Danıştay Başkanı: (2) "İnsanları Kamu Vicdanında Mahkã›m Etmek En Büyük Darbedir"
Danıştay Başkanı Mustafa Birden, İnsanların Yargılanmadan, Subjektif, Siyasi veya Başka Nedenlerle Suçlu Gibi Gösterildiğini Öne Sürerek "İnsanları, Kamu Vicdanında Mahkã»m Etmenin, Hukuka ve İnsan Haklarına İndirilebilecek En Büyük Darbe Olduğunu" Vurguladı.
Danıştay Başkanı Mustafa Birden, insanları yargılamadan, subjektif, siyasi veya başka nedenlerle suçlu gibi gösterildiğini öne sürerek "İnsanları, kamu vicdanında mahkûm etmenin, hukuka ve insan haklarına indirilebilecek en büyük darbe olduğunu" vurguladı.Danıştay'ın kuruluşunun 142. yıl dönümü dolayısıyla Danıştay Genel Kurul Salonunda düzenlenen törende konuşan Birden, TBB Başkanı Özdemir Özok'un hayatını kaybetmesi nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getirdi.Birden, yargı kararlarına yönelik yapılan "haksız ve ölçüsüz yüklenmelerin temelinde yargıyı kendi faaliyetine engel bir organmış gibi görme mantığının yattığını" dile getirdi. Birden, "Görevini yerine getiren yargı yerlerini suçlayan, halka şikayet eden beyan ve açıklamalar, başta yargı mensupları olmak üzere toplumda hayal kırıklığı yaratmakta, gerginliklere davetiye çıkarmaktadır. Yargı kararlarına yönelik haksız ve ölçüsüz yüklenmelerin temelinde yargıyı kendi faaliyetine engel bir organmış gibi görme mantığı yatmakta, bu durum yargı kararlarının yüzeysel bilgilere dayalı olarak haksız bir şekilde eleştirilmesi sonucunu doğurmaktadır" diye konuştu.Anayasal konumun ve yüklenilen sorumluluğun yargı kararlarının tümüne saygı gösterilmesinin gerektirdiğinin unutulmaması gerektiğini vurgulayan Birden, "Kararları ideolojik olarak nitelendirmek, yargıya müdahale edilmemesi gerektiğini kimi durumlarda hatırlamak, hukuka saygılı devlet yönetimi anlayışıyla bağdaşmaz" dedi.-"HESABIMIZI VİCDANIMIZA VERİYORUZ"-Birden, kendilerine getirilen "haksız" eleştiriler karşısında çoğu zaman sessiz kalmayı tercih ettiklerini bildirerek, kamuoyuna açıklama yapmak mecburiyetinde kaldıkları durumlarda bile özenli bir üslup kullanmaya dikkat ettiklerini, basın açıklamalarını kendilerini değil hukukun üstünlüğünü savunmak adına yaptıklarını ifade etti.Birden, "Hesabımızı, Türk milleti adına karar vermenin ağır sorumluluğu altında öncelikli olarak vicdanımıza veriyoruz. Kaldı ki suç işleyen yargı mensubunun soruşturulmama ve yargılanmama gibi bir ayrıcalığı da yoktur" dedi. Suçu ispatlanmayan hiç kimsenin suçlu kabul edilemeyeceğini vurgulayan Birden, şöyle konuştu: "Kişilerin özel yaşamına ve özgürlük alanlarına yapılacak hukuka aykırı müdahalelerin önlenmesi ve hukuki güvenliklerinin sağlanması ancak bağımsız ve tarafsız yargı organı aracılığıyla olanaklıdır. Hukuk, insanların suçsuzluğu karinesi üzerine kurulmuştur. Suçu ispat edilemeyen kimse masumdur. İnsanları yargılamadan, subjektif, siyasi veya başka nedenlerle suçlu gibi gösterip kamu vicdanında mahkûm etmek hukuka ve insan haklarına indirilebilecek en büyük darbedir. Anayasada temel hak ve hürriyetlerin kanunla sınırlandırılabileceği düzenlenmiş, bunun için anayasa ve yasaların çizdiği temel çerçeve içinde kalma koşulu aranmıştır." -"GÜVENSİZLİK VE HUZURSUZLUK YARATMIŞTIR"-Anayasanın, herkesin haberleşme hürriyetine sahip ve haberleşmenin gizliğinin esas olduğunu hükme bağladığını anımsatan Birden, "Bu temel hakları güvence altına alan anayasal kurallar karşısında keyfi ve maksadını aşan karar ve uygulamaların varlığı toplumda güvensizlik ve huzursuzluk yaratmıştır" dedi."Huzursuz, kendi içinde uyumlu bir görüntü vermeyen yargının, işlevini sağlıklı şekilde yerine getirmesi beklenemeyeceğini" ifade eden Birden, "Anayasal hakları ihlal eden, hukuka aykırı keyfi işlem ve kararlar kimden gelirse gelsin, hukuk devletinde koruma ve himaye göremez" dedi.Birden, yargı mensubunun hukuka ve adalete önce kendisinin inanması, yasaların kendisine tanıdığı yetkileri kullanırken özenli davranması, yorum ya da kıyas yoluyla özgürlük alanlarını daraltıcı uygulamalardan kaçınması gerektiğini vurguladı.Danıştay Başkanı Birden, hukuka aykırı eylem ve işlemde bulunmanın idarenin sorumluluğu yanında kamu görevlisinin sorumluluğunu da beraberinde getireceğinin gözlerden uzak tutulmaması gerektiğinin altını çizdi. -CUMHURBAŞKANI'NIN YETKİLERİ-Birden, hukuken sorumsuz ve denetimsiz bir alan olan Cumhurbaşkanlığı makamının seçme ve atama yetkisinin sınırlandırılmasının yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı bakımından önemli gördüklerini söyledi.Birden, Cumhurbaşkanının, yüksek mahkemelerin ve yargı kurullarının oluşumuna ilişkin görev ve yetkilerinin olabildiğince sınırlandırılması gerekirken aksine mevcut Anayasa değişikliği ile bu yetkilerinin artırılmasını doğru bulmadıklarını dile getirerek, "Cumhurbaşkanınca yapılan seçimlerde aday gösteren yüksek yargı yerleri genel kurullarının beğeni ve temayülünü öncelikli olarak kazanmış adayların tercih edilmesi, doğrudan yapılan seçimlerde ise nesnel kriterlere azami özen gösterilmesi üzerinde tartışma ve spekülasyon yapılamayacak nitelikli ve deneyimli kimselerin belirlenmesi bu mevcut olumsuzluğu azaltıcı bir etki yaratacaktır" şeklinde konuştu.Birden, mevzuatın, hukukun evrensel ilkeleriyle uyumunun sağlanması için uluslararası düzeyde oluşturulmuş komisyon ve organların görüşlerinin dikkate alınmasının doğal olduğunu da sözlerine ekledi.AB ülkelerindeki yargı bağımsızlığına ve kuvvetler ayrılığına verilen öneme de dikkat çeken Birden, hukukun üstünlüğüne duyulan saygı, demokratik olgunluk gibi temel ölçütlerde birliktelik sağlanmadan Avrupa Konseyinin komisyon ve organlarının görüş ve önerilerinden sadece amaca uygun olanların seçilerek alındığını öne sürdü.Birden, mevcut Anayasa değişikliğinde yer alan düzenlemelerden yüksek askeri şura kararları, HSYK kararları ile kamu görevlilerine verilen uyarma ve kınama cezalarının yargı denetimine açılması, hakim ve savcıların denetim yetkisinin Yüksek Kurul'a devredilmesini, Kurul'un kendi sekretaryasının olmasını kendilerinin de önerdiğini, bu değişiklikleri yerinde anlattı. Birden, "Ancak, değişiklikte yer alan yüksek mahkemelerin ve yargı kurullarının oluşumuna, yargı yetkisinin kullanımına ilişkin düzenlemelerin doğru ve isabetli olmadığını, kuvvetler ayrılığı ilkesine uygunluk ve yargı bağımsızlığı bakımından pek çok yeni sorunu beraberinde getireceğini düşünmekteyiz" diye konuştu.-YÜCE DİVAN GÖREVİ- Birden, Yüce Divan görevinin, görev suçuna ilişkin idare ve ceza hukuku kavram ve ilkelerini bilen Danıştay ve Yargıtay meslek mensuplarının katılımıyla ve iki dereceli incelemeye imkan verecek şekilde oluşturulacak bir kurula verilmesini önerdiklerini hatırlattı. Birden, "Önerdiğimiz sistem yerine, bu görevin, oluşumunda hakim ve savcı mesleğinden gelmeyen çok sayıda üyeye sahip Anayasa Mahkemesince yürütülmesinin devamını öngören düzenlemeyi, doğru ve isabetli bulmuyoruz" dedi.Anayasa değişikliğinde yer verilen, "Kamu Denetçiliği Kurumu"na da değinen Birden, gerekli önlemler alınmadığı takdirde, getirilen müessesenin idari yargının görev alanına zarar vermesinin kaçınılmaz olabileceğini vurguladı ve "Oysa, idarenin en etkin denetim biçimi olan yargı denetiminin bu tür engelle karşılaşmaması, hukuk devleti ilkesinin gereğidir" diye konuştu.Birden, Anayasa şikayeti yolunun açılmasını ise"Uygulanmakta olduğu ülkelerde bile olumlu sonuçlar verdiği tam olarak kanıtlanamayan anayasa şikayeti yolunun sistemimize dahil edilmesi, yargı ayrılığını zedeleyici, kesinleşen yargı kararlarını bertaraf edici, yüksek mahkemeler arasında var olan denkliği bozucu çok ciddi yeni sorunlar yaratacaktır" sözleriyle yorumladı. (ANKA/SON)(EÖ/ORH)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA