MHP'li Eski Tarım Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp Partisi'nden İstifa Etti

Politika Haberleri

Tarım ve Köyişleri Eski Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, Ülke Sorunlarına Çare Bulmadığı ve Bulmak İstemediği İçin Partisi MHP Üyeliğinden İstifa Ettiğini Açıkladı.

Tarım ve Köyişleri eski Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, ülke sorunlarına çare bulmadığı ve bulmak istemediği için partisi MHP üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.

Tarım ve Köyişleri eski Bakanı Gökalp, aktif siyaset hayatında bir dönem görev yaptığı, uzun yıllardır da gönül bağı olan Milliyetçi Hareket Partisi'nin bugünkü üst yönetiminin de ülke sorunlarına yeterince proje ve çözüm üretmediği, hatta üretmek istemedi inancını taşıdığını belirterek, "Birlikte yönetmek, paylaşma, istişare etme, bilgiden yararlanma, demokratik ve şeffaf olmak yerine, halka ve mensuplarına kapalı bir yönetim tarzı benimsemiştir. Bu yönetim tarzı ise, Yüce milletimizin bugünkü

sıkıntılarını aşma ve geleceğin her bakımdan güçlü lider ülkesini oluşturmada, yetersiz kaldığı gibi, daha da çıkmazlara ve sıkıntılara yol açacaktır. İşte tüm bu nedenlerle ve ülkemin hayrına olacağı inancıyla MHP üyeliğinden istifa ettiğimi kamuoyuna saygıyla arz ederim" dedi. Açıklamasına, "Ben Hüsnü Yusuf Gökalp, köyde doğdum, Çocukluğumdan itibaren, hayvancılık ve tarımın içinde bulunup ekmeğini oradan çıkaran, Anadolu'nun mütevazi bir köylü ailesinden geliyorum" diye başlayan Gökalp, tüm

yaşamı boyunca ülkenin dirliği, bütünlüğü, hür yaşayabilmesi inancı ve çabası içinde olduğunu bildirdi. "Bu topraklarda doğmak ve bu Yüce Milletin bir ferdi olmaktan daima onur duydum" diyen Gökalp, her zaman halkın içinde olarak onun yaşam şartları ve sıkıntısı, kederini ve sevincini paylaştığını ifade etti. Türkiye'nin, milletinin şerefli tarihi, potansiyeli, engin tecrübesi ve var olan insan gücü ile bölgede ve dünyada hak ettiği lider ülke düzeyine çıkma gücüne sahip olduğunu belirten Gökalp

açıklamasına şöyle devam etti:

"Ancak Demokratik Cumhuriyet Yönetiminde, bütün işlerin koordinasyonu ve yönlendirilmesi Millet Egemenliğinin temsil edildiği TBMM'den geçmektedir. İşte, bu düşünce ile 1999 yılında aktif siyaseti tercih ederek bir dönem TBMM'de ve 57. Cumhuriyet Hükümetinde görev yaptım. Görev yaptığım sürecin, maşeri vicdanda nasıl değerlendirildiğini söylemek bana düşmez. Ancak, Türk Üreticisi ve Çiftçisinin Hukukun korumaktan dolayı Davos'ta dönemin Başbakanına şikayet edilmiş olmamı, hayatımın şeref sayfalarından biri

kabul ettiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Milliyetçiliği, özellikle dışa karşı milletimizin öz değerleri ile birlikte, hür, zengin, mutlu ve gönül rahatlığı içinde yaşaması, dünya ile yarışabilmesi olarak kabul ediliyor. Milliyetçiliği, halkımızı değişik adlar altında ayrıştıran kutuplaştıran değil, herkesi kucaklayan, hep birlikte mutlu geleceğe taşıyan bir toplumsal ideoloji olarak görüyorum. Bugün, ülkemizin her zamankinden daha fazla birliğe, uluslararası ilişkilerde söz sahibi olmaya, dışarıdan

beslenen terör belasının derhal bitirilmesine, şehirlerimizin yaşanılabilir bir hale getirilmesine ihtiyacı var. Ülke ekonomisi çok kötü yönetiliyor. İşsizlik, fakirlik, geçim sıkıntısı had safhada. Gelir dağılımında ve devlete vergi ödemede adaletsizlik, yolsuzluk, yandaş kayırmacılığı, Millet malının savurganlığı git gide artıyor. Milletin birikimleri ve milli varlıklarımız yok pahasına ve tehlikeli bir şekilde gayri millileştiriliyor. Çiftçi, esnaf, sanayici, memur, işçi, emekli geçim derdinde. Milli

Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, kamu yönetimi, vergi reformu, adli reform, siyasi partiler ve seçim kanunu gibi temel konularda, insanımıza hak ettiği yaşam şartlarına ulaştıracak düzenleme ve reformlar yapılmıyor, bahaneler bulunarak erteleniyor. Toplumumuzun bir kesimi Cumhuriyetin getirdiği yaşam standardını kayıp edeceği korkusu içerisinde, diğer bir kesimi de tercih ettiği yaşam şekli ve kılık kıyafetinden dolayı dışlandığı ve kimi haklarından mahrum edildiği duygusuna kapılmış. Maalesef toplum

değişik adlar ve sıfatlarla kutuplaştırılmaya çalışıyor. Bugünkü hükümet, tüm bu konularda çözümler üretmek yerine adeta bir çaresizlik ve çözümsüzlük içerisindedir. Ülkeyi milletin arzusuna göre değil, bazı merkezlerin tavsiye ve telkinlerine göre idare etmeye çalışıyor. Sonuç ise tam bir başarısızlık. İktidarı denetlemek, haksızlık ve yanlışlıklara engel olma görevini üstlenen muhalefetin bir kısmının da görevini yaptığı söylenemez. Aktif siyaset hayatında bir dönem görev yaptığım, uzun yıllardır da

gönül bağım olan Milliyetçi Hareket Partisi'nin bugünkü üst yönetiminin de ülke sorunlarına yeterince proje ve çözüm üretemediği, hatta üretmek istemedi inancını taşıyorum. Birlikte yönetme, paylaşma, istişare etme, bilgiden yararlanma, demokratik ve şeffaf olmak yerine, halka ve mensuplarına kapalı bir yönetim tarzı benimsemiştir. Bu yönetim tarzı ise, Yüce milletimizin bugünkü sıkıntılarını aşma ve geleceğin her bakımdan güçlü lider ülkesini oluşturmada, yetersiz kaldığı gibi, daha da çıkmazlara ve

sıkıntılara yol açacaktır. işte tüm bu nedenlerle ve ülkemin hayrına olacağı inancıyla MHP üyeliğinden istifa ettiğimi kamuoyuna saygıyla arz ederim" dedi.

(SC-MAY-ÖK-Y)
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika

, Haberler