KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer Rum Basınında
Kıbrıs Rum Kesimi Gazetelerinden Alithia, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Gerçekleştirdiği Bir Söyleşiye Yer Verdi.
Kıbrıs Rum Kesimi gazetelerinden Alithia, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile gerçekleştirdiği bir söyleşiye yer verdi.Başbakan Soyer söyleşisinde, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda daha fazla zaman kaybedilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Biz, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda beklemek için vaktimiz olmadığına inanıyoruz" dedi.Müzakerelerin başlaması ve bir takvim çerçevesinde Ada'nın yeniden birleştirilmesini öngören karşılıklı kabul edilebilecek bir çözüme varılması ve bunun referanduma sunulması halinde, Kıbrıslı Türklerin yüzde 85'inin buna "evet" diyeceklerinden emin olduğunu kaydeden Başbakan Soyer, bu arada mülkiyet sorununun çözümünü, Kıbrıs sorununun siyasi çözümü çerçevesinde gördüklerini de söyledi.Başbakan Soyer'in söyleşisinin tam metni şöyle:"Soru: Son açıklamalarınızda Rum tarafındaki seçimlere değindiniz ve sizin, Kıbrıslı Türklerin elinin, gecikmekte olan tokalaşma için barışçıl şekilde uzanmış olduğunu söylediniz. Kıbrıs geleneklerine göre tokalaşmak yapılmış bir anlaşmanın onaylanması demektir. İlk başta tipik bir sosyal temas şeklinde olabilecek bu tokalaşmanın sonunun nereye varacağını düşünüyorsunuz?Soyer: Biz, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda beklemek için vaktimiz olmadığına inanıyoruz. Kıbrıs için yazık olur. 40 yıldan beridir, gelmesi gereken bir çözümü bulmaya çalışıyoruz. Bu yüzden elimiz uzatılmıştır. El sıkışmak, Kıbrıs Rum tarafıyla masaya oturmamız ve görüşmelere başlamamız anlamına gelir. Gecikmemiz anlamsızdır. Sayın Papadopulos'un Bürgenstock'ta neden Talat'la görüşmediğini ve sadece 8 Temmuz'da Sn. Gambari'nin de hazır bulunduğu sırada bir araya geldiğini bilmiyorum. Sn. Papadopulos,bu tutumu ile ne kazandı? Milli kahraman mı oldu? Ancak Kıbrıs çok şeyler kaybetti. Sn. Papadopulos, Annan Planı'nı öldürdüğü ve Kıbrıs sorunuyla karşılaştırma olarak Kosova'ya ve Çekoslovak Karadağı'na değinmelere ilişkin kapıları açtığı için gurur mu duyuyor?Kıbrıs sorununun çözümüne çok yaklaştığımız bir anda Papadopulos hükümeti gelerek, bizi bundan uzaklaştırdı. Klerides başkanken, 2001 yılında Türk tarafına geldi ve Denktaş ile yemek yedi. Klerides, bu yaklaşım hareketini büyük bir sorun olarak görmedi.Soru: Başkaları tarafından söylenenlere ve karşıt görüşlere rağmen siz, BM çerçevesinde bir yeniden birleşme çözümünde ısrar ettiğiniz için mi eliniz Kıbrıs Rum tarafına uzatılmıştır?Soyer: Elbette.Soru: Benimle daha önce yapmış olduğunuz söyleşilerde gerek sizin, gerekse CTP'nin, iki toplumlu, iki kesimli federasyon çerçevesinde adanın yeniden birleşmesine bağlı olduğunuzu, bu yüzden de BM'nin planına, yani Annan Planı'na 'evet' dediğinizi söylemiştiniz. Ancak o zamandan beridir çok şey değişti. Tıpkı iade edilmeleri öngörülen, ancak şu anda sizin tarafınızda mevcut bir inşaat ve yatırım patlaması sonucunda kullanılan Kıbrıs Rum taşınmaz malları ve topraklarında olduğu gibi, planın temel maddelerikorunamadı. Bu konuda ne diyeceksiniz?Soyer: 1974 öncesinde Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar, mülkiyet sorunu ile karşı karşıya değillerdi. Biri diğerinin malını almak için kavga etmiyordu. Biz, şu anda bu durumu Kıbrıs sorununun siyasi çözümü çerçevesinde görüyoruz. Eğer Kıbrıs sorunu çıkmazda kalmaya devam ederse, yeni inşaatlar durdurulamaz. Hükümetimiz, Girne ve Karpaz bölgelerindeki yapılaşmayı sınırlandırmak yönünde önlemler almıştır.Soru: Birçok Kıbrıslı Rum'un endişesi, Annan Planı'nda öngörüldüğü şekliyle geri dönüş imkânlarının kısıtlanmasıdır.Soyer: Annan Planı'nda 55 bin Kıbrıslı Rum'un mallarına dönmeleri konusu vardı. Diğer 3'te biri Kıbrıs Türk idaresi altına dönebileceklerdi. Eskiden Viyana görüşmelerinde Papadopulos müzakereciydi ve o zaman 50 bin Kıbrıslı Rum'un bizim idaremize dönmelerini kabul etmişti. Şimdi neden hayır dedi? Önceki BM genel sekreterleri ve Annan, Papadopulos'un bu eski önerisi çerçevesinde önerilerde bulundular. Bizzat kendisinin 1975'te kabul ettiği bir konuya şimdi neden hayır diyor? Geçen yıllarda kaybettiğimizonca şeyden Papadopulos ve Denktaş ne kazandılar? Ev inşaatları şu anda yediye katlanmıştır ve eğer çözüm olmazsa sayıları katlanacaktır.Kıbrıs Rum tarafındaki Kıbrıslı Türk malları konusu da vardır. Biz, Sn. Denktaş'ın yapmadığı bir şey yaptık. Avrupa Mahkemesi'ne başvurduk. Taşınmaz Mal Komisyonu'nu kurduk. Buna paralel olarak Kıbrıs Türk malları vasiliğinin (Kıbrıs Rum tarafındaki) bu mallar konusunda yasal davranmadığı ortaya çıktı. Bu konu da Avrupa'da tartışılıyor. Kıbrıs sorununun çözümü çerçevesinde mülkiyet sorunu da çözülecektir.Soru: Sizdeki bazı anketler, Annan Planı'na 'evet' diyen Kıbrıslı Türklerin çoğunluğunun yüzde 60'ının iki ayrı devlet çözümüne yöneldiklerini gösteriyor. Bu eğilimin tersine çevrilebileceğine ve Kıbrıslı Türklerin yeniden birleşme çözümüne destek vermelerine imkân olduğuna inanıyor musunuz?Soyer: Eğer Kıbrıs Rum tarafıyla müzakereler başlar ve bir takvim çerçevesinde karşılıklı kabul edilebilecek bir yeniden birleşme çözümüne varılırsa, bunun referanduma sunulması halinde Kıbrıslı Türklerin yüzde 85'inin 'evet' diyeceklerinden eminim. Güvenlik Konseyi'nin kararlarına dayanan bir çözümü kastediyorum.Lisi (Akdoğan), Varoşi (Maraş) ve Morfu'da (Güzelyurt) kalan Kıbrıslı Türkler, 1963, 1968 ve 1974'te göçmen olduklarını söylüyorlar. Yine bu insanlar, tıpkı Annan Planı'na 'evet' dedikleri gibi, Kıbrıslı Rumların evlerine dönebilmeleri için kaldıkları evlerden çıkmalarına sebep olacak ve onları yeniden göçmen durumuna sokacak bir yeniden birleşme çözümüne 'evet' demekte tereddüt etmeyeceklerini söylüyorlar.Referandum döneminde Papadopulos, televizyonlarda ağlayarak teslim almış olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti'ni bir topluma dönüştürmeyi kabul etmeyeceğini söylüyordu. Kıbrıslı Rumlar, Papadopulos'un ağlayarak söylediklerine inandıkları için Annan Planı'na 'hayır' dediler.Sahiplerinin geri dönmesi için kaldıkları evleri terk etmeyi kabul eden Kıbrıslı Türkler ise, Kıbrıslı Rumlar'dan Annan Planı'na 'evet' demelerini beklediler.Bizim şu anda söylediğimiz, onların tek sorununun mülkiyet sorunu olmadığıdır. Şu anda sıradan Kıbrıslı Türk vatandaşlar; 'eğer Kıbrıslı Rumlar bizi istemiyorlarsa iki devletten başka seçeneğimiz yoktur' diyorlar. Bu yüzden ben, eğer BM çerçevesinde bir yeniden birleşme çözümü olursa bu insanların yeniden 'evet' diyeceklerine inanıyorum.Kıbrıs Rum tarafında başkanın seçilmesinden kısa bir süre sonra müzakerelere başlamazsak nereye varırız bilemiyorum. Bu düşüncelerle, Şubat'ta karar vermek Kıbrıslı Rumlara kalmıştır."(MG-İÖZ-İÖZ-D)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA