CHP Lideri Baykal: "Başbakan Davanın Savcısı Değil, Sanığı"

Güncel Haberler

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ergenekon Davasına İlişkin İddianameyi, Biri Bizi Gözetliyor Evi'nin "Tutanak Belgesi" Olarak Değerlendirdi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ergenekon davasına ilişkin iddianameyi, Biri Bizi Gözetliyor Evi'nin "tutanak belgesi" olarak değerlendirdi. İddianamenin hukuku değil siyasi bir belge olduğunu ifade eden Baykal, "Önümüzdeki belge hukuki, adli belge olmanın ötesinde siyasal bir belgedir. Ciddi, hukuki, adli bir alıştığımız bir iddianame tanımlarına uyan bir belge değil" dedi.

CHP Lideri Baykal, partisinin Meclis Grup toplantısında konuştu ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Baykal, hafta sonu açıklanan Ergenekon davasının iddianamesine ilişkin değerlendirmeler yaptı. İddianame açıklanmadan önce kamuoyunda değerlendirmeler yapıldığını hatırlatan Baykal, açıklanan iddianamede yeni bir unsur ortaya konulmadığını belirtti.

-HUKUKİ DEĞİL, SİYASAL BELGE-

İddianamenin "hukuki" değil, "siyasal" bir belge olduğunu öne süren Baykal, "Önümüzdeki belge hukuki, adli belge olmanın ötesinde siyasal bir belgedir. Polemik yönü ağır basan siyasal belgedir. Ciddi, hukuki, adli, alıştığımız iddianame tanımlarına uyan bir belge değil" dedi. Baykal, şunları söyledi:

"Şimdi iddianame çıktı. İddianameyi gördükten sonra daha da güçlenmiş bir inançla ifade ediyorum ki, önümüzdeki belge hukuki, adli bir belgenin olmasının ötesinde siyasal bir belge niteliğindedir. Hatta siyasal bir belge olmanın da ötesinde, polemik yönü ağır basan bir siyasal belgedir. Bir hukuki, adli, ciddi bir sorunlu çalışmayı yansıtan, alıştığımız iddianame tanımlamasına uyan bir belge ile karşı karşıya olmadığımız çok açıktır. Bunda da şaşılacak bir şey yoktur. 2 bin 554 sayfalık bir belge. Birbirinden kopuk, bağlantıları kurulmamış, sorgulamada en önemli noktalarda dahi sorulması gereken sorular sorulmamış, cevaplar alınmamış. Bir büyük yığılma. Çoğu telefon dinlemeye dayalı. O söyledi, bu dedi anlayışına dayalı.. Ben bunu izleyince, "Biri Bizi Gözetliyor Evi'nin tutanak belgesidir' dedim. Yani, o dedi, bu dedi.. Ne demiş? Dediği lafların tamamına yakını normal beklenecek laflar. Bir kısmı özel, şahsi, kişisel, dedikodu, çekiştirme. Demokratik hakların kullanımı çerçevesi içerisinde tepkileri, kızgınlıkları, emelleri, arzuları ifade eden hiçbirisi suç teşkil etmeyen laflar."

-ORTAK NOKTA "AKP GİTSİN" ANLAYIŞI-

İddianamenin statik belgesinin sağlam olmadığını ileri süren Baykal, şöyle konuştu:

"Şimdi 86 sanıklı 54 tutuklulu bir dava. Ergenekon terör örgütü diye adı var. Tutuklu ve sanıklar, Ergenekon terör örgütünün bazıları yönetici, bazıları da üyeleri. Bunların çoğu birbirini tanımıyor bile. Birbirini bilmiyor. Bu örgütün kuruluş unsuru ne? Nedir bunun belgesi? Falanın cebinde şu çıktı, filanın bilgisayarında şöyle bir çalışma var... Hepsinin bir ortak noktası var. AKP gitsin kardeşim, devlete zarar veriyor, laik Cumhuriyeti zarar veriyor diye düşünüyor. Eğer AKP'yi istememek böyle bir örgütün unsuru haline dönüşmek için yeterli sayılıyorsa bu sanık sayısı az. O zaman işi çok daha genişletmek lazım. Örgütmüş... Bu örgütü bulacağız diye artık bin dereden su getirilmiş. Bunun ciddi bir inandırıcı tarafı yok, örgütü net bir şekilde ortaya koyacak bir tarafı yok. Bulduğunu koymuş."

-BAŞBAKAN "SANIK" KONUMUNA DÜŞTÜ-

İddianameyi hazırlayanların Başbakan Erdoğan'ı da "sanık" durumuna düşürdüğünü ifade eden CHP Lideri Baykal, şunları söyledi:

"Başbakan "Ben bu davanın savcısıyım' diyordu. Ama şimdi görüldü ki Başbakan bu davanın sanıklarındandır. Çünkü iddianamede deniliyor ki, "Başbakan 60 milyon dolar Mehmet Ağar'a rüşvet vermiştir'. Şimdi rüşvet almak suç da rüşvet vermek değil mi? Rüşvet vermek de suç, üstelik aynı şekilde günah. Hem suç, hem günah. İddianame bunu söylüyor. Başbakan bu konuda bir açıklama yapsın diye bekledim. Ama hiçbir ses seda yok. Başbakan, Mehmet Ağar'a 60 milyon dolar verdi mi, vermedi mi? Ya çıksın desin ki, "vermedim', o zaman iddianame bir darbe yesin. Çünkü iddianame bunu ima ediyor. O zaman iddianameye Başbakan karşı çıkmış olacak. Ya da verdim desin, sanıklar arasında yerini alsın onun da hesabını versin."

-ERUYGUR ÇELİŞKİSİ-

İddianamede yer alan bazı çelişkilere dikkat çeken Baykal, örgüt yöneticisi olmakla suçlanan emekli Orgeneral Şener Eruygur'un aynı örgütün öldürmeyi amaçladığı isimlerden birisi olduğunu belirtti. Baykal, örgütün bir numaralı isminin tarif edildiğini ancak açıklanmadığını kaydetti. Ergenekon örgütüne ilişkin, TSK ve MİT başta olmak üzere ilgili kurumlarda bilgi olmadığını hatırlatan Baykal, AKP'ye açılan kapatma davasının Ergenekon örgütünün baskısıyla açıldığı yönündeki iddiaya da sert çıktı.

-RÜŞVET İDDİASI: "ZIRVA"

Baykal, Ergenekon iddianamesinde kendisine yönelik "rüşvet" iddialarına da tepki gösterdi. Başbakan Erdoğan'ın, Danıştay saldırısının ardından yaptığı, "Bu derin bir komplodur, içinde Baykal da var" dediğini hatırlatan Baykal, şunları söyledi:

"Benimle de ilgili suçlama yapılıyor. Bana ve Olcay'a (Baykal'ın eşi) birileri para getirmişler. Bana birkaç defa getirmişler. Ben gitmişim İstanbul'a. 2 milyon bir gelmiş, 3 milyon bir gelmiş.. Daha başka şeyler gelmiş. Niye verilmiş peki bu paralar? Diyor ki, "Bir teşvik belgesi çıkarılacakmış, gerçi o belge için Baykal'a ihtiyaç yoktu, herkesin alabileceği normal bir işti, ama nedense verildi' diyor. Bu bize bu şekilde verildi diye kayda geçiyor. Kim söylüyor bunu? Ben de bilmiyorum diyor savcı. Savcı Bey, senin iddiandır bu. Ya da bu iddia kimin iddiasıdır. "Ben bilmiyorum. Bir yerde baskın yaptığımızda belgeler bulduk, o belgelerden birisinde böyle bir mulakat vardı. Mulakat şeklinde yazılmış. Adresler yanlış, hiç alakası yok söylenen yerlerle bir bağlantısı yok. Her şey gerçek dışı. Bu iddia zırva. Hiç kuşku yok. Ama asıl sorulması gereken niçin böyle bir zırva, önemli bir iddianamenin içinde yer tutuyor? Bununla Ergenekon arasında nasıl bir bağlantı var? Bana gönderildiği söylenen para benim bir hizmetim karşılığı değilmiş....Merak ediyorum. O bekledikleri iş olmuş mu? O teşviki almışlar mı? Almamışlarsa benden parayı istemişler mi, istememişler mi? Bir resmi daireye, kim veriyorsa, orada herhangi bir devlet yetkilisine gidip, "ya bize böyle bir teşvik lazım' demiş miyim? Bunu dediğimi ifade edecek, bir tane kamu görevlisi Türkiye'de var mı? Birisine telefon açmış mıyım? Ne zaman oluyor bunlar. Ben 12 Eylül sonrasında Merkez Komutanlığı'na alınmışım. Zincirbozan'a gönderilmişim. 7 yıl siyasi yasak konulmuş bir insan. Ama bir yandan da devletin içinden iş götürebilecek bir insan. Başı derde girenler benden medet umacak...Olcay'a telefon açtım, "Olcay nerde bu paralar' dedim. "Unutmuş olabilirsin' dedim. Bu bir zırva da, bu zırvayı niçin söyleme gereği duyuyorlar. Bu çok önemli. Eğer hukuki bir ihtiyaçtan kaynaklanıyorsa buna saygı duyacağım. Bu lafın gereği yerine getirilirse saygı duyacağım. Bu lafı söyledin mi bırakamazsın, gereğini yerine getireceksin. Bir iddianamede, bir savcı bunu söylüyorsa söyleyip, unutamazsın bunu. Bunun gereğini yerine getirmek için ne gerekiyorsa yapacaksın."

-ERDOĞAN'A DOKUNULMAZLIK ÇAĞRISI-

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'a yönelik "dokunulmazlık" çağrısını da yineledi. Baykal, "Şimdi bugün daha da bir inançla söylüyorum. Bak artık benim hakkımda da iddia var. Senin hakkında da var. Gerçi iddialar arasında fark var. Seninkinde kalpazanlık var, evrakta sahtecilik var. Bizimkinde kimin söylediği, neye dayanarak söylediği, delilinin ne olduğu belli olmayan tek taraflı rüşvet verildi iddiası var. Başbakan'a ben tekrar söylüyorum. Gel Sayın Başbakan hiç uzatmayalım, tatile de girmeden Meclis'te, Sayın Tayyip Erdoğan senin ve Deniz Baykal benim dokunulmazlıklarımızı kaldıralım, yargıya teslim edelim, irdelesinler. Savcı üzerinden o savcılık cübbesini çıkarsın da bu iddiayı söylesin, kendisiyle Türk adliyesi önünde hesaplaşıverelim bakalım" diye konuştu.

AKP hakkında devam eden kapatma davasına değinen Baykal, hukukun işlemesinden demokrasiye zarar gelmeyeceğini söyledi. Baykal, "Biz hukukla da çatışmayan, laiklikle de çatışmayan gerçek demokrasi istiyoruz. Gerçek demokrasi, hiç kuşku yok ki, hukuku da laik Cumhuriyeti de, Türkiyemizin 85 yıllık Cumhuriyet birikimini de kucaklayan bir anlayış içinde var olacaktır. Bunu önümüzdeki günlerde hep birlikte yaşayacağız" dedi. (ANKA-SON)

(ÇAĞ/ZG)
Kaynak: ANKA / Güncel

, Haberler