İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında duruşma yarına ertelendi /

Güncel Haberler

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 77'si tutuklu 414 sanık duruşmanın dokuzuncu haftasında hakim karşısına çıktı.

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 77'si tutuklu 414 sanık duruşmanın dokuzuncu haftasında hakim karşısına çıktı. Sanık savunmalarının dinlendiği 33'üncü duruşmada firari iş insanı Ahmet Gülibrahimoğlu ile çalışan Ahmet Güldü savunma yaptı. Güldü, " Yaptığım iş ofis boyluk; evrak götürür, noter, ticaret odası, trafik şube müdürlüğü, elektrik ve su abonelikleri gibi işler yapardık. Murat Gülbrahimoğlu ile aramda birçok para transferi olduğu, şüpheli işlemler tespit edildiği, haksız kazancı sahte fatura yöntemiyle akladığım ve bu yolla örgüte kazanç sağladığım yönünde değerlendirmeler yer almakta. Ben bunları kabul etmiyorum." diye konuştu. Duruşma yarına ertelendi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'na yönelik yürütülen 'Yolsuzluk' soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri' olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu'nun; ' Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'Rüşvet', 'Suç gelirlerinin aklanması', 'Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık', 'Kişisel verilerin kaydedilmesi', 'Kişisel verileri ele geçirme ve yayma', 'Suç delillerini gizleme', 'Haberleşmenin engellenmesi', 'Kamu malına zarar verme', 'Rüşvet alma', 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma', 'İrtikap', 'Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama', 'İhaleye fesat karıştırma', 'Çevrenin kasten kirletilmesi', 'Vergi usul kanununa muhalefet', 'Orman kanununa muhalefet' ve 'Maden kanununa muhalefet' suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu'nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

DURUŞMALARDA DOKUZUNCU HAFTA

İlk duruşma 9 Mart Pazartesi günü görüldü. Davanın ilk duruşmasından bugüne kadar 37 kişinin savunması alındı. Cuma günü duruşma görülmezken duruşmalara haftanın 4 günü devam ediliyor.

BUGÜNE KADAR 33 SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Mahkeme heyeti, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş. çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun'un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye kasapoğlu'nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya'nın tahliyesine karar verildi.

'YAPTIĞIM İŞ OFİSBOYLUK'

Duruşma saat 11.00 sıralarında başladı. Firari iş insanı Murat Gülibrahimoğlu ile çalışan Ahmet Güldü, "Kuzey İstanbul Modern şirketinde 10 yıl üzerinde çalıştım. Yaptığım iş ofis boyluk; evrak götürür, noter, ticaret odası, trafik şube müdürlüğü, elektrik ve su abonelikleri gibi işler yapardık. Bankadan para çekme ve para yatırma işlemlerinin de görevlerim arasında bulundu. Bu işlemleri kendi inisiyatifimle değil, bana verilen talimatlar doğrultusunda yapardım. Yaptığım işe göre talimat aldığım kişiler değişirdi. Banka işlemlerinde finans bölümünde çalışan Adem Başer'den alırdım. Murat Gülibrahimoğlu'ndan talimat almışlığım da vardır. Benim görevim bana söylenen idari ve günlük işleri yerine getirmekten ibarettir. Benim Cebeci maden sahasıyla alakalı hiçbir görevim yoktur. Harfiyat döküm işinden de maden işinden de anlamam. Bu anlamda teknik bilgim, yetkim ve fiili bir görevim hiçbir zaman olmamıştır. İfade vermem istendi; o sırada Yener Bey zaten tutukluydu. Tutuklanma riski olabileceğini bilmeme rağmen kaçma veya saklanma yönünde herhangi bir davranışta bulunmadım." dedi.

'İFADEM TUTANAĞA GEÇİRİLMEDİ'

Güldü, "Kendi rızamla giderek ifademi verdim. Şirkette ofis görevlisi olarak çalıştığımı, önce Kuzey İstanbul Modern'de, daha sonra da Kuzey İstanbul Gayrimenkul'de görev yaptığımı anlattım. Bana şirketle ilişkime dair genel vekaletim olup olmadığı yönünde özel bir soru sorulmadı. Buna rağmen kendim anlattım. Adem Başer'in talimatları doğrultusunda para çekme ve çek bozma işlemleri yaptığımı da kimse sormadan kendim anlattım. Çektiğim ve yatırdığım paralarla ilgili olarak bana sorular yöneltildi. Parayı nasıl çektiğimi, kime teslim ettiğimi açıkladım. Bu hususlar ifade tutanaklarında yer almaktadır. Ben anlatırken, tarafıma vekalet verildiğine ilişkin beyanımın sözlerimin içinden çekilip alınarak aleyhimde kullanılacağını asla düşünmedim. Çünkü orada birşeyi saklamak için değil, bildiğim herşeyi anlatmak için gittim. Samimiyetle anlattığım hususların içinden bazı bölümlerin cımbızla çekilerek aleyhimde yorumlanacağını ve soruşturma konusu yapılacağını aklımın ucundan bile geçirmedim. İfademde bana çok sayıda isim soruldu. Tanıdıklarımı söyledim, kim olduklarını ve görevlerini bildiğim kadarıyla anlattım. Bana eski patronumla en son ne zaman görüştüğüm soruldu, ben de açıkça cevap verdim. Murat Gülbrahimoğlu ile en son yurtdışına çıkmadan önce görüştüğümü, sonrasında ise görüşmediğimi belirttim. Bana, eski patronumun hesabına 5 milyon lira yatırdığım ve 169 milyon lira çektiğim yönünde sorular yöneltildi. Yıllar içinde yatırıp çektiğim paraların toplam miktarını bilmem mümkün değil. Murat Bey'in bu paraları hangi amaçla kullandığını bilmem de mümkün değil. Para çekme ve çek bozma işlemleri benim açımdan diğer getir-götür işlerinden farklı değildi. Bunun işimin bir parçası olduğunu, talimatla hareket ettiğimi ve bu nedenle suç işlediğimi düşünmedim. Çektiğim ve yatırdığım paraların toplam tutarını bilmem zaten mümkün değildir. Para yatırma ve çekme işlemlerinde komisyon alıp almadığım sorulduğunda 'Hesaplarım ortadadır' dediğimde, iddia makamı bana 'Belki başka hesaplara yatırdın, belki ailenden birinin hesabına, belki arkadaşlarının hesabına yatırdın' şeklinde ithamlarda bulundu. Oysa benim hesaplarım ortadadır. Bana eski işverenimin kimlerle görüştüğü soruldu; iş insanları, siyasetçiler ve sanat dünyasından isimler sayıldı. Bense sadece şirkette ofis görevlisi olduğumu, patronuma özel bir yakınlığım olmadığını söyledim. Bunlar da tutanağa geçirilmedi" dedi.

'GÜLİBRAHİMOĞLU İLE ÖZEL BİR İLİŞKİM BULUNMAMAKTADIR'

Güldü, "Tutuklandığımda gerçekten çok şaşırdım. Bir emekçi olarak nasıl tutuklanabileceğimi anlayamadım. İfadeye çağrılabileceğimi düşünüyordum ancak tutuklanabileceğim aklıma gelmemişti. Çünkü savcılık bana hangi suçu işlediğimi açıkça söylemedi. Eğer neyle suçlandığımı bilseydim, kendimi ona göre savunmaya çalışırdım. O gün neye karşı ayrıntılı savunma yapmam gerektiğini anlayamadım. Daha sonra örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklandığımı öğrendim. Savcılık ifadem sırasında yanımda bir avukat da yoktu. İfadeye avukatsız gittim. O aşamada suç işlemediğimi düşündüğüm için avukata ihtiyaç duymadım. Daha sonra bir avukat görevlendirildi ancak sadece yanımda bulundu, etkili bir savunma yapılmadı. Bu nedenle hakkımdaki suçlamayı tam olarak anlayamadan ve kendimi buna göre savunamadan tutuklandığımı düşünüyorum. Cezaevindeyken iddianameyi okudum. Herhangi bir kişinin benim somut olarak suç işlediğime dair bir beyanı bulunmamaktadır. Hatta iddianamede, ifademin alındığı kısım dışında adımın geçmediğini de gördüm. Murat Gülbrahimoğlu ile aramdaki ilişki yalnızca işçi işveren ilişkisidir. Bunun dışında herhangi bir özel ya da ticari bir ilişkim bulunmamaktadır. Ben iş yerinde bana verilen görevleri yerine getiren ve bunun karşılığında maaş alan bir emekçiyim. Bu nedenle yaptığım işten dolayı Murat Gülbrahimoğlu'nun örgüt üyesi olup olmadığını anlamam ya da fark etmem mümkün değildir. Böyle bir değerlendirme yapılması doğru değildir. Samimi olarak ifade etmek isterim ki, Murat Gülbrahimoğlu'nun herhangi bir örgüte üye olabileceğini bir an olsun düşünmedim" dedi.

'BEN SADECE BANKADAN PARAYI ALIP ŞİRKETE TESLİM EDEN KİŞİYDİM'

Güldü, "İddianamenin diğer konusu ise bankadaki sahte fatura ve Vergi Denetim Kuruluyla ilgilidir. Vergi Denetim Kurulu İstanbul Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı'nın ön raporunda; Murat Gülbrahimoğlu ile aramda birçok para transferi olduğu, şüpheli işlemler tespit edildiği, haksız kazancı sahte fatura yöntemiyle akladığım ve bu yolla örgüte kazanç sağladığım yönünde değerlendirmeler yer almakta. Ben bunları kabul etmiyorum. Bu para hareketleri; şirket faaliyetleri kapsamında yapılan masraflar, şirket ve işveren adına gerçekleştirilen ödemeler, vergi ve diğer kamu ödemeleriyle şirket giderlerinden ibarettir. Bu nedenle yalnızca banka kayıtlarına bakılarak değerlendirme yapılamaz. Hangi ödemenin neye ilişkin olduğu, hangi transferin hangi masrafa dayandığı, hangi işlemin vergi veya kamu ödemesi kapsamında yapıldığı ancak ilgili belgeler incelendiğinde netleşecektir. Bu paralarla ilgili bana soru sorulduğunda, ifademde savcımıza da ilettim. Bunların hepsi fiş şeklinde şu anda mevcuttur. TMSF bünyesinde bulunan şirketlerin elinde bu belgeler vardır. İddianamede benim örgüt üyesi olduğum geçiyor, örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğim ileri sürülüyor. Oysa böyle bir suçlamanın kabul edilebilmesi için benim örgütün ne olduğunu, ne amaçla hareket ettiğini bildiğimin ve buna rağmen bilerek destek verdiğimin açık şekilde ortaya konulması gerekir. Ben sadece bana söylenen işi yapan, bankadan parayı alıp şirkete teslim eden bir çalışandım. Kararı veren ben değildim. Miktarı belirleyen de ben değildim. Bankada bu işi planlayan da ben değildim. Ayrıca ben bu işlemleri kayyum döneminde de yaptım. Kayyum döneminde 2,5 ay çalıştım. Kayyumdaki üst yetkililer bana noterde işlem yapmamı söylediklerinde notere gittim. Yine kayyumdaki yetkili kişiler 'Şu firmadan çek alınacak' dediklerinde, 2,5 ay boyunca gidip çek aldım. Benim yaptığım işle ilgili olarak Murat Gülbrahimoğlu döneminde de kayyum döneminde de değişen birşey olmamıştır. Eğer tutuklanmasaydım belki hala kayyumda çalışıyor olacaktım. Çalışıyor olacaktım ailem de mağdur olmayacaktı" dedi.

'ÖRGÜTTEN HABERDAR DEĞİLİM'

Duruşmada İmamoğlu sanık Güldü'ye soru sormak için söz alarak "Tutukluluk incelemesi sonrası birtakım gerginlikler yaşandı. Niye derseniz; burada insanlar sadece bir gün değil, beş gün değil, 15 gün değil; aylarca kalıyor. Bizim canımızın yanmasını, herkesten çok da benim canımın yanmasını siz anlamalısınız. Bu genç insan ne diyebilir. Ofis görevlisi, çalışan, al-götür getir işi yapan bir insandan bahsediyoruz. Siz bana pazartesi söz vereceğim demişsiniz, vermediniz. Bu insanlar tutuksuz yargılansın diye ısrarla söylüyorum. Kendim için istemiyorum. Ev hapsi verin, başka bir adli kontrol verin. Bu bir rica değil; vermelisiniz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, bu ülkeyi yönetmeye talip Cumhurbaşkanı adayı olarak söylüyorum; vermelisiniz. Türk yargısına olan inanç yüzde 20'nin altında. Yüzde 80 'Ben yargıya inanmıyorum' diyor. Ben demiyorum, anketler diyor. Siz bu memleketin demokrasisi, adaleti, hukuk sistemi, geleceği, çocuklarımızın ve evlatlarımızın yarını için bir karar almak zorundasınız. Kararlarınızın sadece bu mahkemeyle sınırlı olduğunu düşünmeyin. Bunları size katkı sunmak için söylüyorum. Tarihe geçsin diye değil. Bu gariban insanlara bu yapılmaz"dedi. İmamoğlu ardından, "Ben Ahmet Güldü kardeşimi tanımıyorum ama 'Örgüt üyesi Ahmet Güldü' sen böyle bir örgütten haberdar mısın' diye sordu. Sanık Güldü ise soruya "Hayır değilim" şeklinde yanıt verdi.

İMAMOĞLU BENİM İÇİN HER ZAMAN ARKADAŞIM EKREM'DİR'

Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı Hakan Karanis, "19 Mart 2020'de sabah evime gelen polisler tarafından gözaltına alındım. Ardından 23 Mart'ta tutuklandım. İddianameye kadar hangi eylemle tutuklu olduğumu bilmiyordum. Biz tutuklandığımızda kamuoyunda aleyhimize birçok ithamlar yapıldı, bize iftiralar atıldı. Ben Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşıyım. 2006 yılında şirketimi kurdum. Daha sonra düşük karlar sebebiyle durdurdum. Ardından Ali Köksal'ın sahip olduğu şirkette pazarlama yöneticisi olarak çalıştım. Ali Köksal'ın rahmetli oluşundan sonra da oğlu Hüseyin Köksal'la çalışma hayatımı devam ettirdim. Hayatım boyunca kendi ticari faaliyetlerinde bulunan, esnaflık yapan bir insan olarak 40 yıllık çalışma hayatımı 2023 yılında emekli olarak sonlandırdım. Trabzon Lisesi'nde İmamoğlu ile tanıştım. 3 yıl boyunca aynı sırada oturduk. Birçok çocukluk anımızı birlikte biriktirdik. Biz Trabzon'un sokaklarında sevgiyle büyüdük. Ekrem İmamoğlu üniversite eğitimi için Kıbrıs'a, ben ise Ankara'ya gitmiştim. Ancak liseden sonra arkadaşlığımız kesintisiz devam etti. Ciddi bir trafik kazasını birlikte yaşadık. İkimiz de aynı köyden evlendik. Hayatımızda nezarethaneye ilk kez onunla birlikte girdik. Askerliğimizi aynı şehirde yaptık. Aynı apartmanda oturduk. Onun şirketinde iki yıl çalıştım. Ancak inşaat işini sevmedim. Babam mesleğim olan tekstile elimi duydum ve bu nedenle inşaat işinden ayrılıp kendi işimi kurdum. İmamoğlu Cumhurbaşkanı da olabilir. Bunların hepsi bana gurur verir. Ama o benim için her zaman arkadaşım Ekrem'dir" dedi.

'İBB'DE HİÇ BİR ZAMAN GÖREVİM OLMAMIŞTIR'

Karanis, "2019 yılında siyasetten uzak duracağım kararını söyledim. İBB Meclis üyeliği için CHP Başakşehir'e gittim. Dayım ve arkadaşım İBB Meclisi'nde çalışıyordu, destek olmak istemiştim. Bu talebimin kabul görmeyecekse müracaatımı geri çekebileceğimi de söyledim. Yetkililerle yaptığım görüşme sonunda birinci sıradan meclis üyeliğinin açıklanacağını beklerken beşinci sıradan adaylığım açıklandı. Yani siyasi yaşamım başlamadan sona erdi. Benim Gülibrahimoğlu'nun örgüte dahil olmasında etkin rol aldığım iddiası gerçek dışıdır. Benim İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde hiçbir görevim olmamıştır. Bürokrat ve kamu görevlisi değilim. İBB'nin iştiraklarında da hiçbir şekilde görevim de olmamıştır. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan sanık beyanlarında da somut hiçbir tespit yoktur. Hakkımda gizli tanık ifadesi yoktur. MASAK raporlarında, BDDK raporlarında aleyhimde hiçbir olumsuz tespit yoktur. Murat Gülibrahimoğlu ile 2020 yılında tanıştım. Daha sonra kendisiyle sosyal ilişkiler çerçevesinde görüşmeye başladım. 2020 Kasım ayında gerçekleşen tek bir yurt dışı seyahatimiz vardır. Ben bu seyahatte birlikte olduğum, suratını bile hatırlamadığım, hayatımda sadece bu seyahatte yan yana geldiğim kişinin Sarp Yalçınkaya olduğunu bu dosya kapsamında öğrendim. 2024 yılında bende kayıtlı olmayan bir telefon üzerinden beni aramıştı; eşinin ameliyatı olacağını, gerekirse yardımcı olup olamayacağımı sormuştu. Bu iftiracıyla irtibatım bu kadardır. Gülibrahimoğlu ile tanıştığım dönemde kendisini inşaat ve madencilik faaliyetleri yapan bir kişi olarak bilirim. Gülibrahimoğlu ile tanıştığım süreç içerisinde kendisiyle Kemerburgaz'daki bir benzin istasyonunda görüşmüşlüğüm oldu. Gülibrahimoğlu bu benzinlikten bahsederken 'bizim' diyordu. Ben bu ofis haricinde Gülibrahimoğlu ile iddianamede adı geçen Cebeci maden sahası, Etiler Ofis denilen yerleri hayatım boyunca görmedim. Birkaç çalışanıyla telefon görüşmesi haricinde yüz yüze bir araya gelmişliğim dahi yoktur. İddiaların tamamı Gülibrahimoğlu ile olan tanışıklığım ve bu tanışıklık üzerinden yapılan varsayımsal değerlendirmelere dayanmaktadır" dedi.

PARALAR 'BORÇ PARASIDIR' İDDİASI

Karanis, "İddianamede, örgüt yöneticisi Gülibrahimoğlu'nun örgüte dahil olması ve süreç içerisinde yönetici olmasında etkin rol oynadığım, örgüt yöneticisiyle arasında köprü vazifesi gördüğüm, suç gelirlerini aktarmak maksadıyla birçok para transferi yapıldığı iddia edilmiştir. İddia makamının bu varsayımsal isnadının hiçbir gerçekçi, somut veriye dayanan yönü yoktur. Tek bir delil dahi yoktur. Gülibrahimoğlu ile olan arkadaşlığım, pandemi kısıtlamaları dönemine denk gelmişti. piyasaların işlemediği, inşaat, tekstil ve benzeri sektörlerin neredeyse durduğu dönemlerdir. Tekstil sektörü bu durumdan olumsuz etkilenmişti. Ancak araç piyasasında araç temin edebilenler yüksek karlı satışlar yapabiliyordu. Geçmişten gelen tecrübem neticesinde bu dönemde araç alım-satım işleri yaptım. Bu dönemde Gülibrahimoğlu'na benim tarafımdan gönderilen borç paraya ilişkin hareketler olmuştur. Sizlere suç gelirlerinin aklanmasına aracılık eden, İstanbul'a gönderildiği iddia edilen para hareketlerini anlatacağım. Gülibrahimoğlu bana referans olabileceğini söyleyerek bir yönetim kurulu üyesini arattı. İki adet fiyatı yüksek araç gelecekti. Ancak iki aracı bir anda almak beni zorlayacağı için bu işe pek sıcak bakmadım. Kendisi bana hesabında kullanmadığı bir para olduğunu, bu ticaret için bana borç verebileceğini söyledi ve bana 5 milyon lira gönderdi. Ancak bu sipariş iptal oldu. Sipariş iptal olunca bu parayı kendisine teslim ettim. Gülibrahimoğlu'ndan banka üzerinden bana 5 adet gelen, benden de kendisine 4 adet giden hesap hareketi vardır. Kendisine hiçbir borcum yoktur, alacağım da yoktur. Kendisi bu işte çok titiz bir insandır. Bu paralar, Gülibrahimoğlu adına yurt dışından gelirken kendi kredi kartımla yapmış olduğum alışverişlerin karşılığı olarak gönderilmiş paralardır. Diyeceksiniz ki, 'Sen niye gidip söyledin?' Bilmiyorum ki neyle suçlandığımı. Savcıya soruyorum, 'Ben neden suçlanıyorum?' diyorum. 'Örgüt üyeliği' diyor. 'Suçum ne?' diyorum, 'Yok' diyor. 'Savcılarımız bir şey sormak istiyor mu?' diyorum. Bana, 'Etkin pişmanlıktan yararlanmak mı istiyorsun?' diye soruyor. Kayıtlarda vardır' dedi.

'3 SENEDİR ŞİRKETİMİ İNCELEYEN VERGİ MEMURLARININ BİR TESPİTİ YOKTUR'

Tutuklu sanık Turgay Tokdemir, "Ben iş adamıyım. Sönmez Su İnşaat firmasının sahibiyim. Hakkımda sahte fatura düzenleme suçlaması bulunmaktadır. Tanımadığım bir kişinin benimle ilgili bir iddiası bulunmaktadır. İsmi Şükrü Kaynar. 3 senedir şirketimi inceleyen vergi memurlarının bir tespiti yoktur. Bu kişinin iddiasının kaynağı nedir bilmiyorum. Suçsuz yere bir senedir tutuklu yatmaktayım. Tahliyemi istiyorum. Savcılıkta savunmam alınmadı. İlk kez burada savunma yapıyorum" dedi.

DURUŞMA ERTELENDİ

Duruşma, sanık savunmaları ile yarın saat 10.00'da görülmeye devam edecek.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel

Güncel, Suç, Suç, Güncel, Haberler