Arılar İklim Değişikliğiyle Tehdit Altında

Güncel Haberler

Arılar, iklim değişikliği ve habitat kaybı nedeniyle yok olma riskiyle karşı karşıya. FAO, arı popülasyonlarının korunması için sürdürülebilir tarım ve polen taşıyıcı dostu uygulamalar çağrısı yapıyor.

Dünya gıda üretiminin devamlılığı açısından kritik öneme sahip arılar, iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışları, mevsimsel düzensizlikler, habitat kaybı ve çevresel baskılar nedeniyle giderek artan tehditlerle karşı karşıya bulunuyor.
Arıların hem insan sağlığı hem de ekosistem için taşıdığı öneme dikkati çekmek amacıyla, modern arıcılığın öncüsü Anton Jansa'nın doğum günü olan 20 Mayıs, 2018'den bu yana Dünya Arı Günü olarak kutlanıyor.
Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 2026 Dünya Arı Günü'nün temasını, insanlar, arılar ve tarım arasındaki tarihsel ile ekolojik ilişkiye dikkati çeken "İnsanlar ve gezegen için arılarla birlikte: Hepimizi ayakta tutan ortaklık" olarak belirledi.
Arılar ve diğer polen taşıyıcı canlılar, dünya genelinde tarımsal üretim ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde kritik rol oynarken, uzmanlar iklim değişikliği, habitat kaybı, tarım ilaçlarının bilinçsiz kullanımı ile istilacı tür ve hastalıkların arı popülasyonları üzerinde baskılar oluşturduğuna işaret ediyor.
Uzmanlar, geleneksel bilgi ile modern teknolojilerin bir arada kullanılmasının sürdürülebilir arıcılığın geliştirilmesi, arı sağlığının korunması ve gıda sistemlerinin geleceği açısından önem taşıdığını vurguluyor.
Dünya gıda üretiminin üçte biri arılara bağlı
FAO'nun verilerine göre, dünya genelinde Antarktika hariç tüm kıtalarda yaşayan yaklaşık 25 bin arı türü bulunuyor.
Arılar yalnızca bal değil, polen, arı sütü, propolis ve balmumu gibi birçok ürünün üretiminde de rol oynuyor.
Dünya gıda üretiminin yaklaşık üçte biri arılara bağlıyken, dünya genelindeki başlıca tarım ürünlerinin yaklaşık yüzde 75'i, özellikle meyve, sebze ve sert kabuklu yemişler, büyüme süreçlerinde arılar ve diğer polen taşıyıcı canlılardan faydalanıyor.
Dünyadaki çiçekli bitkilerin yaklaşık yüzde 90'ı da üreme süreçlerinde arı gibi polen taşıyıcı canlılara ihtiyaç duyuyor.
Uzmanlar, arıların tarımsal üretim ile ekosistem dengesi açısından hayati rol oynadığını vurgularken, arıların çevre kirliliğinin azaltılmasına da katkı sunduğunu belirtiyor.
Öte yandan, bilimsel çalışmalar, arı türlerinin giderek daha fazla tehdit altına girdiğini ortaya koyarken, BM aralarında bazı arı türlerinin de bulunduğu yaklaşık 1 milyon canlı türünün yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.
FAO'dan arı popülasyonlarının korunması için çağrı
FAO'dan yapılan açıklamada, arıların ve diğer polen taşıyıcı canlıların korunması için çiçekli bitkilerin yetiştirilmesi, arılar için yuvalama alanları oluşturulması ve çim biçme sıklığının azaltılması çağrısında bulunuldu.
Açıklamada, yerel arıcıların desteklenmesi, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması ve hükümetlerin arı popülasyonlarını korumaya yönelik ulusal stratejiler geliştirmesi gerektiği vurgulandı.
FAO ayrıca, gıda sektöründeki işletmelere de tedarik zinciri şeffaflığı, araştırma yatırımları ve çiftçilerle işbirliği yoluyla çevre dostu üretim süreçlerini güçlendirme çağrısı yaptı.
İklim değişikliği arıların yaşam döngüsünü etkiliyor
Bilim insanları, iklim değişikliğinin yalnızca sıcaklık artışıyla sınırlı kalmadığını, mevsimsel hava olaylarının zamanlaması ve şiddetindeki değişimlerin de arı popülasyonları üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtiyor.
Almanya'daki Regensburg Üniversitesinde yürütülen bir araştırmada, bombus arısı kraliçelerinin yaşamlarının erken dönemlerinde maruz kaldığı iklim değişikliği kaynaklı çevresel baskıların yaşam süreleri ve üreme kapasitelerini azalttığı ortaya kondu.
Araştırmada, ılıman geçen kışların arıların normalden erken uyanarak enerji rezervlerini tüketmesine yol açtığı, mevsim dışı şiddetli yağışların ise polen ve nektar toplama faaliyetlerini zorlaştırarak besin bulmalarını güçleştirdiği belirlendi.
Öte yandan Kuzey Amerika'da rekor sıcak hava dalgalarının ardından, arı kolonilerinin çoğalma döneminin geçen yıla göre 17 gün daha erken başladığı kaydedildi.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin arı kolonilerindeki kayıpları artırdığı ve hem yabani hem de bal arısı türleri üzerinde uzun vadeli riskler oluşturduğu uyarısında bulunuyor.