Çevre Mühendisleri: "Sağlıklı Çevrede Yaşama Gözardı Ediliyor"
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Eylem Tuncaelli, İnsanın ve Çevrenin Bir Bütün Olarak Ele Alınmadığı, Sağlıklı Bir Çevrede Yaşamanın Bir İnsan Hakkı Olduğunun Göz Ardı Edildiği, Çevrenin Bir Rant Alanı Olarak Görüldüğü, Politikasızlığın Politika Olduğu Bir Dönemde 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nü Kutlama Günü Olarak Değil, Bir Mücadele Günü Olarak Gördüklerini...
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Eylem Tuncaelli, insanın ve çevrenin bir bütün olarak ele alınmadığı, sağlıklı bir çevrede yaşamanın bir insan hakkı olduğunun göz ardı edildiği, çevrenin bir rant alanı olarak görüldüğü, politikasızlığın politika olduğu bir dönemde 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nü kutlama günü olarak değil, bir mücadele günü olarak gördüklerini kaydetti
5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle açıklama yapan Tuncaelli, insanın ve çevrenin bir bütün olarak ele alınmadığı, sağlıklı bir çevrede yaşamanın bir insan hakkı olduğunun göz ardı edildiği, çevrenin bir rant alanı olarak görüldüğü, politikasızlığın politika olduğu bir dönemde 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nü kutlama günü olarak değil, bir mücadele günü olarak gördüklerini ifade etti.
Tuncaelli, parası olanın kirletebilme hakkının yasa ile güvence altına alındığı Türkiye'de, kamusal denetimin neredeyse yok seviyesinde olmasının, gazete manşetlerine taşınan faciaların tekrarlanır olmasını sağladığını kaydetti. Denetimsiz ve ruhsatsız çalışmaya alışkın olan kuruluşların, bir yandan çevreyi katlederken bir yandan da ölümlere neden olduğuna dikkat çeken Tuncaelli, yaşanılan olayların, kaza olarak açıklanamayacak durumda olduğunu ifade etti.
Tuncaelli, hayatı değiştireceği iddiası ile tanıtımı yapılan projelerin, sadece kentliyi yok saydığını, kentin tarihi ve kültürel varlıklarının yağmalanması üzerine de oturdulduğunu belirtirken, "Bunun son örneği Bizans Saray kalıntılarının üzerine inşa edilen oteldir. Haydarpaşa ve Süleymaniye de rantsal paylaşıma kurban verilmek istenen tarihi miraslarımızdandır. Bu amansız rantsal dönüşüm projelerinde İstanbul'un siluetini oluşturan yerlerin adının geçmesi, örneklerken bile insanın içini titretmektedir" dedi.
Araçların ulaşımı temeli üzerine kurulmuş ulaşım politikaları ve yatırımları ulaşım sorununu çözmediğini dile getiren Tuncaelli, bu projelerin çevre yıkımlarına sebep olduğunu; otoyolların tarım alanlarını tahrip ettiğini, su havzalarını kirlettiğini; şehrin su havzalarına doğru büyümesine neden olduğunu kaydetti. Eylem Tuncaelli, raylı sistem ve deniz ulaşımı projeleri hala karayollarına yapılan yatırımın yanında önemsiz kaldığını vurgularken, toplu taşımanın İstanbullular için adeta bir çile haline geldiğini, 3. Köprü'nün ise İstanbulluların kafasının üzerine Demokles'in kılıcı gibi sallandığını dile getirdi.
Tuncaelli, Mayıs ayında yürürlüğe giren ve tüm Türkiye'de yaklaşık olarak 1.1 milyon dönüm orman alanını turizm yatırımlarına açacak ve bu yatırımlarla da 330 bin dönüm alanın ormansızlaştırılmasına sebep olacak olan Turizmi Teşvik Yasası'ndan İstanbul'un da payına, zaten sınırlı olan orman alanlarından 1212 hektar orman varlığını kaybetmek düşeceğine de işaret etti.
Tuncaelli, İstanbul nüfusunun yüzde 80.64'ü atıksu hizmetinden yararlandığını, üçüncül arıtma hizmetinden yaralanan nüfus yüzde 2.76 olduğunu kaydederken, su politikasını eleştirdi.
Eylem Tuncaelli, İstanbul ilinde kayıtlı 12 bin, kayıtsızlarla birlikte 30 bin sanayi tesisi olduğunu ve bunların 1-2 milyon ton tehlikeli atık ürettiğini belirtirken, bu atıkların nerede ve nasıl depolandığı; nerede ve nasıl bertaraf edildiği ise bilinmediğine dikkat çekti. Tuncaelli, bu tesisleri denetlemekle yükümlü olan kurumun, eleman ve ekipman yetersizliği nedeniyle, denetim işlevini yerine getiremediğini kaydetti. (ANKA)
(EYL/ZG)
5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle açıklama yapan Tuncaelli, insanın ve çevrenin bir bütün olarak ele alınmadığı, sağlıklı bir çevrede yaşamanın bir insan hakkı olduğunun göz ardı edildiği, çevrenin bir rant alanı olarak görüldüğü, politikasızlığın politika olduğu bir dönemde 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nü kutlama günü olarak değil, bir mücadele günü olarak gördüklerini ifade etti.
Tuncaelli, parası olanın kirletebilme hakkının yasa ile güvence altına alındığı Türkiye'de, kamusal denetimin neredeyse yok seviyesinde olmasının, gazete manşetlerine taşınan faciaların tekrarlanır olmasını sağladığını kaydetti. Denetimsiz ve ruhsatsız çalışmaya alışkın olan kuruluşların, bir yandan çevreyi katlederken bir yandan da ölümlere neden olduğuna dikkat çeken Tuncaelli, yaşanılan olayların, kaza olarak açıklanamayacak durumda olduğunu ifade etti.
Tuncaelli, hayatı değiştireceği iddiası ile tanıtımı yapılan projelerin, sadece kentliyi yok saydığını, kentin tarihi ve kültürel varlıklarının yağmalanması üzerine de oturdulduğunu belirtirken, "Bunun son örneği Bizans Saray kalıntılarının üzerine inşa edilen oteldir. Haydarpaşa ve Süleymaniye de rantsal paylaşıma kurban verilmek istenen tarihi miraslarımızdandır. Bu amansız rantsal dönüşüm projelerinde İstanbul'un siluetini oluşturan yerlerin adının geçmesi, örneklerken bile insanın içini titretmektedir" dedi.
Araçların ulaşımı temeli üzerine kurulmuş ulaşım politikaları ve yatırımları ulaşım sorununu çözmediğini dile getiren Tuncaelli, bu projelerin çevre yıkımlarına sebep olduğunu; otoyolların tarım alanlarını tahrip ettiğini, su havzalarını kirlettiğini; şehrin su havzalarına doğru büyümesine neden olduğunu kaydetti. Eylem Tuncaelli, raylı sistem ve deniz ulaşımı projeleri hala karayollarına yapılan yatırımın yanında önemsiz kaldığını vurgularken, toplu taşımanın İstanbullular için adeta bir çile haline geldiğini, 3. Köprü'nün ise İstanbulluların kafasının üzerine Demokles'in kılıcı gibi sallandığını dile getirdi.
Tuncaelli, Mayıs ayında yürürlüğe giren ve tüm Türkiye'de yaklaşık olarak 1.1 milyon dönüm orman alanını turizm yatırımlarına açacak ve bu yatırımlarla da 330 bin dönüm alanın ormansızlaştırılmasına sebep olacak olan Turizmi Teşvik Yasası'ndan İstanbul'un da payına, zaten sınırlı olan orman alanlarından 1212 hektar orman varlığını kaybetmek düşeceğine de işaret etti.
Tuncaelli, İstanbul nüfusunun yüzde 80.64'ü atıksu hizmetinden yararlandığını, üçüncül arıtma hizmetinden yaralanan nüfus yüzde 2.76 olduğunu kaydederken, su politikasını eleştirdi.
Eylem Tuncaelli, İstanbul ilinde kayıtlı 12 bin, kayıtsızlarla birlikte 30 bin sanayi tesisi olduğunu ve bunların 1-2 milyon ton tehlikeli atık ürettiğini belirtirken, bu atıkların nerede ve nasıl depolandığı; nerede ve nasıl bertaraf edildiği ise bilinmediğine dikkat çekti. Tuncaelli, bu tesisleri denetlemekle yükümlü olan kurumun, eleman ve ekipman yetersizliği nedeniyle, denetim işlevini yerine getiremediğini kaydetti. (ANKA)
(EYL/ZG)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA