Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye'de 290 Milyar Dolara Ulaşan Doğrudan Uluslararası Yatırım Var

Güncel Haberler

İstanbul'da düzenlenen 'Tek Durak Ofis' projesi açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'de 290 milyar dolara ulaşan doğrudan uluslararası sermaye yatırımı ve 90 bine yakın uluslararası şirketin faaliyet gösterdiğini belirtti. Yatırımcıların idari süreçlerini tek merkezden yönetmeyi amaçlayan proje ile bürokrasinin azaltılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi hedefleniyor.

İSTANBUL'da düzenlenen 'Tek Durak Ofis' projesinin açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bugün Türkiye'de 290 milyar dolara ulaşmış FDI'mız, doğrudan uluslararası sermaye yatırımı var. 90 bine yakın uluslarararası şirket Türkiye'de faaliyet sürdürüyor. Türkiye ekonomisiyle, ticaretiyle, yatırımlarıyla dünyaya açık bir ülke. Önümüzdeki dönemde bunu daha da artırmayı hedefliyoruz" dedi.

Yatırımcıların idari süreçlerini tek merkezden hızlı ve etkin şekilde yönetmesini amaçlayan 'Tek Durak Ofis' projesinin açılış töreni İstanbul Ataşehir Finans Merkezi'nde gerçekleştirildi. Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ümraniye Kaymakamı Yüksel Çelik ve çok sayıda davetli katıldı. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından sevk ve idare edilen Tek Durak Ofisi'nde; şirket kuruluşundan vergi işlemlerine, banka hesabı açılış süreçlerinden sosyal güvenlik işlemlerine, çalışma ve ikamet izinlerinden iş yeri ruhsatlandırmasına kadar birçok hizmetin 'One Stop Shop' yaklaşımıyla tek noktadan sunulacağı belirtildi. Konuşmasının ardından protokol üyeleriyle Tek Durak Ofis'in açılışını kurdele kesimiyle gerçekleştiren Yılmaz, daha sonra ofisi gezerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.

'AMACIMIZ YATIRIMCININ OLABİLDİĞİNCE GEREKSİZ YÜKLERDEN KURTULMASINI SAĞLAMAK'

Açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "İstanbul Finans Merkezi çok özel bir mekan, özel bir proje. Bunun için de öncü çalışmalar gerçekleştiriliyor. İlk aşamada burada uygulanacak ama gelecekte tüm Türkiye'ye yaygınlaştırılabilecek model diyebileceğimiz nitelikte çalışmalar için adeta burası bir laboratuvar. Türkiyemizin ekonomi politikalarımızın, finans politikalarımızın öncü bir mekanı, kurumu. Yatırımlar çok kıymetli. Ne kadar yatırım yaparsanız, nitelikli yatırım yaparsanız gelecekte sosyal refahı o kadar arttırmış olursunuz. Ülkenin üretim kapasitesini geliştirmiş olursunuz. Ama yatırım aynı zamanda zor bir iş. Yatırım yaparken yer tahsisinden çevresel etki değerlendirmelerine, yapı ruhsatlarından çalışanlarla ilgili hukuka varıncaya kadar birçok hususla ilişkili yatırım süreci. Bizim amacımız, bu çok önemli alanda yatırımcının olabildiğince gereksiz yüklerden kurtulmasını sağlamak. Bürokrasiyi daha sade ve daha hızlı işler hale getirmek. Böylece yatırım ortamını iyileştirmek, daha iyi bir yatırım ortamı sağlamak. Yatırım geliştikçe de şüphesiz bundan tüm ülkemiz faydalanacak. Yatırım demek, istihdam demek. Yatırım demek, ileride üretim artışı demek. Tüketim imkanlarının artması demek. Yatırım demek, istihdam demek, dolayısıyla sosyal refah demek. Aynı zamanda yatırım ihracat demek, cari açığımızın azalması demek özellikle nitelikli yatırımlar. Dolayısıyla yatırım bütün bu politikalarımızın odağında. Bu çerçevede reel sektör, finansal sektörün birlikteliği anlamında da bu ofis bence çok kıymetli. Ben ikisini hiçbir şekilde birbirinden ayırmıyorum, aynı resmin tamamlayıcı parçaları olarak görüyorum. Finansal sistemle reel sistem ne kadar diyalog içindeyse, ne kadar ortak bir vizyonu paylaşıyorsa her iki sektör için de o kadar olumlu diye ifade etmek istiyorum. Buradaki ofisimiz bu anlamda da reel sektör yatırımlarıyla finans kesimi arasındaki diyaloğa da daha fazla katkıda bulunur" dedi.

'TÜRKİYE EKONOMİSİYLE, TİCARETİYLE, YATIRIMLARIYLA DÜNYAYA AÇIK BİR ÜLKE'

Yılmaz, "Yatırımlar için yaptığımız tek bu değil. Çok çeşitli adımlar atıyoruz. Meclisimizden çarşamba günü geçen paketimiz çok önemli teşvikler içeriyor. Biz artık Türkiye'yi sadece bir köprü olarak konumlandırmıyoruz; bir merkez olarak konumlandırıyoruz. Merkez ülke diyoruz, güçlü merkez diyoruz yatırımlar için. Türkiye'ye gelsin şirketler, ofislerini kursunlar, buradan çevredeki ülkeleri yönetsinler diyoruz. Transit ticaret yapanlar kazançlarını rahatlıkla Türkiye'ye getirsinler, herhangi bir yükle külfetle karşılaşmasınlar diyoruz. İmalat, üretim sektörlerinde vergi oranlarını düşürüyoruz ve çok daha cazip hale getiriyoruz. Yatırım ortamıyla ilgili birçok adım atıyoruz; teşviklerden lojistiğe, yenilenebilir yeşil enerjiye varıncaya kadar birçok adımımız var. 'Tek Durak Ofis' projeside işte bunları bütünleyen bir adım. Önümüzdeki dönem buradaki örnekten hareketle tüm Türkiye'ye bunu yaygınlaştıracağız. Buradaki ana mantığımız şu: Her bir kurumumuz elbette bir uzmanlık alanına sahip, o alanda elbette görevini yapacak bütün kurumlar. Ama böyle kurumlar arası yazışmalar, uzun süreçler, çözülemeyen ihtilaflar yerine aynı masa etrafında kurumlarımızı bir araya getirip bütüncül bir bakış açısıyla ve hızlı bir şekilde yatırımcının ihtiyaç duyduğu kararların alınmasını istiyoruz. Olumlu veya olumsuz ama çok geciktirmeden, bütün kurumlarımızın bulunduğu bir ortamda en azından belli ölçekte ve nitelikte olan projeler için bunun yapılmasını istiyoruz. Yine dışarıdan gelecek yatırımcı için özellikle oturum izni, çalışma izni ve vize gibi başka kolaylıkları da bu sisteme entegre etmek istiyoruz. Tüm Türkiye'de da bu anlamda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bugün Türkiye'de 290 milyar dolara ulaşmış doğrudan uluslararası sermaye yatırımı var. 90 bine yakın uluslarararası şirket şirketin Türkiye'de faaliyet sürdürüyor. Türkiye ekonomisiyle, ticaretiyle, yatırımlarıyla dünyaya açık bir ülke. Önümüzdeki dönemde bunu daha da artırmayı hedefliyoruz. Şunun da altını çizmek isterim. Türkiye siyasi istikrarı olan bir ülke. Çevresinde birçok gerilim, jeopolitik gelişme yaşanırken bu ateşten uzak duran, istikrarını koruyan, diplomasiyi, barışı hep önceleyen ve öncülük yapan, güçlü, tecrübeli liderliğe, tecrübeli kadrolara sahip bir ülke. Bütün bu vasıflarıyla belirsizliklerin, çatışmaların yükseldiği bu dönemde Türkiye güçlü bir merkez olarak konumlanacak" dedi.

'TÜRKİYE EKONOMİSİ YATIRIM ORTAMINI İYİLEŞTİRMEYE DEVAM EDECEK'

Yılmaz, "Bir taraftan politika anlamında orta vadeli programımızı, ekonomik programımızı kararlı, koordineli bir şekilde hayata geçiriyoruz. Buradan en küçük bir geri adım atmak söz konusu değil. Bazen programlara dışsal faktörler bir miktar etki edebiliyor, bunlar geçici etkiler oluyor. Esas olan programın ana doğrultusudur, ana çerçevesidir. Burada en küçük bir tereddüt yok. Programımız ana çerçevesi içinde yoluna devam ediyor, devam edecek. Türkiye ekonomisinin yaşanan birçok hadisede dayanıklılığını gösterdiğini de ifade etmek istiyorum. Kısa dönemli bazı geçici dalgalanmalar, geçici etkiler yaşanabiliyor ama çok kısa sürede ekonomimiz hemen tekrar kendi mecrasında gelişmelerini sürdürüyor. Dayanıklılık bugünkü dünyada en önemli kavramlardan biri. Dolayısıyla sadece düşük maliyetlerle üretim dönemi biraz geride kaldı gibi. Uzun vadeli dayanıklılık arz eden ortamlar özel sektör içinde artık çok daha kıymetli. Bir taraftan bu dayanıklılığıyla Türkiye ekonomisi, istikrarıyla, politika öngörülebilirliğiyle, diğer tarafta bağlantısallığıyla, eşsiz konumuyla, nitelikli insan gücüyle, organizasyon yapısıyla, teşvik politikalarıyla, düzenlemeleriyle yatırım ortamını iyileştirmeye devam edecek. Büyük resmin bir parçası da buradaki ofisimiz. Şirket sayımızı, yatırım miktarını çok da üst düzeylere çıkaracağız ve burada da bu ofisimiz ve İFM öncü bir rol oynayacak. Gerek reel ekonomi gerek finansal sistem olarak önceliğimiz açık ve net. Bu dönem en temel önceliğimiz makro finansal istikrar ve enflasyonu aşağıya çekmek. Bu ana politikamızı devam ettiriyoruz. Bunu yaparken dengeli bir şekilde büyümeye, istikrarlı bir ortamda sürdürülebilir büyümeye önem veriyoruz. Enflasyonun düşmesi sadece sosyal adalet açısından değil, sürdürülebilir büyüme açısından da çok kıymetli diye inanıyoruz. Enflasyonun düştüğü, finansal istikrarın daha da pekiştiği bir ortamda kalıcı sosyal refah artışını sağlamak için de politikalarımızı hayata geçiriyoruz" diye konuştu.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel

İstanbul, Ekonomi, Finans, Güncel, İstanbul, Finans, Ekonomi, Güncel, Haberler