Mehmet Ağar, Gündeme İlişkin Soruları Yanıtladı
Cumhurbaşkanının Halk Tarafından Seçilmesinden Yana Olduklarını Belirten Demokrat Parti (Dp) Genel Başkanı Mehmet Ağar, "Parlamenter Sistem Devam Ederse Bugünkü Cumhurbaşkanına Verilen Yetkiler Fazladır. Bütün Bunların Hepsi Tartışılamamıştır" Dedi.
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinden yana olduklarını belirten Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Mehmet Ağar, "Parlamenter sistem devam ederse bugünkü cumhurbaşkanına verilen yetkiler fazladır. Bütün bunların hepsi tartışılamamıştır" dedi.Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ardından DP Genel Başkanı Mehmet Ağar ve Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu'yu ağırladı. DP Genel Başkanı Mehmet Ağar, soru-cevap kısmında Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Celal Beysel'in sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin açıklamalar yapan Mehmet Ağar, Beysel'in, "Cumhurbaşkanlığı seçiminin kısa süreye sıkıştırılmasını istemiyoruz. Ama cumhurbaşkanın halktarafından seçilmesinden yanayız. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?" sorusu ile "İmam hatip liselerinin meslek lisesi statüsünden çıkarılarak özel statüye alınmasını istiyoruz. Bu konudaki düşünceniz nedir?" sorularını cevapladı. Temel bakış açısı olarak, halkın hakem olduğu her yerde olduklarını söyleyen Ağar, şöyle konuştu:"Siyasette var olmamızın temeli budur. Belirleyici güç millettir. Milletin iradesinden üstün bir güç yoktur. Karşımızda duran mesele şudur. Seçilmiş bir cumhurbaşkanı, parlamenter bir sistem. Dolayısıyla seçimle gelen cumhurbaşkanının mevcut yetkileri yeter mi? Parlamenter sistem devam ederse bugünkü cumhurbaşkanına verilen yetkiler fazladır. Bütün bunların hepsi tartışılamamıştır. Sıkışıklığa getirilmiştir."Meselenin bir inat çerçevesine oturtulduğunu öne süren Mehmet Ağar, "Siyasette en önemli mesele inadın dışında geniş bir tartışma zeminin en azından bulmak lazım. Yüzde 100 uzlaşma diye bir şey olmaz. O totaliter rejimlerde olur. Yukarıdan dikte ettirilenler kabul edilir. Burada öyle bir şey yok. Burada uzlaşma zemini olacaktır. Tartışmadaki farklılıklar uzlaşmayı getirecektir. Çoğunluk da bu kararın galibi olacaktır" diye konuştu.Konuyla ilgili 3 alternatif olduğunu belirten Ağar, bunları tam başkanlık, yarı başkanlık ve parlamenter sistemde sembolik cumhurbaşkanı olarak sıraladı. Ağar, Türkiye'de cumhurbaşkanı seçimlerinin demokrasi meselesi olduğu seçimler yaşandığını söyleyerek, 1973 seçimleriyle ilgili şöyle konuştu:"1973 seçiminde parlamentoya cumhurbaşkanı seçmesi dayatılmıştı. Parlamento Fahri Korutürk'ü seçmişti. O zaman bir demokrasi meselesiydi bu. Şimdiki mesele ise bir siyasi meseledir. Demokrasi meselesi falan değildir. Demokraside teklifler, uzlaşma arayışları vardır. Hükümet olarak gelebilirsiniz bize. 5-6 değerli parlamenteri teklif edebilirsiniz. Seçim konusunda bizimle birlikte hareket etme niyetinizi ortaya koyabilirdiniz. Bu bir nevi dayatma olmuştur. Demokrasi dışı davranışı ile karşımızda durdulardemesinler. 'Belli niteliklerde bir adayı nasıl cumhurbaşkanı yapmazsınız?' etrafında gözyaşı dökecek halimiz yok. O zaman çok şeyler söylenebilir. Kimseyi şahsen rencide etmek benim işim değil. 'Bu niteliklere sahip birini neden cumhurbaşkanı yapmadığınız?' dediğiniz vakit, hangi noksanlar olduğunu söylediğimiz vakit herkes kaçacak yer arar. Biz halkın hakem olduğu her yerde varız. Halktan gelen baş üstüne. Sağlıklı bir ortamda tartışılmadan ortaya konulmuştur. Önümüzdeki meclisin en önemli meselesiolacaktır. Bu meclisten çıkarsa baş üstündedir."Beysel'in imam hatip liselerinin durumu hakkında sorusuna Ağar'ın yanıtı ise şöyle oldu:"İmam hatipliler bu memleketin öz evlatlarıdır. Onları başka, harici bir şekilde görmek uygun değildir. Türkiye'nin en önemli meselesi eğitimdir. Türkiye'nin çocuklarını mesleki teknik eğitime gönüllülük içinde gidecek cazibe oluşturulmalıdır. Robert Kolej'de okuyan da bizim, imam hatip de okuyan da bizim evladımızdır. İktidar olduğumuzun ilk 3 ayında 10 bin öğrenciyi yurtdışına göndereceğiz."TBMM'de bürokratlık görevinde bulunmuş Yıldırım Aktürk ise, Mehmet Ağar ve Mumcu'ya eleştiride bulunarak, "Demokrat Parti'ye sığınıyoruz. Demokrat Parti'nin politikalarında seçim öncesi söylerken iktidardayken farklı uygulamalar vardı. Demokrat Parti'ye sığınırken Demirel'in bu ülkeye çok kaybettirdiğinden bahsetmediniz. İki partinin ortak manifestosu olacak mı? İki farklı şey söylüyorsunuz. Farkında mısınız? Anavatan ve DYP birleşiyor. İkisi birleştiyse ortak manifesto olacak mı? Silahlı kuvvetlerinAvrupa ayarında demokratik açılımına 'Evet' diyor musunuz? Milli savunma harcamalarında ciddi oranda indirim düşünüyor musunuz? Radikal bir açılım olacak mı?" sorularına Ağar, şöyle yanıt verdi:"Türkiye'nin güçlü bir orduya sahip olması bir gerçektir. Bu ordunun atış gücü yüksek, sayısal anlamda daha az, fonksiyonel olarak daha güçlü olması gerekir. Çok cesur ve rahat bir tarzda ordu eleştirileri yaparak dik duran da biziz. Ordu üzerinden demokrasi havariliği yapmak benim işim değil. Hükümet olduğumuzda muktedir olan ben olacağım. Askerle siyaset yapamazsın ama askersiz bir ülkeyi yönetemezsin. Yunanistan'la çılgınca silahlanma rekabetinden vazgeçmek söz konusu olabilir".(RC-ED-ÖZ-Y)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA