İstanbul Barosu'dan Hesaplaşma Yorumu
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Mehmet Durakoğlu, "Soruşturmanın, Siyasal İktidarı Oluşturan Partinin Kapatılması İçin Açılan Davanın Hesaplaşmasına Yönelik Bir Tartışmanın Vesilesi Haline Getirilmesi, Soruşturmadaki Yönlendirilme Arzusunun da Göstergesidir.
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Mehmet Durakoğlu, "Soruşturmanın, siyasal iktidarı oluşturan partinin kapatılması için açılan davanın hesaplaşmasına yönelik bir tartışmanın vesilesi haline getirilmesi, soruşturmadaki yönlendirilme arzusunun da göstergesidir. Yargı kurum ve organlarının, bir travmadan kaynaklandığı anlaşılan rövanş duygularının tatmin aracı olarak kullanılmasına asla izin verilmemelidir. Bu uğurda, erk sahiplerine karşı gösterilecek direnç, hukuk tarihimizde saygı ile anılacaktır" dedi.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu, bir yılı aşkın bir süredir sürdürülen ve henüz iddianamesi bile hazırlanamayan "Ergenekon Soruşturması" kapsamında yeni gözaltına alınmalar üzerine basın toplantısı düzenledi. İstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nun görüşü, Başkan Yardımcısı Mehmet Durakoğlu tarafından okundu.
Soruşturmanın siyasal özünün hukuksal niteliğinin önüne geçtiğini vurgulayan Durakoğlu, soruşturmanın "bağımsız bir yargı uğraşı" olmaktan çıktığını, bir hukuk kurumu olarak bundan büyük üzüntü duyulduğunu bildirdi.
Durakoğlu, yaklaşık 13 Ay önce başlayan ve kamuoyunda "Ergenekon" olarak adlandırılan soruşturmanın, son gözaltılarla devam ettirildiğini belirterek, soruşturmanın uzaması nedeniyle giderek işin, siyasal özünün daha bir öne çıktığını ve yargı kurumlarının, sindirme teması taşıyan böyle bir senaryonun parçası olmaması gerektiğini kaydetti. Buna ilişkin uyarıyı daha önceki açıklamalarında ifade ettiklerini hatırlatan Durakoğlu, "Bütün bu uyarılarımızın dikkate alınmamış olması nedeniyle, şimdi bir türlü sonuçlandırılamayan bir soruşturmanın hukuksal bağlamda büsbütün derinleşmiş yeni sorunlar doğurduğuna tanık oluyoruz. Soruşturmanın başlamasının üzerinden 1 yılı aşkın bir zaman geçtikten sonra, hala gözaltı ihtiyacı duyulabilmesi, bir yıldan bu yana işin hangi ciddiyet ölçüsünde ele alındığını göstermesi bakımından ilginçtir. Bir yıldan fazla bir süredir üzerinde gizlilik kararı bulunan bir dosyadan sürdürülen bu soruşturma nedeniyle, avukatlar hukuki körebe oynamaktadırlar" dedi.
-KİMSE KENDİNİ YARGININ ÜSTÜNDE GÖRMESİN-
Bu ülkede kimsenin yargıdan muaf olmaması gerektiğine dikkat çeken Durakoğlu, "Kimse, kendisini yargının üzerinde görüp gözetmemelidir. Hele ortada bir suç varsa kimse, yargının adalet oluşturan gücünden kaçmamalıdır. Ama kimse de yargıyı kullanarak, hukuksuzluğa yol açmamalıdır. Kimse siyasal beklentilerine yargıyı araç kılmamalıdır. Yargının evrensel kabule ulaşmış kutsiyetinden istifade ederek, kimse ele geçirdiği erki, kendi planlarının parçası olarak düşünmemelidir" diye konuştu.
Durakoğlu, bu soruşturmada süre, olağan sayılacak her türlü ölçüyü aştığına işaret ederken, Baro'nun görüşlerini şöyle ifade etti:
"Bu soruşturmada, alınan gizlilik kararları nedeniyle savunma devre dışındadır. Bu soruşturmada, tutukluluk tedbir olmaktan çıkmış, giderek infaz edilmekte olan bir cezaya dönüşmüştür. Üstelik sorun bunlarla sınırlı da değildir. Bu soruşturmada alınan gizlilik kararı gereğince, dosyanın bütün yönleriyle anlaşılması olanağı avukatlardan alınırken, özel olarak yapılan bilgi servisleri sayesinde, ekranlardan veya gazete köşelerinden "muhakeme" yapılması mümkün olabilmiştir. Savcının bir türlü sona erdiremediği soruşturma konusu olay, adliye dışında "karar safhasına' kadar gelmiştir. Toplumun kutuplaşması, parçalanması ve giderek sert biçimde ayrıştırılması pahasına, her kesimde bir ön yargının oluşması sağlanmıştır. İlk kez, kimi çevrelerin bilinçli ve iradi tavırlarıyla, daha soruşturma aşamasında bulunan olayla ilgili "kamuoyu' oluşturulmuştur."
-VİCDANLARDA RAHATLIK SAĞLAYACAĞI ŞÜPHE KONUSU-
Başlayacak bir yargılamanın vicdanlarda nasıl bir rahatlık sağlayacağı şüphe konusu olduğunu belirten Durakoğlu, toplumdaki adalet duygusunun körelmesine neden olabilecek bir noktaya sürüklenmenin ise asla olağan sayılmaması gerektiğinin altını çizdi.
Durakoğlu, bu soruşturmanın siyasal özünün giderek hukuksal niteliğinin önüne geçmiş olmasının, siyasal iktidarın bu soruşturmaya özel bir ilgi göstermesinden kaynaklandığını söyledi. Durakoğlu, soruşturmanın açılmasından bu yana, pek çok olguyu bu soruşturma ile ilintilendirmeye özen gösterilmesi ve giderek varacağı nokta konusunda bazı bakanların özel olarak dikkat çekmeleri, soruşturmayı, bir "bağımsız yargı uğraşı" olmaktan çıkardığını öne sürdü. Durakoğlu, şunları kaydetti:
"Bir hukuk kurumu olarak, bu durumdan derin bir üzüntü duyuyoruz. Soruşturmanın, siyasal iktidarı oluşturan partinin kapatılması için açılan davanın hesaplaşmasına yönelik bir tartışmanın vesilesi haline getirilmesi, soruşturmadaki yönlendirilme arzusunun da göstergesidir. Yargı kurum ve organlarının, bir travmadan kaynaklandığı anlaşılan rövanş duygularının tatmin aracı olarak kullanılmasına asla izin verilmemelidir. Bu uğurda, erk sahiplerine karşı gösterilecek direnç, hukuk tarihimizde saygı ile anılacaktır." (ANKA)
(EYL/ZG)
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu, bir yılı aşkın bir süredir sürdürülen ve henüz iddianamesi bile hazırlanamayan "Ergenekon Soruşturması" kapsamında yeni gözaltına alınmalar üzerine basın toplantısı düzenledi. İstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nun görüşü, Başkan Yardımcısı Mehmet Durakoğlu tarafından okundu.
Soruşturmanın siyasal özünün hukuksal niteliğinin önüne geçtiğini vurgulayan Durakoğlu, soruşturmanın "bağımsız bir yargı uğraşı" olmaktan çıktığını, bir hukuk kurumu olarak bundan büyük üzüntü duyulduğunu bildirdi.
Durakoğlu, yaklaşık 13 Ay önce başlayan ve kamuoyunda "Ergenekon" olarak adlandırılan soruşturmanın, son gözaltılarla devam ettirildiğini belirterek, soruşturmanın uzaması nedeniyle giderek işin, siyasal özünün daha bir öne çıktığını ve yargı kurumlarının, sindirme teması taşıyan böyle bir senaryonun parçası olmaması gerektiğini kaydetti. Buna ilişkin uyarıyı daha önceki açıklamalarında ifade ettiklerini hatırlatan Durakoğlu, "Bütün bu uyarılarımızın dikkate alınmamış olması nedeniyle, şimdi bir türlü sonuçlandırılamayan bir soruşturmanın hukuksal bağlamda büsbütün derinleşmiş yeni sorunlar doğurduğuna tanık oluyoruz. Soruşturmanın başlamasının üzerinden 1 yılı aşkın bir zaman geçtikten sonra, hala gözaltı ihtiyacı duyulabilmesi, bir yıldan bu yana işin hangi ciddiyet ölçüsünde ele alındığını göstermesi bakımından ilginçtir. Bir yıldan fazla bir süredir üzerinde gizlilik kararı bulunan bir dosyadan sürdürülen bu soruşturma nedeniyle, avukatlar hukuki körebe oynamaktadırlar" dedi.
-KİMSE KENDİNİ YARGININ ÜSTÜNDE GÖRMESİN-
Bu ülkede kimsenin yargıdan muaf olmaması gerektiğine dikkat çeken Durakoğlu, "Kimse, kendisini yargının üzerinde görüp gözetmemelidir. Hele ortada bir suç varsa kimse, yargının adalet oluşturan gücünden kaçmamalıdır. Ama kimse de yargıyı kullanarak, hukuksuzluğa yol açmamalıdır. Kimse siyasal beklentilerine yargıyı araç kılmamalıdır. Yargının evrensel kabule ulaşmış kutsiyetinden istifade ederek, kimse ele geçirdiği erki, kendi planlarının parçası olarak düşünmemelidir" diye konuştu.
Durakoğlu, bu soruşturmada süre, olağan sayılacak her türlü ölçüyü aştığına işaret ederken, Baro'nun görüşlerini şöyle ifade etti:
"Bu soruşturmada, alınan gizlilik kararları nedeniyle savunma devre dışındadır. Bu soruşturmada, tutukluluk tedbir olmaktan çıkmış, giderek infaz edilmekte olan bir cezaya dönüşmüştür. Üstelik sorun bunlarla sınırlı da değildir. Bu soruşturmada alınan gizlilik kararı gereğince, dosyanın bütün yönleriyle anlaşılması olanağı avukatlardan alınırken, özel olarak yapılan bilgi servisleri sayesinde, ekranlardan veya gazete köşelerinden "muhakeme" yapılması mümkün olabilmiştir. Savcının bir türlü sona erdiremediği soruşturma konusu olay, adliye dışında "karar safhasına' kadar gelmiştir. Toplumun kutuplaşması, parçalanması ve giderek sert biçimde ayrıştırılması pahasına, her kesimde bir ön yargının oluşması sağlanmıştır. İlk kez, kimi çevrelerin bilinçli ve iradi tavırlarıyla, daha soruşturma aşamasında bulunan olayla ilgili "kamuoyu' oluşturulmuştur."
-VİCDANLARDA RAHATLIK SAĞLAYACAĞI ŞÜPHE KONUSU-
Başlayacak bir yargılamanın vicdanlarda nasıl bir rahatlık sağlayacağı şüphe konusu olduğunu belirten Durakoğlu, toplumdaki adalet duygusunun körelmesine neden olabilecek bir noktaya sürüklenmenin ise asla olağan sayılmaması gerektiğinin altını çizdi.
Durakoğlu, bu soruşturmanın siyasal özünün giderek hukuksal niteliğinin önüne geçmiş olmasının, siyasal iktidarın bu soruşturmaya özel bir ilgi göstermesinden kaynaklandığını söyledi. Durakoğlu, soruşturmanın açılmasından bu yana, pek çok olguyu bu soruşturma ile ilintilendirmeye özen gösterilmesi ve giderek varacağı nokta konusunda bazı bakanların özel olarak dikkat çekmeleri, soruşturmayı, bir "bağımsız yargı uğraşı" olmaktan çıkardığını öne sürdü. Durakoğlu, şunları kaydetti:
"Bir hukuk kurumu olarak, bu durumdan derin bir üzüntü duyuyoruz. Soruşturmanın, siyasal iktidarı oluşturan partinin kapatılması için açılan davanın hesaplaşmasına yönelik bir tartışmanın vesilesi haline getirilmesi, soruşturmadaki yönlendirilme arzusunun da göstergesidir. Yargı kurum ve organlarının, bir travmadan kaynaklandığı anlaşılan rövanş duygularının tatmin aracı olarak kullanılmasına asla izin verilmemelidir. Bu uğurda, erk sahiplerine karşı gösterilecek direnç, hukuk tarihimizde saygı ile anılacaktır." (ANKA)
(EYL/ZG)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA