Nilüfer İtiraf Etti!

Magazin Haberleri

Uzun Zamandır Sesi Soluğu Çıkmayan Nilüfer Özel Hayatıyla İlgili İlk Kez Bu Kadar Samimi Konuştu.

UZUN ZAMANDIR SESİ SOLUĞU ÇIKMAYAN NİLÜFER ÖZEL HAYATIYLA İLGİLİ İLK KEZ BU KADAR SAMİMİ KONUŞTU.

Uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan Nilüfer, sonunda konuştu. Ünlü sanatçı, Kayahan'dan kızı Ayşe Nazlı'ya ve büyük aşk yaşadığı Reha Muhtar'a kadar pek çok konuda samimi açıklamalar yaptı. Dört yıldır hayatında kimsenin olmadığını belirten Nilüfer, kızının 'baba' dediği Muhtar'la ise artık görüşmediğini söyledi.

Reha Bey'den ayrılalı dört yıl oldu. Dört yıldır yalnız mısınız?

O kadarını da söyleyemeyeceğim Ayrıca yalnız değilim. Dertleştiğim birkaç samimi arkadaşım var.

Aşk var mı, aşk?

Yok. Sanırım ben aşk konusunda yorgunum biraz.

Gönül yorgunluğu mu?

Evet. Ama bunu kişilere mál etmemek gerek. Yeni bir şey yaşamaya ürküyorum. Aşk, eş, sevgili başka bir sorumluluk istiyor. Eskiden bu konuda korkmadan büyük adımlar atabiliyordum. Ama Ayşe Nazlı olduktan sonra korkmaya başladım. Çocuk, bazı dengeleri gerçekten değiştiriyor. Daha temkinli, daha kontrollüyüm şimdi. Elbette hayatımın sonuna kadar bu şekilde yaşamayacağım. Zamanı gelince bir şeyler olacaktır.

Ayaklarınızı yerden kesen aşk, nasıl bir aşktır?

Derinliği olan, yoğun olan aşkı severim ben. Adrenalin yükselmeli. Tabii tutku da şart, tutkuyu mutlaka hissetmeliyim. Fakat her şeyden önemlisi ben karşımdakiyle konuşmayı, karşılıklı net olmayı seviyorum. Bir kadın için sevilmek, sevildiğini hissetmek çok önemli şeylerdir, ama şimdi erkeklere bir şeyler oldu.

Ne oldu?

Daha fazla özgürlük istemeye başladılar. Özgürlükten kasıt da birkaç eşli yaşamak oldu. Bu bana hiç uymuyor. Ben karşımdaki insana sevgi, şefkat, sadakat, güven verebilirim. Bunları da beklerim. Bu tarz şeyler, bu devirde fazla romantik kaldı galiba.

Sevgili olarak zor bir kadın olduğunuzu duymuştum, doğru mu?

Zor değilimdir. Ama belki de zorumdur, bilemiyorum. Ama şunu biliyorum ki her şeyin resmini net olarak çekebilen insanlar zordur. Ben de her şeyi çok net görürüm.

Hiç şiddete maruz kaldınız mı?

Hayır, kalmadım. Biri bana böyle bir şey yapmaya kalkışsaydı, kesin kafasına bir şey geçirirdim. Bana şiddet uygulayana ben de karşılık verirdim. Cadıyımdır yani. Bir kadında birazcık cadılık da olmalı bence.

Geçtiğimiz günlerde Reha Muhtar sizin otoriter bir anne olduğunuzu ima etti. Öyle misiniz?

Ben Ayşe Nazlı'nın çok fazla kola içmesini, çok fazla dondurma yemesini istemiyorum. Üşütmesin, hasta olmasın diye üstüne titrerdim. Bu, otoriter olmak demek değildir. Tabii şimdi büyüdü ve daha rahatım. Fakat yine de kurallarımız var. Bunun sebebi de şu; Ayşe Nazlı çok hareketli, konsantrasyon problemi olan bir çocuk. Pedagog eşliğinde bunun üstesinden gelmeye çalışıyoruz. Pedagog bana, sınırsız özgürlük verildiği takdirde bu tarz çocukların düz duvara tırmanmaya kalkışacağını, o yüzden mutlaka sınırlarının belirlenmesi gerektiğini söylemişti. Ben de hiçbir şeye yasak getirmeden, sınırları belirlemeye çalıştım.

Siz sınırları belirleyen bir anne, Reha Muhtar ise sınırsız özgürlükleri olan bir baba. Ayşe Nazlı için doğal olarak en keyifli dakikalar Reha Muhtar'ın yanında geçirdiği dakikalardır.

Ne yapıyorlar ki? Gidiyorlar bir restorana, oturuyorlar işte. Ayşe Nazlı da kalkıp oralarda dolanıyor. Benim oyun, gezmek anlamında kısıtlamalarım olmaz. Ayşe Nazlı'nın her anlamda gelişmesini isteyen bir anneyim. Reha Bey bu anlamda bir espri yapmış, Nilgün Belgün de arkadan bu espriyi destekleyen 'mürebbiye' kelimesini kullanmış. Maksat komiklik olsun. Bir tanecik kızım var, onu tabii ki koruyup gözeteceğim.

Ayşe Nazlı için Reha Bey gerçekten bir baba mı?

Ayşe Nazlı neyin ne olduğunu bilen bir çocuk ve onu baba yerine koyduğu doğru. Çünkü iki yaşından itibaren baba dediği biri Reha... Haftada bir gün onunla buluşmaktan çok memnun.

Sizin Reha Bey'le diyaloğunuz nasıl, görüşüyor musunuz?

Görüşmüyoruz. Görüşmek için de bir neden olmuyor zaten. Onun Ayşe Nazlı'yı alıp gittiği saatler de bellidir. Pazar günleri Ayşe Nazlı'yı alır ve akşam geri getirir. O zaman içinde de birbirimizi göremiyoruz.

Neden görüşmüyorsunuz, bir dargınlık, kırgınlık mı var arada?

Benim hiç kimseye bir kırgınlığım yok. Hatta Kayahan'a bile.

Reha Bey sizi aldattı mı?

Kaç yıl önce bitmiş bir ilişki. Artık bu konuda konuşmak istemiyorum.

Peki... Kayahan Bey'le aranızda uzun zamandır süren tartışmaya gelmek istiyorum.

Bir yorumcu, sadece Türkiye'de değil, dünyada da bir besteciye telif ödemekle yükümlü değildir. Bunu insanlar ne yazık ki bilmiyorlar. Şarkıların söylendiği, çalındığı yerler -bu bir konser alanı, gazino, bar ya da radyo da olabilir- eser sahipleriyle ilgili meslek birliklerine telif ödemek zorundadır. Yorumcunun birey olarak besteciye ya da şarkı sözü yazarına telif ödemek gibi yükümlülüğü yoktur. Ayrıca böyle bir kanun da yok. Kayahan Bey öyle konuşuyor ki, sanki ben ödemek zorunda olduğum birtakım paraları ödememişim. Benim plak şirketlerim yıllar yılı şarkıları kendisinden çok büyük paralar karşılığında satın aldılar. Ayrıca ben para ödemek zorunda değilim ki.

Kayahan Bey sizden de mi para istedi?

Ben zaten yıllarca Kayahan Bey'e para ödedim. Kendisinin böyle bir talebi olmuştu. Aramızda yasal bir sözleşme yoktu ama veriyordum. Hem plak firmam şarkılarını satın alıyordu, hem de ben o şarkılar için ayrıca kendisine para ödüyordum. Ve bir gün geldi, artık kendisine ödeme yapamayacağımı söyledim. Eskiden çok yoğun Kayahan şarkıları söylüyordum. Bir albümümde dört, beş tane Kayahan şarkısı oluyordu. Konserlerimde de Kayahan şarkıları ağırlıktaydı. Ama sonra bu böyle olmadı ve eski sistemi sürdürüyor olmak bana mantıklı gelmedi. Bunu kendisiyle konuşmak isteyince de problem çıktı. İşler bozuldu. Daha sonra benimle ilgili bir gazeteye çok haksız bir röportaj verdi. Bana şarkı söylemeyi bile kendisinin öğrettiği gibi lafları vardı. Bu röportajdan sonra da tamamen koptuk.

Peki Kayahan şarkılarıyla mı Nilüfer oldunuz ya da popüler oldunuz?

Popülerdim ama daha popüler olmuş olabilirim, doğru. Niye o zaman bu şarkılar söylendi, niye benim plakçılarım ona bir şarkı için 30 bin dolar ödedi? Tabii ki bana bir şey kattığına inandıkları için... Ben o şarkıları sevdiğim için okudum, hálá da sevdiğim için okuyorum. Ama şu an sevgimden çok, benim konserimi izlemeye gelen seyircime saygısızlık olmasın diye okuyorum. Yani sevenlerim istediği için... Yoksa okumayacağım vallahi. İlk mahkeme beni haklı buldu, ikincisi onu. Ben temyize gitmek istemedim. Bir an önce bu işten kurtulmak istedim. Bu şarkılar klasikler arasına girmiş, topluma mál olmuş şarkılar. Bir yorumcuya 'Bunları söyleyemezsin' diye yasak getirmek, bence halka yasak getirmektir. Temyiz de haksız bulursa bizi, o zaman söylemeyeceğim.

Kayahan şarkıları okumamak Nilüfer'e bir şey kaybettirir mi?

Bir şey kaybettirmez. Diyelim ki kaybettirdi, ne yapalım, kaybettirirse kaybettirir. Eğer ben böyle düşünmeseydim bugün hálá ödemekle yükümlü olmadığım paraları ödüyor olacaktım.

Son albümünüzü Kayahan şarkıları olmadan yaptınız. Başarı grafiği nasıl?

Çok iyi. O albümde benim yaptığım altı tane şarkı vardı ve 100 bin sattı. Bununla ilgili ödül de aldım. Şimdi yeni albümümü de kendi şarkılarımla yapacağım. Çareler tükenmez. Müzik bu... Kayahan yok diye dünya duracak değil. Ben işe zaten onunla başlamamıştım ki...

Kendisi bir süre önce televizyondan barış çağrısında bulundu. Barışacak mısınız?

Evine gidersem barışacağını falan söylemiş galiba. Benim bu noktada samimi bulmadığım bir şeyler var. Bu işte başka şeyler seziyorum. Benim için hiç hak etmediğim halde onca şeyler söylemiş bir insanın kalkıp da barış çağrısı yapması, açıkçası bana hiç inandırıcı gelmedi.

Hiç aldatıldınız mı?

Ben de çok aldatıldım. Hem hissettim, hem de yakaladım. Yakaladığım zaman da ciddi problemler çıkarmışımdır.

Aldatıldığınızı bildiğiniz halde sürdürdüğünüz ilişki oldu mu?

Evet. Arkamı dönüp gitmek yerine, yapılan inkara inanmaya çalışarak sürdürdüğüm ilişkilerim olmuştur. O ilişki tabii ki hiçbir zaman eskisi gibi olmamıştır ama yine de devam etmişimdir. Fedakarlıklarım olmuştur.

İkinci bir evlatlık düşünüyor musunuz?

Hayır düşünmüyorum.
Kaynak: Gecce / Magazin

, Haberler