Dışişleri'nde Halka Diplomasisi Dönemi

Güncel Haberler

Ahmet Davutoğlu, Aslında Neredeyse AKP İktidarının Başından Beri Dış Politikada En Önemli "Yön Belirleyicilerden" Biriydi.

Ahmet Davutoğlu, aslında neredeyse AKP iktidarının başından beri dış politikada en önemli “yön belirleyicilerden” biriydi. Son kabine değişikliğinde resmen Dışişleri Bakanlığı görevini üstlenmesi ise, artık dış politikada sadece “yön belirlemekle” kalmayıp, “sorumluluğu da üstlenmesi” anlamına geliyor.

Madem Davutoğlu resmen Dışişleri Bakanı oldu, biz de bundan sonra izleyeceği dış politika esaslarının adını koyalım;

Halka politikası…

Söz konusu tabir bizzat Davutoğlu’nun kendisine ait. Dışişleri Bakanı olmadan önce yaptığımız sohbetlerde, pek çok kez kullandığı bir terim.

Davutoğlu’nun özellikle Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslarda izleyeceği dış politika bakışı kabaca üç halkadan oluşuyor;

İlk halka, Türkiye dışında yaşayan Türk kökenliler.

Osmanlı’dan miras, hem Balkanlar’da, hem de Ortadoğu’da pek çok Türk kökenli insan yaşıyor.

Zeynep Gürcanlı YAZIYORİkinci halka, “akraba halklar”; Bunlar, Türkiye’ye komşu çevrede yaşayan, aynı dini paylaşan ancak farklı etnik kimlikten gelenler. Mesela Balkanlar’da Bosnalılar ya da Arnavutlar, Ortadoğu’da Türkmenler, hatta Kürtler, biraz daha ileri gidersek, Araplar.

Üçüncü halka ise, yakın coğrafyada yaşayan “diğerleri”. Diğerleri etnik ve ya da dini olarak Türklerden farklı kimlik taşıyanlar. Ancak onları  Türkiye’ye bağlayan, “ortak tarih”. Yani, tarihte birlikte yaşamak, aynı imparatorlukların tebası olmanın getirdiği ortak payda. Burada da ilk akla gelenler, doğuda Ermeniler, Batıda Sırplar, Bulgarlar, hatta Yunanlılar.

İzlenecek dış politikanın aslı ise, bu üç “halka” arasında dengeyi kurabilmek.

Dengeyi kurmak için “yol haritası” da belli; İlk halkayı, yani Türkiye dışındaki Türk kökenlileri “bulundukları ülkede iyi vatandaş olmaya, ancak siyasi açıdan daha aktif çalışmaya” cesaretlendirmek.

İzlenecek ikinci yöntem ise, özellikle ilk iki halka, dışarıdaki Türkler ile “akrabalar” arasında uyumu yakalamak. Bu çerçevede izlenecek politika da, “akrabalarla” Türkiye’nin arasını iyi tutmak. Kısacası, Bosna da, Arnavutluk ya da Kosova da, Irak da, önümüzdeki dönemde Türkiye için “merkezi önemde” ülkeler olmaya devam edecekler.

İlk iki halka ile ilişkiler daha kolay; Asıl zor olan ise, üçüncü halka, yani ortak payda sadece “ortak tarih” olan halklar ve ülkeler ile Türkiye arasında iyi ilişkiler kurmak. Böylece Türkiye’yi, yine Davutoğlu’nun deyimiyle, bu üç halka açısından da “merkez ülke” haline getirmek.

Üçüncü halka politikası çerçevesinde özellikle Ermenistan ya da Balkanlar’daki eski Osmanlı tebası ülkelerle ilişkiler önem kazanıyor.

Üç halka politikasının getirmesi istenen sonuç ise şu; Türkiye, “üçüncü” halka ile ilişkisini düzgün temellere oturtabilirse,  bölgesinde “merkez” konumunu yakalayacaktır.

Bu da Türkiye’ye, diğer “merkezlerle, yani Rusya, Avrupa Birliği ya da ABD ile, hatta Çin ya da Hindistan’la, “eşit ilişki” imkanı sağlar.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel

, Haberler