Orgeneral Başbuğ: TSK Bünyesinde Demokratik Rejime Aykırı Faaliyette Bulunan Kimse Barınamaz(7/son)

Güncel Haberler

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, TSK Olarak Demokrasiye Bağlı ve Saygılı Olduklarını Belirterek "TSK Bünyesinde Mevcut Demokratik Rejime Aykırı Faaliyette Bulunan Kimse Barınamaz" Dedi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, TSK olarak demokrasiye bağlı ve saygılı olduklarını belirterek "TSK bünyesinde mevcut demokratik rejime aykırı faaliyette bulunan kimse barınamaz" dedi. Başbuğ, eski Genelkurmay Başkanı Özkök'ün ifade vermesiyle ilgili "Sayın Özkök benim de komutanım. Kendisi bizden hukuki olarak adli müşavirliğimizden bilgi talep ettiler, hukuk bazında danışmanlık görevimizi yerine getirdik" diye konuştu.Başbuğ "Darbe Günlükleri" konusunda "12 Nisan 2007'de dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'a soruldu; Genelkurmay Başkanlığının elinde bu konu ile ilgili hiçbir bilgi yoktur dedi. Ben de o cümleyi 29 Nisan 2009'da aynen söylüyorum" değerlendirmesinde bulundu. Başbuğ, GATA Haydarpaşa ile ilgili "Tutuklu statüsünde olan muvazzaf veya emekli askerlerin sevki" ne yönelik ortaya atılan iddiaları "Yalan ve çirkin bir iftira" olarak değerlendirerek "GATA Haydarpaşa'da yapılan herşey hukuk ve kanun neyse ona göre yapılmaktadır. Bu konuyu böyle yalanlarla gündeme getirmek ahlaksızlıktır" dedi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Genelkurmay Karargahı'ndaki basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ergenekon soruşturmasının KKTC'ya kadar yayılmasına ilişkin bir soru üzerine Başbuğ, ''Onu da Kıbrıs'taki yetkililer değerlendirir, bizim zaten Türkiye ile ilgili yeterli konumuz var'' karşılığını verdi.

-"ÖZKÖK'ÜN İFADE VERMESİ"-

Orgeneral Başbuğ, eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Hilmi Özkök'ün Ergenekon soruşturması kapsamında ifadesinin alındığının hatırlatılması ve "Daha önceden bunun sizde bilgisi var mıydı?" sorusu üzerine şöyle konuştu:

''İkinci iddianameyi eğer incelediyseniz, ikinci iddianamede bu söz konusu konunun tefrik edildiğini görüyorsunuz. Yani savcı, 'ikinci iddianamenin içine almadım, bunu ayırdım' diyor. Şimdi ikinci iddianamede bu konu tefrik edilmiştir. Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının emekli Orgeneral Hilmi Özkök'ün tanık olarak ifadesine başvurma ihtiyacını duyduğu anlaşılıyor. Bu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının bu konuyla ilgili soruşturmaya devam etme niyetinde olduğunu gösteriyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu soruşturma neticesinde hangi sonuca gelir bunu şu anda ne yorumlayabilirim ne tahmin edebilirim. Ancak bu, ifade alınmasıyla bu soruşturma sürecinin devam edeceği anlamı geliyor. Tabii hepimize burada düşen görev, bu soruşturmanın sonucu beklemektir. Sayın komutanımız, benim de komutanımdır, bu konuyla ilgili kendisi de ifade ettiler bizden hukuki boyutuyla adli müşavirliğimizden bilgi talep ettiler. Hukuk çerçevesiyle ki elbette bizim adli müşavirliğimizin bu konularda danışmanlık vermesi de gayet doğaldır komutanımıza. Bu danışmanlık, hukuk bazında danışmanlık, görevimizi yerine getirdik.''

-"DEMOKRASİYE AYKIRI OLAN TSK'DA BARINAMAZ"-

Orgeneral Başbuğ, Emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen "Darbe günlükleri" ile ilgili Genelkurmay Başkanlığının inceleme yapıp yapmadığı yönündeki bir soruya şu karşılığı verdi:

''Türk Silahlı Kuvvetleri olarak biz demokrasiye bağlıyız ve saygılıyız. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bünyesinde mevcut demokratik rejime aykırı faaliyette bulunan kimse bulunamaz, barınamaz. Türk Silahlı Kuvvetleri olarak biz demokrasiye, demokratik rejime, hukuk devletine bağlıyız ve saygılıyız. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin bünyesinde farklı düşüncede olan kimse barınamaz, buna müsaade etmeyiz, böyle bir durum söz konusu değil. Dolayısıyla bu konulara ilişkin olarak şu anda Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi bünyesinde böyle bir sorun yoktur. Ve bu soruna yönelik herhangi bir araştırma inceleme ihtiyacı da yoktur. 12 Nisan 2007 tarihinde dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen günlüklerle ilgili soruya karşılık 'Genelkurmay Başkanlığı'nın elinde bu konuyla ilgili hiçbir belge yoktur'' dedi. Ben de aynı cümleyi bugün yani 29 Nisan 2009 günü aynen tekrarlıyorum. Genelkurmay Başkanlığı'nın elinde bu konuyla ilgili bir belge yoktur.''

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın konuyla ilgili soruşturmaya devam ettiğini hatırlatan Orgeneral Başbuğ, soruşturmanın sonucunun beklenmesi gerektiğini söyledi. Başbuğ, ayrıca soruşturmayla ilgili olarak sürecin kamuoyuna yansımasına ilişkin tespit ve düşünceleri ilgililerle paylaştıklarını bildirdi. ''İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmekte olduğu soruşturma''ya konu olan örgütle PKK terör örgütü arasındaki ilişki iddialarına yönelik soru üzerine ise Başbuğ şöyle konuştu:

''Bu, tamamen iddianamelerde genellikle gizli tanıkların ve itirafçıların konuşmalarına dayanılarak yapılan beyanlar şeklinde. Dolayısıyla o konu üzerinde benim yorum yapmam zor. Ancak yeri gelmişken ifade etmek isterim. 1993 yılında olan bir iç güvenlik harekatı tarzında olan bir olayı bu olayla nasıl bağlayacaksınız? Onu da ben şahsen anlamakta çok zorluk çekerim.''

-BİRAND'LA BAŞBUĞ ARASINDA İLGİNÇ DİYALOG-

Basın toplantısında Gazeteci Mehmet Ali Birand'ın soru sorarken "Topraktan silah fışkırıyor" şeklindeki ifadesi, Birand'la Orgeneral Başbuğ arasında ilginç bir diyalog yaşanmasına neden oldu. Orgeneral Başbuğ, gazeteci Birand'a "Siz medyanın en duayen ismisiniz, fışkırma demek doğru mu?" derken Birand'da "Peki sözümü geri aldım" karşılığını verdi. Başbuğ, "Bahçelievler'de 3 tane G-3 mermisi bulunuyor. Hemen son dakika diye TV'lerde geçiyor, yapmayın" derken Birand "Başka ülkelerde bulunmuyor" diye karşılık verdi. Başbuğ ise Birand'ın bu sözlerine "Ne biliyorsunuz?" yanıtını verdi. Başbuğ, bulunan silahlarla ilgili bir yargı süreci olduğunu, kamuoyunun yargıya güvenmesi gerektiğini belirterek "Kamuoyu yargı süreciyle ilgili bilgilenmeli, itirazımız yok, ancak korku ve karamsarlığa sevk edilmemeli" dedi. Başbuğ, Gazeteci Fatih Altaylı'nın "Darbe isteyen bazı kişilerin olduğuna dair soruşturma yaptınız mı? "sorusuna ise "Beni burada 13'ncü Ceza Mahkemesi başkanı yerine koymayın" karşılığını verdi.

-"BUNLAR HUKUK DEVLETİNDE İFADE EDİLMEMESİ GEREKEN KAVRAMLAR"-

Yaşanan süreçle ilgili "Bu soruşturma sürecine Silahlı Kuvvetler, Genelkurmay Başkanlığı destek veriyor, izin veriyor, bunlar Genelkurmay'ın desteğiyle ve izniyle oluyor" denildiğini belirten Orgeneral Başbuğ, şunları söyledi:

"Bir hukuk devletinde herhangi bir kurumun yürütülmekte olan bir yargı sürecine destek vermesini veya vermemesini düşünmek kadar ayıp bir şey yoktur. Biz hukuk devletindeyiz. Bir hukuk devletinde ne demek bir kurum bu hukuk sürecine destek verecek veya vermeyecek. Böyle şey olur mu? Ama bu maalesef söyleniyor. Ben de bunu burada sizinle paylaşma gereği duyuyorum. Önemli olan bu sürecin yasalar çerçevesinde yürütülüp yürütülmemesidir. Önemli olan bu süreç yasalar çerçevesinde yürütülüyor mu yürütülmüyor mu? Bu tür yorumlar yapılırken ilgili yasaların yetki ve görev alanlarının kapsamının çok iyi bilinmesi gerekir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 119. madde 5. fıkraya bakarsanız askeri mahallerde aramanın nasıl yapılacağı çok açık yazılı. Diyor ki madde 'Cumhuriyet savcılarının istem ve katılımıyla askeri makamlar tarafından yerine getirilir'. Açık, yasa bu, biz hukuk devletiyiz. Şimdi bunu kendi istikametlerine bazıları şöyle yorumluyorlar 'bu arama askerin müsaadesiyle izniyle yapıldı' Hayır, böyle bir şey söz konusu değil. Böyle bir maddeden siz böyle bir sonuç çıkaramazsınız. Madde çok açık. Kanun bu, biz yasalara uymak zorundayız. Nedir sistem? Savcılık Merkez Komutanlığına bilgi verir, merkez komutanlığı personeliyle gelinir ve arama neyse bu mahalde yapılır. Dolayısıyla yürütülmekte olan yargı sürecine, bu şekilde konuşmalar, değerlendirmeler bizi cidden rahatsız ediyor. Bunları bir hukuk devletinde konuşulmaması, ifade edilmemesi gereken kavramlar olarak değerlendiriyoruz.''

-"YALAN VE ÇİRKİN İFTİRA"-

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, gazetecilere "siz sormadınız ancak ben söyleyeyim" diyerek GATA Haydarpaşa ile ilgili ortaya atılan iddialarla ilgili de açıklamalarda bulundu. Başbuğ şunları söyledi:

"Tutuklu statüsünde olan muvazzaf ve emekli askerlerin askeri hastaneye sevki, mevzuat çerçevesinde ve Adalet Bakanlığının yönetiminde yapılmaktadır. Ve bizim bu süreçle askeri makam olarak hiçbir ilgimiz yoktur. Bu konuyla ilgili Adalet Bakanı da açıklama yaptı ve sevklerin mevcut mevzuata göre yapıldığı belirtildi. Ama kamuoyuna öyle bir yansıtılıyor ki; bu yalan ve iftira, gerçekten çirkin bir iftira. Bir emekli albayın gerekli tetkiki yapıldı. Hal böyle iken siz kalkıp buna rağmen sistemli bir şekilde bu kişiler hasta değil, GATA'ya usulsüz olarak sevk edildiler deniliyor. Adalet Bakanlığı sevk etti. Ve en çirkini bazı tutuklu olan kişilerin tahliyesi asker kanalı ile yapılıyor' deniliyor. GATA Haydarpaşa hastanesinde yapılan herşey hukuk çerçevesinde yapılıyor. İddialar ahlak dışıdır."

-"221'NCİ MADDENİN DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTEMİYORUZ"-

Orgeneral Başbuğ, 14 Nisan'da Harp Akademileri Komutanlığı'nda yaptığı konuşmada TCK'nin etkin pişmanlığı düzenleyen 221'nci maddesiyle ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine şunları kaydetti:

"Benim ifadem mevcut yasal düzenlemelerin daha iyi uygulanabilmesi için bazı değişiklikler yapılması. 221'nci maddenin ikinci fıkrası şöyle diyor: örgüt üyesinin herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde hakkında cezaya hüküm olunmaz. Bu önemlidir. CMK'nın 171'nci maddesinin etkin şekilde uygulanması halinde daha iyi sonuçlar alınabileceğine inanıyoruz. 2005-2009 arasında bu kapsamda bin 30 kişi müracaat etmiş, bunun 675'i ceza almamış. Bu aslında çok kötü bir rakam değil. 4 yılda 675'i ceza almamış. 114'ü devam ediyor. Bu madde yazılım olarak zor bir madde. Birincisi önemli olan bu maddenin değiştirilmesini istemiyoruz. Bundan evvel ki eve dönüş yasasını hatırlarsınız. O yasa kapsamında topluma kazandırma merkezleri kuruldu. Bu yasa kapsamında alınması gereken tedbirlerden biri de topluma kazandırma merkezinin kurulmasıdır. Bizim altını çizmek istediğimiz konu; yasa iyi önemli olan bu yasanın etkin şekilde dağdaki teröriste daha cazip gelecek şekilde uygulanmasıdır. Bunun üzerinde çalışıyoruz."

Başbuğ, 221'nci maddenin değişmesine yönelik bir isteklerinin olmadığını yinelerken, teslim olan teröristlere yönelik daha önce yapıldığı gibi topluma kazandırma merkezi kurulmasını istediklerini vurguladı.

Orgeneral Başbuğ, yine 14 Nisan'daki konuşmasında yer alan "Türklük" tanımıyla ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine "Atatürk'ün sözüdür diyeceğimiz başka bir şey yok" karşılığını verirken daha önceki konuşmasında yer alan cemaatlerle ilgili sözleri hakkında da "Cemaatlerle ilgili olarak Harp akademilerinde yaptığı konuşmaya ilaveten yapacağım bir açıklama yok. Bununla ilgili yargıya intikal eden konular var ve bunu şu anda açıklamamı bekleyemezsiniz. Onun sonuçlarını bekleyeceğiz, beklemek durumundayız." dedi.

-"TERÖRİSTİ BİLE GEREKİRSE HELİKOPTERLE TAŞIRIZ"-

Orgeneral Başbuğ, basın akreditasyonu konusunda da değerlendirmelerde bulundu. TSK olarak akreditasyonu koz olarak kullanmak gibi bir düşüncelerinin olmadığını ifade eden Başbuğ, şunları söyledi:

"Keşke olanaklar olsa da akreditasyonu daha da genişletebilsek. Gündemde bir konu vardı: Bizim TSK olarak hiçbir şeyden çekinmemiz yok. Samimiyiz ve karşıdan da açıklık ve samimiyet bekliyoruz. Ama yanlış varsa onu da söyleriz, bu konuda yanlış yapmışız düzeltiyoruz deriz. Cihan Haber Ajansıyla ilgili konu 30 Mart'ta oluyor. DHA kameramanı ile ilgili komutan arşiv çekimi için helikopter götürüyor, aşağı indirmiş, Aynı gün saat 15.00 civarında malzeme yüklüyor. Yanında fotoğraf makinası ve kamera olan iki kişi yaklaşıyor. Talepte bulunuyor. Onlara deniyor ki; sadece malzeme taşıyacağız, onunla görevlendirildik. Sizi alamayız.Olay budur. Eksi 15'te bırakmışız ne demek. Olay mahallinde 350-400 kişi var ve hava açık. Helikopter 17.30'da ayrılmadan önce bölge kontrol ediliyor birisi kalmış mı diye. Burada bir kasıt olduğu kanaatinde değiliz. Bize gelen bilgi bu. Farklı bilgi varsa, bize getirirse inceleriz, hata varsa gerekeni yaparız. Biz teröristi bile gerekirse helikopterle taşırız. Türk askeri böyle bir hata yapmaz. Ama tekrar altını çiziyorum yanlış bir şey yapılmışsa hatayı kabul eder, hesabını sorarım."

-"TERÖRLE HİÇBİR YERE VARILMAZ"-

Orgeneral Başbuğ, basın toplantısını yine terörle mücadele konusuyla tamamladı. TSK'de her şeyin hukuka göre yapıldığını belirten Başbuğ, "TSK olarak biz her şeyden evvel Türk milletine güveniyoruz. Türk milletinin sağduyusuna güveniyoruz. Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti'nin büyük bir devlet olduğuna güveniyoruz. Türkiye'de her şeyin yasalara uygun yürüdüğü, birlik-beraberlik ortamı sağlandığı sürece bütün sorunlarla başarı ile mücadele edileceğine inanıyorum. Saldırıda hayatlarını kaybeden 9 vatan evladı 2'si uzman diğerleri genç, 20 yaşındalar. Acısı çok büyük. Hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Ailelerinin acılarını paylaşıyoruz. Türk milletine tekrar başsağlığı diliyorum. Türkiye maalesef bulunduğu coğrafya ve şartlar çerçevesinde terörle yaşamak gibi durumla karşı karşıya. Terörle mücadelede de olmayacak tek şey karamsarlık. Karamsarlığa düşmek terör eylemini yapan kişilerin arzu ettiği noktaya gelmesine yol açar. Acımızı içimize gömeceğiz ama mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz. Terörle hiç kimse bir yere varamaz." diye konuştu. (ANKA)

(EKİP/ZG)
Kaynak: ANKA / Güncel

, Haberler