Enerji ve altyapı yatırımlarında yeni dönem: Doğru sermaye planlaması rekabet avantajı sağlıyor

Güncel Haberler

Dev altyapı projelerinde şirketlerin geleceğini artık yalnızca mühendislik kabiliyeti değil, yatırım kararlarının kalitesi belirliyor. 22 ülkede 5.500’ü aşkın iş makinesinden oluşan filoyu yöneten Taha Gündoğar, yanlış yatırımların mali risklerine dikkat çekti. Gündoğar'a göre gelecekte fark yaratacak olanlar en çok yatırım yapanlar değil, kaynaklarını en doğru ve sürdürülebilir yönetenler olacak.

Küresel ölçekte enerji ve altyapı yatırımları hız kesmeden devam ederken, sektör uzmanları proje başarısında artık yalnızca mühendislik kabiliyetinin değil, yatırım kararlarının kalitesinin de belirleyici hale geldiğine dikkat çekiyor. Özellikle sermaye yoğun sektörlerde yapılan yanlış yatırım tercihleri, şirketleri uzun yıllar boyunca etkileyebilecek mali sonuçlar doğurabiliyor. İş makineleri sektörünün tanınan yöneticilerinden özel bir şirkette genel müdür yardımcısı olarak 22 ülkede 30 aktif projeye dağılmış, kiralık ünitelerle birlikte 5.500'ü aşan bir iş makinesi filosunun operasyon yönetimi ve yatırım planlamasından sorumlu olan Taha Gündoğar'a göre, günümüzün en önemli rekabet alanlarından biri şirketlerin mevcut kaynaklarını ne kadar doğru yatırımlara yönlendirebildiği.

Büyük projelerde asıl risk, yanlış yatırım kararları

Enerji ve altyapı projelerinde kamuoyunun dikkatini çoğunlukla proje büyüklükleri çekse de sektör temsilcileri, arka planda yürütülen yatırım planlama süreçlerinin en az proje yönetimi kadar kritik olduğunu belirtiyor.

Özellikle yüksek maliyetli ekipman, teknoloji ve operasyon yatırımlarında alınan kararların uzun vadeli etkiler yarattığını ifade eden uzmanlar, şirketlerin artık yalnızca bugünkü ihtiyaçları değil, gelecekteki operasyonel gereksinimleri de dikkate almak zorunda olduğunu vurguluyor. Bu süreçleri 19 yıldır sahanın içinden bilen Gündoğar, kariyerine Rusya’daki bir petrol ve doğal gaz projesinde 216 ünitelik makine parkının sorumluluğunu üstlenerek başladı; ardından yine Rusya’da bir doğal gaz çevrim santrali projesinde makine ve ağır kaldırma operasyonlarını yönetti. Irak’ta ise 1.500 megavatlık bir doğal gaz çevrim santrali projesinde 379 ünitelik filonun ve kritik mekanik montajların ağır kaldırma planlamasının sorumluluğunu üstlendi.

Makine, ekipman ve kaldırma operasyonlarını yönettiği bu iki santral projesi, inşaat dünyasının en itibarlı yayınlarından Engineering News-Record dergisi tarafından dünya genelindeki projeler arasından seçilerek Global Best Project ödülüne layık görüldü. Gündoğar'ın ekibiyle kurduğu makine ekipman yönetim programı sayesinde, projelerde makine ve ekipman operasyonlarında görev yapan mühendis, tekniker, formen, operatör, şoför, tamirci ve sapancılardan oluşan 5.000'i aşkın iş gücüyle tüm filo operasyonel olarak yönetiliyor ve her ay icra kurulu başkanına raporlanıyor. Gündoğar ve ekibinin makine ve ekipman operasyonlarından sorumlu olduğu otoyol projesi ise Uluslararası Yol Federasyonu'nun (IRF) küresel ödül programında çevre yönetimi ve program yönetimi dallarında ödüle değer görüldü.

Uzun yıllardır uluslararası ölçekte yatırım planlama ve kaynak yönetimi süreçlerinde görev alan Gündoğar, bu süreçlerde teknik analiz ile finansal değerlendirmenin birlikte ele alınması gerektiğini söylüyor. “Büyük ölçekli yatırımlarda önemli olan yalnızca ne satın aldığınız değil, o yatırımın beş veya on yıl sonra kuruma nasıl bir değer üreteceğidir. Başarılı şirketler kısa vadeli ihtiyaçlarla uzun vadeli stratejik hedefler arasında doğru dengeyi kurabilen şirketlerdir.”

Gündoğar'ın saha tecrübelerinin somut çıktılarından biri de iş güvenliği alanında oldu. Irak'taki doğal gaz çevrim santrali projesinde, yükseltilebilir çalışma platformlarının ehliyetsiz kişilerce kullanılması riskine karşı kart okuyuculu bir sistem geliştirdi: Operatör sertifikası tanımlı kart takılmadan makine çalışmıyor. Sahada yetkisiz kullanımı tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen bu uygulama, kısa süre içinde firmanın bütün şantiyelerinde zorunlu tutulan kurumsal bir standarda dönüştü.

Sektörde son yıllarda dikkat çeken gelişmelerden biri de teknik kökenli yöneticilerin üst yönetim ve yönetim kurullarında daha fazla sorumluluk üstlenmesi. Uzmanlar, enerji ve sanayi şirketlerinde yatırım kararlarının yalnızca finans departmanlarının değerlendirmeleriyle alınmasının artık yeterli görülmediğini belirtiyor. Teknoloji dönüşümü, operasyonel ihtiyaçlar, bakım maliyetleri ve uzun vadeli kullanım senaryoları da karar süreçlerinin önemli parçaları haline gelmiş durumda.

Bu dönüşümün sektördeki örnek isimlerinden biri olan Taha Gündoğar, 2021'den bu yana, grup bünyesinde iş makineleri ve endüstriyel ekipman satışı alanında faaliyet gösteren bir şirketin yönetim kurulu üyeliğini de yürütüyor. Ekipman planlama modelleri, ağır ekipman varlık yönetimi, sınır ötesi ekipman lojistiği ve sermaye tahsisi üzerine uluslararası bir mühendislik dergisinde yayımlanmış sekiz makalesi bulunan Gündoğar, Haziran 2026’da Güney Kore’de düzenlenen PCCDA 2026 konferansına konuşmacı olarak davet edilmiş ve konferansın veri bilimi teknik oturumunun başkan yardımcılığını yürütmüştü. Daha önce, İstanbul’da düzenlenen 3. Uluslararası İş Makinaları, Ekipmanları ve Malzeme Taşıma Kongresi'nde de iş makinelerinde enerji dönüşümü konulu panelin davetli konuşmacısıydı.

Belirsizlik dönemlerinde, dayanıklılık öne çıkıyor

Küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalar, şirketlerin yatırım yaklaşımını da değiştiriyor. Özellikle son yıllarda birçok kurum büyüme hedeflerini sürdürürken aynı zamanda finansal dayanıklılığını korumaya odaklanıyor.

Sektör uzmanları, ekonomik belirsizlik dönemlerinde güçlü nakit yönetimi ve disiplinli yatırım politikalarının şirketlerin uzun vadeli rekabet gücünü belirleyen en önemli unsurlar arasında yer aldığını ifade ediyor.

Gündoğar ise önümüzdeki dönemde enerji ve altyapı sektöründe başarılı olacak şirketlerin, yatırımlarını yalnızca büyüme amacıyla değil, sürdürülebilirlik ve uzun vadeli değer üretme perspektifiyle planlayan kurumlar olacağını belirtiyor. “Gelecekte fark yaratacak şirketler en fazla yatırım yapanlar değil, kaynaklarını en doğru şekilde yönlendirebilenler olacak.”