Kalplere "Ruh" Girince

Spor Haberleri

Fenerbahçe'nin Bu Sezon İlk Kez Dört Maç Üst Üste Kazanmasının Nedeni Sorgulanıyor.

Fenerbahçe'nin bu sezon ilk kez dört maç üst üste kazanmasının nedeni sorgulanıyor. Bu nedenleri geçen haftalarda sizlerle paylaştım. Söylediklerimin hemen hepsi mental analizlerdi. Dört senedir edinilen alışkanlıkları bir anda takımın kalbinden, beyninden söküp atmak kolay değildi. Bunu Aykut kocaman zaman içinde yapmayı planlıyordu, bizim gibi “artık yeterciler” ise radikal davranmasından yanaydı. Çünkü eskiden aynı yolu deneyenlerin sonu ortadayken, bu futbolcu grubuna güvenip yola çıkmak çok mantıklı gelmiyordu. Radikal hamleler Antalya'da yapıldı. Bu hamlelerin içine takımın lider oyuncularının girmesi, özellikle de Alex'in kontrat sevdasını bir kenara atıp, takım için sorumluluk alacağını açıklaması çok şeyi değiştirdi. “Kaptan da hocayla geçinemiyor. Zorlamaya gerek yok” diye düşünenler de, son kalelerinin yıkıldığını gördüğünde, önlerinde tek yol kaldı, çalışmak ve çabalamak. Aksi halde, “Artık hesabı futbolculardan sorarım” diyen başkan, Dünya'da başka bir takımda görmelerinin imkansız olduğu sözleşmeleri ceplerine koyabilirdi. Antalya, Trabzon ve Manisa maçlarının tek ortak özelliği var.

Sahadaki takım isteyen ve agresif olmaya çalışan oyunculardan kuruluydu. Aynı isimler, önceki maçlarda sahada “şeffaf” gibi oynarken, şimdi itiş – kakışın içine giriyor, hamle önceliği kazanmaya çalışıyordu. Yani kalplerine “ruh” girdi. Şöyle bir örnek vereyim. Ankaragücü maçı 2-1 kaybedildi. 81. dakikada skor 2-0 aleyhlerineyken yaptıkları faül sayısı ikiydi. Maçı da beş faulle bitirdiler. Sonraki Sivas maçı. İlk yarı 0-0 bitti. Faül sayıları bir'di. İkinci yarıda dokuz tane daha yaptılar, maçı tek kale oynadılar, 1-0 kazandılar. Antalya maçında faul sayısı 14. Trabzon maçında 26, Manisa'da 16… Yani zorlamışlar, topa koşmuşlar, bu istek içinde dengesiz kalmışlar, faul yapmışlar. Kimse faul yapmak gerektiğini savunduğumu sanmasın.

Elbette gitsinler, rakiplerini tekmelesinler demek istemiyorum. Ama topu almak istersen hata yaparsın ve bunun sonucunda faul gelir. Rakip yanında koşuyor, dokunma… Rakip şut çekiyor üstüne gitme. Boşta olan topa koşuyorsun, omuz koyma. Bunlar baştan “pes” etmektir. Takım gibi hareket etmeye başladılar. Sorumluluk alıyor, birbirlerine yardım ediyor, geriye daha istekli koşuyor, önceliği takım organizasyonuna veriyorlar. Bakın Andre Santos'un performansına, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Bölgesinde sorumlu oynamaya, ilk görevinin alanını kapatmak olduğuna ikna olunca, bütün rakiplerin taktik alan haline getirdikleri bölgesindeki hatalar ne kadar azaldı. Bireysellikten, takım olmaya doğru ilk defa doğru sefer yapıyorlar. Daum'un korkak, cesaretsiz takımı siliniyor yavaşca. İhtiyaçları olan güveni de bulmaya başladılar. Beşinci haftadaki Beşiktaş maçıyla beraber, Fenerbahçe'nin çok farklı, istenen ve özlenen yüzünü görebiliriz.
Haberler.Com - Spor

Spor, Spor, Haberler