Gizli Bir Planı Olduğuna İnanıyorlar

Dünya Haberleri

İspanyol Gazetesi: "Washington, Türkiye Başbakanının Gizli Bir Planı Olduğuna Dair Ciddi Emarelerin Olduğuna İnanıyor"

İspanyol El Pais Gazetesi, Wikileaks'in açıkladığı belgelere dayanarak, AK Parti hakkında çarpıcı iddialarda bulundu. Juan Carlos Sanz imzalı "Türkiye'nin islamlaşması" başlıklı yazıda "Washington, Türk Başbakanı'nın gizli bir planı olduğuna dair ciddi emarelerin olduğuna inanıyor" ifadelerine yer verdi.

"ABD, Erdoğan'ın İslamcı gündemini yakından takip ediyor" ana başlığı ile verilen haberde ABD'nin Erdoğan'ın tüm geçmişini mercek altına aldığını ve Erdoğan'ın kişisel özellikleri olarak "dizginsiz hırslı ve aşırı mağrur" ifadelerinin kullanıldığının altını çiziyor.

GAZETE HABERİ OKUYUCULARINA BÖYLE AKTARDI:

Recep Tayyip Erdoğan'ın gizemi neredeyse günlük olarak ABD Ankara Konsolosluğu koridorlarında deşifre ediliyor. 2002 yılındaki seçimlerle iktidara geldiği günden ve Irak'a ABD'nin askeri müdahalesinin arifesinde 2003'de iktidar oluşandan beri, Amerikalı diplomatlar onun attığı her adımı analiz etmekten imtina etmediler. ABD'li diplomatlar, Türkiye'nin şeriat ya da İslami ilkelerle yönetilmesi riskini düşük bulmalarına rağmen AKP'nin otoriter tiklere sahip başkanının İslamcı reformist bir lider olduğuna dair görüş birliğine varmış görünüyorlar. Amerikalı gözlemciler Erdoğan'ın aile çevresine düşen yolsuzluk gölgelerine dair bilgileri de topluyorlar. Kuzey Amerika diplomasisi hükümet karşıtı bir denge unsuru olarak da askeri şeflerle ayrıcalıklı bir ilişki geliştiriyor.

Ankara Büyükelçiliği AKP liderine yakın kaynaklar üzerinden bilgi avcılığı yapmaktadır.

Ordunun "ikinci adamı" 2007'de eğer isteselerdi tankları caddelere sürebileceklerini itiraf ediyor. 2007 yılında genel seçimler yaklaşırken, ABD Büyükelçiliği, Erdoğan'ın "Gizli İslamcı ajandası" olup olmadığını soruyor ve politik rakiplerinin ona karşı sadece"ikinci dereceden deliller"(101373. belge) sunduğunu var sayıyor. Örneğin, politik köklerinin de olduğu eski Başbakan Necmettin Erbakan'ın Refah Partisi radikal İslamcı bir partidir. ya da 1994 belediye başkanı seçildiği İstanbul'da Erdoğan kendini şehrin "imamı" olarak adlandırıyordu. Erdoğan 1998'de dini nefreti tahkim etmek suçundan dört ayını hapishanede geçirdi ama daha sonra politik söylemini yumuşattı ve 2001 yılında geleneksel partileri sandık başında hezimete uğratmak için AKP'yi kurdu. ABD, başbakanın kaba bir şekilde ortaya serdiği zayıflıklarını büyük bir dikkatle gözlemliyordu. ("aşırı mağrurluk ve dizginsiz hırs") Askerlerin sivil politika üzerindeki kontrollerini azaltmak ve ekonomiyi yabancı sermayeye açmak gibi politikalarını destekleyenlerin karşısında, Avrupa Birliği'ne olan yakınlaşmanın zorla islamlaşma programını gizlediğinden şüphelenen laikler bulunmaktadır. Örneğin, İslami başörtüsünün kullanılma hakkında çıkan mevzuatı Anayasa mahkemesi hemen ardından iptal etti ya da Suudi Arabistan'dan ve İran'dan yeşil sermaye girişini bizzat ABD'li diplomatlar göreceli olarak değerlendirmişlerdi. ABD Büyükelçiliği 2005 yılında Türkiye'nin önemli cemaatlerinden Nakşibendi İskender Paşa cemaati ile bağlarını kopardığı bilgisini teyit ediyor. ABD, devletin ulaşamadığı ya da başarısız olduğu yerlerde bu tür İslami grupların sosyal servis sunduklarını ve bu konuda uzmanlaştıklarını kabul ediyor.

AKP'nin %47 oyla sandıkları süpürdüğü 2007 seçimlerinden kısa bir süre sonra, kaynağın tamamen gizli kalmasını isteyen Başbakan'a yakın birisi bir ABD diplomatı ile görüşüyor (116713, gizli olarak sınıflandırılmış). Görüşme genel olarak dostane geçiyor fakat yine de elçilik "inatçı ve hiperaktif" Erdoğan "kendi etki alanı sıkı otokratik normlarla yöneten hayırsever din adamı" yorumunu yapmaktan da geri durmuyor. Seçimlerin ertesi günü AKP yönetim toplantısında herkes Erdoğan'ın seçimlerden alınan iyi sonuçları kutlayacağını beklediğini anlatıyor. Ama aksine Erdoğan partilileri uyarıyor. Yeni hedefin Türkiye'de partinin ulaşamadığı, çok az oy aldığı yerleri ele geçirmek olduğunu açıklar. ABD elçiliğinin partiye yakın kaynağının aktardığına göre, "Yerel seçimlere sadece bir buçuk sene kaldı. Eğer Türkiye partisi olmak istiyorsak, İzmir'de, Trabzon'da Tunceli'de (başkanlık sarayının bulunduğu) Çankaya'da kazanmak zorundayız" sözleriyle parti önde gelenleri uyarıyor.

Erdoğan'ı işkolik olarak tanımlamasının ardından, büyükelçiliğin sırdaşı, Türk başbakanının 2007 haziran kampanyasında günde 3 ili ziyaret ettiğini anlatıyor. Seçim zamanı dışında, Erdoğan'ın yardımcıları gece yarılarına kadar, başbakan dinlenmeye çekilinceye kadar çalışıyorlardı.

ABD Büyükelçiliğinin Erdoğan'ın çevresindeki önemli adamı "Başbakanı iyi tanıyanlar onun ne kadar inatçı olduğunu iyi bilirler" tanımlamasını yaparken aynı zamanda yabancı liderlerle olan ikili ilişkilerdeki baştan çıkarma kapasitesinin ve yeteneğinin de altını çiziyor. Gizli kaynak buna bir örnek olarak, soğuk Vladimir Putin'in bile onunla sarılarak selamlaşmasını gösteriyor. İnatçı ve mükemmelliyetçi ama despot değil. Erdoğan kendi çevresiyle sadık ilişkiler kurmayı tercih ediyor. Yakın çalışma arkadaşı Amerikalılara bir önceki kutsal Ramazan ayında devlet başkanının kurşun geçirmz aracında kilitli kalmasını örnek gösteriyor. Oruç tuttuğu için şekerin düşmesine bağlı olarak bayılmıştı. Koruması onu kurtarmak için bir balyozla camları kırmıştı. Bu skandala rağmen (bazı gazeteciler olay anını gözlemlemişlerdi) korumasının işine son vermedi, aksine olayı patronuna "gerçek bağlılık" olarak atfetti.

Bazı Amerikan Dışışleri Bakanlığı belgeleri yolsuzluğa karşı bayrağı şiar edinmiş bir hükümet başkanının temizliği üzerine ciddi şüpheler ortaya atıyor. Ankara Büyükelçiliği Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden biri Antalya hakkında bir raporunda, Erdoğan'ın şehrin partili belediye başkanına, damadının babası Sadık Albayrak'a tramvay hattı inşaatı ihalesini vermesini tavsiye ediyor ifadelerine yer veriyor. Moskova'daki ABD Büyükelçiliğinin Putin ve Berlusconi'nin enerji sektörüne ilişkin analizlerinde de Erdoğan'ın kızının kocası ortaya çıkıyor. (belge 2477415). Bir Avrupalı diplomat, Rus Gazprom şirketinin South Stream projesine ithafen (Karadeniz'in altından uzanan bir boru hattı), benzer bir şekilde bağlantılı olarak Samsun'a (Karadeniz), Ceyhan'a (Akdeniz) uzanacak boru hattının yapımı için, İtalyan ENI'nin yerel ortağıyla birlikte (elçiliğin ulaştığı bilgilere göre"Başbakan Erdoğan'ın damadı") Türkiye'deki proje operatörü olduğunu ve Rusya'nın desteğine ihtiyaç duyduğunu teyit ediyor. Elçilik ticari müsteşarlığı da kendi hesabına, iki ülke arasında imzalanan gaz boru hattı anlaşmasının ardından Türkiye-İran arasındaki ticari ilişkileri araştırıyor. (belge 194407) Enerji Bakanlığına yakın bir kaynak, başbakanın tavsiyesiye, Erdoğan'ın imam hatipten arkadaşı Sıtkı Ayan'ın şirketi SOM Petrol'ün projenin ortaklarından biri olduğunu kesin bir dille ifade ediyor.

Ankara Amerikan Büyükelçiliği Temmuz 2007 seçimleri ışığında, askerlerin 27 Nisan öncesi "elektronik darbe"(e-muhtıra) niyetlerini araştırmaya koyuluyor. Anayasa Mahkemesi'nin İslamcı Abdullah Gül'ün parlamenter bir oylamayla Cumhurbaşkanı seçilmesini veto etmesi için Türk Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde "Laik devleti koruma" başlığı altında bir yazı yayınlanıyor. Birçok türk uzmanın görüşünün alınmasından sonra, Amerika'nın iki numaralı temsilcisi "generalle açıkça perde arkasında sahne alıyorlar" diye olaya ilişkin nihai yorumunu kaleme alıyor. Generellarin Kuzey Irak'ta PKK'lı Kürt gerillalara karşı müdahalesinin basıncı üzerine vurgu yapar. Amacı AKP hükümetini "terörle mücadelede zayıf" göstermek ve "kararsız seçmenleri daha tutarlı laik partilere doğru yöneltmek" gibi görünür. Aynı diplomatik sorumlu 27 Nisan'da "Türkiye'nin laik sisteminin korunmasını garanti altına almak için" generallerin harekete geçtiklerini belirten Silahlı Kuvvetlerin ikinci ismi General Ergin Saygun ile "henüz görüşme" yaptığıklırını anlatır. Askerlerin çatışma aramadıklarını belirten Saygun, eğer isteselerdi tankları caddelere çıkarabileceklerini kesin bir dille ifade eder."
Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Dünya

, Haberler