Çiçek: Terör Olayları Dışardan Desteklenmekte

Politika Haberleri

Hükümet Sözcüsü Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, 'Hepimiz Görüyor ve Biliyoruz Ki Terör Olayları Büyük Ölçüde Dışardan Desteklenmektedir. Barınma, Sığınma Destekleri Sağlanmaktadır. Bugüne Kadar İşe Yarar Hiçbir Teröristin İade Edilmemiş Olması Bu Söylediğimiz Sözün Açık Delilidir' Dedi.

Hükümet Sözcüsü Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, ''Hepimiz görüyor ve biliyoruz ki terör olayları büyük ölçüde dışardan desteklenmektedir. Barınma, sığınma destekleri sağlanmaktadır. Bugüne kadar işe yarar hiçbir teröristin iade edilmemiş olması bu söylediğimiz sözün açık delilidir'' dedi.

Çiçek, Başbakanlık Yeni Bina'daki Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklama sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin ''Demokratik açılım çerçevesinde geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Sayın Atalay'ın bir açıklaması olmuştu. Özellikle bu çerçevede bazı kurulların kurulacağını ifade etmişti. Bu konuda bugün Bakanlar Kurulunda bir değerlendirme yapıldı mı?'' sorusu üzerine Çiçek, şunları söyledi,

''18 kasım 2002'de Hükümet olduğumuzdan beri Avrupa Birliği hedefi ile ilgili olarak Türkiye'de demokratik standardın yükseltilmesi, hak ve özgürlüklerin teminat altına alınması ve bunların rahatlıkla kullanılabilmesi açısından önemli düzenleneler yaptık. Bunların bazılarına uyum paketi diyoruz. 6 tane uyum paketi çıkardık. Alan düzenlemeleri yaptık. Özellikle ceza hukuku alanında yapısal ve yasal bir çok düzenlemeyi yaptık. Dolayısıyla bu demokratik açılım, son 3 ayın, son 4 ayın meselesi değil. 18 Kasımdan itibaren yaptığımız düzenlemelere geriye dönük bakarsanız ister birincil mevzuat, anayasa, yasa değişikliği, kanun, tüzük ve yönetmelik değişikleri... Hesaba kattığınızda bugüne kadar çok önemli adımlar atıldı. Hiç kimse artık 2009 Türkiye'sinin 2001 Türkiyesi olduğunu iddia edemez bu konuda.

Zaten bu Demokratik Açılım o tarihten itibaren başlamamış olsaydı Türkiye Avrupa Birliği ile müzakere eden bir ülke olmazdı. Bugün çevre faslının da kabul edilmesi ile birlikte 12 başlık açılmış olmaktadır. Bu da demokratikleşme noktasında Türkiye'nin kat ettiği merhale açısından önemli bir göstergedir. Son zamanlarda yaptığımız bu açılımın, bu sürecin devamıdır ve bu devam da edecektir. Nokta konulacak bir süreç değil bu.

Bütün dünyada demokrasi öncelikli konudur ve ülke kendi yönünden her gün demokratikleşme noktasında yeni adımlar atmakta, yeni çabalar sarfedilmektedir. Türkiye ise bu yarıştan kopmamak adına kendi üzerine düşeni yapıyor.''



-İNSAN HAKLARI BAŞKANLIĞI-



Hükümet Sözcüsü Çiçek, bunların başında İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın da ifade ettiği İnsan Hakları Başkanlığının geldiğini belirterek, şu anda Başbakanlığa bağlı İnsan Hakları Başkanlığının bulunduğunu anımsattı. Çiçek, ''İlerleme raporlarına ve dünyadaki, demokratik ülkelerdeki örneklerine bakıldığında İnsan Hakları Başkanlığının tam da istenilen tarzda bir hizmeti ifa edemediğini'' söyledi.

Çiçek, İnsan Hakları Başkanlığının özerk bir yapıya kavuşturulması, kendi bütçesinin olması, bir hak ihlali varsa bununla ilgili araştırmaları yapmak, rapora bağlamak ve ilgili makamlara sunmak gibi önemli görevleri bağımsız olarak yapabilmesi için kurulmasına ihtiyaç bulunduğunun ortada olduğunu vurguladı.

İnsan Hakları Başkanlığı ile ilgili bir taslak hazırladıklarını anımsatan Hükümet Sözcüsü Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ancak sonradan buna ilaveten, bir de konusu sadece ayrımcılığın önlenmesi, her türlü ayrımcılığın önlenmesi ile ilgili dünyadaki örneklerine uygun ayrı bir kurulun oluşturulmasında da fayda görüldü. Bu iki kurul arasında yakın bir bağlantı olacağı için 'öbür tasarı da hazırlansın, ikisini birlikte sevk edelim' diye bir noktaya geldik. Yoksa İnsan Hakları Başkanlığı ile ilgili taslağı hemen Meclis'e sevk edebiliriz. Öbürü ile eğer görev geçişi olacaksa ya da bazı noktalarda yeni bir düzenleme olacaksa o zaman tasarıyı Meclis'ten geri çekmek gerekecek veya komisyonlarda bunu... Onun için bu çalışmaları son safhaya getirdik, ümit ediyorum 2010'un başlarında bunu Meclis'e sevk etmiş olacağız.

Ayrıca güvenlik görevlilerimizle ilgili konuda bir yasal düzenleme gerektiğini zannetmiyorum. Bununla ilgili Bakanlık bünyesinde bir çalışma olabilir. Bu iki tasarıyı 2010'un başında TBMM'ye gönderebiliriz.''



-''KANUNSUZ DİNLEMELER HEPİMİZİ RAHATSIZ EDİYOR''-



Hükümet Sözcüsü Çiçek, ''Dinleme ile ilgili yasal düzenleme hangi boyutta?'' sorusunu şöyle yanıtladı:

''Bugünkü Bakanlar Kurulu'na gelmedi, ama onu önemsiyoruz. O konuda bir çalışmayı Adalet Bakanlığının, Ulaştırma Bakanlığının ilgili birimleriyle beraber yapıyor olması gerekir. Kanunsuz dinlemeler hepimizi rahatsız ediyor. Mevcut yasalarımızda bu suçtur, ama buna rağmen toplumda kanunsuz dinlemelerin olduğu yolunda da yaygın bir kanaat var. Bu kanaati Hükümet görmemezlikten gelemez. Bununla ilgili teknik olarak alınması gereken tedbirler ne ise bir yasal düzenleme ihtiyacı varsa bunu karşılamak bizim görevimizdir. Ceza Kanunu'nu çıkarırken biz bunları suç haline getirdik. Kim kanunsuz dinleme yapıyorsa suç işlemiş olur.''

Çiçek, yasa dışı dinlemelere ilişkin cezaların artırılacağını da kaydetti.



-ATALAY'IN IRAK ZİYARETİ-



Cemil Çiçek, bir gazetecinin İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın Irak gezisi sonrası yaptığı açıklamalarına ilişkin bir sorusuna da şu yanıtı verdi:

''Türkiye'de terörün en arka plana indirilebilmesi noktasında, Türkiye'nin birinci öncelikli gündemi olmaktan çıkarılması noktasında Hükümet olarak nasıl bir çalışma yaptığımızı herkes görüyor ve biliyor. Bunu çeşitli defalar açıkladık. Şunu açıkça ifade ettik ki Türkiye terörü uzun süre bir asayiş ve güvenlik meselesi olarak algılamış ve tedbirlerini de asayiş ve güvenlik tedbirleri olarak almıştır. Doğrusunu isterseniz asayiş ve güvenlik yönünden devletimizin ilgili kurumları, Türk Silahlı Kuvvetleri, polis, jandarma teşkilatlarımız elinden gelen çabayı göstermiştir ve göstermeye devam ediyor. Biz de her türlü desteği veriyoruz. Bu noktada terörle mücadelede kararlılığımızda en ufak bir tereddüt söz konusu değil, ama bu işi yürüten sorumlularımızın da geçmişte ve bugünlerde yaptıkları açıklamalara baktığımızda, terörle mücadele sadece asayiş ve güvenlik yönüyle değil başka tedbirlerle de takviye edilmesi lazım. Başka tedbirlerin de eş zamanlı olarak alınması lazım. Hükümet olarak yapmaya çalıştığımız da bunun yapılmasıdır. Hepimiz görüyor ve biliyoruz ki terör olayları büyük ölçüde dışardan desteklenmektedir. Dışardan kaynak ve imkan sağlanmaktadır, eleman, eğitim desteği, parasal destek sağlanmaktadır. Barınma, sığınma destekleri sağlanmaktadır. Bugüne kadar işe yarar hiçbir teröristin iade edilmemiş olması bu söylediğimiz sözün açık delilidir. Ve bugün terörle mücadelede çok destek verdiğini kabul ettiğimiz ülkelerin bile yapması gerekenin yanında yaptıkları son derece sınırlıdır. Onun için daha fazla işbirliğine ve bu meselenin birlikte çözülmesine ihtiyaç var.

Hükümet olarak bu konuda ilgili ülkelerle bilinen, bilinmeyen yönleriyle açık veya işin tabiatı gereği, işin olması gereken şekliyle biz bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Ve ülkemizden ve bölgemizden terörün asgariye indirilebilmesi noktasında yoğun bir çabanın içerisindeyiz. İçişleri Bakanımızın yaptığı ziyaret de zaten Üçlü Mekanizma'nın 4. toplantısıdır. Bu da bu konudaki kararlılığımızı çok açık olarak gösteriyor.

Türkiye bir taraftan demokratik standartlarını yükseltirken öbür taraftan da terörün tesirlerini, neticelerini ortadan kaldırmak ve minimize etmek noktasında bu çabaları sürdürüyoruz. Yapılan ziyaret bu maksatla yapılan bir ziyarettir.

Bunları ne zaman değerlendireceğiz? Ayın 28'inde Milli Güvenlik Kurulu var. Ondan evvel de bu değerlendirmeyi yaparız. Orada da bu değerlendirmeler yapılacaktır. İhtiyaç olduğunda biliyorsunuz dar kapsamlı bu toplantıları yapıyoruz.''
Kaynak: AA / Politika

, Haberler