Kimse Yargının Ağabeyi Değildir

Politika Haberleri

Çiçek, Her Yargıcın, Her Savcının Yasalar Karşısında Bağımsız Olduğunu, Yaptığı Bir Hata Varsa Bunu Düzeltme Yolunun Yine Yasalarla Belirlendiğini Belirtti.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, her yargıcın, her savcının yasalar karşısında bağımsız olduğunu, yaptığı bir hata varsa bunu düzeltme yolunun yine yasalarla belirlendiğini belirterek, "Kimse yargının ağabeyi değildir, yargının kendi içinde olanlar dahil" dedi.

Çiçek, "TÜSİAD En İyi Genç Hukukçu Ödülü"nün verildiği törende yaptığı konuşmada, yaşanılan çağda hukuk devleti ve adaletin, toplumun da devletin de demokrasinin de oksijeni olduğunu dile getirdi. "Hukukun lafını ettik, acaba gereğini yaptık mı?" konusunda herkesin, her kurumun ve başta siyaset yapanların bir muhasebe yapmasında ciddi fayda olduğu görüşünü taşıdığını belirten Çiçek, hukukun gereğini yapmanın birinci yolunun hukuka uymak, ikinci yolunun da hukuku uygulamak olduğunu vurguladı.

Hukuka uymak konusunda Türk toplumunun "biraz oportünist olduğunu", kendi menfaati söz konusu olduğunda "Acaba bu işi nasıl kotarırız?"mantığıyla yaklaştığını ifade eden Çiçek, herkesin uyması gereken bazı temel yasalar bulunduğuna işaret etti.

Çiçek, bu çerçevede Anayasa'nın 138, TCK'nın 288 ve Basın Kanunu'nun 19. maddelerine göre, "hiçbir organ, makam ya da merciin mahkemelere, hakimlere emir ve talimat veremeyeceğini, yine bir olayla ilgili başlatılan soruşturma ve kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hakim, mahkeme ya da tanıkları etkilemek amacıyla sözlü ya da yazılı beyanda bulunmanın cezalandırılacağını, hazırlık soruşturmasının başlatılmasından sonuçlanıncaya kadar geçen süre içinde cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme işlemleri ve soruşturmayla ilgili diğer bilgilerin içeriğini yayımlayanlara para cezası öngörüldüğünü" vurguladı.

Çiçek, "Bu temel maddeler açısından baktığımızda, olup bitenleri değerlendirdiğimizde biz hukuk devletinin neresinde bulunuyoruz, yargı bağımsızlığının neresinde bulunuyoruz?" diye sordu. Bu maddelerin, eğer gereksizse kaldırılabileceğini belirten Çiçek, bunun da ancak hukuk yoluyla yapılabileceğini söyledi.

Hukuku uygulamakta karşılaşılan en büyük zorluğun "ayrıcalıklar" olduğuna işaret eden Çiçek, sözlerine şöyle devam etti:

"Evvela kendi zihnimizde, kendi beynimizde ayrıcalıklar var. Adeta çıkarılan kanunlar toplumun avam tabakası için, toplumda belli bir yer edinememiş kimseler için uygulanacak gibi bir anlayışa gelmişiz. Eğer insanlar belirli bir statüyü taşıyorsa, onlar dokunulmaz hale geliyor. Bizim hava alanlarının VIP'in kapısında oradan istifade edeceklerin listesi var. Yargılama yapanlar, soruşturma yapanlar, kovuşturma yapanlar o listede olanlarla ilgili çok ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Birincisi yasalar ve Anayasa'dan kaynaklanıyor, ikincisi de kendi zihnimizde, kendi beynimizde bazılarını farklı yere koyabiliyorsak, kanun nezdinde, hukuk nezdinde eşitlik ilkesi zarar görüyor demektir."

Çiçek, somut olaylardan görüldüğüne göre, Türkiye'de hukukun uygulanmasının önünde en önemli engelden birinin "meslek dayanışması", bir diğerinin "bölgecilik, ideolojik saplantılar ve hemşehricilik duyguları"olduğuna işaretle, bunların birçok meselede gerçeğin ortaya çıkarılmasında olumsuz etki yaptığının söylenebileceğini dile getirdi.

Yargının bağımsızlığına inandığını belirtirken, yargının tarafsızlığının önemini vurgulayan Çiçek, bir ülkenin başına hukuken gelebilecek en büyük felaketin "yargının siyasallaşması" olduğuna da vurgu yaptı. Çiçek, bunun ülkenin başına dert açacağını, bu nedenle herkesin yargının bu manada tarafsızlığı ve hukuk çerçevesinde karar vermesi için elinden gelen çabayı göstermesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Ödül töreni sonrası, salondan ayrılırken gazetecilerin Tuncay Güney'in anlatımlarına ilişkin sorusu karşısında Çiçek, "Ben hukuka uymak zorundayım, başkaları uymasa da. Yargıda devam eden bir konu, ona ilgili makamlar karar verir, ben bilmem onu. Ben o konulara girmem" dedi.
Kaynak: AA / Politika

, Haberler