Londra: Avrupa Basınında Bugün
Avrupa basınında bugün, her geçen gün şiddeti artan İsrail'in Lübnan saldırısına ilişkin yorumlar ve Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında kriz yaşanabileceği iddiaları başlıkları öne çıktı.
Avrupa basınında bugün, her geçen gün şiddeti artan İsrail'in Lübnan saldırısına ilişkin yorumlar ve Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında kriz yaşanabileceği iddiaları başlıkları öne çıktı.BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish/" adresinde yer alan basın özetlerine göre, Independent gazetesi bu sabah manşetinde, "Ortadoğu'da acil ateşkes ilanını kimler destekliyor?" diye sordu. Gazete, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın "Lübnan halkının toplu halde cezalandırılmasının durması gerektiği" açıklamasını aktarırken, ateşkese destek veren ve karşı çıkan ülkeleri bir grafikle anlattı. İkiye bölünmüş olan sayfanın sol tarafında ateşkesi destekleyen, Türkiye de dahil 177 ülkenin bayrağı var. Ateşkese karşı çıkan ülkelerin bulunduğu sayfanın sağ tarafı hemen hemen boş. Yalnızca 3 ülkenin, İsrail, ABD ve İngiltere'nin bayrakları var. Alman basınında ise ateşkes konusunda farklı görüşler var. Frankfurter Algemeine Zeitung ateşkesin vaktinin gelip gelmediği konusundaki tereddüdünü göstererek, "Geçmiş tecrübeler, geçici çözümlerin er ya da geç sadece yeni çatışmalara hatta yeni savaşlara yol açtığını gösteriyor. Öte yandan İsrail saldırıları kapsamlı bir çözümün önkoşullarını oluşturabilir. Lübnanlılar'ın çektikleri acılar dikkate alındığında acımasız görünebilir, ama BM ya da Lübnan Ordusu değil, ancak İsrail kesin olarak Hizbullah'ı zayıflatabilir" ifadelerine yer verdi. Yine Almanya'dan Die Tageszeitung ise tam aksini savunuyor. "Ateşkes gerekli" başlıklı yazısında gazete, İsrail saldırılarının Hizbullah'tan çok Lübnan halkını vurduğunun altını çizdi."LÜBNAN'A İHANET"Independent gazetesi ise başyazısında, Lübnan ulusunun ihanete uğradığı görüşünde. Saldırılar başladığında İsrail Genelkurmay Başkanı'nın işgal yıllarına gönderme yaparak "tarihi 20 yıl geriye almaktan söz ettiğini" anımsatan Independent, "Bu süreç hemen hemen tamamlanmak üzere. İsrail saldırıları Lübnan'a diz çöktürdü. Lübnan, daha yakın zamana kadar sedir ağacı devrimi nedeniyle yere göğe konulamıyordu. Anlaşılan Lübnan'ın demokratik devrimine ilişkin bütün güzel sözler, başbakanımızın ifade ettiği gibi 'sadece konuşmalardan' ibaretti. Amerika'nın Lübnan'a ihaneti ise tam bir utanmazlıktır. Sadece 3 ay önce ABD Başkanı George Bush, Lübnan Başbakanı'nı Beyaz Saray'da ağırlamış ve Lübnan halkına övgülerini sıralamıştı. Amerika'nın Lübnan ile dayanışması nerede şimdi?" ifadelerine yer verdi. Independent, Hizbullah'ın sorumluluğunu kimsenin göz ardı etmediğini, İsrail askerlerinin kaçırılmasının açık bir kışkırtma olduğunu vurgularken, ama son olayın iki eşit güç arasında bir savaş olmadığını kaydediyor."Hizbullah, İsrail'in sık sık bizlere anımsattığı gibi, 'terörist' bir örgüt. Lübnan topraklarında faaliyet gösteren, mesuliyetsiz bir grup. İsrail ise bir devlet. Eğer İsrail, Hizbullah'ın etkinliğini yok etmek istiyorsa, meşru Lübnan Hükümeti'ni destekleyip güçlendirmeye çalışırdı. ABD liderliğindeki uluslararası toplumdan da beklenen buydu. Ama bunun yerine İsrail, Lübnan halkına gaddarca davranırken uluslararası toplum geride bekledi ve zaten alev alev olan Ortadoğu'ya daha çok benzin döktü."Guardian manşetinden duyurduğu haberinde, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına karşı izlenen tutum nedeniyle İngiltere Başbakanı Tony Blair ile Dışişleri Bakanlığı arasında çatlak oluştuğunu aktardı. Gazete, "Tony Blair, İsrail'e desteğini kamuoyu önünde güçlü şekilde ifade ediyor. Başbakanlık, Washington'un Hizbullah'ın askeri kapasitesini zayıflatmak için İsrail'e zaman tanınmasını öngören tutumuna desteğini değiştireceği yönünde bir işaret vermiyor. Ancak geleneksel olarak Arap yanlısı olmakla ün kazanan Dışişleri Bakanlığı ise, özel olarak İsrail'in stratejisi ve bu stratejinin Ortadoğu'nun genelinde oluşturacağı etki konusunda kuşkulu. Dışişleri'nin kaygısı; İsrail saldırılarının amaca hizmet etmemesi, orantısız olması ve Lübnan Hükümeti'nin istikrarını tehdit etmesi" ifadelerine yer verdi."BLAİR'İN SESSİZLİĞİNİN BEDELİ"Times yazarı Mary Ann Sieghart, Tony Blair'in sessizliğini "şok edici" bulduğunu yazdı. İsrail'in en katı destekçilerinin bile Lübnan'a yönelik saldırıların arzulananın tam tersi bir etki yapacağını fark etmiş olması gerektiğini, Hizbullah'ın kaybettiği her bir militanın yerine, mücadelesi için en az 10 yeni militan bulacağını belirten Times yazarı, "Blair'in sessizliği dünyaya ama özellikle de İngiltere'nin Müslüman toplumuna güçlü bir mesaj gönderecektir. İsrail'in aşırı tepkisini kınamayarak Başbakan Blair, kendi kendini bu eylemlerin müttefiki haline getirmektedir. İngiltere'nin radikalleşen genç Müslümanlar'ı için daha güçlü bir malzeme olabilir mi? 'Hükümetiniz sizleri ve sizlerin dindaşlarını umursamıyor. Bu kutsal amaç uğruna Müslümanlar'ı savunmak için harekete geçmelisiniz' diyeceklerdir. Dehşet verici bir durum. Amerika'nın tutumuyla kendi arasına çok az bile olsa bir mesafe koymayarak Blair, ülkemizin güvenliğini tehlikeye atıyor. İsrail ile gizli bir diplomasi yürütüyor olsa bile, bu durumun bizler için bir bedeli yok değil. Kendisi başbakanlıktan ayrıldıktan uzun bir süre sonra bile biz bu faturayı ödüyor olabiliriz" yazdı. İspanyol basınında, Başbakan Jose Luis Zapatero'nun odağında olduğu bir Yahudi karşıtlığı tartışması var. Zapatero, Sosyalist Parti'nin bir kongresinde İsrail'in saldırılarını eleştiriyor ve yine aynı toplantıda bir genç, Başbakan Zapatero'nun omzuna eski Filistin lideri Yaser Arafat ile özdeşleşen bir kefiye sarSorge Bush, Lübnan Başbakanı'nı Beyaz Saıyor. Başbakan'ın omzunda kısa bir süre duran kefiyeyle fotoğrafının yayınlanması, İspanya'da bir siyasi tartışma başlatmışa benziyor. El Periodico gazetesi, olayı bir 'hata' olarak görüyor, ama İsrail büyükelçisini ve muhalefetteki Halkçı Parti'yi tepkileri nedeniyle eleştiriyor. Gazeteye göre, "Lübnan'da 300'den fazla sivilin hayatını kaybetmiş olması İsrail'e durması çağrıları yapmak için gereken ahlaki yetkiyi veriyor." El Periodico ile aynı fikirde olan El Pais de, "Lübnan'ın bombalanması Hamas ve Hizbullah'ın kışkırtmalarından daha haklı görülemez. Kimse, politikasının sorgulanmasını reddetmek için kendini 'evrensel bir günah keçisi statüsünün' arkasına saklamasın. İsrail Hükümeti'nin politikalarını eleştirmek Yahudi karşıtlığı değildir" ifadelerine yer verdi. El Mundo gazetesi ise, "kefiye olayının bahanesi olamaz" görüşünde ve Başbakan Zapatero'yu, İspanya diplomasisi için en münasebetsiz zamanda, çevresine genç Filistin destekçilerini alarak sorumsuzca davranmakla suçladı."TÜRKİYE AB KRİZİ YAKIN"İngiltere'de yayımlanan Economist, Türkiye ile AB arasında muhtemel krizin yaklaştığı uyarısında bulundu. Dergiye göre potansiyel kriz konuları; Kıbrıs ve Türkiye'de reformların yavaşlaması. Reformlar konusunda Ankara'yı, Kıbrıs konusunda ise Brüksel'i eleştiren Economist, Türkiye'nin gelecek yıl seçime gideceğini hatırlatıyor ve Avrupa yanlısı olmanın pek oy getirmeyeceğini, Türk milliyetçiliğinin ise bir hayli oy kazandıracağını vurguladı. Gazete konuyla ilgili olarak, "AB ve Türkiye, sonbaharda Kıbrıs konusunda karşı karşıya gelecek olmasa tüm bunlarla baş edilebilirdi belki. AB Türkiye'den liman ve havaalanlarını bu yıl sonuna kadar tüm üyelere açmasını talep ediyor. Türkiye ise Kıbrıs'ın bir yarısı ambargo altındayken, diğer yarısına limanlarını açmasının haksızlık olacağını savunuyor ki bu da gayet mantıklı. Doğal çözüm iki tarafın aynı anda harekete geçmesi olacaktır. Ne var ki AB, Gümrük Birliği anlaşmasıyla ticaret ambargosu arasında bir bağ olmadığını savunuyor. Yani kendisi verdiği sözü tutmazken, Türkiye'den sözünü tutmasını istiyor" ifadelerine yer verdi. Economist'in önerisi ise, krizin Türkiye'deki seçimlerin sonrasına ertelenmesi. Guardian, önde gelen uluslararası çevre örgütlerinin hazırladığı bir raporu aktardı. Rapora göre, kaplanların soyu sanıldığından daha hızlı tükeniyor. Gazete haberi, "Gezegenin en esrarengiz yaratıklarından kaplanlar, soyu tükenmekte olan canlılar listesinin bir süredir ilk sırasında. Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın dönüm noktası olarak görülebilecek yeni raporuna göre, kaplanların yaşama alanları 10 yıl öncesine göre neredeyse yarı yarıya azaldı. Bir zamanlar yaşam alanları Asya'da Türkiye'nin doğusundan Rusya'nın uzak doğusuna kadar uzanan kaplanlar, şimdi yoğun olarak Hindistan'da yaşıyor. Ancak buradaki durum da kaplan türü açısından parlak değil. Hindistan, dünyanın kaplan nüfusunun yüzde 60'ına ev sahipliği yapıyor. 19. yüzyılda yaklaşık 100 bin olan kaplan nüfusu, şimdi 3 bin 600'a düşmüş durumda" şeklinde okuyucularına duyurdu.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA