İmamoğlu, 436 sanıklı davada 90. duruşmada haram kuruş geçmediğini savundu

Güncel Haberler

57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı İmamoğlu davası 90. duruşmada sürüyor; tutuksuz sanıkların savunmaları alınıyor. Duruşmada İmamoğlu 'tek bir haram kuruş boğazımızdan geçmemiştir' dedi, bazı sanıklar ise Kültür AŞ ihaleleri ve ödemelere ilişkin beyanlarda bulundu.

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 90. duruşmasında, tutuksuz sanıkların savunmaları alınıyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuksuz sanık harita mühendisi Yakup Öner'in çapraz sorgusuna devam edildi.
Dünkü duruşmada anlattıklarıyla ilgili bir yanlış anlaşılma olduğunu fark ettiğini söyleyen Öner, bu nedenle açıklama yapmak istediğini belirtti.
Öner, şu beyanda bulundu:
"Dün ilgili kişilerin yapılan ödemelere ilişkin tepki gösterip göstermediklerini sormuştunuz. Bu soruyu yanlış anladım. Yani hiç kimse kendisiyle ilgili görüşmelerimizde olumlu tepkilerle karşılamadı bu durumu doğal olarak. Çünkü kimse kendisine bağış dahi olsa bir taleple gidilmesi durumunda hoşnut bir tavır göstermiyor. Yüksek miktardaki ödemeleri hiçbir görüşmede, hiçbir iş insanı gönülle ve memnuniyetle karşılamadı. Muhataplar da bu ödemelerden rahatsızlık duyuyor, isteyerek yapmadıklarını da bir şekilde belli ediyorlardı. Pek istemedikleri halde bu ödemeleri neden yapıyorlardı? Açık ve doğrudan bir tehdit olmaksızın mevcut ve gelecekteki ilişkilerin, iş ilişkilerinin bu ödemelere bağlı olduğunu hissediyorlardı."
Çapraz sorgu sırasında söz alan Ekrem İmamoğlu, dün iddia makamının 40-50 milyon dolarlık rakamı "bir yolsuzluk rakamını belirlemiş" gibi yansıttığını savunarak, "Bizim belediyeciliğimiz Beylikdüzü ve İstanbul modeliyle tarihe geçmiştir. Kamuya değerler kazandıran, kamuya hizmet eden, vatandaşın yanında icraatçı bir belediyecilikle milletimizin kalbini kazanmıştır." ifadelerini kullandı.
Bu sırada Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, "Bunu soruya bağlayacağız değil mi?" dedi. Sözlerine devam eden İmamoğlu, "Milletimizin içi rahat olsun, tek bir haram kuruş boğazımızdan geçmemiştir." diye konuştu.
İmamoğlu'nun soru sormaması üzerine Mahkeme Başkanı Aylan, "Soru sormak için söz vermiştik ama." ifadesini kullandı.
Devam eden çapraz sorguda bazı sanıklar ve avukatları da Öner'e soru sordu, daha sonrasında Öner'in avukatlarının beyanı dinlendi.
"İBB özelinde iş yapacaksak her yerde mutlaka Emrah Bağdatlı'nın adı geçmektedir"
Duruşmada savunması alınan tutuksuz sanık Eray Demir, reklam firması sahibi olduğunu ve şirketinin Kültür AŞ ihalelerinde iş aldığını söyledi.
Kültür AŞ'den ihale üzerine iş aldığı gibi birçok işin de ihalesine girdiği halde alamadığını kaydeden Demir, "Aldığım işlerde de ödemelerimi zamanında alamadım. Ödemelerim için Kültür AŞ finans tarafında ısrarcı olmaya başladığımda aranacağım söylendi. 2024 yaz sonuna doğru telefonla aranarak tarafıma fatura ileteceklerini ve bu faturanın ödenmesi gerektiği söylendi. Ne faturası dediğimde ise Emrah Bağdatlı'nın yönlendirdiği söylendi. Arayan numarayı kaydetmediğim için sizlere beyan edemem ancak isminin Çiğdem olduğu hatırımda." beyanında bulundu.
Demir, savunmasını şöyle sürdürdü:
"Emrah Bağdatlı'yla bir tanışıklığım yoktur ama sektörde bu işlerin onun liderliğinde olduğu, sektördeki herkesin bildiği bir gerçekliktir. Eğer ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) özelinde iş yapacaksak her yerde mutlaka Emrah Bağdatlı'nın adı geçmektedir. Bu nedenle ilk faturayı 27 Eylül 2024 tarihinde 60 bin lira olarak ödedim ve kısa bir süre sonra şirketime Kültür AŞ tarafından yaptığım işin karşılığı olarak 3 ayrı tarihte ödeme geldi. Bu yüzden baktım ödeme yapılıyor, ben de 12 Kasım 2024 tarihinde ikinci fatura olan 45 bin 288 liralık olan bedeli de ödedim ve aralık ortası ile ocak başında şirketime ödeme geldi."
Bu şirketin sahibini ne tanıdığını ne de bu firmadan bir ürün sipariş ettiğini söyleyen Demir, "Aksini iddia eden varsa, bana gönderilen ürün varsa çıksın belgesiyle de ispatlasın. Bu eylem 116 kapsamında Murat Ongun ve avukatı aracılığıyla şirketimin adı hep bir yerlerde kullanılmış, bu konu için burada heyet tarafından kendisine bir soru sorulduğunda ise 'Bu sorunun cevabını ben nereden bileyim, muhatabına sorun.' deyip kendisini tabiri caizse saf dışı bırakmıştı." ifadelerini kullandı.
Demir, savunmasına şöyle devam etti:
"Kaşemizin sektörden bir arkadaşımın ofisinde çıkmasından kaynaklı o adresteki kişileri, şirketimi yönetmekle itham etmiştir. Bu şirket bana aittir. Murat Ongun'un dediği gibi Muhittin Palazoğlu'nun güdümünde hiç değildir. Kendisini birebir tanımam bile. Çok basit bir şekilde ürün gönderimi yapmış olsalardı eğer, ben de şu an belki de yargılanmıyor olacaktım. Ben bu ödemeleri sadece ticari faaliyetimin aksamaması için yapmak zorunda kaldım. Ödemelerimi alamamak, hatta alamamayı geçtim, biraz daha gecikmesi durumunda ticari faaliyetlerim çıkmaza girecek, bu durum beni iflasa kadar sürükleyecekti. Mağduriyetimden faydalanıp beni mağdur ettiler."
"Belediyeye dava açıp belediyeyi karşıma almaktan çekindim"
Tutuksuz sanık organizasyon firma sahibi Mustafa Değercan da savunmasında, bu sektöre girmesini yaklaşık 12 yıldır tanıdığı olan Deniz Dörtyol'un tavsiye ettiğini belirterek, Dörtyol'un kendisine destek olacağını ve reklam organizasyon konularını öğreteceğini söylediğini anlattı.
İBB iştiraklerinden sadece Kültür AŞ'nin bazı ihalelerinin alt yükleniciliğini yaptığını, ayrıca özel sektöre de farklı şirketlerle işbirliği halinde çalıştığını aktaran sanık Değercan, şunları söyledi:
"Kültür AŞ'den podyum ve sistem ekipmanları ile ilgili işler aldım ancak çoğunu kazanamadım. Bazı ihaleleri kazanacağıma dair hiçbir garanti verilmediği gibi girdiğim ihale konuları zaten ekipman teminleriyle ilgiliydi. Ticari olarak biraz bildiğim bir konuydu, aldığımız ihalelerin malzemelerini de teslim ettik. Bu teslim ile ilgili hak ediş evrakları Kültür AŞ'de mevcuttur. İhaleleri teslim ettikten sonra yaptığım işlerin ödemelerini vadedilen tarihlerinde alamıyordum. Benim de şirketimin doğal olarak alt tedarikçi ödemeleri olduğundan dolayı sıkıntı yaşamaya başladım. Daha sonra hak edişlerimi almak için sık sık Kültür AŞ ile irtibat kurdum. Kültür AŞ'nin Topkapı tesisinde hak edişlerimle ilgili görüşmeler yaptım pek çok kez. Alacağım konusunda neden yasal yollara başvurmadınız derseniz, belediyeye dava açıp belediyeyi karşıma almaktan çekindim."
Değercan, savunmasına şöyle devam etti:
"Bana piyasadan İBB ile ilgili her alacak verecek konusunun Emrah Bağdatlı'dan geçtiğini söylediler. Ben de bu konuyu Deniz Dörtyol'a sorduğumda kendisi de bu işlerin Emrah Bağdatlı'dan geçtiğini söyledi. Sonra ağustos sonlarına doğru beni B. firmasının muhasebecisi olduğunu söyleyen Eyüp aradı. Emrah Bağdatlı'nın yönlendirdiğini, bu faturaları keseceklerini söylediler. Ben de sebebini sorduğumda 'Emrah Bey böyle istedi.' diyerek başka bir açıklama yapmadı. Bu faturanın sebebini ödemelerinden kaynaklı yaşadığımız sıkıntıların çözümü olduğunu anladım. Zaten bana kesilen rakamlar, alacağımın yanında küçük rakamlardı. Hem alacağımı hem de işimi riske atmak istemedim."
Bu firmanın kendisine fatura gönderdiğini, bu faturaları hemen ödemeyip beklediğini belirten sanık Değercan, şunları kaydetti:
"Bekleme aşamasındayken yine B. firmasının muhasebecisi olduğunu söyleyen kişi beni arayıp ödeme konusunda diretti, ben de kabul etmek zorunda kaldım. Ödeme günü ve saatinin organizasyonunu B. firmasının muhasebecisi olan Eyüp Bey ile yapıp ilk ödemeyi 65 bin lira olarak 27 Eylül tarihinde gerçekleştirdim. Diğer faturayı da eylülün sonuna doğru ilettiler. Onun ödemesini de ekimin ortasında yaptığımı hatırlıyorum. Üzerinden iki yıldan fazla geçtiği için net tutarları maalesef hatırlayamıyorum. Ayrıca, bu yaptığım ödemeler karşılığı olarak hiçbir mal teslimi kesinlikle almadım. Bu ödemelerim karşılığında haberli olarak parça parça aldığım ödemeler hızlanmaya başladı."
Medya sektörünün kar oranlarının düşük, riskin fazla olduğunu ve bu süreçlerin kendisini sektörden soğuttuğunu anlatan sanık Değercan, şirketini Dörtyol'a devrettiğini ve kısa süreliğine girdiği ticari hayatında mağdur olduğunu söyledi.
Değercan, hiç kimseyle bir rüşvet anlaşması yapmadığını ve bu ödemeler karşılığında bir menfaat temin etmediğini savundu.
Duruşma devam ediyor.