EDİTÖR MASASI 3 - Dışişleri Bakanı Fidan'dan Rusya-Ukrayna Savaşı'na ilişkin uyarı:
- "(Rusya-Ukrayna Savaşı) Bu yok etme, cephedeki yıpratma, cephe gerisindeki yıpratmaya dönüştüğü zaman konu bir savaşı, bir cephedeki bir muharebeyi kaybedip kaybetmeme meselesi değil; millet olarak var olup olmamayla alakalı bir konuya gelir. Elinizdeki en son imkan neyse, bu sefer onu kullanırsınız" "(Karadeniz'de seyrüsefer güvenliği) İki tarafa da biz bu konuda bir moratoryum ilan edilmesiyle ilgili bir mekanizma kurulması konusunda çağrımızı ilettik. Ukraynalıların bu konuda bir talebi de vardı zaten. Biz bunu Rus mevkidaşlarımıza da ilettik"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "(Rusya-Ukrayna Savaşı) Bu yok etme, cephedeki yıpratma, cephe gerisindeki yıpratmaya dönüştüğü zaman konu; bir savaşı, bir cephedeki bir muharebeyi kaybedip kaybetmeme meselesi değil; millet olarak var olup olmamayla alakalı bir konuya gelir. Elinizdeki en son imkan neyse, bu sefer onu kullanırsınız." dedi.
AAtölye'de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Fidan, ABD-İran krizinde herkesin üzerinde çalıştığı en önemli önceliğin Hürmüz Boğazı'nın açılmasını sağlayacak bir uzlaşmanın sağlanması olduğunu belirterek, İran ve ABD arasında 14 Haziran'da Pakistan arabuluculuğunda varılan mutabakatın ilk aşamasında ABD'nin İran'a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması karşılığında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'ın bu stratejik su yolundan geçişlerden "60 gün boyunca" ücret almayacağının kararlaştırıldığını anımsattı.
Bu konudaki tekliflerin olgunlaşarak bir noktaya geldiğine değinen Fidan, Umman ile İran arasındaki prosedür üzerinde tamamıyla mutabık kalınması neticesinde bir sonuç elde edileceğini ve buna yakın olunduğu kanaatini dile getirdi.
Fidan, "İran'ın içerisinde zaman zaman karar alma süreçlerinin uzayabildiğini de görüyoruz, anlaşılabilir nedenlerden dolayı. Liderliğin içerisinde bulunduğu durum, güvenlik tehdidi, ulaşılabilirlik de önem taşıyor." diyerek, bölge ülkeleri, ABD, Avrupa ve Asya ülkelerinin bu boğazın bir an önce açılmasını talep ettiklerine işaret etti.
"Biz Türkiye olarak taraflarla konuşuyoruz. Olayda tıkandığını düşündüğümüz yer varsa, açılmasına çalışıyoruz." ifadesini kullanan Fidan, tarafların birbiriyle direkt görüştüğünü ve bu konuda bir sıkıntı yaşanmadığını vurguladı.
Fidan, tarafların, mevcut şekilde Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin nasıl düzenleneceği meselesini görüştüğünü belirterek, "Belki bir iki tane boğazda sınırı olan ülkelerden ilave bir iki katkı gelebilir." dedi.
"İsrail'in en çok korktuğu şey, uluslararası izolasyon"
Fidan, Gazze Barış Planı'nda ikinci aşamaya geçilmesi için en önemli hususun belli şartlar karşılığında Hamas'ın silahları bırakması olduğunu hatırlatarak, "İsrail, buna başlamakta tereddüt etti. Biz, İsrail'in stratejilerini çok iyi biliyoruz. İsrail, belli konuları Hamas'ın ve Filistinlilerin diplomatik olarak çözebilecek kabiliyette olduğunu hiçbir zaman için düşünmedi. Dolayısıyla bu konularda böyle bir tavır içerisinde oldu. Çözüldüğü zaman hep bir sonraki noktaya erteledi." diye konuştu.
İsrail'in Hamas'ın teklifi kabul etmesinden yaklaşık 4-5 saat sonra 18 kişinin şehadetiyle sonuçlanan bir saldırıya imza attığını anımsatan Fidan, "Bu, İsrail'in hep yaptığı bir şey ama artık bu konuda hiç kimsenin İsrail'i destekleyecek bir cümlesi bile yok. Yani en fazla İsrail'i destekleyen siyonist odaklar bile söz konusu bu şey olduğu zaman destekleyemiyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, Filistinlilerin Hamas'ın uyguladığı, "Filistin halkının varoluşunu kendi varoluşunun önüne alan" yaklaşımı ödüllendireceği görüşünde olduğunu dile getirdi.
İsrail'in temel hedefinin; Gazze'yi Filistinsizleştirmek olduğu sürece bu tür oyunlara başvurmaya devam edeceğini vurgulayan Fidan, bunun önüne geçilmesi için siyasal mobilizasyonun kesintisiz devam ettirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Fidan, İsrail'in en çok korktuğu şeyin, uluslararası izolasyon olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugüne kadar elindeki çok geniş imkanlarla ki bu başka ülkelerde bulunan imkanlar, onları kullanarak bir illüzyon oluşturdu dünyada. Bu illüzyonun üzerine inşa ettiği bir siyasal pratik var, şartlar ne olursa olsun sürekli İsrail lehine çalışan. Yani soykırım yapıyor, onda bile bir şey olmayabiliyor. Ama bütün dünya, kendi vicdanı ile 'oluşturulan ilüzyon' arasındaki şeytani farkı artık görüyor.
Bunun sıradan bir yanılsama veya bir hatadan dönme olmadığını ve giderek aslında bir bağımsızlık mücadelesine dönüşmesi gereken bir husus olduğunu, dünyanın aslında bir ahtapotun kolları gibi böyle bir bilgi ve enformasyon ve ilüzyon hareketiyle insanların zihninin birçok noktada şekillendirildiğini, bunun çok katmanlı, çok pratik, çok sistematik bir hareket olduğunu biz biliyoruz aslında yani siyasal şuurlu, farkındalığı yüksek olan, bu coğrafyada yaşayan insanlardan haber değil bu. Biz bunun hep farkındayız."
Ancak dünyanın geri kalanı için bunun "büyük bir haber" etkisi yaratttığını kaydeden Fidan, "Şu anda farkındalık arttıkça artık izolasyonun da daha fazla olacağını görüyor. Burada yeni bir hikaye çıkartılır, yeni bir provokasyon çıkartılır, yeni bir anlatı çıkartılır. Bunlara karşı da hazırlıklı olmak gerekiyor ama işleri artık eskisi bir kolay değil." diye konuştu.
Karadeniz'de seyrüsefer güvenliği
Karadeniz'de Türk gemilerini etkileyen saldırılar hakkındaki soru üzerine Fidan, şunları söyledi:
"Uyarılarımız maalesef çıkıyor. Savaşın yaygınlaştığı alanlardan biri de Karadeniz'in tamamı oldu. İlk önce askeri limanları, askeri gemileri vuruyorlardı; şimdi ticari bütün gemileri vuruyorlar ayrım yapmadan. Maalesef burada Türk gemileri; Türk sahipli veya Türk bayraklı gemiler de nasibini alıyor."
Fidan, yabancı bayraklı ve Türk sahipli; yabancı bayraklı, yabancı sahipli ama Türk tayfaların çalıştığı gemilerin de hedef alınabildiğine işaret ederek, bunların hepsini yakından takip ettiklerini aktardı.
Diğer hedef alınan gemilere nazaran Türk gemilerinin sayısının orantısal olarak daha az olduğunu ancak yine de bu hususun kendilerini endişeye sevk ettiğini söyleyen Fidan, "Bu konuda Cumhurbaşkanımıza da arz ettiğimiz birkaç tedbirimiz var. Onları hayata geçiriyoruz." dedi.
Fidan, "İki tarafa da biz bu konuda bir moratoryum ilan edilmesiyle ilgili bir mekanizma kurulması konusunda çağrımızı ilettik. Ukraynalıların bu konuda bir talebi de vardı zaten. Biz bunu Rus mevkidaşlarımıza da ilettik. Bu konudaki şeyi bekliyoruz." diyerek, her iki tarafın da birbiri için önemli olan lojistik tesisleri hedef aldığına ve bunun çok tehlikeli olduğuna dikkati çekti.
Rusya-Ukrayna Savaşı
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sivil alanda yayılmasına değinen Fidan, savaşan tarafların ellerinde birbirlerine karşı kullanabileceklerini düşündükleri askeri imkanlar olduğu sürece kolay kolay taviz verici adımlar atmadığının başta ABD olmak üzere ara bulucular tarafından görüldüğünü belirtti.
Fidan, ara bulucuların işini kolaylaştıracak durumun, tarafların taviz vererek ortada buluşması olduğunu söyleyerek, "Ama kimsenin taviz vermediği bir yerde savaş, kendi taviz alanı kendi oluşturana kadar şiddeti artarak devam eder. Maalesef şahit olduğumuz da bu." dedi.
"İki taraf da artık birbirini tamamıyla yıprattığı zaman, 'artık bir masa etrafına gelelim ve barışalım' zihni oluşacak diye bekliyorlar." diyen Fidan, müzakerelerin çok zirvede olduğu bir noktada savaşın "cephede yıpratma savaşı" denilen noktaya geldiğini hatırlattı.
Fidan, yıpratma savaşı döneminde cephedeki askerlerin ilerleme kaydedemeden dron ve toplarla birbirini öldürdüğüne, bölgelere sürekli para ve asker aktarıldığına işaret ederek, şöyle devam etti:
"Bu yıpratma savaşının tam optimum yerinde ara bulucu olarak devreye girdiğimizde bir uzlaşı zemini ortaya çıkmıştı. Orada, Donetsk bölgesindeki Rusların alamadığı, geçen sene yüzde 24-25 dedikleri, bu sene yüzde 15 dedikleri ölçekteki bir toprak alınamadığı için taraflar anlaşmaya bir türlü varamadılar."
Müzakereler sonuç vermeyince yıpratma savaşının sivil hedefleri de içine alacak şekilde bir yok etme savaşına dönüştüğünün altını çizen Fidan, "Bu yok etme, cephedeki yıpratma, cephe gerisindeki yıpratmaya dönüştüğü zaman konu; bir savaşı, bir cephedeki bir muharebeyi kaybedip kaybetmeme meselesi değil; millet olarak var olup olmamayla alakalı bir konuya gelir. Elinizdeki en son imkan neyse, bu sefer onu kullanırsınız." ifadelerini kullandı.
AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz'ün "Rusya'nın elindeki en son imkanın ne olduğunu biliyoruz. Ona doğru mu gider bu iş? Analiz olarak." sorusu üzerine Fidan, yok etme savaşı daha da büyürse "Rusya'nın elindeki son imkanı" kullanabileceğine işaret etti.
Fidan, "Bunu Rusya'da da ziyaretim esnasında muhataplarımızla görüştüğümüzde, bu konu gündeme gelir gibi oldu, 'çünkü halk artık böyle bir şey talep ediyor.' diye. Bunu Batılılara da söyledik, Batılılar da biliyor." dedi.
Bunun tehlike teşkil ettiğini ve uluslararası toplumun araya girerek savaşı durdurması gerektiğini vurgulayan Fidan, olmaz denilen her şeyin olduğunu; savaşın, coğrafya, hedef ve metot bakımından yaygınlaştığına ve daha üst seviyeye çıkabileceğine dikkati çekti.
Avrupalıların, Rusların, Amerikalıların ve Ukrayna'nın savaşa ilişkin algı ve bulgularının farklılıklar taşıdığını söyleyen Fidan, "savaşın sona ermesi her türlü maslahatın üstündedir" anlayışının henüz oluşmadığını vurguladı.
Fidan, belli tarafların "Ben bu savaşı bu haliyle bırakırsam, benim savaşın devam etmesinden olacak kaybımdan daha fazla kaybım olacak." düşüncesine sahip olduğunu ve savaşı bu şekilde bırakmamak istediğini belirtti.
"Terörsüz Türkiye" süreci
Fidan, "Terörsüz Türkiye" sürecinin başarıyla nihayete ermesi için önemli aşamalardan birinin söz konusu çerçeve yasanın kabulü olduğunu vurguladı.
Kamuoyunun bu konuda zaman zaman endişe duyduğuna dikkati çeken Fidan, "Bu çerçeve yasanın çok iyi yazılmış, garanti altına alıcı hükümleri var. O açıdan güzel bir dili, mekanizması var. O da nedir? Yani örgüt kendi silahlarını bırakmadan, imkan ve kabiliyetlerinden vazgeçmeden bu yasanın sağladığı hususlardan yararlanamayacak." ifadelerini kullandı.
Örgütün büyük reformların yapıldığı 2013'te barışçıl yola evrilmesi gerektiğini belirten Fidan, şunları kaydetti:
"Normalde aslında en son demokratik reformların yapıldığı günden itibaren bunun hayata geçmesi gerekiyordu 2013'te. Biliyorsunuz yani büyük reformlar yapılmıştı. Kimlikle ilgili sorunların hepsinin ortadan kalktığı dönemden itibaren aslında örgütün bu barışçıl yola evrilmesi gerekiyordu. Fakat o zaman, tabii zaman zaman da konuştuk, birtakım bölgesel ve uluslararası değişimlerin ve dengelerin kendi lehlerine çalışacağını düşündüler. Bazıları da farklı şeyler söylediler. Sonuçta ondan istifade etmediler.
13 yıl sonraki gelinen bu aşamada artık bölgesel konjonktürün de küresel konjonktürün de çok fazla lehine olmadıklarını görüyorlar. Türkiye'deki bu demokratik ortamın, herkesin lehine çalışan bu ortamın aslında bir parçası olmaları gerekiyor. Yani (örgüt tarafından) yapılan şeyler, Kürtlerin faydasına olan hususlar değil. Yani daha fazla ekonomik kaybın, daha fazla istikrarsızlığın, daha fazla endişenin oluşmasına katkıda olan bir eylem tarzı. İnşallah uzatılan eli bu sefer tutarlar. Ama ifade ettiğim gibi; yasanın amir hükümleri gerçekten iyi mekanizmalar kurmuş, teyit mekanizmaları var, kurulları var. Yani o konuda müsterih olabilirler."
(Sürecek)
AAtölye'de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Fidan, ABD-İran krizinde herkesin üzerinde çalıştığı en önemli önceliğin Hürmüz Boğazı'nın açılmasını sağlayacak bir uzlaşmanın sağlanması olduğunu belirterek, İran ve ABD arasında 14 Haziran'da Pakistan arabuluculuğunda varılan mutabakatın ilk aşamasında ABD'nin İran'a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması karşılığında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'ın bu stratejik su yolundan geçişlerden "60 gün boyunca" ücret almayacağının kararlaştırıldığını anımsattı.
Bu konudaki tekliflerin olgunlaşarak bir noktaya geldiğine değinen Fidan, Umman ile İran arasındaki prosedür üzerinde tamamıyla mutabık kalınması neticesinde bir sonuç elde edileceğini ve buna yakın olunduğu kanaatini dile getirdi.
Fidan, "İran'ın içerisinde zaman zaman karar alma süreçlerinin uzayabildiğini de görüyoruz, anlaşılabilir nedenlerden dolayı. Liderliğin içerisinde bulunduğu durum, güvenlik tehdidi, ulaşılabilirlik de önem taşıyor." diyerek, bölge ülkeleri, ABD, Avrupa ve Asya ülkelerinin bu boğazın bir an önce açılmasını talep ettiklerine işaret etti.
"Biz Türkiye olarak taraflarla konuşuyoruz. Olayda tıkandığını düşündüğümüz yer varsa, açılmasına çalışıyoruz." ifadesini kullanan Fidan, tarafların birbiriyle direkt görüştüğünü ve bu konuda bir sıkıntı yaşanmadığını vurguladı.
Fidan, tarafların, mevcut şekilde Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin nasıl düzenleneceği meselesini görüştüğünü belirterek, "Belki bir iki tane boğazda sınırı olan ülkelerden ilave bir iki katkı gelebilir." dedi.
"İsrail'in en çok korktuğu şey, uluslararası izolasyon"
Fidan, Gazze Barış Planı'nda ikinci aşamaya geçilmesi için en önemli hususun belli şartlar karşılığında Hamas'ın silahları bırakması olduğunu hatırlatarak, "İsrail, buna başlamakta tereddüt etti. Biz, İsrail'in stratejilerini çok iyi biliyoruz. İsrail, belli konuları Hamas'ın ve Filistinlilerin diplomatik olarak çözebilecek kabiliyette olduğunu hiçbir zaman için düşünmedi. Dolayısıyla bu konularda böyle bir tavır içerisinde oldu. Çözüldüğü zaman hep bir sonraki noktaya erteledi." diye konuştu.
İsrail'in Hamas'ın teklifi kabul etmesinden yaklaşık 4-5 saat sonra 18 kişinin şehadetiyle sonuçlanan bir saldırıya imza attığını anımsatan Fidan, "Bu, İsrail'in hep yaptığı bir şey ama artık bu konuda hiç kimsenin İsrail'i destekleyecek bir cümlesi bile yok. Yani en fazla İsrail'i destekleyen siyonist odaklar bile söz konusu bu şey olduğu zaman destekleyemiyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, Filistinlilerin Hamas'ın uyguladığı, "Filistin halkının varoluşunu kendi varoluşunun önüne alan" yaklaşımı ödüllendireceği görüşünde olduğunu dile getirdi.
İsrail'in temel hedefinin; Gazze'yi Filistinsizleştirmek olduğu sürece bu tür oyunlara başvurmaya devam edeceğini vurgulayan Fidan, bunun önüne geçilmesi için siyasal mobilizasyonun kesintisiz devam ettirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Fidan, İsrail'in en çok korktuğu şeyin, uluslararası izolasyon olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugüne kadar elindeki çok geniş imkanlarla ki bu başka ülkelerde bulunan imkanlar, onları kullanarak bir illüzyon oluşturdu dünyada. Bu illüzyonun üzerine inşa ettiği bir siyasal pratik var, şartlar ne olursa olsun sürekli İsrail lehine çalışan. Yani soykırım yapıyor, onda bile bir şey olmayabiliyor. Ama bütün dünya, kendi vicdanı ile 'oluşturulan ilüzyon' arasındaki şeytani farkı artık görüyor.
Bunun sıradan bir yanılsama veya bir hatadan dönme olmadığını ve giderek aslında bir bağımsızlık mücadelesine dönüşmesi gereken bir husus olduğunu, dünyanın aslında bir ahtapotun kolları gibi böyle bir bilgi ve enformasyon ve ilüzyon hareketiyle insanların zihninin birçok noktada şekillendirildiğini, bunun çok katmanlı, çok pratik, çok sistematik bir hareket olduğunu biz biliyoruz aslında yani siyasal şuurlu, farkındalığı yüksek olan, bu coğrafyada yaşayan insanlardan haber değil bu. Biz bunun hep farkındayız."
Ancak dünyanın geri kalanı için bunun "büyük bir haber" etkisi yaratttığını kaydeden Fidan, "Şu anda farkındalık arttıkça artık izolasyonun da daha fazla olacağını görüyor. Burada yeni bir hikaye çıkartılır, yeni bir provokasyon çıkartılır, yeni bir anlatı çıkartılır. Bunlara karşı da hazırlıklı olmak gerekiyor ama işleri artık eskisi bir kolay değil." diye konuştu.
Karadeniz'de seyrüsefer güvenliği
Karadeniz'de Türk gemilerini etkileyen saldırılar hakkındaki soru üzerine Fidan, şunları söyledi:
"Uyarılarımız maalesef çıkıyor. Savaşın yaygınlaştığı alanlardan biri de Karadeniz'in tamamı oldu. İlk önce askeri limanları, askeri gemileri vuruyorlardı; şimdi ticari bütün gemileri vuruyorlar ayrım yapmadan. Maalesef burada Türk gemileri; Türk sahipli veya Türk bayraklı gemiler de nasibini alıyor."
Fidan, yabancı bayraklı ve Türk sahipli; yabancı bayraklı, yabancı sahipli ama Türk tayfaların çalıştığı gemilerin de hedef alınabildiğine işaret ederek, bunların hepsini yakından takip ettiklerini aktardı.
Diğer hedef alınan gemilere nazaran Türk gemilerinin sayısının orantısal olarak daha az olduğunu ancak yine de bu hususun kendilerini endişeye sevk ettiğini söyleyen Fidan, "Bu konuda Cumhurbaşkanımıza da arz ettiğimiz birkaç tedbirimiz var. Onları hayata geçiriyoruz." dedi.
Fidan, "İki tarafa da biz bu konuda bir moratoryum ilan edilmesiyle ilgili bir mekanizma kurulması konusunda çağrımızı ilettik. Ukraynalıların bu konuda bir talebi de vardı zaten. Biz bunu Rus mevkidaşlarımıza da ilettik. Bu konudaki şeyi bekliyoruz." diyerek, her iki tarafın da birbiri için önemli olan lojistik tesisleri hedef aldığına ve bunun çok tehlikeli olduğuna dikkati çekti.
Rusya-Ukrayna Savaşı
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sivil alanda yayılmasına değinen Fidan, savaşan tarafların ellerinde birbirlerine karşı kullanabileceklerini düşündükleri askeri imkanlar olduğu sürece kolay kolay taviz verici adımlar atmadığının başta ABD olmak üzere ara bulucular tarafından görüldüğünü belirtti.
Fidan, ara bulucuların işini kolaylaştıracak durumun, tarafların taviz vererek ortada buluşması olduğunu söyleyerek, "Ama kimsenin taviz vermediği bir yerde savaş, kendi taviz alanı kendi oluşturana kadar şiddeti artarak devam eder. Maalesef şahit olduğumuz da bu." dedi.
"İki taraf da artık birbirini tamamıyla yıprattığı zaman, 'artık bir masa etrafına gelelim ve barışalım' zihni oluşacak diye bekliyorlar." diyen Fidan, müzakerelerin çok zirvede olduğu bir noktada savaşın "cephede yıpratma savaşı" denilen noktaya geldiğini hatırlattı.
Fidan, yıpratma savaşı döneminde cephedeki askerlerin ilerleme kaydedemeden dron ve toplarla birbirini öldürdüğüne, bölgelere sürekli para ve asker aktarıldığına işaret ederek, şöyle devam etti:
"Bu yıpratma savaşının tam optimum yerinde ara bulucu olarak devreye girdiğimizde bir uzlaşı zemini ortaya çıkmıştı. Orada, Donetsk bölgesindeki Rusların alamadığı, geçen sene yüzde 24-25 dedikleri, bu sene yüzde 15 dedikleri ölçekteki bir toprak alınamadığı için taraflar anlaşmaya bir türlü varamadılar."
Müzakereler sonuç vermeyince yıpratma savaşının sivil hedefleri de içine alacak şekilde bir yok etme savaşına dönüştüğünün altını çizen Fidan, "Bu yok etme, cephedeki yıpratma, cephe gerisindeki yıpratmaya dönüştüğü zaman konu; bir savaşı, bir cephedeki bir muharebeyi kaybedip kaybetmeme meselesi değil; millet olarak var olup olmamayla alakalı bir konuya gelir. Elinizdeki en son imkan neyse, bu sefer onu kullanırsınız." ifadelerini kullandı.
AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz'ün "Rusya'nın elindeki en son imkanın ne olduğunu biliyoruz. Ona doğru mu gider bu iş? Analiz olarak." sorusu üzerine Fidan, yok etme savaşı daha da büyürse "Rusya'nın elindeki son imkanı" kullanabileceğine işaret etti.
Fidan, "Bunu Rusya'da da ziyaretim esnasında muhataplarımızla görüştüğümüzde, bu konu gündeme gelir gibi oldu, 'çünkü halk artık böyle bir şey talep ediyor.' diye. Bunu Batılılara da söyledik, Batılılar da biliyor." dedi.
Bunun tehlike teşkil ettiğini ve uluslararası toplumun araya girerek savaşı durdurması gerektiğini vurgulayan Fidan, olmaz denilen her şeyin olduğunu; savaşın, coğrafya, hedef ve metot bakımından yaygınlaştığına ve daha üst seviyeye çıkabileceğine dikkati çekti.
Avrupalıların, Rusların, Amerikalıların ve Ukrayna'nın savaşa ilişkin algı ve bulgularının farklılıklar taşıdığını söyleyen Fidan, "savaşın sona ermesi her türlü maslahatın üstündedir" anlayışının henüz oluşmadığını vurguladı.
Fidan, belli tarafların "Ben bu savaşı bu haliyle bırakırsam, benim savaşın devam etmesinden olacak kaybımdan daha fazla kaybım olacak." düşüncesine sahip olduğunu ve savaşı bu şekilde bırakmamak istediğini belirtti.
"Terörsüz Türkiye" süreci
Fidan, "Terörsüz Türkiye" sürecinin başarıyla nihayete ermesi için önemli aşamalardan birinin söz konusu çerçeve yasanın kabulü olduğunu vurguladı.
Kamuoyunun bu konuda zaman zaman endişe duyduğuna dikkati çeken Fidan, "Bu çerçeve yasanın çok iyi yazılmış, garanti altına alıcı hükümleri var. O açıdan güzel bir dili, mekanizması var. O da nedir? Yani örgüt kendi silahlarını bırakmadan, imkan ve kabiliyetlerinden vazgeçmeden bu yasanın sağladığı hususlardan yararlanamayacak." ifadelerini kullandı.
Örgütün büyük reformların yapıldığı 2013'te barışçıl yola evrilmesi gerektiğini belirten Fidan, şunları kaydetti:
"Normalde aslında en son demokratik reformların yapıldığı günden itibaren bunun hayata geçmesi gerekiyordu 2013'te. Biliyorsunuz yani büyük reformlar yapılmıştı. Kimlikle ilgili sorunların hepsinin ortadan kalktığı dönemden itibaren aslında örgütün bu barışçıl yola evrilmesi gerekiyordu. Fakat o zaman, tabii zaman zaman da konuştuk, birtakım bölgesel ve uluslararası değişimlerin ve dengelerin kendi lehlerine çalışacağını düşündüler. Bazıları da farklı şeyler söylediler. Sonuçta ondan istifade etmediler.
13 yıl sonraki gelinen bu aşamada artık bölgesel konjonktürün de küresel konjonktürün de çok fazla lehine olmadıklarını görüyorlar. Türkiye'deki bu demokratik ortamın, herkesin lehine çalışan bu ortamın aslında bir parçası olmaları gerekiyor. Yani (örgüt tarafından) yapılan şeyler, Kürtlerin faydasına olan hususlar değil. Yani daha fazla ekonomik kaybın, daha fazla istikrarsızlığın, daha fazla endişenin oluşmasına katkıda olan bir eylem tarzı. İnşallah uzatılan eli bu sefer tutarlar. Ama ifade ettiğim gibi; yasanın amir hükümleri gerçekten iyi mekanizmalar kurmuş, teyit mekanizmaları var, kurulları var. Yani o konuda müsterih olabilirler."
(Sürecek)
Kaynak: AA / Güncel
Savaş ve Çatışma, İnsan Hakları, Dış Politika, Güvenlik, Politika, Ankara, Güncel, Ankara, Politika, İnsan Hakları, Savaş ve Çatışma, Güvenlik, Dış Politika, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA