Baykal Konuştu (6/son): Devletin Görevi İnsanlara Kimlik Tarif Etmek Değil
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Partisinin 32'nci Olağan Kurultayı'nda, Kürt Sorununa İlişkin de Değerlendirmelerde Bulundu. Devletin İnsanların Etnik Kimliğini, Dinini, Mezhebini, Görmemesi Gerektiğini, O Noktada Devletin Gözünün Kör Olması Gerektiğini Söyleyen Baykal, "Devletin Görevi İnsanlara Kimlik Tarif Etmek Değildir" Dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin 32'nci Olağan Kurultayı'nda, Kürt sorununa ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Devletin insanların etnik kimliğini, dinini, mezhebini, görmemesi gerektiğini, o noktada devletin gözünün kör olması gerektiğini söyleyen Baykal, "devletin görevi insanlara kimlik tarif etmek değildir" dedi.
Baykal kapatma davasının ardından gündeme gelen "bildiri" skandalını hatırlatarak AKP'yi "işbirlikçi" olmakla suçladı ve "AKP suçüstü yakalanmıştır" dedi. Baykal, diktatörlüklerde de demokrasilerde de, yozlaştırılmış demokrasilerde de iktidarların gelip geçici olduğunu ifade ederek iktidara "ne oldum dememeli ne olacağım demeli, alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Türkiye büyük bir demokrasi yozlaşması yaşıyor. Çok tehlikeli tuzaklardan geçiyor."diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 32. olağan büyük kurultayda yaptığı konuşmada, kürt sorunu konusunda tartışmaları ortadan kaldıracak temel bir anlayışa ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Bu sorunun, "istismar edip, kendisine siyasi çıkar bekleyen anlayışın' dışında bir insanlık ve Türkiye'nin sorunu olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Baykal, "Türkiye Cumhuriyeti bir ırk devleti değildir, bir kafatası devleti değildir. Bir kan devleti değildir. Türkiye Cumhuriyeti, özgür insanların, bireylerin, kendi özgür siyasi iradeleriyle ele lele verdikleri çağdaş bir cumhuriyettir." Dedi. Devletin insanların kimliklerini tanımlamak gibi bir görevi olmadığını dile getiren Baykal, şunları söyledi:
"Devlet halkın devletidir, milletin devletidir, insanların devletidir. Benim kim olduğumu söyleme hakkı devlette yoktur, Hakkari'deki, Diyarbakır'daki, Adapazarı'ndaki, Artvin'deki vatandaşıma da yoktur, neysek oyuz. Bu kimsenin işi değil. Hepimiz dünyanın çok değişik coğrafyalarından bir araya geldik. Dünyanın en zengin insan malzemesi bizde. Hepimiz bir aradayız, hep bir arada olmaya devam edeceğiz. Herkesin kendine göre dini, mezhebi, etnik kökeni var, aşireti var, sülalesi var, kabilesi var. Burası insanlık tarihinin şekillendiği coğrafya. 70 milyon buradayız."
"DEVLETİN GÖZÜ O NOKTADA KÖR OLMALI"
Devletin insanların etnik kimliğini, dinini, mezhebini, görmemesi gerektiğini, o noktada devletin gözünün kör olması gerektiğini söyleyen Baykal, herkesin özgür olması, kültürünü, anadilini öğrenmesi ve çocuğuna öğretebilmesi gerektiğine dikkat çekti. Baykal, "Türkiye'de bütün vatandaşlarımız, dünyadaki en ileri ülkelerdeki insan hak ve özgürlükleri sonuna kadar yaşamalıdır." dedi. Siyasette terörün olmaması gerektiğini de kaydeden Baykal, şöyle konuştu:
"Terör siyaset yöntemi değildir. Terörü mazur görmek, yok saymak hiçbir zaman kabul edebileceğimiz şeyler değil, şiddet şiddeti tırmandırır, terör terörü besler. Bunun sonucunda hiç kimse için mutluluk çıkmaz. Türkiye hepimizin, Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu 70 milyonun elinde. Türkiye'yi bölmek isteyenler olabilir, bunda yarar görenler olabilir, Türkiye'den kaygı duyabilirler, bizi birbirimize düşürmek isteyebilirler. Aleviler azınlıktır diyebilirler. Biz çok iyi biliyoruz ki dinimiz, mezheplerimiz farklı olabilir ama bu, bizim birbirimizden farklı olduğumuz anlamına gelmez. Ne alevisi ne Kürt'ü azınlık değildir. Alevisi de Kürt'ü de milletin özüdür, temelidir. Çıkış buradadır. Herkesin kimliğine saygı, her türlü bireysel hak ve özgürlük, terörden uzak, birlikte yaşama anlayışı. Kimse kimseye üstünlük taslamayacak, elele kardeşçe yaşayacağız."
Bu sade yaklaşımların, Türkiye'nin içine girdiği bunalımdan çıkışın anahtarı olduğunu ifade eden Baykal, "Bunun dışında mucize aramayın, esrarengiz formüller aramayın" diye seslendi. Kürt vatandaşların bütün sorunlarına sahip çıkacaklarını ifade eden Baykal, ayrımcılık ve teröre ise destek olmayacaklarını söyledi. Baykal, "Bu kadar kolay. Mucize aramayın, bunu tatbik edin, Türkiye rahatlar. Bunu yapacak iktidara ihtiyaç var. CHP olarak sorumluluğumuzu biliyoruz, gereğini yapacağız" dedi.
"AKP İŞBİRLİKÇİ"
Türkiye'nin krizde olduğunu, siyasetin tıkandığını, iktidar partisinin Anayasa Mahkemesi'nin önünde olduğunu kaydeden Baykal, Türkiye'nin bütün sorunlarını demokrasiyle aşacağını söyledi. Baykal, "demokrasi bir partiye kaim değil. Demokrasi mücadelesi onyıllardır verilmiş geliyor. Demokrasimizin altyapısı sağlam, bu krizleri aşacağız, demokrasimizi işleteceğiz. Ancak laikliğimizi ve cumhuriyetimizi kurban etmeyeceğiz" dedi. AKP hakkındaki kapatma davasıyla ilgili olarak da Baykal, AKP'yi "yabancıların önünde diz çökmekle, sırtını dayadığı yabancı desteğini seferber etmeye çalışmakla" suçladı. AKP'ye "işbirlikçi" suçlamasında bulunan Baykal, "suçüstü yakalandılar" dedi.
"ALMA MAZLUMUN AHINI ÇIKAR AHESTE AHESTE"
Baykal konuşmasında sabah-atv satışını da değerlendirdi. Baykal, Çalık Holding'e iki kamu bankasından kredi verilmesini eleştirerek "İki devlet bankası devreye sokuldu. Bunun dışında Kuveyt sermayesinin ortak olarak işin içine girdiğini de gördük. Kuveyt şeyhinin sahip olduğu bir gazeteden Türkiye gündemi öğrenecek, Türkiye bu noktaya geldi. Bu sadece siyasi ahlakı, sadece iyi davranış kurallarını değil, Türkiye'nin hukukunu, doğrudan ilgilendiren bir uygulamadır. Demokrasi deneyiminin bu aşamasında, göz göre göre bu uygulamanın ortaya konulması ibret alınacak bir tablodur. Bu çaresizliği, gözü karalığı yansıtıyor. Türkiye'nin geleceği bakımından da kaygı verici bir örneği oluşturuyor" dedi. Baykal, diktatörlüklerde de demokrasilerde de, yozlaştırılmış demokrasilerde de iktidarların gelip geçici olduğunu ifade ederek iktidara "ne oldum dememeli ne olacağım demeli, alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Türkiye büyük bir demokrasi yozlaşması yaşıyor. Çok tehlikeli tuzaklardan geçiyor" diye konuştu. (ANKA)(SON)
(EKİP/ZG)
Baykal kapatma davasının ardından gündeme gelen "bildiri" skandalını hatırlatarak AKP'yi "işbirlikçi" olmakla suçladı ve "AKP suçüstü yakalanmıştır" dedi. Baykal, diktatörlüklerde de demokrasilerde de, yozlaştırılmış demokrasilerde de iktidarların gelip geçici olduğunu ifade ederek iktidara "ne oldum dememeli ne olacağım demeli, alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Türkiye büyük bir demokrasi yozlaşması yaşıyor. Çok tehlikeli tuzaklardan geçiyor."diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 32. olağan büyük kurultayda yaptığı konuşmada, kürt sorunu konusunda tartışmaları ortadan kaldıracak temel bir anlayışa ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Bu sorunun, "istismar edip, kendisine siyasi çıkar bekleyen anlayışın' dışında bir insanlık ve Türkiye'nin sorunu olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Baykal, "Türkiye Cumhuriyeti bir ırk devleti değildir, bir kafatası devleti değildir. Bir kan devleti değildir. Türkiye Cumhuriyeti, özgür insanların, bireylerin, kendi özgür siyasi iradeleriyle ele lele verdikleri çağdaş bir cumhuriyettir." Dedi. Devletin insanların kimliklerini tanımlamak gibi bir görevi olmadığını dile getiren Baykal, şunları söyledi:
"Devlet halkın devletidir, milletin devletidir, insanların devletidir. Benim kim olduğumu söyleme hakkı devlette yoktur, Hakkari'deki, Diyarbakır'daki, Adapazarı'ndaki, Artvin'deki vatandaşıma da yoktur, neysek oyuz. Bu kimsenin işi değil. Hepimiz dünyanın çok değişik coğrafyalarından bir araya geldik. Dünyanın en zengin insan malzemesi bizde. Hepimiz bir aradayız, hep bir arada olmaya devam edeceğiz. Herkesin kendine göre dini, mezhebi, etnik kökeni var, aşireti var, sülalesi var, kabilesi var. Burası insanlık tarihinin şekillendiği coğrafya. 70 milyon buradayız."
"DEVLETİN GÖZÜ O NOKTADA KÖR OLMALI"
Devletin insanların etnik kimliğini, dinini, mezhebini, görmemesi gerektiğini, o noktada devletin gözünün kör olması gerektiğini söyleyen Baykal, herkesin özgür olması, kültürünü, anadilini öğrenmesi ve çocuğuna öğretebilmesi gerektiğine dikkat çekti. Baykal, "Türkiye'de bütün vatandaşlarımız, dünyadaki en ileri ülkelerdeki insan hak ve özgürlükleri sonuna kadar yaşamalıdır." dedi. Siyasette terörün olmaması gerektiğini de kaydeden Baykal, şöyle konuştu:
"Terör siyaset yöntemi değildir. Terörü mazur görmek, yok saymak hiçbir zaman kabul edebileceğimiz şeyler değil, şiddet şiddeti tırmandırır, terör terörü besler. Bunun sonucunda hiç kimse için mutluluk çıkmaz. Türkiye hepimizin, Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu 70 milyonun elinde. Türkiye'yi bölmek isteyenler olabilir, bunda yarar görenler olabilir, Türkiye'den kaygı duyabilirler, bizi birbirimize düşürmek isteyebilirler. Aleviler azınlıktır diyebilirler. Biz çok iyi biliyoruz ki dinimiz, mezheplerimiz farklı olabilir ama bu, bizim birbirimizden farklı olduğumuz anlamına gelmez. Ne alevisi ne Kürt'ü azınlık değildir. Alevisi de Kürt'ü de milletin özüdür, temelidir. Çıkış buradadır. Herkesin kimliğine saygı, her türlü bireysel hak ve özgürlük, terörden uzak, birlikte yaşama anlayışı. Kimse kimseye üstünlük taslamayacak, elele kardeşçe yaşayacağız."
Bu sade yaklaşımların, Türkiye'nin içine girdiği bunalımdan çıkışın anahtarı olduğunu ifade eden Baykal, "Bunun dışında mucize aramayın, esrarengiz formüller aramayın" diye seslendi. Kürt vatandaşların bütün sorunlarına sahip çıkacaklarını ifade eden Baykal, ayrımcılık ve teröre ise destek olmayacaklarını söyledi. Baykal, "Bu kadar kolay. Mucize aramayın, bunu tatbik edin, Türkiye rahatlar. Bunu yapacak iktidara ihtiyaç var. CHP olarak sorumluluğumuzu biliyoruz, gereğini yapacağız" dedi.
"AKP İŞBİRLİKÇİ"
Türkiye'nin krizde olduğunu, siyasetin tıkandığını, iktidar partisinin Anayasa Mahkemesi'nin önünde olduğunu kaydeden Baykal, Türkiye'nin bütün sorunlarını demokrasiyle aşacağını söyledi. Baykal, "demokrasi bir partiye kaim değil. Demokrasi mücadelesi onyıllardır verilmiş geliyor. Demokrasimizin altyapısı sağlam, bu krizleri aşacağız, demokrasimizi işleteceğiz. Ancak laikliğimizi ve cumhuriyetimizi kurban etmeyeceğiz" dedi. AKP hakkındaki kapatma davasıyla ilgili olarak da Baykal, AKP'yi "yabancıların önünde diz çökmekle, sırtını dayadığı yabancı desteğini seferber etmeye çalışmakla" suçladı. AKP'ye "işbirlikçi" suçlamasında bulunan Baykal, "suçüstü yakalandılar" dedi.
"ALMA MAZLUMUN AHINI ÇIKAR AHESTE AHESTE"
Baykal konuşmasında sabah-atv satışını da değerlendirdi. Baykal, Çalık Holding'e iki kamu bankasından kredi verilmesini eleştirerek "İki devlet bankası devreye sokuldu. Bunun dışında Kuveyt sermayesinin ortak olarak işin içine girdiğini de gördük. Kuveyt şeyhinin sahip olduğu bir gazeteden Türkiye gündemi öğrenecek, Türkiye bu noktaya geldi. Bu sadece siyasi ahlakı, sadece iyi davranış kurallarını değil, Türkiye'nin hukukunu, doğrudan ilgilendiren bir uygulamadır. Demokrasi deneyiminin bu aşamasında, göz göre göre bu uygulamanın ortaya konulması ibret alınacak bir tablodur. Bu çaresizliği, gözü karalığı yansıtıyor. Türkiye'nin geleceği bakımından da kaygı verici bir örneği oluşturuyor" dedi. Baykal, diktatörlüklerde de demokrasilerde de, yozlaştırılmış demokrasilerde de iktidarların gelip geçici olduğunu ifade ederek iktidara "ne oldum dememeli ne olacağım demeli, alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Türkiye büyük bir demokrasi yozlaşması yaşıyor. Çok tehlikeli tuzaklardan geçiyor" diye konuştu. (ANKA)(SON)
(EKİP/ZG)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA