Sorun atandıktan sonra, hakim ve savcıların demokratik düzlemde çalışmalarını yapabiliyorlar mı? sorunudur. Kurula parlamentodan üye seçilmesi toplumsal çoğulculuğun gereğidir. Çağdaş dünya böyledir. Diktatöryal ülkelerin bu konudaki çözümlerine bakmak gereklidir. Yargı bağımsızlığı hiyarşinin ortadan kaldırılması ile geçekleşecektir."

Can, bir başka soru üzerine, Anayasa değişikliği olmadan, yapılacakların havada kalacağını ileri sürerek, "Bizim yapmağa çalıştığımız adliyelerdeki hakim ve savcıların daha da bağımsız olmaları, politik yönlendirmelerde bağımsız şekilde karar vermelerine imkan sağlamak. Güncel oylalar var. HSYK'nın müdahaleleri, Erzincan'daki soruşturma var. İstanbul'da bir soruşturma var. Eğer düzenlemeler yapılmasa bu tür politik yargılamalar artacaktır. Toplumun parçalanmasına neden olabilir. Yüksek yargının durumunu Anayasal olarak düzeltmeden hiçbir yasa bir işe yaramaz. Anayasal değişiklikler şarttır" dedi.

-"MATBAANIN GELİŞİNDEKİ AYAK DİRETMLER AKLA GELİYOR"-

Can, gazetecilerin yargı reformu konusunda hükümet ile yüksek yargı organlarının uzlaşamadıklarının hatırlatılması üzerine, "Yüksek yargının reforma ayak diretmesi akla, matbaanın ülkemize ilk gelişindeki ayak diretmeleri hatırlatıyor" dedi. Can, "Bunun yanıtını politikacılar vermeli. Bunlar yetkili olan politikacılar. Reformu gerçekleştirecek olan yasama organlarıdır. Yargı organlarının politik duruşları zaten var. Darbe yasaları ile bu hak onlara zaten verilmiş. Bu durumda zaten yargı bağımsız değil. Demokratikleşme şarttır. Ayak diremeyelim. İdeoloji taraftarı olmayalım" diye konuştu.(ANKA)

(EÖ/ÖMR)
Kaynak: ANKA / Güncel

, Haberler