Ertosun: Yargı Reformundan Yanayım (2)

Güncel Haberler

HSYK Üyesi Ali Suat Ertosun, HSYK'nın Yargı Reformuna Karşı Olduğu İzlenimi Verilmeye Çalışıldığını, Ancak Kendisinin de Yargı Reformundan Yana Olduğunu İfade Etti.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyesi Ali Suat Ertosun, HSYK'nın yargı reformuna karşı olduğu izlenimi verilmeye çalışıldığını, ancak kendisinin de yargı reformundan yana olduğunu ifade etti. Ertosun, HSYK toplantısında ise Ergenekon soruşturmasına ilişkin hukuki endişelerini dile getirdiklerini anlattı.

Düzenlediği basın toplantısında Ertosun, HSYK'nın yargı reformuna karşı olduğu izlenimi verilmeye çalışıldığını, ancak geçmişte bu tür çalışmalar içerisinde yer almış biri olarak hiçbir zaman yargı reformuna ve HSYK'nın yeniden yapılandırılmasına karşı olmadığını vurgulayarak HSYK'nın yeniden yapılandırılmasıyla ilgili düşüncelerini şöyle anlattı.

"Bu düşünceler şahsıma aittir. Bunların bazılarına Yüksek Kurulun üyeleri katılmamaktadırlar, Yüksek Kurul'un resmi görüşü değildir.

Öncelikle HSYK'yla ilgili Anayasa'daki maddelerin değiştirilmelidir. Yüksek Kurulun ayrı bütçe, sekretarya ve binasının olması lazımdır. Kurulun ağırlık Yüksek Yargı mensuplarında olmak üzere yerel mahkemelerde görev yapan hakim ve savcıları temsil edecek şekilde birinci sınıf olmuş hakim ve cumhuriyet savcıları arasından da kendi aralarında yapacakları seçimle temsilci alınarak üye sayısının artırılması, üye sayısı artırıldığında HSYK bünyesinde atama, yükselme ve disiplin işlemlerine bakan bölümler oluşturulması, yüksek Kurul'un yeniden yapılandırılması aşamasında görev ve yetki dahilindeki işler ile iddia ve karar verme bölümleri için ayrı daireler oluşturulması, bu dairelerin hakim ve savcılar yönünden farklı olabileceği görüşündeyim.

Kuruldan Bakanlık Müsteşarı'nın çıkartılması görüşündeyim.

Hakimlik ve Cumhuriyet Savcılığına kabul kararı HSYK'ca verildiğinden hakim adaylarının alımının yüksek kurul tarafından yapılması, meslek öncesi eğitim ve stajlarının kurul tarafından planlanması ve izlenmesi gerektiği görüşündeyim.

Yargı mensuplarıyla ilgili inceleme ve soruşturma için talepte bulunma ve izin verme yetkisinin Yüksek Kurul'da oluşturulacak disiplin bölümüne verilmesi, disiplin bölümünün inceleme ve soruşturma işlemlerini yürütmesi, hakim ve savcılarla ilgili olarak gelen inceleme ve soruşturma dosyalarının incelenmesi, cezaya gerek görülenlerin HSYK'ya gönderilerek disiplin soruşturmalarındaki güven ortamının en üst seviyeye çıkarılması, Bakanlığa bağlı ceza işleri genel müdürlüğünde yapılan işlemlerle ilgili bir kısım endişe ve tereddütlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Gerçekten de bugün soruşturmayı ve inceleyi yapma yetkisi Adalet Bakanlığı'ndadır. Adalet Bakanlığı bu yetkiyi isterse kullanmakta istemezse kullanmamaktadır. Biz bu yetkinin kurula verilmesini istiyoruz. Bu üyesi olmaya çalıştığımız AB ülkelerinde bu şekildedir. Düşünün Bakan ve Müsteşarı hem inceleme ve soruşturma yaptırıyor, hem de yüksek Kurul'a gelip oy kullanıyorlar. Yani iki makam iki kişide birleşiyor. Bu da ülkemizin sorunlarından birisidir. Bunun üzerinde de evleviyet durulması gerekmektedir.

HSYK'nın yeniden yapılandırılması ve istinaf kanun yolunun faaliyete geçirilmesiyle birlikte not sistemi de dahil olmak üzere, terfi sisteminin performans esas olacak şekilde yeniden değerlendirilerek düzenlenmesi gerekmektedir. Demokratik meşruiyet çerçevesinde hakim ve cumhuriyet savcılarının mesleki yönden özgür ve bağımsız olarak örgütlenmesi görüşündeyim. Kurul kararlarında açıklık ve şeffaflık sağlanmalıdır. Yüksek Kurul'un disiplinle ilgili kararlarının yargı denetimine açılması veya kararı veren üyeler dışarıda bırakılmak suretiyle oluşturulacak daha geniş bir kurul tarafından incelenmesi görüşündeyim. Bu konuda kurul üyeleri arkadaşlarımızla aramızda fikir birliği vardır.

Şimdi bazı basın yayın organlarında bir rüzgar estiriliyor. Hakimler ve savcıların teminatı seçilmiş üyeler değil, idareden gelen üyelerdir deniyor. Bu düne kadar böyle değildi, ne değişti, niçin değişti bunun da takdirini ben Yüksek Kurul'a bırakıyorum.

Kurul'un TBMM'yi belli periyotlarda bilgilendirmesi görüşündeyim. Buna bazı arkadaşlarım katılmamaktadır.

Hizmet öncesi ve hizmetiçi eğitimlerin Türkiye Adalet Akademisi tarafından yapılması, akademinin idari ve mali yönden özerk bir yapıya kavuşturularak Bakanlığın etkisinin kaldırılması, gerçek anlamda akademik bir kurum haline getirilmesi ve Anayasal güvence altına alınması gerekmektedir. Teftiş kurulunun HSYK'ya bağlanması gerekmektedir. AB raporlarında bu konu geçiyor.

Yasama ve yürütme organı tarafından kurula hakim ve savcılar arasından üye seçilmesi yargıya siyasetin müdahalesi anlamına geleceğinden buna karşıyım. Ayrıca yargı reformunun sadece HSYK'nın yapısının değiştirilmesine indirgenerek vatandaşların gündemini oluşturan ve acil çözüm bekleyen yargı ile ilgili diğer sorunların ikinci plana itilmesini de doğru bulmuyorum. Bilirkişilik, ve özellikle Adli Tıp, icra ve iflas sistemi, tebligat, adli kolluk, hakim ve savcılar ile personelin eğitimi gibi çözümü yürütme organının sorumluluğunda bulunan ve iyi işleyen bir yargı sistemi için zorunlu olan diğer hususlar üzerinde de dikkatle durulması gerekmektedir."

-"SUÇLAMALARI HAK ETMİYORUM"-

Şahsına yöneltilen suçlamaları hak etmediğimi düşündüğünü bildiren Ertosun, "Gerek benim gerekse HSYK'nın hiçbir soruşturmayı önleme niyeti gayreti olmamıştır olmayacaktır. Düşünün, bazı soruşturmaları önlemek istediğimiz, kapatmaya çalıştığımız ileri sürülmektedir. Bunlar hangi delillere dayanarak ileri sürülmektedir? Lütfen bunları söyleyin. Lütfen faraziyelerle, komplo teorileriyle uğraşmayalım. Yargı çok büyük yaralar alıyor. Bu yaraları onarmak, tamir etmek lazım. Yargının toplumdaki güvenini yükseltmek lazım. Hukuk hepimiz için gerekli, hepimiz için lazım. Hakkımda her türlü incelemeye ve soruşturma da hazırım. Örneklerini gösterdim, geçmişte bu konuda kendi kendimi tabiri caizse ihbar ettim. Ama basın gerekli duyuruları yaptı. Zannediyorum ilgili merciler de bu konuda gerekli işlemi yapacaktır. Bu konuda gelen dilekçelerin olduğunu da tahmin ediyorum, bunlar incelenecektir. İstifa etmem isteniyor. Ortada istifa etmemi gerektiren bir neden bulunmamaktadır" diye konuştu.

-"HUKUK AÇILIMI YAPIYORUZ"-

Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Ertosun, Kent Otel toplantılarının gizli toplantılar olmadığını, polislerin de orada olduğunu, ülke sorunlarının tartışıldığı toplantılar olduğunu ve örgüt toplantısı olarak yansıtılmasının yanlış olduğunu söyledi.

HSYK görüşmelerinin gizli kalması gerektiğini söyleyen Ertosun, Adalet Bakanlığı'nın açıklamasını doğru bulmadığını ifade etti. Adalet Bakanlığı'ndan orada yapılan insan haklarını ihlal eden bazı davranışlar nedeniyle yargı yoluna başvurulmasını istediklerini açıklayan Ertosun, isteklerini şöyle anlattı:

"Dinleme konusunda biliyorsunuz Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin Jandarma'nın dinlemesiyle ilgili bir kararı vardı. Biz diğer birimler yönüyle de yargı yoluna başvurmasını istedik. Arama kararlarını vermeye yetkili makam neresidir, İstanbul mudur? Yoksa arama kararlarının yapılacağı yerler midir?

İtirazlar yapılıyor, bu itirazları kim inceleyecek, mahkeme mi inceleyecek, yoksa heyet başkanları mı inceleyecek? Bunun irdelenmesi lazım.

Adalet Müfettişlerinin talepleri üzerine dinleme kararı veriliyor, bu yasal mı değil mi, bunun incelenmesini istedik.

Şüphelilerin ve sanıkların zabıta ve Cumhuriyet savcılıklarındaki ifadelerini içeren tutanaklarının kendilerine ya da müdafilerine verilmesinin gerekip gerekmediği sorduk. Benim ifademi alıyorsunuz, bana ifademi vermiyorsunuz.

Arkadaşlar biz açılım yapıyoruz moda tabirle. Biz hukuku açmaya çalışıyoruz. İnsan haklarının üst noktaya çıkarılmasını istiyoruz. Biz dedik ki bu konulara kim karar verecek, Türkiye'deki yargı birliğini kim sağlayacak? Yüksek Yargıtay. Konuyu Yargıtay'a götürün dedik. Bunda ne var?

Arama ve yakalama kararı isteniyor. Sadece arama kararı veriliyor insanlar yakalanıp götürülüyor. Bu yasal mı, değil mi dedik.

Bunun dışında Cumhuriyet Savcıları kendi alanları dışına girerek ifade alabilirler mi dedik.

Zabıtada susma hakkını kullanan şüphelilerin, gözaltı süreci beklenmeden Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevki gerekir dedik. Bunlar birer açılım değil mi, bakın bizim açılımın içi dolu.

Yapılan soruşturmayla ilgili hukuki ve fiili bağlantısı olmayan kişi ve olaylarla ilgili suçlamaların aynı kapsamda değerlendirilmesi yasal mı değil mi dedik. Bu ülkede yıllarca PKK'yla, DHKC'yle ilgili soruşturma yapıldı. Hepsi bir dosyada mı birleştirildi arkadaşlar? İstanbul'daki Ankara'yla birleşti mi? Bunlarla biz ilgilenmeyeceğiz de kurul olarak, kim inceleyecek?

Bunların dışında birtakım bilgilerin yayın organlarına verilmemesini, insanların peşinen suçlu ilan edilmemelerini, kişilere haklarındaki suçlamalar ve isnat olunan fillerin somut olarak bildirilmesini, şüphelilerin savunma haklarının kısıtlanmamasını istemişsek bunların ardında ne olabilir arkadaşlar? Bunlar açılımdır. AB Müktesebatında bizden istenen açılımlardır. Bunların ben kamuoyunda bilim çevrelerinde tartışılmasını istiyoruz.

Bizim sanıklarla, olaylarla, suçlarla ilgimiz yoktur. Bir Türkiye'deki yargının yönetiminden sorumlu idari bir mekanizmayız. Bir yerde hatayı görmüşsek bu hataya değinmek bizim görevimizdir. Ama Türkiye'de maalesef yargı yönetiminin içinde biz yokuz veya dışarı itilmeye çalışıyoruz. Biz bunun mücadelesini kurul içerisinde tüm hassasiyetimizle veriyoruz."

-"HAYATA DÖNÜŞ YAPILMASAYDI DAHA ÇOK İNSAN ÖLÜRDÜ"-

Açıklamalarında Ergenekon davasına ilişkin ihsas-ı rey olmadığını ifade eden Ertosun, ileride yargıya dönerse ve ileride Engin Aydın'la ilgili bir dava gelirse bakmayacağını, ama bunun dışındaki sanıklarla ilgili davalara bakacağını söyledi.

Hayata dönüş operasyonunun ölümler olmadan yapılıp yapılamayacağın ilişkin ise Ertosun, şunları söyledi:

"Hayata dönüş operasyonu keşke ölümsüz olsaydı. Bunun için gerekli her türlü çaba gösterilmiştir. Bunlar kitaplarda dergilerde anlatılmıştır. Dönemin Bakanı Hikmet Sami Türk bunu açıklamıştır. 60. gün operasyona karar verilmiştir. 60. gün kritik gündür ve şiddetle direnilmiştir. Başka çare kalmadığı için bu operasyon yapılmıştır. Ben daha evvel de söyledim, eğer bu operasyon yapılmasaydı dışarıda çok daha fazla insan ölürdü. Bir şey daha söyleyeceğim, yine bir polemik konusu kopacak: Şimdi bazı insanlar var Tanrı'yı yanlarında zannediyorlar. Geride kalan herkese tepeden bakıyorlar. Allah hepimizin Allah'ı. Bu cümle benim değil, bir romandan aldım. Şimdi sadece kendi düşündüğünüzün doğru olduğunu sanmayın, böyle inanmayın. karşı fikre de değer verin. Bakın bugün cezaevleri sorunu çözüldüyse geçmişte yapılan icraatların bir tesiri olmuştur."

"Vedat Ergin "Bu devlet bana Mustafa Duyar'ı öldürttü' diyor. Sizin bu devlet konusunda bilginiz fikriniz var mı?" sorusunu ise Ertosun "Devlet mi yaptırdı başkası mı yaptırdı, bu konuyu ben bilemem ki" diye yanıtladı. (ANKA)

(HH/NK) (SON)
Kaynak: ANKA / Güncel

, Haberler