İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde "Çocukların Gözünden Dijital Dünya" paneli düzenlendi

Ekonomi Haberleri

BİLGİ Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci: - "Çocuk güvenliği, ailelerin sorumluluğu olmanın yanı sıra başta dijital platformlar olmak üzere eğitimciler ve politika yapıcıların da ortak sorumluluğuyla desteklenen bütüncül bir yapıya dönüşmelidir"

İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin "BİLGİ Çocuk Çalışmaları Birimi" (BİLGİ ÇOÇA), isim değişikliğinin ardından ilk etkinliğini "Çocukların Gözünden Dijital Dünya" paneliyle gerçekleştirdi.
Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, BİLGİ ÇOÇA, çalışmalarına BİLGİ Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak devam edecek.
Santralistanbul Kampüsü'nde gerçekleştirilen ve "çocukların dijital ortamdaki deneyimleriyle iyi olma halleri arasındaki ilişki"nin ele alındığı panelde, çocuk hakları, çocuk katılımı ve dijital dayanıklılığı merkeze alan bütüncül politikaların önemine dikkat çekildi.
Panel, BİLGİ Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Başak Akkan'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilirken, BİLGİ Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, TÜBİTAK desteğiyle Türkiye genelinde 29 ilde 1500 haneyle yürütülen "Krizler Çağında Çocuk Olmak: Türkiye'de Pandemi Sonrasında Çocukların İyi Olma Halini Yeniden Düşünmek" başlıklı araştırmanın dijital dünyaya ilişkin bulgularını değerlendirdi.
Araştırmaya göre, çocukların yaklaşık yüzde 95'i internete erişebilirken, yüzde 47'si ailelerinin internet kullanımını sık sık kontrol ettiğini, yüzde 53'ü ise bu denetimin nadiren gerçekleştiğini ifade ediyor.
Çocukların yarısından fazlası internette karşılaştığı olumsuz içerikleri aileleriyle paylaşmazken, yaklaşık yüzde 73'ü bilgisayar, telefon veya internet kullanımıyla ilgili ailelerinden neredeyse hiç destek almıyor.
Bulgular, çocukların dijital dünyayı farklı şekillerde deneyimlediğini ve bu alanın hem riskler hem de fırsatlar barındırdığını ortaya koyuyor.
Çocukların büyük bölümü dijital okuryazarlık konusunda bilgi sahibi olurken, düşük sosyoekonomik koşullara sahip çocuklar daha zayıf becerilere sahip bulunuyor ve siber zorbalığa karşı daha kırılgan bir yapı sergiliyor.
"Çocukların deneyimleri dikkate alınmalı"
Açıklamada paneldeki konuşmasına yer verilen Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, çocukların kendi deneyimlerinin uzmanı olduğunu belirtti.
Semerci, dijital dünyaya ilişkin politika ve tartışmalarda çocukların sesine yer verilmeden gerçek bir anlayış geliştirmenin mümkün olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Çocuklar için dijital alan, doğdukları, yaşadıkları dünyanın parçası. Tıpkı yaşamın diğer alanlarında olduğu gibi bu alanda da çocuklar için güvenli alanlar yaratmak, onların riskleri yönetebilmelerini sağlayacak 'dijital dayanıklılık' becerilerini geliştirmek gerekiyor. Okullarda müfredata ve rehberlik hizmetlerine entegre edilmelidir. Ayrıca 'dijital çağda ebeveynlik' ailelerin dijital okuryazarlığını da geliştirmeyi gerekli kılıyor. Çocuk güvenliği, ailelerin sorumluluğu olmanın yanı sıra başta dijital platformlar olmak üzere eğitimciler ve politika yapıcıların da ortak sorumluluğuyla desteklenen bütüncül bir yapıya dönüşmelidir."
İstanbul Bilgi Üniversitesi Dijital Medya ve Çocuk Platformu Kurucusu ve Medya Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Esra Ercan Bilgiç de dijital dünyada çocuklara yönelik içerik risklerine değindi.
Bilgiç, "Dijital dünyada çocuklara yönelik içerik riskleri, temas riskleri, siber zorbalık, ekran süresini yönetememe ve veri riskleri gibi riskler mevcut. Ancak çocuk hakları perspektifinden baktığımızda dijital dünyanın aynı zamanda ifade özgürlüğü, bilgiye erişim, haber alma, öğrenme, yaratıcılık ve katılım hakkı açısından önemli fırsatlar sunduğunu da görmek gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Çocuk hakları eğitmeni, danışmanı ve araştırmacısı Gözde Durmuş da dijital dünyaya ilişkin kısıtlamalar değerlendirilirken çocukların içinde bulunduğu fiziksel çevrenin de dikkate alınması gerektiğini belirterek,"Çocukların neden hep evde ekranın karşısında oldukları sorusunu sormadan bir çözüm bulmak çok mümkün değil. Çocuklarla ilgili etkili bir politika geliştirebilmek için çocukların deneyimleri dikkate alınmalı." değerlendirmesini yaptı.
Zemberek Teknoloji Sanat ve Öğrenme Derneği'nden Cansu Yalçıner, son yıllarda çocuklar arasında VPN kullanımının arttığına dikkati çekerken, Alper Kerpiççi de Türkiye'de çocukların kendilerine ait cihazlarla internete bağlanma oranının yüzde 65 olduğunu vurguladı.
BİLGİ ÇOÇA Araştırmacısı Cem Demirayak da merkezin bir dayanışma ağıyla büyüdüğünü aktararak, "BİLGİ ÇOÇA, yalnızca yakın çevresiyle değil, sivil toplum örgütlerinden yerel yönetimlere, akademisyenlerden sahada çocuklarla çalışan uzmanlara kadar geniş bir dayanışma ağıyla büyüdü." görüşlerini kaydetti.