Baykal: Ergenekon Haksızlığına Alet Olmaktan Çıkın (2 -Son)

Güncel Haberler

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ergenekon Davasına Yönelik Olarak, "Siyasetçiye, Hukukçuya, Yetkili Yetkisiz Herkese, Bu Haksızlığa Alet Olmaktan Çıkın Diyorum. Bu Haksızlığın Bir Parçası Haline Gelmeyin" Dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ergenekon davasına yönelik olarak, "Siyasetçiye, hukukçuya, yetkili yetkisiz herkese, bu haksızlığa alet olmaktan çıkın diyorum. Bu haksızlığın bir parçası haline gelmeyin" değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Ergenekon davasına yönelik eleştiride bulundu. Baykal, "Dava kaygıyla izleniyor. Hukuk devleti kimliğini sorgulatan temel konu olma durumunu da hala sürdürüyor" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Ergenekon davasının temel belgesinin, bilgi kirliliği taşıdığı ve maksatlı propaganda amacına hizmet ettiğini kendi imzasıyla ifade ettiğini söyleyen Baykal, "Ergenekon davasının altında, bir Ergenekon şeması, bir ihbar mektubu yatmaktadır. Bu, MİT aracılığıyla Başbakanlığa ve Genelkurmaya gönderilmiştir, sonra yargıya intikal etmiştir. Davanın temelinde böyle bir MİT tespiti vardır. O zamanki MİT Başkanı, bu belge için 'deli saçması, hiçbir ciddi tarafı yok ama ne yapalım, bize gelmiş istihbaratı gönderdik' demişse de bu raporun, davanın temeli haline dönüştüğünü görmezlikten gelmek mümkün değildir" dedi.

-"BU HAKSIZLIĞA ALET OLMAYIN DİYORUM"-

Saygıdeğer insanların söz konusu belgeye dayanarak tutuklandığını ve dava sürecinin de beklenen hızla gelişmediğini ifade eden Baykal, Ergenekon davasının temel dayanaklarından birisinin de Danıştay davasında mahkum olan bir kişinin yaptığı "ifşaat" olduğunu söyledi. Söz konusu kişinin beyanları üzerine iki davanın birleştirildiğini belirten Baykal, bu kişinin kasten adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımaktan 9 yıl, ablasını öldürmekten 20 yıl, öz yeğenini satarak fuhuşa aracılık etmekten 2 yıl 6 ay hapis cezaları aldığını anlattı. Bu noktanın göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizen Baykal, şöyle dedi:

"Ergenekon davasının içinde gizli tanık haline dönüşüp, kendisine yeni bir gelecek yaratmak üzere yepyeni iddialar ortaya atacak. O iddialar itibar görecek, iddialar etrafında yargılamalar, tutuklamalar, sorgulamalar yapılacak ve bu dava götürülecek. Yazıktır. Türkiye'ye yakışmıyor. Başbakan'a, 'Bu davanın altında kalırsın. Çekil bu davanın altından' dedim. Şimdi bir kez daha aklı başında herkese, siyasetçiye, hukukçuya, yetkili yetkisiz herkese, bu haksızlığa alet olmaktan çıkın diyorum. Bu haksızlığın bir parçası haline gelmeyin"

    

-"HAKSIZLIĞA SEYİRCİ KALMAYACAĞIZ"-

    

Türkiye'de mafyalaşmanın üzerine gidilmesi, terörle mücadele edilirken hukuku ve insan hakları bir yana bırakılarak yapılan ağır yanlışların hesabının sorulması gerektiğini söyleyen Baykal, Türkiye'de devletin silahlarıyla, cephanesiyle devlete karşı tertip yapmak isteyenlerin olabileceğini ifade etti. Bu tür kişilerin üzerine "elbette" gidilmesi gerektiğini söyleyen Baykal, şunları kaydetti:

"Ama Mehmet Haberal'ın, Türkan Saylan'ın bunlarla ne alakası vardır? Tutuklanan üniversite hocalarının, rektörlerin bunlarla ne alakası vardır? Ayıp değil midir, yazık değil midir, günah değil midir? Sen, siyasi hesabını göreceksin, siyasi tarihimizin yeniden yazılmasını sağlayacaksın, Türkiye'de intikam ve siyasi hesaplaşma gerçekleştireceksin diye, bu kadar haksızlığa 70 milyonun seyirci kalması kabul edilebilir mi? 70 milyon seyirci kalsa da biz, bu haksızlığa seyirci kalmayacağız"

Silivri'den "kötü, çok kaygı verici" haberlerin geldiğini kaydeden Baykal, "Oradaki insanların sağlık durumlarıyla ilgili çok düşündürücü haberler geliyor. Herkesi, bu konulara dikkatle eğilmeye çağırıyorum... Yetkilileri, yeni Adalet Bakanı'nı bu konuda daha duyarlı olmaya çağırıyorum. Konuyla ilgilensinler. Oradan yeni acı haberler gelebilir. Herkesin dikkatini oraya çekmek istiyorum. Değerli profesörler, rektörler çok ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıyadırlar" diye konuştu.

-"TÜRK YARGISI ALMAN YARGISININ TAŞERONU GİBİ GÖSTERİLDİ"-

Türkiye'nin temel konularından birisinin de yolsuzluklar olduğunu ifade eden Baykal, Deniz Feneri olayının üzerine gidilmediğini kaydetti. Almanya'dan dosyanın geldiğini, tercümesinin de yapıldığını anımsatan Baykal, hala yargılamanın başlatılmadığına işaret etti. Baykal, söz konusu davanın Türkiye'nin davası olduğunu söyleyerek, "Almanya'dan belgeye muhtaç olmamız düşünülebilir mi? Almanya hiç belge göstermeze biz bu konuyu takip etmeyecek miyiz? Türkiye'nin hukuku, Türkiye'nin sorunu değil mi? Alman mahkemesinin taşeronu gibi bir vaziyete girerek, Türkiye'nin yargısını Alman mahkemesinin taşeronu haline sokarak, bizim asli sorumluluğumuz olan bu konunun üzerine gitme, gerçekleri ortaya çıkarma sorumluluğumuzu örtbas edebilir miyiz? Nasıl bu konuma yerleştirebiliyorlar" dedi.


-"RTÜK BAŞKANINA TEMENNİ EDİLMİŞ"-

Alman mahkemesinin RTÜK Başkanı Zahid Akman hakkında Deniz Feneri e.V. davasında kuryelik yaptığının ortaya çıkardığını da söyleyen Baykal, şöyle konuştu:

"Almanya, mahkum etmiş. İncelemiş, bu tespiti yapmış, bizlere göndermiş. Biz, gereğini yapmıyoruz. Türkiye'nin bunu doğal karşılaması mümkün mü? Böyle bir işin yapılmadığı bize söylenmiyor. Almanya'ya gittiği zaman tutuklanacak arkadaş. Türkiye'nin en saygın olması gereken kurumlarından birisinin başındaki kişi, Almanya sınırlarına girdiği anda tutuklanacak. Giremiyor. Son zamanlarda hükümet bile bu tablo karşısında sıkıntıya düşmüş olmalı ki kamuoyuna 'Canım ben, istifasının uygun olacağını kendisine ifade ettim' diye, bireysel aklanma çabaları içine Bakanlar Kurulu üyelerinin girdiğine tanık olduk. Bakanlar Kurulu üyeleri, 'Ben de uygun görmüyorum' demeye çalışıyorlar. Üstelik diyenler kimler? En etkili, güçlü Başbakan Yardımcısı konumunda bulunan ve doğrudan RTÜK'ün muhatabı konumunda olan hükümet üyesi, 'Ben de istifaya çağırdım' diye açıklama yaptı. İki gün sonra ilgili kişi çok büyük rahatlıkla, 'Hayır, benden istifa etmem istenmedi. İstifa etmeyi düşünüp düşünmediğim soruldu. Ben de düşünmediğimi söyledim. Ama bu konunun istismar edilmekte olduğunu görerek, sürem bittikten sonra 3. kez başkan adayı olmayacağımı söyledim' dedi. Öyle anlaşılıyor ki; RTÜK Başkanı'nın söylediği doğrudur. 'İstifa et' denilmemiştir. 'İstifayı düşünmüyor musun' denilmiştir, daha yumuşak bir şekilde temenni niteliğinde ifade edilmiştir. Bu temenniyi kabul etmediğini ifade edince muhatabı, bir tepki de gösterilmemiş, hazmedilmiştir."

-"KABİNE BİREYSEL KURTULUŞ PEŞİNDE"-

    

RTÜK Başkanı Zahid Akman'a istifa çağrıları yapıldığını anımsatan Baykal, Başbakan Yardımcısı tarafından bunun söylendiğini anımsattı. Eski adalet Bakanı'nın da Başbakan "Ne biliyorsunuz bizim söylemediğimizi. Ben de söylemiştim" dediğini kaydeden Baykal, şunları söyledi:

"Birbiri ardına herkes, bireysel kurtuluş peşinde. Ben de uygun görmüyorum diyor. Uygun görmüyorsanız ciddi olun. Gereğini yapın. Böyle bir insana, 'İstifa et' derseniz, istifa etmezse bunu siz hazmederseniz, mevkiinizin de, makamınızın da gereğini yapamamış hale gelirsiniz. O işin bir parçası olursunuz. Şimdi RTÜK Başkanı, Başbakan dışındaki kabinenin bütün bakanlarını parmağında oynatıyor. Sırtını Başbakan'a dayamış, Başbakan ona sahip çıkıyor, Başbakanla arasında çok yakın bir dayanışmanın bulunduğu anlaşılıyor. Bu dayanışmaya da Bakanlar Kurulunun diğer üyeleri saygı gösteriyorlar. Bu, Türkiye'nin yolsuzluklarla mücadele konusunda nasıl bir tıkanıklık içinde bulunduğunu ortaya koyan çok acıklı bir manzaradır. Eğer Başbakan Yardımcısı kendisine bağlı RTÜK'ün Başkanı'nı görevden uzaklaştırması konusunda samimiyse, yapması gereken iş, derhal RTÜK üyelerine bu doğrultuda harekete geçmeleri talimatını vermektir. Onlar ve CHP'nin oradaki temsilcileri, bu konuyu halledebilecek durumdadırlar. Ama eğer halledemiyorlarsa, o zaman hiç olmazsa kamuoyuna şirin gözükmek için arkasında duramayacakları iddiaları, söylemiş gibi çıkmasınlar." (ANKA)

(ONR/BUN)
Kaynak: ANKA / Güncel

, Haberler