Başbakan Erdoğan(3): Bir Öğrendim Ki İdamla Yargılanıyorum
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Nisan 2002'de Nuh Mete Yüksel Tarafından İfadeye Çağrıldığını Anımsatarak Başından Geçen İlginç "İfade Verme" Sürecini Anlattı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2002 yılının nisan ayında dönemin DGM Başsavcısı Nuh Mete Yüksel tarafından ifadeye çağrıldığını anımsatarak başından geçen ilginç "ifade verme" sürecini anlattı. Erdoğan, "önemli değil" dedikleri ifadeden kendisi için "idam" isteminin çıktığını hayret içinde öğrendiğini söyledi. Erdoğan, "Kendinizi dünyanın en zengin liderleri arasında görüyor musunuz?" sorusunu "Dünyadaki 192 siyasi liderin bütçelerini ben tutmuyorum. Mal varlıkları, benim bilgim dahilinde değil. Ama bizim Meclisimizin içinde bir beyefendi var ki, bu mal varlıklarını yakından takip ediyor herhalde. Böyle 'The Economist'in söylediğine göre, bilmem neye göre bunlar ifade edilmez" diye yanıtladı.Erdoğan Meclis bahçesinde günün stresini atarken parlamento muhabirleriyle sohbet etti. Erdoğan şöyle konuştu:-AHMET KAYA'YA ATILAN ÇATALI GÖZÜM YAŞLI İZLEDİM-"Ben Ahmet Kaya'yı belediye başkanlığımdan tanırım. Dünya görüşlerimiz farklı olabilir ama ben ne zaman kendisini davet ettiysem sağolsun gelmiştir. Ali Sami Yen'de bizim davet ettiğimiz konsere katılmıştır. Ben belediye başkanlığından düşürüldüğümde Kazlıçeşme'de 1 milyona yakın insanın katıldığı veda töreninde, oradaki hitabı benim için çok anlamlıdır. Düşünceye nasıl sahip çıktığını göstermesi bakımından bunlar önemlidir. Ama aynı sanat dünyasının içinde olan insanların da ona verilen ödül töreninde takındıkları tavrı da ben gözlerim yaşlı izledim. O gün O'na çatal, kaşık, tabak fırlattıkları o tabloyu ben unutamıyorum. Bu mu demokrasi, bu mu temel hak ve özgürlüklere saygı? Ondan sonra sanat dünyası şöyle, sanat dünyası böyle. Bu nasıl sanat dünyası? Burada önce sanatçının kafasındakine değil icra ettiğine bakacaksın. Olaya herşeyden önce insan olarak bakıyorum."-İDAM İSTEMİ NEDENİYLE BETİ BENZİ ATMIŞ-Başbakan Erdoğan, 2002 Nisan ayında ifade vermek için gittiği Adliye'da başına gelenleri anlattı ve o süreci beraber yaşayan Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'dan da o olayı anlatmasını istedi. Erdoğan, "Ne zaman bir partiyi kurduk, o zaman benim hakkımdaki dosyalar da kabarmaya başladı. 10-15 arasında olan dosya sayısı bir anda 65'e çıktı" dedi.Hayati Yazıcı bu sırada devreye girerek dosyaları anlattı. Yazıcı, dönemin savcısı tarafından Erdoğan hakkında "görüldüğü yerde tutuklanacak" şeklinde celp çıkardığını anlatarak, "Siirt dosyası örneğin. Siirt dosyası ile ilgili düzenlenen iddianame çok ilginçtir. O dönem adliyeye çağrıldık. Ama böyle başbakan havasıyla (gülüşmeler) Sanki başbakan olacağı belli gibi (gülüşmeler) O iddianame o savcı kıdemi çok az olan" diye anlattı. Başbakan Erdoğan devreye girerken, "Beni ifadeye çağırdılar. İsmini vermeyeceğim o savcının. (Nuh Mete Yüksel'i kastediyor) O dönem. İfade vermeye gittim. Yanımda Hayati Bey var... Bülent Bey var. Onlar yan odada duruyorlar. Tabii bu arada biz bir şey çıkmaz falan diye konuştuk. Kendi aramızda odaya girmeden önce tabii. Ben odaya tek başıma girdim. Neyse ben ifadeyi verdim çıktım. Bir baktım bunların benzi bengi atmış. Ben bir ara kendi kendime dedim ki "ne oldu bunlara.' Sonra 'neyse ne oldu' dedim. Dediler ki idamla yargılanıyorsun. Ben bir genel başkanım. Avukatlarımı ifade verirken içeri bırakmadılar. Şimdi hiç olmazsa avukatlar giriyor."-FARUK KOCA'NIN FİRE LİSTESİ-Erdoğan, fire listesi ile ilgili soruları da "Arkadaşımız gerekli açıklamaları yaptı. Samimi niyetle böyle birşeyi, zan altında bırakmak için yapmadığını ve herkesten özür diledi. Böyle birşeyi bizim aramızda yapmak, düşünmek asla mümkün değil. Böyle birşeye zaten şahsen ben fırsat vermem" yanıtını verdi.-THE ECONOMİST-Erdoğan, "Kendinizi dünyanın en zengin liderleri arasında görüyor musunuz?" şeklindeki bir soruyu şöyle yanıtladı:"Dünyadaki 192 siyasi liderin bütçelerini ben tutmuyorum. Mal varlıkları, benim bilgim dahilinde değil. Ama bizim Meclisimizin içinde bir beyefendi var ki, bu mal varlıklarını yakından takip ediyor herhalde. Böyle 'The Economist'in söylediğine göre, bilmem neye göre bunlar ifade edilmez. Bunlar tamamen böyle çakma mantıkla ortaya konulmuş şeylerdir. Benim bütün mal varlığım internet sitemde vardır, eşimin de vardır. Diğer liderler de mal varlıklarını gelsinler açıklasınlar, koysunlar siteye, güncelleştirerek sergilesinler. Benim kardeşimin, kız kardeşimin, oğlumun oturduğu yerleri kalkıp da bana tapulamaya bana zimmetlemeye kimin hakkı var? Artık hepsi belli yaşa gelmiş insanlar. Kardeşimin, eniştemin kendi işi var. Oğlum şu anda belli bir işte çalışıyor. Bana olan borcu var, e olur ya. Bir babanın oğlunu borçlandırmasından ki, bırakın borçlandırmayı baba evladına kalkar icabında karşılıksız da verir. Ama bunlar bu işi çok ilerilere götürdü."-KABE'Yİ YIKARSIN, İNSAN GÖNLÜNÜ YIKAMAZSIN-Muhalefetin İstanbul'da yapılması planlanan 3. köprüyle ilgili mahkemeye gideceğinin hatırlatılması üzerine de Erdoğan "Muhalefetin Anayasa Mahkemesi'ne yakıştırdığı ad; 'ana muhalefet mahkemesi'. Bu hale getirdiler. Yani 'biz bütün işlerimizi burada çözeriz', böyle bir mantık var bunlarda. Bu komünist zihniyet, bu sol zihniyet; bakın bu ülkede bunların dikili bir ağacı yoktur. Birinci köprüye, ikinci köprüye bunlar karşı çıkmıştır. Şimdi de üçüncüye karşı çıkıyorlar. Aynı şekilde bakın bizim raylı sisteme karşı çıktılar ve raylı sistemde bizim dört yıl kaybetmememize neden oldular. Ya yazıktır, günahtır" dedi. Başbakan Erdoğan insandan daha önemli bir şey olmadığını belirtirken "Ama bunlar insanın önüne bazı şeyleri geçiriyorlar. İnsanın önüne hiçbir şey geçemez. Yani bir mabedi bile, bakın bizim değerlerimizde bile, 'Kabe'yi yıkarsın, insan gönlünü yıkamazsın" dedi (ANKA/SON)(BK/ÖMR)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA