Baykal(2): Anayasa Değişikliği Bir 'Rte Projesi'
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa Değişikliği Projesine "AKP Projesi" Demenin Bile Yanlış Olacağını, Pek Çok AKP'linin de Bu Değişikliği Yanlış Bulduğunu Dile Getirerek, "Anayasa Değişikliği Projesi Bir Recep Tayyip Erdoğan Projesidir, Rte Projesi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa değişikliği projesine "AKP projesi" demenin bile yanlış olacağını, pek çok AKP'linin de bu değişikliği yanlış bulduğunu dile getirerek "Anayasa değişikliği projesi bir Recep Tayyip Erdoğan projesidir, RTE projesi. AKP projesi de değil, RTE projesidir bu. Gelecek olan Anayasa da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olmayacak, RTE Anayasası olacak. Toplumsal bir talep yok, ilgili kurumların talebi yok. Partilerin talebi yok, hatta AKP'nin talebi yok ama Başbakan çıktı yola, peşine de taktı, yürüyor" dedi.Baykal, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada toplumda yargıda değişim talebinin olmadığını kaydederek "İktidarın yargı problemi var. 70 milyonun yok, ama iktidarın yargı problemi var. Nereden kaynaklanıyor bu problem?" diye konuştu. Türkiye'de bugüne kadar 16 defa Anayasa değişikliği yapıldığını, 16 değişikliğin hiçbirisinde bir siyasi partinin kendi başına Anayasa değişikliği yapmaya kalkışmadığını ifade eden Baykal, "Daima bir ortaklaşa el ele verme, beraber davranma durumu, şu ölçüde, bu ölçüde mutlaka vardı. Çünkü bu, Anayasa. Anayasa iktidarın Anayasası değil ki, Anayasa Türkiye'nin Anayasası. Her parti kendine göre bir Anayasa projesine sahip olabilir. Ama 70 milyonun kabul edeceği bir ortak çerçeveyi bulmamız lazım. Anayasa hepimizin ortak noktası. Şimdi o ortak noktayı siz kendinize göre tarif etmeye kalkarsanız o, ortak nokta olmaktan çıkar. Şimdi bu olayla karşı karşıyayız" diye konuştu. -"ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ RTE PROJESİ"-İlk kez bir siyasi partinin çıkıp "Benim kimseyle işbirliği yapmaya ihtiyacım yoktur, Anayasa'nın nasıl olması gerektiğini ben biliyorum, bildiğimi de size Anayasa diye dayatacağım" dediğini söyleyen Baykal, bu tavrın başta Anayasa fikrine ters olduğunu dile getirerek "Böyle bir durum ancak darbe dönemlerinde olur. Darbe dönemlerinde Anayasa dayatılır. Demokratik bir ortamda birlikte yaşayacağımız Anayasa'yı hep beraber yaparız" dedi. Anayasa'ya "AKP projesi" demenin bile yanlış olacağını, pek çok AKP'linin de bu değişikliği yanlış bulduğunu bildiren Baykal, şöyle konuştu:"Anayasa değişikliği projesi bir Recep Tayyip Erdoğan projesidir, RTE projesi. AKP projesi de değil, RTE projesidir bu. Gelecek olan Anayasa da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olmayacak, RTE Anayasası olacak. Toplumsal bir talep yok, ilgili kurumların talebi yok. Partilerin talebi yok, hatta AKP'nin talebi yok ama Başbakan çıktı yola, peşine de taktı, yürüyor."-"OLUMSUZ GİDİŞE MÜDAHALE EDEBİLECEK CUMHURBAŞKANI ARIYORUZ"-Bir süre önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Artık fırsat kaçtı" dediğini, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın da "Artık mutabakatla bu iş olur" açıklaması yaptığını anımsatan Baykal, "Ama birisi istedi, isteyen, işte o Anayasa'ya damgasını vuran. Cumhurbaşkanı, Başbakan Yardımcısı vazgeçti ama RTE vazgeçmedi. O nedenle RTE projesi" dedi.İktidarın, Türkiye'nin Anayasal temeliyle ihtilaflı, gözükara, elinde büyük bir siyasi gücü elinde tutan bir iktidar olduğunu söyleyen Baykal, "Türkiye'nin talihsizliği sadece bu değil. Türkiye'nin talihsizliği, böyle bir ortamda Cumhurbaşkanlığı makamında bu tehlikeyi kavrayıp buna zamanında müdahale yapabilecek, etkin, tarafsız, Anayasa'yı içine sindirmiş, özgüveni yüksek, yanlışa yanlış diyebilecek bir Cumhurbaşkanımızın bulunmamasıdır. AKP kamyonunun freni yok. Freni patlamış. Yokuş aşağı iniyor. Yüklü bir araba. Allah muhafaza... Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız, bir fren lazım. Partinin içinde bir fren yok. Balatalar yakılmış, fren tutmuyor. Bu, iyi bir gidiş değil, çok açık. Cumhurbaşkanlığı o fren görevini yapamıyor. Bunu üzüntüyle tespit ediyorum. Seçim sırasında hatırlayın, bize "İyi insandır, herkesle ilişkisi var, güler yüzlüdür, tatlı dillidir' dediler. İyi, tamam da biz güler yüzlü, tatlı dilli bir sohbet muhatabı aramıyoruz. Biz, olumsuz gidişe müdahale edebilecek siyasi iradeyi sergileyecek bir Cumhurbaşkanı arıyoruz. Bunu o zaman ifade ettik, ama anlatamadık. Şimdi geldiğimiz noktada durum açıkça gözüküyor. Bir ihtiyaç var, bir boşluk var."-"BAĞIMSIZ YARGIYA HER ZAMANKİNDEN ÇOK İHTİYAÇ VAR"-Baykal, "Cumhurbaşkanlığı freninin de işlemediği dikkate alındığında" elde kalan tek fren mekanizması olan bağımsız yargının da ortadan kalkacak olmasının, Türkiye'yi ciddi bir tehlike ve tehditle karşı karşıya bıraktığını dile getirerek "Canım, Cumhurbaşkanı var, tutar, yanlışa "Olmaz kardeşim, yapamazsınız' der. Böyle bir şey yok. Peki bu yanlışa yargıdan "Hayır, bu olmaz, bu Anayasa'ya aykırı, bu hukuka aykırı' diyecek bir bağımsız yargıya Türkiye'nin şu sırada her zaman olduğundan daha çok ihtiyacı bulunduğu açık değil mi? Şimdi bu ortamda bütün devlet teşkilatı emir kumanda zincirine girmiş tepeden tırnağa kadar. Bak, TOBB'u da azarlamaya başladı. Esnafın sesi çıkamaz halde, işçi sendikalarının sesi çıkamaz halde, üniversiteler kıstırılmış, asker kendi derdinde, medya "Eyvah, 3.5 milyar doları nasıl ödeyeceğim' kaygısı, korkusu içinde. Medyanın içişlerine müdahale eden Başbakan... Bu ortamda yargı da şimdi emir kumandaya girecek, Anayasa'ya aykırı deyip kanun çeviremeyecek, bu yaptığın tayin yanlış deyip Danıştay durduramayacak... Bu, çok büyük bir tehlike" diye konuştu.Başbakan Erdoğan'ın yüksek yargı mensuplarının Anayasa değişikliği teklifine ilişkin açıklamalarına tepki olarak "Cübbelerinizi çıkarın, siyasete girin" dediğini anımsatan Baykal, yüksek yargı mensuplarının milletvekili olabilecek nitelikte insanlar olduğunu kaydederek "Onlar parlamentoya girebilir de sen onların cübbesinin altına giremezsin. Eğer sen onların bulunduğu mekanda kendine bir yer arıyorsan senin mekanın onların bulunduğu hakim kürsüsü değildir, onların karşısında yer alırsın sen" diye konuştu. -"AVRUPA'DA YÜZDE 34 OY ALIP YÜZDE 65 TEMSİL ŞANSI YOK"-Baykal, Anayasa değişikliği paketindeki 29 maddenin tek pakette oylanacak olmasını da eleştirerek "Milletvekillerine tek tek konuş ve oyla dediğin halde milletin kendisine niye tek tek konuş da oyla diyemiyorsun?" diye sordu. Maddelerin tek bir paket halinde oylanmasının hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğunu belirten Baykal, paketin ikiye bölünmesi önerilerine Başbakan'ın önce "olur" dediğini, ancak kısa bir süre sonra bu önerilerini reddettiğini kaydederek "Bu konunun önemi her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Bu 3 madde hiçbir şekilde kabul edilebilir değildir" dedi.Yüksek yargı organlarına Meclis'in üye seçmesine Avrupa ülkelerinden örnekler verildiğini kaydeden Baykal, "Avrupa'da yüzde 34 oy alıp da yüzde 65 temsil elde etme şansı var mı oradaki meclislerde? Sen halktan yüzde 34 oy alacaksın, Meclis'te yüzde 65 temsile ulaşacaksın. Böyle bir uygulama var mı? Yok. Avrupa'da basit çoğunlukla seçme uygulaması var mı? Hayır. Ona rağmen uzlaşmayı zorunlu kılmak için orada diyorlar ki "Üçte iki çoğunlukla seçeceksin" dedi. Baykal, "Kimse "Efendim Amerika'da öyle, Avrupa'da öyle' diye olmadık yerlerden örnek getirmesin. Bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Kamuoyu da bunu görmeye başladı. Ve inanıyorum giderek bu girişimin Türkiye'ye zararlı, Anayasamızın dengesini bozacak, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı Hakim-i Mutlak hale getirecek, Türkiye'deki bütün kurumlar üzerinde vesayet kurmasına fırsat verecek bir düzenleme olduğu artık net bir şekilde anlaşılmaya başlanmıştır" diye konuştu.-"ANAYASA MAHKEMESİNE GİTMEYİN' DEMEK HUKUKA SAYGISIZLIK"-Baykal, AKP'lilerin CHP'den "Kanun çıktıktan sonra Anayasa Mahkemesi'ne başvurmayın" talebinin "Bizim yaptığımız iş biliyoruz Anayasa'ya aykırı" demek olduğunu ifade eden Baykal, "Kavramlar o kadar çığırından çıkmış ki Anayasa'yı yürürlükteyken yok saymak bir demokratik hak sanki. Ama bunu yapanların aynı zamanda hukuk, demokrasinin üstünlüğü, insan hak ve özgürlükleri denildiği zaman kimseye fırsat vermediklerini biliyoruz. Bu işleri hem önemseyeceksin, hem de "Anayasa hariç' diyeceksin. Sana mı soracağız. Anayasa yürürlükte. Yürürlükteki Anayasa'nın tanıdığı hakların kullanılmamasını talep etmek, hukuka karşı saygısızlığı itiraf etmek anlamına gelir" diye konuştu.-"BAŞBAKAN TUTARSIZLIK SÖZÜNÜ SÖZLÜĞÜNDEN ÇIKARMALI"-Başbakan Erdoğan'ın kendisine yönelik söylediği "Senin zikzakların düşünüldüğü zaman Einstein izafiyet teorisini rafa kaldırır" sözünü de değerlendiren Baykal, "Ne demekse? Anlayabilmiş değilim. Einstein'in izafiyet teorisini anlamak, Başbakan'ın bu esprisini anlamaktan daha kolaydır" dedi. Başbakan'ın, başkalarının tutarsızlıklarından söz etmesine anlam veremediğini bildiren Baykal, "Başbakan tutarsızlık sözünü kendi özel sözlüğünden çıkarması gereken bir insan. Bütün siyasi hayatı bir tutarsızlık abidesi. Yola çıktığı zaman söylediği, gömlekler değiştirmiş, Atatürk, cumhuriyet, laiklik, demokrasi konusunda birbiriyle çelişen yığınla açıklama yapmış. Daha dün "ABD'ye gitmeyeceğim' demiş, ABD'ye gitmiş, daha dün "Büyükelçimizi geri çektik' demiş, büyükelçiyi hemen arkasından göndermiş. "Anayasa paketini ikiye bölelim' demiş, arkasından "hayır bölmeyelim' demiş. Bu kadar çok tutarsızlığa düşmüş bir insan nasıl olur da benim gibi tutarlılığı çok önemli sayan ve siyasi yaşamını ilkeli, ahlaklı, tutarlı götürmek için gayret gösteren ve söylediği her sözün sorumluluğunu sadece söylediği anda değil, ondan çok sonra da yüreğinde hisseden bir insana bunu nasıl söyler, gerçekten anlamak mümkün değil" diye konuştu. Baykal, Başbakan Erdoğan'ın başkanlık sistemine ilişkin daha önce yaptığı "Başkanlık sistemi bize Amerikan emperyalizminin bir tavsiyesi" sözlerini gündeme getiren BirGün gazetesini de kürsüden göstererek "Bana Einstein, tutarsızlık esprileri yapmaya çalışan Başbakan'a bırak espriyi, gel gerçeğe, bak ne söylemişsin, şimdi ne diyorsun, bunu hatırlatmak istiyorum. O zaman Amerikan emperyalizmi de diyormuş Başbakan, şimdi Amerikan emperyalizmi sözünü pek kullandığına tanık olmadık. Bu tabii Başbakan'ın tutarlılığının falan bir yansıması olmalıdır" diye konuştu.-"BAŞBAKAN İLK SEÇİMDE BAŞKANLIK RÜYASINDAN GERÇEĞE UYANACAK"-Başkanlık sistemi tartışmasının hiçbir ciddi temeli, anlamı olmayan, gündemi saptırma, değiştirme, milletin önüne konuşacak laf atma anlayışının ötesine geçmeyecek olan bir boş söz olduğunu dile getirerek şöyle dedi:"Başbakan'ın Türkiye'ye yeni bir başkanlık sistemi dayatması hiçbir şart altında mümkün değildir. Önümüzdeki seçimden sonra Başbakan Anayasa'yı değiştirip başkanlık sistemi içinde iktidar kullanma rüyasıyla kendisini oyalamaya devam edebilir, ama gerçek şudur ki önümüzdeki seçimden sonra Başbakan, bu Başbakanlık döneminin hesabını veren bir insan konumuna düşecektir. AKP'nin siyasi temeli, zemini artık kaybolmuştur. AKP artık bir hayalet haline gelmiştir. Kamuoyunda, medyada geçmişte yarattığı görüntüyle durumu idare etmektedir. Gerçeğin ne olduğu önümüzdeki ilk seçimde ortaya çıkacaktır ve AKP ve Başbakan içinde bulunduğu hayal dünyasından ona inanarak, ona destek vererek arkasında saf tutmuş olanlarla birlikte önümüzdeki seçimden sonra gerçeğe uyanacaktır. O gerçeği ortaya koymak da hepimizin görevidir."(ANKA/SON)(HH/ÖMR)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA