"Geleceğimizle Oynayan İkili"
Fenerbahçe 'şike soruşturmasında' sessizliğini uzun bir aradan sonra bozdu, zehir zemberek açıklama yaptı.
Fenerbahçe Kulübü Asbaşkanları Ali Koç, Abdullah Kiğılı ile yönetim kurulu üyesi Ali Yıldırım ve kulüp avukatı Emin Öztürk, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu 1907 Tribünü'nde yaptıkları açıklamalarla, Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nden men edilme kararının Türkiye Futbol Federasyonu tarafından UEFA'ya telkin edildiğini iddia ettiler. Asbaşkan Ali Koç, 3 Temmuz'dan itibaren geçen zamanda Fenerbahçe Spor Kulübü adına çok büyük haksızlıklar yapıldığını ifade ederek, "2 kişi Fenerbahçe'nin geleceği ile oynadı" derken haksızlıkların ortadan kalkması için tüm kamuoyundan yardım istedi. Ali Koç, 3 Temmuz'dan bu yana geçen süreci özetlemeden önce "Fenerbahçemizin UEFA Şampiyonlar Ligi'ne gönderilmemesinin arkasındaki gerçekleri sizlerle paylaşacağız. Bugün paylaşacağımız gerçekler, endişelerimizin ne kadar haklı olduğunu ve Fenerbahçe'nin Avrupa'daki haklarının büyük bir kurguyla nasıl gasp edildiğini ortaya çıkaracaktır" dedi. Ali Koç, "Şampiyonlar Ligi'ne gidemememizle ilgili derin endişelerimiz olduğunu söylemiştik. Yöneticilerime, başkanlarımıza hiçbir savunma hakkı olmadan Fenerbahçe üzerine yıkılarak bazı misyonlar yüklemeye çalışıldı. Gizlilik kararı olmasına rağmen her şey konuşuldu. Gerekli delillerin tamamına erişilmeden, ulaşılan bilgilerin de hukuka uygun olmayan şekilde kullanıldığı görülmüştür. Yargısız infaz yapılmıştır" diye konuştu. Fenerbahçe kulübü, başkan ve yöneticilerinin suçlu duruma düşürüldüğünü belirten Ali Koç, "3-15 Temmuz arasında Türk spor tarihinde görülmemiş bir olayla karşılaştık, ancak bizi daha çok üzen, hayal kırıklığına uğratan olay, isnat edilen suçlar ne olursa olsun reva görülen muameledir. Adeta bir kampanya ile tüm soruşturmanın Fenerbahçe'nin üzerine yıkılması, Fenerbahçemizin, başkanımızın ve diğer arkadaşlarımızın kendilerini müdafaa etmeden, gizlilik olmasına rağmen kamuoyunda bu duruma getirilmesi bizi derinden üzdü ve rencide etti. Buna rağmen, bugün tam 150 gün oldu, Fenerbahçeliler kenetlenerek ayakta durdu" ifadesini kullandı. TFF'nin 15 Ağustos'ta yaptığı basın toplantısından alıntılar yapan Koç, "Ayrıca o toplantıda o gün anlam veremediğimiz ancak bugün çok daha iyi kavradığımız 2 ilginç bilgi paylaşıldı. İlki, gizliliği bulunan Etik Kurul Raporu'ndan sadece Fenerbahçe ile ilgili bir bölüm okundu. İkincisi bir soru üzerine Federasyon Başkanımız 'Kendisini şüpheli gören varsa Avrupa'ya gitmesin' diye açıklama yaptı. 1 hafta sonra 22 Ağustos'ta UEFA'yı temsilen Başmüfettiş Pierre Cornu'nun Türkiye ziyareti gerçekleşti. Bu ziyarette neler konuşulduğunu Emin Bey savunmadan sizinle paylaşacaktır. Bu görüşmede Sayın Lutfi Arıboğan ve Sayın İlhan Helvacı ile ön görüşme yapıldı. Burada bir bilgi alınmadı, şifahen görüşler belirtildi. Bunu takiben Sayın Cornu, söz konusu 2 kişiyle beraber Başsavcı Sayın Berk'i ziyaret etti. Orada Federasyon Başkanımız da bekliyordu. Uzun sürmeyen bir görüşme oldu. Bu görüşmede Sayın Cornu, soruşturmanın gizliliğini bilmesine rağmen hassasiyeti dile getirerek gizliliği ihlal etmeden acaba futbol tarafından bir soruşturma başlatılıp başlatılmayacağını sordu, sorduğu her soruya olumsuz cevap aldı. O toplantıdan sonra malum gece yemeği yapıldı. Sonra malum 2 kişi, Federasyon Başkanı ve müfettiş bir toplantı yaptı ve sayın müfettiş ertesi gün ülkemizden ayrıldı" dedi. Ardından Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nden men edilme sürecini anlatan ve istenen talepleri yineleyen Ali Koç, UEFA'nın TFF'ye gönderdiği ve daha önce kamuoyuna yansıyan mektubu hatırlatarak, mektupta öne sürülen 3 konunun sadece Fenerbahçe için geçerli olmadığını, diğer kulüpler için de söz konusu olduğunu hatırlattı ve Yunanistan'daki benzer olaylardan örneklemelerde bulundu. Ali Koç, "TFF, UEFA'dan gelen mektubu gerekçe göstererek kulübümüzün Şampiyonlar Ligi'nden men edildiğini duyurdu. Kısa süre sonra Trabzonspor'un alındığı açıklanırken tüm bunlar sıfır tolerans adına yapıldı. Enteresan bir şey oldu. 24 Ağustos'ta UEFA iki ayrı açıklama yapıldı. TFF'nin açıklaması yapılmadan bir kaç saat önce UEFA'dan Şampiyonlar Ligi'nde olacak takımların ismi açıklandı ve arasında Fenerbahçe de vardı. Sonra TFF tebliğde bulundu. Sonra UEFA bir açıklama daha yaptı. TFF verdiği karar neticesinde Fenerbahçe'yi men ettiğini söyledi. UEFA, hassasiyetinden dolayı TFF'yi kutladı ve şöyle bir ifade kullandı: 'TFF'nin iradesi ve sorumluluğunda alınan karara istinaden Fenerbahçe'yi men ediyorum' dedi. Bizce UEFA, TFF'ye karşı hukuki sorumluluğu bir nebze sağlama almak adına bunu yaptı" diye konuştu. UEFA'nın, resmi sitesinden yaptığı açıklamaların da TFF tarafından bildirilen ifadeler olduğunu belirten Ali Koç, "TFF'nin burada çıkan metninde 'Şikeden soruşturulduğu için' diyor, orada 'Şike yaptığı için' diyor. Bu da bir detay ama önemli bir detay" dedi. Şampiyonlar Ligi'ne katılamamanın Fenerbahçe'ye çok ağır şartlar getirdiğini anlatan Ali Koç, tüm bunların ardından Fenerbahçe'nin CAS'a gittiğini belirterek, "Burada da önemli bir ayrıntı var. Tüm yerli yabancı hukukçuların ısrarına rağmen, İsviçre yerel mahkemesine gitmeme kararı aldık. Gitseydik yürütmeyi durdurma kararı çok kuvvetle muhtemeldi, çünkü kulübümüze hiç bir savunma hakkı verilmeden ceza verilmişti. Ama biz tüm bunlara rağmen konuyu futbol ailesi içinde CAS'a taşıyarak çözmenin ülkemizin ve Fenerbahçe'nin uzun vadeli menfaatleri için daha doğru olduğunu düşündük" dedi. CAS'a giderek Şampiyonlar Ligi'ne dahil edilmeyi istediklerini belirten Ali Koç, "Bizi 5'nci takım olarak dahil edin, bir başkasını çıkarın demedik. Bunun büyük olasılıkla olmayacağını bilerek, ama daha sonra doğacak tazminat haklarımız için böyle yaptık. CAS davamızı açtık ve beklemeye geçtik. 10 gün evvel bize TFF'nin ve UEFA'nın CAS'ta yaptığı savunmalar geldi. Bu savunmaları okuyunca bilhassa Pierre Cornu'nun savunmasını okuyunca çok üzüldük. Aslında bizim dediklerimiz doğru çıkıyor diye mutlu olduk, ama ülkemiz adına çok çok üzüldük. Ayrıca bu durum ileriye doğru dönük çok daha karmaşık bir tabloyu da çizmiş olabilir" diye konuştu. Fenerbahçe Kulübü Avukatı Emin Özkurt, CAS'a gönderilen UEFA savunmasında, Pierre Cornu'nun ağzından verilen bölümlere dikkat çekerken, Lutfi Arıboğan ve İlhan Helvacı ile 4 Temmuz tarihinden itibaren görüşmelere başlandığını söyledi. Özkurt şöyle konuştu: "Biz hakkımızı, spor yargısı içerisinde çözmek adına CAS'ta aramaya karar verdik ve bu çerçevede 1 Eylül itibariyle davamızı açtık. Bu yargılama çeşitli aşamaları olan bir süreç. Bu aşamada davalı tarafların (TFF ve UEFA) savunmaları bize geldi. Sadece bize değil, davanın tüm taraflarına iletildi. Bu belgelerin aynısının TFF'de olduğunu belirtmek istiyorum. UEFA Disiplin Başmüfettişi Pierre Cornu'nun ifadesinden ve UEFA savunmasında bazı alıntılar yaparak konunun içeriğine girmek istiyorum. Pierre Cornu tarafından CAS'a sunulmuş olan 3 Kasım 2011 tarihli resmi savunmasında şu noktalara değiniliyor, aynen aktarıyoruz: İlk olarak ilk iletişime ne zaman geçtiklerine dair bir açıklama yapıyor Sayın Cornu ve diyor ki, soruşturma sürecinde ilk temas, UEFA Genel Sekreteri'nin Cornu'dan davayla ilgilenmesini talep etmesi neticesinde TFF yetkilileri Sayın Lutfi Arıboğan ve Sayın İlhan Helvacı ile 4 Temmuz tarihinden itibaren görüşmelere başlandı deniliyor. Yine aynı ifadenin ikinci bölümünde 18 Temmuz 2011 tarihinde yapılan toplantıdan bahsediliyor. Cornu dilekçesinde bunu şöyle ifade ediyor: Sayın Arıboğan ve Sayın Helvacı'nın durumu görüşmek üzere 18 Temmuz 2011'de durumu görüşmek üzere Nyon'a geldiklerini söylüyor. Bu toplantıyla ilgili kanaatlerini Sayın Cornu şöyle açıklıyor: 'Şahsen bulunduğum bu toplantıda TFF yetkililerince ceza soruşturmasındaki son durum hakkında bize bilgi verilmiştir. Ellerindeki bilgilere göre şike olayları Türk Ligi'nde olmuş ama UEFA maçlarında olmamıştır' diyor Cornu. Yine bu bilgileri 18 Temmuz tarihli toplantıya ilişkin söylüyor. 3'ncü olarak Cornu kendi ifadesinde 22 Ağustos'ta yaptığı İstanbul ziyaretine değiniyor. Cornu kendi beyanına göre 22 Ağustos 2011 günü öğleden sonra İstanbul'a geliyor. Sayın Arıboğan ve Sayın Helvacı tarafından karşılanıyor, takriben 1 saat süren toplantı sonucu içinde bulunulan durumu değerlendiriyorlar. Bu toplantıda Sayın Arıboğan ve Sayın Helvacı Cornu'ya şunları aktarıyor: Birincisi ellerindeki verilere göre Fenerbahçe'nin şikeye karıştığı kesindir şeklinde görüş belirtmişlerdir. Ancak UEFA müsabakalarına kayıtlı olan ve yetkilileri şüpheli olan diğer 2 kulüp bakımından delillerin yetersiz olduğunu ve bu kulüplerin şikeye karıştıklarına dair şüphe olduğunu belirttiler' diyor. Bu noktada bu ifadelerin kullanıldığı tarih itibariyle gizlilik kararının söz konusu olduğuna bilhassa çekmek isteriz. Kendi soruşturması olmasına rağmen Savcılığın, gizliliği ihlal etmemek için paylaşmadığı bilgileri ve belgeleri dikkatli olmak gerekir ki ifadelerde kullanmamak lazımdır. Etik Kurulu Raporu'nun gizliliğini de burada belirtmek lazım. İkinci olarak Cornu bu öğleden sonra Arıboğan ve Helvacı ile gerçekleştirdiği görüşmede şunu belirtiyor: 'TFF'nin zor durumda kaldığını, medyanın büyük ihtimalle Fenerbahçe yetkililerinin şampiyonluk maçları sonuçlarında hile yaptıklarını kanıtlayan telefon görüşmeleri de dahil olmak üzere dosya içerisinden bir çok unsunu yayınlamış olduğunu, dolayısıyla Türkiye'de kamuoyunun Fenerbahçe'nin şikeye karıştığını bildiğini, ancak TFF'nin ceza dosyasının kullanılmasını yasaklayan mahkeme kararı nedeniyle harekete geçemediğini Sayın Arıboğan ve Helvacı bana belirtimişlerdir' diyor Sayın Cornu. Cornu'nun o gün gerçekleştirdiği bir diğer görüşme, Sayın Başsavcı ile yaptığı görüşme. Ali Bey'in de demin belirttiği gibi görüşme takriben 30-45 dakika sürüyor ve herhangi bir bilgi veya belge Sayın Savcı tarafından UEFA yetkilisine verilmiyor. Anlaşılan o ki; Başsavcı gizlilik kararına uymak adına UEFA'dan gelen yetkiliye Türk Hukuku'nun gereği olarak hiçbir belge vermiyor ve hiçbir bilgi aktarmıyor. Başsavcı görüşmesinin ardından 22 Ağustos akşamı Cornu'nun ifadelerine göre olaylar şöyle gelişiyor: Cornu ifadesini şöyle sürdürüyor, '22 Ağustos akşamı birlikte yemek yedikten sonra Sayın Aydınlar, Sayın Helvacı ve Sayın Arıboğan ile 1-1.5 saat süren bir toplantı yapıldı. Konu hakkında Fenerbahçe yetkililerinin maçlarda hile yapmadıklarına dair yüzde 1 olasılık olup olmadığını sorduğumda TFF yetkilileri buna 'Hayır' cevabını verdiler. Buna göre ceza soruşturmasının sonunda Fenerbahçe'nin şikeye karışmasından temiz çıkmayacağı açıktı. Toplantıya katılan tüm taraflar bu konuda mutabıktı' Bu yaklaşım masumiyet karinesinin açık ihlalidir. Cornu ifadesini şöyle sürdürüyor, 'TFF yetkilileri Fenerbahçe'ye karşı alınacak kararların. Bu kararları alan kişilerin güvenliğiyle ilgili ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirttiler' diyor ve Cornu'nun belirttiğine göre toplantıya katılanlar toplantının sonunda şu şekilde bir fikir birliğine kalıyor: 'Ben görüşmelerimizi UEFA Genel Sekreteri'ne rapor edeceğim O da hızlı bir şekilde TFF'ye pozisyonumuzu teyit eden bir yazı yazacak' TFF de en kısa sürede gerekli adımı atacak. Bu şekilde anlaşmaya vardık' diyor. Yani diğer bir ifadeyle Cornu TFF ile UEFA arasında yapılan mektuplaşmanın birlikte kararlaştırdıkları bir yöntem olduğunu belirtiyor. Bizim CAS'ta her iki kuruma da dava açmamızın nedeni bu işin TFF'nin ve UEFA'nın bazı yetkilileri tarafından ortaklaşa kurgulanmış oluşuydu. Anlaşılan o ki bu konuda zamanında dile getirilen endişeler haklı çıkmıştır." Özkurt, UEFA'nın cevap dilekçesiyle ilgili olarak da şunları söyledi: "UEFA da dava çerçevesinde cevap dilekçesinde, birkaç teknik değerlendirmeden sonra Cornu'nun ifadelerini aynen belirtiyor ve resmi görüşü olarak mahkemeye sunuyor. Ayrıca bununla da yetinmiyor ve gönderdiği mektubun TFF'nin Fenerbahçe'yi ihraç etmesini zorunlu kılmadığını, TFF dileseydi bu talebe karşı direnebileceğini, olası bir UEFA disiplin soruşturmasında ise elinin güçlü olduğunu söylüyor. Bir başka ifadeyle UEFA benim baskı yapmam senin bu kararı almanı, itaat etmeni gerektirmez, sen bağımsız bir federasyon olarak kararlarını almakta serbestsin demektir. Ancak TFF, savunmalarında ve kararlarında, UEFA'nın direktiflerine uymayı bir zaruret gibi dile getirmiştir. UEFA bile kendinde bu hakkı görmezken, TFF kararlarının bu gerekçeye dayandırılması düşündürücüdür. TFF kararı tek başına üstlenmemek ve bu karar nedeniyle kamuoyunda gözden düşmemek için, Fenerbahçe'yi men etme kararının gerekçelerinde seçeneksiz olduğunu belirtmiştir. Oysa TFF'nin seçeneksiz olmadığı UEFA'ca açık şekilde ifade edilmektedir. Son olarak UEFA'nın CAS'a sunduğu savunmanın son bir bölümüyle bitiriyorum. Şu anda Avrupa kupalarında mücadele eden ve adı 3 Temmuz süreciyle geçen takımlarımızla ilgili, iddianamenin çıkması gibi bir gelişmeye bağlı olarak UEFA tarafından gerekli adımların atılabileceği söz konusu dava cevap dilekçesinde belirtilmiştir. Bu durumda göstermektedir ki; Fenerbahçe'nin CAS davamızı açmamıza neden olan kararı alan yetkililer aynı zamanda diğer camiaların da geleceğini riske atma ihtimali içine girmişti. Şu an içinde bulunduğumuz süreci doğurmuşlardır." Avukat Emin Özkurt'un açıklamalarından sonra asbaşkan Ali Koç şu yorumlarda bulundu: "O kadar çok paradoks var ki; kendi içinde hangisinden başlasam bilemiyorum. Etik kurulu raporu tamamlandıktan sonra yani 14-15 Ağustos'tan sonra kaç kişi ifadeye gitti. Konuyla ilgili bugün bir aracın iadesinden bahsediliyor. Yani birçok şey değişti. Dolayısı ile etik kurulu yetesizdir ve geçersizdir. Çünkü sürekli yeni bilgiler edinilmektedir. Diğer taraftan etik kurulu raporu emniyetin ve savcılığın iddia ettiği bilgilerden oluşturulmuş bir rapordur. Sadece ve sadece Madalyonun tek yüzünü göstermektedir. Hukuk devleti diye bahsettiğimiz şu günlerde sadece madalyonun tek tarafından hareket ederek zaten görmeleri yasak olan, paylaşılması anayasal suç olan yasak olan bir belgeden hareket ederek koskoca 104 yıllık bir camianın Türk sporuna, Türk futboluna bu kadar hizmet etmiş milyonlara hitab eden bir camianın, ceza alması için sadece ve sadece eksik olan bir etik kurulu raporu ile hareket edilmiştir. Savcılığın dahi kendi soruşturmaması olmamasına rağmen gizlilik ihlali suçunu işlememe adına paylaşmadığı belgeler ve bilgiler nasıl olurda bu resmi veya gayriresmi görüşmelerde ifade edilmiştir. Hani bu etik kurulu raporu gizliydi? Hani sadece federasyon başkanı görecekti. Hukukçularımızın söylediğine göre bu bilgilendirilme 281'nci maddesini düzenleyen gizliliğin ihlali suçunu oluşturacaktır. Bu aynı zamanda TFF'nin bizim hakkımızda bir kanaat vermesi, bu kaanati UEFA'ya bildirerek UEFA'nın Türkiye'ye baskı yaptırarak bu şekilde bir karar aldırması ve Fenerbahçe'nin şampiyonlar liginden men edilmesi aslında kamuoyunda UEFA bile Fenerbahçe'yi suçlu görüyor imajını yaratmakta, oluşturmakta, yerleştirmekte ve bir önemli konuda içerideki insanları adil savunma haklarını da bizce olumsuz açıdan etkilememektedir. Güvenlikden bahsediliyor sanki biz 3'ncü dünya ülkesiyiz. Ülkemizin bir yabancı gözünde yarattığı etkiyi, imaji görebiliyormusunuz? Bu toplantılarda bir şey daha öne çıkıyor. Federasyon bakanının toplantılara katılımlarının sınırlı olduğu. Sadece İstanbul ziyaretinde savcı Mehmet Berk ile yapılan toplantıya katıldığı ve akşam yemeğine katıldığı görülüyor. Bu toplantılarda kendisine de neler tercüme edildiyse onu bilmiyorum. Bunu üstüne basarak söyleme ihtiyacı duyuyorum. Çünkü bütün bu görüşmeler hem İsviçre'dekiler yazışmalar direkt onun olmadığı ortamlarda veya ona tercüme edilerek anlatılan konulardır. Zaten biz bu konudaki direk iletişim sıkıntısından bildiğimiz ve bu konunun yaratabileceği endişeleri paylaşıp konuya mümkün olabildiğince objektif ve adil bakacak kişi veya kişilerin UEFA ile ilgili sürece görüşmelerini yürütmesini rica etmiştik. Federasyon ile yaptığımız toplantıda Fenerbahçenin 104 yıllık camiasının geleceğinin UEFA ile yapılan görüşmelerin konuya mümkün olduğu kadar objektif yaklaşılması gerektiğini söylemiştik. Üzülerek ve haklı olduğumuzu ve endişelerimizi gördük. Türkiye, hukuk devleti. Türkiye, son yıllarda büyük atılımlar yapan ülke, kendi bölgesinde lider, söz sahibi. Sadece kendi bölgesinde değil. Dünya çapındaki ülkelerde bile artık söz sahibi. Ülkemiz için iyi şeylerin olduğu bir ortamda Türkiye'yi böylesine küçük düşürmek, komik duruma düşürmek yapmak istediğiniz bir şeyi UEFA'ya yaptırmak için bu şekilde vermememiz gereken bilgileri sadece tek yönlü vermek ülkemiz adına yakışmayan bir durum. Milyonlarca Fenerbahçelinin onuru ile oynandı. İçerideki arkadaşlarımızın suçlu olduğuna dair kanaatler kuvvetlendirildi bu hamlelerle. Mali açıdan çok büyük darbe yedik. itibarımız sarsıldı. Suçlu oluruz olmayız zaman gösterir. Ama hiç bir şeyin sahaya yansımadığı artık neredeyse aşikar ve iki kişi Fenerbahçe Spor Kulübü'nün geleceğiyle herşeyiyle oynamıştır. Biz bunu kabul etmiyoruz. Edemeyiz. Gerekenin yapılmasını, gerekenin yapılması içinde; bizim gibi düşünüyorsanız her gün takip ettiğiniz Fenerbahçe'nin haksızlığa uğradığını düşünüyorsanız sizin de bu konuda bize yardımcı olmanızı bir Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticisi ve taraftarı olarak sizden rica ediyorum. Bizim söylediğimiz şarkıyı söyleyin demiyorum. Objektif baktığınız zaman hakikaten böyle düşünüyorsanız gündemde tutmanızı ve bir daha böyle bir şeyin olmamasını ve olmaması içinde gereken iletişimi yapmanızı sizden Türkiye'nin en büyük sivil toplum kuruluşlarından birinin yöneticisi olarak rica ediyorum. Aksi kanıtlanıncaya kadar süreçle ilgili herkes masumdur. Yüce Türk adaleti de neyin ne olduğunu zamanla gösterecektir. Sadece Etik Kurulu Raporu ile bu kadar önemli konularda gayri ciddi ve gayri resmi şekilde UEFA'yı hareket geçirmek neresinden bakarsanız bakın kabul edilmeyecek bir yaklaşımdır. Bizler zaten kamuoyunda belirli kişiler, başkanımız ve kulübümüz bir kum torbasına çevrilmiştir. Çok azınız dik durup bu nasıl bir haksızlıktır. Madalyonun iki yüzü vardır. Her şey Fenerbahçe'ye mal edilmemelidir. Fenerbahçe'nin küme düşmesini beklemek hiç bir federasyon incelemesi başlamadan hiç bir disiplin soruşturması başlamadan beklemek nasıl bir hakkaniyettir. Bunları lütfen sorgulayın biz çok kabul edilmeyecek bir biçimde Şampiyonlar Lİgi'nden men edildik. Türkiye'de başta Federasyon başkanı olmak üzere insanlara Fenerbahçe men edilmediği takdirde tüm Türkiye'nin zarar göreceğini, Türk takımlarının, Milli takımın, hatta 2020'nin bile riskE edileceğine inandırdılar. Halbuki Türkiye Futbol Federasyonu dik dursaydı UEFA'ya kardeşim muhatabın benim, emniyetim savcım gerekli hassasiyetle konunun üzerine gidiyor. Bu ciddi bir konudur. Türk spor tarihinin en karmaşık konusudur. Bugüne kadar gördüğümüz böyle alelacele karar verilecek bir konu değildir. Türk mahkemeleri Türk yargı sistemi sizin sisteminiz gibi çalışmaz. Türkiye'de birinin cezaevinde olması sizdeki gibi suçluluk demek değildir. Mahkemelerden % 56 beraat kararı çıkmaktadır. Siz bizim işimize karışmayın. Yargıdan çıkacak gizlilik kararının kalkması yani iddianamenin mahkemede kabul edildikten sonra ki bu aralık ocak ayını alır. Ben soruşturmamı başlatacağım. Benim soruşturmam neresinden bakarsanız bakın konunun uzmanı olarak 2 ile 4-5 ay sürecektir. Dolayısı ile ben bu süreç içinde çabuk karar veremeyeceğim bana da baskı yapma: Nasıl Yunanistan'da Futbol Federasyonu Olimpiakos Volou'ya soruşturmasına, araştırmasına, cezalandırmasına sonra da tahkime gitmesine izin verdiysen bizim ülkemizde de aynı şekilde yaklaşmanı sizden bekliyoruz gibi bir tutum sergileseydi bunların hiç biri bugün gerçekleşmezdi. Diğer bir tutum da sergileyebilirdi. Bunu söylerdi buna rağmen bütün takımlarımı çekiyorum Avrupa'dan der kendine güvenmiyorsa bu da bir tutumdu. Ama sadece Fenerbahçe'yi cımbızla buradan çekip cezalandırmak, başkalarının baskısıyla cezalandırılmasını sağlamak bizim kabul etmeyeceğimiz bir durumdur. İçimiz yanıyor. Lütfen bu sıkıntının giderilmesine yardımcı olun." - İstanbul
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA