Ertosun: Yüksek Kurul Noterlik Makamı Değil
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Üyesi Ali Suat Ertosun, HSYK'nın Adalet Bakanlığından Gelen Atama Kararlarını Olduğu Gibi Onaylayan 'Noterlik Makamı' Olmadığını İfade Ederek, 'Kurul Üyeleri Değişiklik Önerileri ve Yeni Teklifler Getirerek, Ekleme ve Çıkarma Yapabilir. Bunu Yaparken de Belli Verilere, İnandırıcı Gerekçelere ve Nesnel Ölçütlere Dayanarak, Mahkemelerin Bağımsızlığı, Hakim Teminatı ve Yargının Kurumsal Kimliğini Esas Alırlar' Dedi.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Üyesi Ali Suat Ertosun, HSYK'nın Adalet Bakanlığından gelen atama kararlarını olduğu gibi onaylayan ''noterlik makamı'' olmadığını ifade ederek, ''Kurul üyeleri değişiklik önerileri ve yeni teklifler getirerek, ekleme ve çıkarma yapabilir. Bunu yaparken de belli verilere, inandırıcı gerekçelere ve nesnel ölçütlere dayanarak, mahkemelerin bağımsızlığı, hakim teminatı ve yargının kurumsal kimliğini esas alırlar'' dedi.Ertosun, Adalet Bakanlığı Ek Binası Konferans Salonu'nda son günlerde kendisi ve HSYK hakkındaki iddialara ilişkin basın toplantısı düzenledi.Hakkında sistematik ve organize bir şekilde, maksatlı yayınlar yapıldığını savunan Ertosun, asıl hedefin HSYK'nın yapısını değiştirmek veya zaafa uğratmak olduğunun anlaşıldığını söyledi.Kurul üyelerinin seçilmeleri, görevleri, çalışma usul ve esaslarının kanunlarla düzenlendiğini ifade eden Ertosun, ''Korsan olarak nitelendirilebilecek bir anlayış veya davranış varsa, bu korsanlık Anayasal teminat altındaki HSYK üyelerinin Anayasa ve kanunlar çerçevesinde görüşlerini toplantılarını serbestçe ifade etmelerinde değil, bazı basın ve yayın organlarının tek elden ve organize bir şekilde Anayasal kurumları ve kurumlarda görev alanların hedef göstererek insaf ölçülerini aşan ve hakarete varan saldırılarında aranmalıdır'' dedi.Ertosun, Özdemir Sabancı suikastı sanığı Mustafa Duyar'ın kendi isteğiyle, öldürülmesine karışan asıl faillerin ise Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine Afyon E Tipi Kapalı Cezaevi'ne 1997 yılında, kendisi Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü olmadan önce nakledildiklerini söyledi.Kendisi ve HSYK'ya yönelik sınırı aşacak şekilde maksatlı yayınlar yapıldığını ileri süren Ertosun, bu yayınların ''hakaret, küçük düşürme ve karalama amacıyla yapılanlar'', ''Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü döneminde yapılan ''Hayata dönüş Operasyonu'' dahil bir kaç olaya istinaden kurulan komplo teorileri üzerinden gerçekleştirilenler'' ile ''şahsı hedef alınmak üzere HSYK'ya yönelik olanlar'' şeklinde üç başlık altında gerçekleştirildiğini savundu.Eleştiri amacı taşımayan hakaret etme, karalama ve küçük düşürme maksadıyla yapılan yayınlarla ilgili olarak tarafından gerekli yasal yollara başvurulacağını belirten Ertosun, ''Hayata Dönüş Operasyonu'' nedeniyle Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yaptığı döneme ilişkin şahsına ve Adalet Bakanlığına ve başında bulunduğu Genel Müdürlüğe yönelik basında çıkan haberlere karşı o süreçte gerekli açıklamaların yapıldığını hatırlattı.''Hayata Dönüş Operasyonu'' hakkında da bilgi veren Ertosun, ''Özellikle ve önemle belirtmek gerekir ki Hayata Dönüş Operasyonu cezaevleri sorunu had safhaya ulaştığı dönemde Bakanlar Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından da değerlendirilerek alınan kararlar doğrultusunda uygulamaya konulmuştur. Bu karar salt benim kararım değildir'' dedi. Gazeteci Can Dündar'ın 6 Ocak 1999 tarihinde dönemin Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu'na dilekçe vererek, Afyon Cezaevinde tutuklu bulunan Duyar ile Sabancı suikastının yıl dönümü dolayısıyla söyleşi yapmak için izin istediğini ifade eden Ertosun, Duyar'ın tutuklu olması ve yargılamayı etkileyebileceği düşüncesiyle bu talebi uygun bulmadığını belirtti. Ertosun, buna rağmen, Duyar'ın rızasının alınması koşuluyla görüşmeye Bakan Denizkurdu tarafından izin verildiğini, durumun Duyar'a iletildiğini, ancak Duyar'ın Genel Müdürlüğe gönderdiği 8 Ocak 1999 tarihli dilekçesinde görüşmeyi para karşılığında kabul etmesi nedeniyle görüşme talebinin reddedildiğini, konunun aynı gün Can Dündar'a bildirildiğini anlattı.Bu arada, Ertosun'un, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladığı sırada gerginlik yaşandı. Güvenlik görevlileri, soru soran bir gazeteciyi, ''gazeteci olmadığı'' gerekçesiyle salondan çıkarmak istedi. Bunun üzerine güvenlik görevlileriyle bazı gazeteciler arasında tartışma yaşandı.Bu sırada Anadolu'da Vakit gazetesinin Ankara Temsilcisi Serdar Arseven, Ertosun'a yaklaşarak, soru soran kişinin kendi gazetelerinde foto muhabiri olarak görev yaptığını söyledi.Gerginlik, Ertosun'un olaya müdahale ederek, bu kişinin salona alınmasıyla sona erdi.Gerginliğin ardından Ertosun, kendisine yöneltilen bir soru üzerine, ''DHKP-C'nin canlı bomba eylem planları içinde olduğu söyleniyor. Bana emniyet makamları tarafından gerekli duyurular yapılıyor. Zaman zaman koruma sayım artırılıyor, farkında olmadan da korunduğumu düşünüyorum. Bu konuda endişe duymuyorum'' yanıtını verdi.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA