Mehmet Baki Öztürk Hatay FM'in Canlı Yayın Konuğu

Güncel Haberler

"Aileler çözülüyor ne siyasi kriz, ne ekonomik, önümüzde ciddi bir aile krizi var"

Öztürk: Türkiye üzerine hesaplar yapan odaklar ayakta duran tek kalemiz olan Aile'yi başta diziler aracılığıyla yıkmak için ciddi uğraş veriyorlar dedi.

Bayındır Memur Sen Genel Başkan Yardımcısı, Anadolu Gençlik Derneği eski Genel Başkan Yardımcısı, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi Genel Başkan Yardımcısı olan Eğitimci Yazar Mehmet Baki Öztürk, insanları eğitmek adına "İçindeki seni harekete geçir" ve "Kalitenin alfabesi" kitaplarının yazarı.

Bayındır Memur Sen temsilciliğinin daveti üzerine kentimize gelen Mehmet Baki Öztürk, Ayhan Gümüşsoy'un hazırladığı Ramazan Özel radyo programında kişisel eğitim ve aile içi iletişim kavramı üzerine durdu.

Müslüman kendisini geliştirmek zorundadır diyen Öztürk, Müslüman'ın kendisini geliştirmesi, hem hayatın getirdiği doğal süreçte hem de Müslüman olmamızdan dolayı bir zorunluluktur. Çünkü Allah Resulü (s.a.v) iki günü denk olan zarardadır buyruğu bizim her gün kendimizi geliştirmemiz gerektiğini hatırlatan bir emirdir dedi.

Aile konusunda çok önemli tespitlerde bulunan Öztürk, şunları dile getirdi. "Son zamanlarda gündemden düşmeyen aile sorunları, boşanmaların artması, aile içi şiddet gibi bu tür konuların gündeme gelmesinin sebepleri aslında çok derinlerde ama genel olarak Türkiye üzerine hesapları olan belli odaklar çevreler, Türkiye ile ilgili pek çok kaleyi ekonomik yönden siyasi yönden düşürdüler. Türkiye bu anlamda ciddi sorunlarla karşı karşıya Türkiye'de yıkılmamış bir kale var oda "aile" özelikle son 10 yıldır bu kaleyi yıkmaya yönelik ciddi taarruzlar var.

Ne siyasi kriz ne ekonomik, ne de beklenen bir takım problemler. Önümüzdeki 10 yılda çok daha belirgin olacak bir krizi konuşacağız, "ailedeki çözülmeyi" ve bunun doğurduğu sosyal yararla sosyal travmayı, erozyonu daha sık konuşacağız,

Şuan Türkiye'de 12 ilde boşanma sayısı evlenme sayısından fazladır. 2003 yılı ile 2007 yılları arasında 1 milyon boşanma davası açılmış, bu süre zarfında 300 bin aile boşanmıştır. Şimdi işin vahamiyetine bakın, 300 bin aile boşanmış demek; eğer bunların sadece birer çocukları olsa 300 bin psikolojik sorunlu çocuk demektir.

Bunun 150 bini kız 150 bini erkek çocuğu olduğunu varsayalım, bu kız çocukların 50 bin tanesi fuhuş sektörünün sermayesi olmaya aday demektir. Annesiz babasız sahipsiz, erkek çocuklardan 150 binide, terörist grupların, çetelerin, bir takım yanlış işler yapanların tezgâhına düşmeye hazır, sokakta yaşama hazır, suç makinesine dönüşmeye hazır 150 bin çocuk demektir.

Şuan 2002 yılından 2010 yılına kadar mahkemelerde 1 milyon 300 bin boşanma davası bulunuyor. Öyle bir noktaya gelmişiz ki bu gün artık fuhuş ilköğretim ikinci kademeye kadar inmiş durumda. Uyuşturucu kullanma yaşı 11-12'ye kadar düşmüş, alkole başlama yaşı 11e kadar inmiş, toplum içinde dezavantajlı dediğimiz guruplarda inanılmaz derecede artmış dışlanmış insanlar var.

Böyle bir ortamda aileyi ayakta tutmaya çalışıyorsunuz. Günümüzde artık aile kurmak giderek tercih edilmeyen bir durum haline geldi. Gençlerimiz artık 30 yaşında önce evlenmiyor, aile yaşantısını özgürlüğü kısıtlayıcı bir alan olarak görüyorlar. Çünkü okullarda verilen eğitim çocuğun aile yaşantısını kurgulamaya, onu yoğurmaya, yontmaya, düzeltmeye yönelik olarak verilmiyor. Bu bakımdan geldiğimiz nokta itibarı ile son 10 yılda diziler üzerinden aile bombardıman altına alınmıştır.

Bu son yıkılmaz kale dediğimiz ailede çatırdamaya başlamıştır. O nedenle aile içi iletişim kavramı günümüzde artık yükselen bir değer olarak karşımıza çıkıyor. Aile içi iletişim konuları önümüzdeki yıllarda daha çok konuşulacak çünkü ailenin temeline dinamit atacak diziler yoluyla toplumsal bir tarz üretiliyor.

10 yaşında Fatma gül adında bir kızımız var. Anne ve bu kızımızla dizi izliyor, dizide bir genç kız ile bir genç erkek gayri meşru bir cinsel ilişki yaşıyor, burada anne baba çocuğu uyarmıyor, demiyor ki kızım bak bu sahne gayri meşru bir sahnedir. Bu sahne gerçek hayatta olmamalı, bu yanlıştır demeli denmiyor. Aile o gayri meşru diziyi izliyor, Fatma gül adında gayri meşru bir çocuk doğuyor. O Fatma gül 10 yıl sonra kanal D'de ATV'de karşımıza Fatma gülün suçu ne olarak çıkıyor.

Toplumumuz diziler üzerinden dönüştürülüyor. Bugün ailede annenin ayrı bir dizisi var, babanın kurtlar vadisi var, oğlanın kızın ayrı bir dizisi var. Ve her birinin ayrı bir dünyası ayrı bir paradigması var.

Bunlar aile değiller, birlikte yaşıyorlar bunlar yuva değil sadece aynı evi paylaşıyorlar, bunlar anne baba ve çocuklardan oluşan aile saadeti değil sadece ortak yemek yedikleri, yattıkları bir alan olmuş oluyor, Otel ve lokanta gibi. Bu süreç bu şekilde devam ettiği takdirde Türkiye çok büyük sosyal problemlerle karşı karşıya kalacak ve kalıyor dedi.
Kaynak: Bültenler / Güncel

Güncel, Güncel, Haberler