Diyanet(3): "Din Kisvesi Altındaki Bölücü Faaliyetlere Dikkat"

Güncel Haberler

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Van'da 25 -27 Mayıs Tarihlerinde Gerçekleştirilen İl Müftüleri Sonuç Bildirgesi'ni Açıkladı. Güncel Konuların da Yer Aldığı Bildirgede, Özellikle Çok Eşlilik, Erken Yaştaki Evliliklere, Bölücü Faaliyetler ile Türkiye'de Cinayete Kurban Giden Turistlere İlişkin Maddeler Dikkati Çekti.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Van'da 25-27 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen İl Müftüleri sonuç Bildirgesi'ni açıkladı. Güncel konuların da yer aldığı bildirgede, özellikle çok eşlilik, erken yaştaki evliliklere, bölücü faaliyetler ile Türkiye'de cinayete kurban giden turistlere ilişkin maddeler dikkati çekti.


Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Bardakoğlu, bildirgede Başkanlığın görev ve sorumluluklarına ilişkin ortak bir bakış açısı oluşturulması, din alanında karşılaşılan sorunların çözümü, daha etkin bir din hizmeti sunulmasında bölgeler arası farklılıklar ve din hizmetlerinin bu farklılıkları dikkate alarak yürütülmesi üzerinde durulduğunu da ifade etti.


Bildirgede, toplumsal birlik ve bütünlüğün korunmasında en önemli faktörlerden biri olan dinin, her türlü politik, ticari ve etnik tartışmanın üstünde tutulması gerektiğine işaret edilerek, "Son zamanlarda bölücü terör örgütünün, insanımızın samimi bir şekilde sahip olduğu din duygusunu istismar etmeye çalıştığı görülmektedir. Buna bağlı olarak, Diyanet İşleri Başkanlığıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan bazı kişilerin "din kisvesi" altında bölücü ve yıkıcı faaliyetlere destek vermesi üzüntüyle müşahede edilmektedir. Bu durum, türlü zorluklara rağmen özverili biçimde din hizmeti yürüten görevlilerimizi ziyadesiyle rahatsız etmektedir" denildi. Bildirgede ayrıca göç nedeniyle yaşanan sıkıntılara da değinildi. Hala yerleşik kültürü benimsemekte bazı problemler yaşayan vatandaşların varlıkları, sorunları ve beklentilerini tespit etmeye yönelik araştırmalara ihtiyaç bulunduğunun belirtildiği bildirgede, "Bu çerçevede, yeterince din hizmeti alamayan topluluklara din hizmetinin götürülmesini Başkanlığımızın öncelikli sorumluluklarından biri olarak görmekteyiz" görüşü yer aldı.


Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, İl Müftüleri Sonuç Bildirgesi'ndeki diğer maddeleri ise şöyle sıraladı:





-DİYANET ÇOK EŞLİLİĞİ DEĞİL, TEK EŞLİLİĞİ TEŞVİK EDER"





"- Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an ve hadislerde yer alan, Müslümanların tarihsel tecrübesinde yer edinen konular hakkında toplumu aydınlatırken, tarihi süreç içindeki yorum, yaklaşım ve uygulama zenginliğini olduğu gibi yansıtmaya çalışmakta, ancak bu zengin mirasın günümüzde nasıl yorumlanması gerektiğini de açık bir şekilde ifade etmektedir. Bu çerçevede Başkanlığımız, günlük hayatta gündeme gelen ve bir yönüyle dini tecrübe ve geleneği ilgilendiren konuların hukuki ve kazai yönünün ülkemizin mer'i mevzuatı, aile hukukunda ise Medeni Kanun esas alınarak çözülmesi gerektiğine vurgu yapmaya özen göstermektedir. Bu tutumumuz, aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanlığının, hem dinin doğru bilgisiyle toplumu aydınlatma, hem de laiklik ilkesini esas alarak topluma hizmet sunma sorumluluğunun bir gereğidir. Aynı şekilde Başkanlığımız, Kur'an'ın ilgili ayetinin çok evliliği değil tek eşliliği teşvik ettiğini, hukuken ve toplumsal genel kabul yönüyle tek evliliğin esas olduğu ülkemizde, kadının hakkı korunamadığı, çocukların nesebi ve mirası gibi konularda haksızlıklar söz konusu olduğu ve neticede kadın mağdur edildiği için ikinci evliliğin dinen de pek çok sakıncalar taşıdığını her vesileyle ifade etmektedir.





-ERKEN YAŞTA EVLİLİKLERİN DİNDE YERİ YOK-





-Çok az da olsa bazı yörelerimizde genç kızlarımızın çocuk sayılabilecek kadar erken yaşlarda zorla evlendirildiği ve bu uygulamanın dine dayandırılmaya çalışıldığı esefle müşahede edilmektedir. Bu yaklaşımın ilmi ve dini bir temeli yoktur. Öte yandan, evliliğin hiçbir zorlama olmaksızın tarafların özgür iradeleriyle gerçekleşmesi ve denklik de dahil kadınların her türlü hakkının gözetilmesi, ailede kalıcı huzuru ve mutluluğu sağlamanın önemli bir yolu olduğu kadar, İslam dininin genel ilkelerinin ve Hz. Peygamber'in sünnetinin gösterdiği bir duyarlılığın da gereğidir.


- Bazen çocuklarımızın bedensel veya ruhsal yönden istismara uğradıkları, en hassas ve etkiye en açık dönemlerinde çocuklarımızın birtakım olumsuz baskılar, yayın ve telkinlere maruz bırakılması üzüntüyle müşahede edilmektedir. Bunun için de Başkanlığımız, çocuklarımızın ruh dünyalarını zenginleştirecek, onları her türlü olumsuz etkiye karşı koruyacak tarzda bir din eğitimine, ülke genelindeki Kur'an Kursları, yayınları ve diğer faaliyetleriyle katkıda bulunma çabası içindedir. Ayrıca, aile içi şiddet ve ensest ilişkiye maruz bırakılan çocuklarla ilgili olarak öncelikle anne ve babaların ve bütün toplumun ağır manevi sorumluluk altında olduğunu ifade etmeyi de dini bir görev bilmektedir.





-TURİSTLERE KARŞI İNSANLIK DIŞI OLAYLAR ÜZÜNTÜ VERİCİ-





- Milletimizin konuk severliği, barış ve huzur içinde birlikte yaşama tecrübesi ve yerli-yabancı herkesin temel hakkına, mal, can ve namusuna saygısı tarihten gelen köklü bir karakteri olmakla birlikte, son zamanlarda ülkemizde misafir yabancılara yönelik insanlık dışı münferit bazı olayların cereyan etmesi sağduyu sahibi her bir vatandaşımız gibi kurum mensuplarımızı da derinden üzmüştür.


- Varlığımızın devamı ve Cumhuriyetimizin bekası için milletimizi millet yapan ortak değerlerin ve toplumun ortak mutabakatlarının bir arada ve ahenk içinde tutulması ne kadar önem taşıyorsa, bunları sağlayan öğretmen, doktor, imam gibi meslek mensuplarının ülkenin ortak yararı, geleceği ve duyarlılıkları ile uyum içinde çalışması da o derece hayati önem arz etmektedir. Esasında bütün meslek grupları toplumun huzuru, birliği ve dirliği için gayret gösterdiğinden bunlar birbirinin karşıtı ve alternatifi olarak değil, birbirini tamamlayan, eşit değerde hizmet üreten çalışma grupları olarak değerlendirilmelidir.





-KONULU HADİS PROJESİNİ REVİZYON ŞEKLİNDE DEĞERLENDİRMEK DOĞRU DEĞİL-





-Hz. Peygamber'in insanlığa vermek istediği mesajın günümüz insanına sade ve anlaşılır bir dil ile sunulduğu bir eser oluşturmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Kurulunca "Konulu Hadis Projesi' ismiyle özgün bir çalışma sürdürülmektedir. Bu çalışma ile yüz seksen binden fazla rivayetten oluşan bir veri tabanı oluşturulmuş, hadisler konularına göre tasnif edilmiş ve her geçen gün daha da zenginleştirilen bir bilgi bankası oluşturulmuştur. Bu bilgi birikimine dayalı olarak, ülkemizdeki akademisyenlerin desteğiyle, günümüz insanının dini hayatı için önem taşıyan konular ele alınmaktadır. Hedef yeni bir yorum yöntemiyle ve güncel başlıklara göre kaleme alınan, anlaşılır bir hadis eserinin ortaya konulmasıdır. Dolayısıyla tamamen bilimsel esaslara göre yürütülen bu projenin birtakım yerli ve yabancı medya kuruluşlarında ele alındığı şekliyle dinde "reform', "revizyon' veya "devrim' şeklinde nitelendirilmesi doğru değildir.





-HACCA GİDENLERİN TEKRAR HACCA GİTMESİ DOĞRU DEĞİL-





-Başkanlığımız hac organizasyonunda kategorilerin geliştirilmesine ve sunulan hizmetlerin kalitesinin her geçen yıl artırılmasına, özellikle de hac kayıtlarının ve hacla ilgili her türlü işlemin şeffaf, objektif ve adaletli bir şekilde yürütülmesine ve bu konuda vatandaşlarımızın bilgilendirmesine ayrı bir önem vermektedir. Ülkemizin hac kontenjanının sınırlı olduğu, yüz binlerce vatandaşımızın da hacca gitmek için sırada beklediği göz önüne alınınca her yıl kayıt açılmasının, objektif ve şeffaf biçimde kur'a çekilerek kayıt hakkının belirlenmesinin hali hazırda bulunabilmiş en adaletli yol olduğunu, bunun için de kayıtlarda kur'a sırasına riayet edilmesinin ve daha önce hacca gitmiş olanların tekrar hacca gitme girişiminde bulunmamasının herkese düşen vicdani bir sorumluluk olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz. Hac kontenjanının arttırılması için çalışmalar yapılıyor.


-Avrupa'da yaşayan vatandaşlarımızın çocuklarından bir kısmının Ankara ve İstanbul'da İlahiyat öğrenimi gördükleri program, Başkanlığımızın desteğiyle başarılı bir şekilde yürütülmektedir. Ne var ki, belirli batı ülkelerine yönelik bu programla yetinilmeyip daha kurumsal adımların atılmasına ihtiyaç vardır. Bu çerçevede, Türkiye'nin dini tecrübesini, birikim ve bakış açısını dış dünyaya taşıyacak, özellikle Avrasya coğrafyasına yönelik bir Uluslararası İlahiyat Fakültesinin kurulması önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir. Türkçe ile birlikte Arapça ve bir Batı dilinin çok rahat konuşulup yazılacak bir düzeyde öğretildiği ve din alanında çağdaş dünyanın ihtiyaç ve beklentilerini önceleyen bir müfredat çerçevesinde eğitimin verildiği böyle bir fakülte ile gençlerin Türk-İslam kültürünü ve ortak değerlerimizi daha iyi öğrenmesi ve bu coğrafyadaki ülke ve topluluklar arasında daha güçlü bağlar oluşturulması mümkün olacaktır."(ANKA)


(DNZ/ZG)
Kaynak: ANKA / Güncel

, Haberler