BM Medeniyetler İttifakı İstirakçiler Forumu

Politika Haberleri

Başbakanlık Başmüşaviri İbrahim Kalın, Medeniyetler İttifakı'nın, küresel vicdanın sesi olma potansiyeline sahip, bu misyonu icra etmek üzere ortaya çıkan bir hareket, bir medeniyet yürüyüşü olduğunu belirtti.

Başbakanlık Başmüşaviri İbrahim Kalın, Medeniyetler İttifakı'nın, küresel vicdanın sesi olma potansiyeline sahip, bu misyonu icra etmek üzere ortaya çıkan bir hareket, bir medeniyet yürüyüşü olduğunu belirtti.

BM Medeniyetler İttifakı İştirakçiler Forumu'nun "Medeniyetler İttifakı, Farklılıklar ve Uyum İçinde Bir Arada Yaşama" konulu oturumunda konuşan Kalın, bir arada yaşama ahlakı olarak ifade edilebilecek medeniyet tasavvurunun özünde bir hukuki ve ahlaki zemine dayandığını ifade etti.

"Medeniyetler İttifakı, bir küresel vicdanın sesi olma potansiyeline sahip, bu misyonu icra etmek üzere ortaya çıkmış bir harekettir, bir medeniyet yürüyüşüdür" diyen Kalın, Medeniyetler İttifakı'nın, devletlerin, ittifak perspektifinin, devlet dışı aktörlerin, uluslararası kurum ve kuruluşların, sivil toplumun bir araya gelerek, yaşanan temel sorunları ele almasını temsil ettiğini ve bunun da 21. yüzyılda yaşanan gerçekliğe birebir uyduğunu söyledi.

İttifakın bir arada yaşama boyutuna değinen Kalın, bunun için öncelikle farklılıkları bir gerçeklik olarak kabul etmek gerektiğini vurguladı. Kalın, Medeniyetler İttifakı'nın özünde kozmopolitan bir toplum tasavvurunu da barındırdığını, bunun kendi ulusal, milli, kültürel sınırlarının dışına çıkarak, yaşadığı gerçekliği ve dünyayı bir dünya vatandaşlığı perspektifinden kavrayabilmeyi ifade ettiğini aktardı.

Bugün eşitlikçi, adalete dayalı, kozmopolit bir toplum tasavvuruna ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Kalın, dünya düzeninin ürettiği adaletsizlik ve eşitsizliklerin, küresel siyaseti tıkayan sorunların başında geldiğini, adil bir sosyo-ekonomik düzen inşa etmeden, insanların can ve mal güvenliğini garanti altına almaktan, çoğulculuk sorununu çözmekten, göç gibi sorunları ele almaktan bahsetmenin mümkün olmadığını kaydetti.

Avrupa merkezli tarih tasavvurunun geride bırakılması, onun yerine de Türk ya da Japon merkezli değil, gerçekten kozmopolit bir tarih tasavvuru inşa edilmesi gerektiğini söyleyen Kalın, bunun da bütün milletlerin bu tarihe katkı verdiği ve beraber bu medeniyet yürüyüşünü yaptığı bir tarih şeklinde oluşturulması gerektiğini belirtti.

İbrahim Kalın, Medeniyetler İttifakı'nın en önemli ilkelerinden bir tanesinin adalet olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Adalet bir şeyin hakkını teslim etmektir. Küresel siyasetin önündeki en önemli sorunlardan bir tanesi de yaşadığımız adaletsizlikleri ortadan kaldırmaktır. Bu Filistin meselesi olabilir, IMF kotaları olabilir, küresel ısınma olabilir, güney ve kuzey arasında zenginlik farkı olabilir. Medeniyetler İttifakı bütün bu sorunlara hem bir perspektif çizebilen hem bir çerçeve ortaya koyabilen hem de eylem planı anlamında pratik, somut veriler ortaya koyabilen son derece önemli bir platformdur."

Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan İbrahim Kalın, batı toplumlarının Hıristiyanlıkla ilgili aşırı şiddet içeren olayları, ana akım Hıristiyan geleneğinden kolaylıkla ayrıştırabildiğini ancak ana İslam geleneğinin, bu tür şiddet olaylarıyla ilişkisi olmadığını ayrıştırabilecek birikime sahip olmadığını kaydetti.

Bu şekilde şiddet yanlısı, istediğini şiddet yoluyla ele geçirmeye çalışan bir imajın ortaya çıktığına işaret eden Kalın, "Hakikat de artık imajlar üzerinden inşa ediliyor. Bunlar bizim aklımıza değil hislerimize hitap ediyor" dedi.

-Diğer konuşmacılar-

Kaliforniya Santa Barbara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hilal Elver, İslam karşıtlığının, 11 Eylül 2001'de, ABD'deki terör saldırısının ardından başlamadığını ancak arttığını ve bunun ABD'nin yanı sıra Avrupa'da da geniş yankı bulduğunu söyledi.

Medeniyetler İttifakı'nın Türkiye ile uzun yıllar Araplar'ın ve Yahudiler'in yaşadığı İspanya öncülüğünde başlatılmasının anlamlı olduğunu dile getiren Elver, kadın-erkek eşitliğinin de Medeniyetler İttifakı'nın ağırlıklı işlediği konulardan biri olması gerektiğini ifade etti.

Batıdaki İslam karşıtlığının, yalnızca medyada değil siyaset ve yargıda da ortadan kaldırılması için mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

- İSTANBUL