Erdoğan: Bu hareket ümmet davasıdır

Politika Haberleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda partisinin kişisel rant peşinde olmadığını, millet ve ümmet davası olduğunu vurguladı. 25. yıl dönümüne yaklaşırken, davanın sancağını taşıma kararlılığını yineledi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu hareket kişisel rant peşinde koşan bir hareket değildir. Bu hareket köksüz bir hareket değildir. Saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildir. Bu hareket en başından itibaren millet, memleket, büyük Türkiye davasıdır. Bu hareket ümmet davasıdır." dedi.
Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, geçen çarşamba günü itibarıyla Meclis'in de teşekkül ettiği 14 Mayıs 2023'teki 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'nin üzerinden 3 yıl geçtiğini, gelecek hafta perşembe günü de Cumhurbaşkanı seçimlerinin ikinci turunun üzerinden 3 sene geçmiş olacağını anımsattı.
Gerek Meclisin gerekse hükümetin, geride kalan 3 yılı önceki dönemlerde olduğu gibi dolu dolu geçirdiğini belirten Erdoğan, "Yine yaklaşık 3 ay sonra, 14 Ağustos'ta AK Partimizin kuruluşunun 25'inci yıl dönümünü kutlayacağız. Artık çeyrek asrı inşallah geride bırakmış olacağız. Aynı dönemde yaklaşık 5 ay sonra da kesintisiz iktidarımızın 24 yılını dolduracağız. Büyük AK Parti ailesi olarak hem süre hem de Türkiye'ye kazandırdığımız eser bakımından aşılmaz rekorlara imza atmanın haklı gururunu yaşıyoruz." diye konuştu.
AK Parti'nin kuruluşu ile bugüne kadar yaşanan siyasi süreçlere ilişkin videonun izletilmesinin ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, "Değerli yol ve dava arkadaşlarım, bugün sizlerle biraz dertleşmek, kalbimle kelamım arasına perde koymadan açık yüreklilikle konuşmak istiyorum. Bugün özellikle gözlerinin ışıltısı her zaman yüreğimizi ısıtan gençlerimizle hasbihal etmek, gönlümden geçenleri onlarla paylaşmak arzusundayım." ifadelerini kullandı.
Yunus Emre'nin "Bu yol uzaktır, menzili çoktur/Geçidi yoktur, derin sular var." beyitlerinin, kendileri için de çok anlamlı olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz bu yola çıkarken, uzun bir yola çıktığımızın, menzili çok, geçidi yok bir yola çıktığımızın, derin sulardan geçeceğimiz bir yola çıktığımızın idrakiyle, şuuruyla, bilinciyle çıktık. Kimse bize 'kolay olacak' demedi. En başta karşımızda merhum Menderes'in, Polatkan'ın, Zorlu'nun talihsiz hatıraları duruyordu. 27 Mayıs'ın, 12 Mart'ın, 12 Eylül'ün, 28 Şubat'ın tehditleri üzerimizde bir ağırlık olarak kendilerini hissettiriyordu. Kimilerimiz işkencelerden geçti, kimilerimiz hapislerde yattı. Partilerimiz kapatıldı. Siyasi yürüyüşlerimiz engellendi. Yok sayıldık, ötelendik, dışlandık. Kendi öz yurdumuzda örselendik. Hiçbir zaman korkmadık, vazgeçmedik. Çünkü bu hareket bir kişiye, bir gruba çıkar sağlama hareketi değildir. Bu hareket kişisel rant peşinde koşan bir hareket değildir. Bu hareket köksüz bir hareket değildir. Saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildir. Bu hareket en başından itibaren millet, memleket, büyük Türkiye davasıdır. Bu hareket ümmet davasıdır."
"Aziz milletimize, aziz memleketimize bir borcumuz var"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin kurulduğu andan itibaren saf dışı bırakılması ve hükümetinin yıkılması için darbe senaryoları yazıldığını, iktidarlarının henüz 5'inci yılında partiye kapatma davası açıldığını belirterek, muhtıralar, sokak hareketleri gördüklerini, yargı darbelerine, silahlı darbe girişimlerine, terör saldırılarına maruz kaldıklarını, huzur ve güven ortamını, istikrarı, ekonomiyi, demokrasiyi hedef alan nice saldırıların, suikast girişimlerinin hedefi olduklarını vurguladı.
Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bunlar sizin gördükleriniz, halkımızın gördükleri. Görünmeyen nice saldırıyı, nice badireyi atlattık. Neydi derdimiz? Boyun eğebilirdik. Teslim olabilirdik. Uyum sağlayabilirdik. Suyuna gidebilirdik. 'Ağamsın, paşamsın' diyebilirdik. Rahat yataklarımızda, sıcacık koltuklarımızda, etliye, sütlüye karışmadan günümüzü gün edebilirdik. Bizden önceki pek çok hükümetin yaptığı gibi biz de rahatımızı bozmaz, riske girmez, idare-i maslahatla işi götürebilirdik. Ama biz bunu yapmadık. Biz yollara düştük. Biz bir hayalin peşinde koştuk. Biz aşk ile millet davasına boynumuzu uzattık. Çünkü biz şunu biliyorduk: tarihe, ecdada, şehitlerimize, ümmete, mazlumlara, yolda kalmışlara, yoksullara, aziz milletimize, aziz memleketimize bir borcumuz var. Bu davayı omuzlamış, karınca kararınca bir noktaya taşımış, bizden önceki fedakar, cefakar, cesur, mert dava adamlarına, bu hareketin öncülerine bir borcumuz var. Bizim, Üstat Necip Fazıl'ın ifadesiyle 'Allah ve ahlak' demenin yasaklandığı karanlık günlerde hohlaya hohlaya buzdağını eriten iman dolu o yüreklere bir borcumuz var. O borcu ödemek için can vermek mi gerekiyor? 'Hiç tereddüt etmeyiz, gerekirse o canı da veririz' diyerek bu yollara revan olduk.
Her zaman şunun idrakinde olduk: bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir. Bize düşen, bizden öncekilerden devraldığımız sancağı yere düşürmeden bizden sonrakilere devretmektir. Bizim davamız, misyonumuz, arzumuz, gayemiz, amacımız işte budur. Yarın ruz-i mahşerde huzura vardığımızda vazifesini hakkıyla yapmış olmanın yüz akına sahip olabilirsek bu bize ziyadesiyle yeter. Gayrısı boştur, laf-ı güzaftır."
"Hak bilsin, halik bilsin, bize bu yeter"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinden öncekilerin bu davaya ve harekete ömürlerini verdiklerini belirterek, "Hamdolsun bizim yaptığımız da budur. Biz, Allah'a sonsuz hamdüsenalar olsun, bu hareketin içinde doğduk, bu hareketle büyüdük, vakti zamanı gelince dava taşını omuzladık. Allah'ın yardımıyla o dava taşını gücümüz yettiğince eğilmeden, bükülmeden taşıdık ve taşımaya da devam ediyoruz. Biz üzerimizde milletin, memleketin, ümmetin mesuliyetini taşıyoruz. Kimilerine bu kolay gelebilir. Hariçten gazel okumak, mesuliyet makamında olmadan ahkam kesmek, sırça köşklerde teori üretmek, hayallerle yaşamak kolay. Biz kolayı değil, zoru, çileyi, mücadeleyi seçtik." ifadelerini kullandı.
"Kendi siyasi tarihim boyunca çok ihanet gördüm, çok vefasızlık, çok nankörlük gördüm." diyen Erdoğan, "Varsın olsun. Yunus'un beyitleriyle bu halk içinde bize gülen var. Gülen gülsün, gafil ne bilsin. Hakk'ı sever var, Hakk'a esir var, Hakk'a tapan var, Hak yoluna başını koyan var. Hak için candan, serden geçen var. Unutmayın: Hak bilsin, halik bilsin, bize bu yeter. Bir yoksul, bir garip, bir yolda kalmış, bir mazlum bize 'Allah sizden razı olsun' dediyse biz payelerin en yükseğine erişmişiz demektir." diye konuştu.
(Sürecek)