Bankacılık Sektörünün Karı 2008'de Yüzde 10.3 Azaldı(2)

Güncel Haberler

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, Bankacılık Sektörünün 2008 Yıl Sonu Net Karının Önceki Yıla Göre Yüzde 10.3 Azalarak 13.3 Milyar Tl Olduğunu Açıkladı. Karlılıktaki Azalmanın Temel Nedeninin Talep Azalması Kadar Likitte Kalma Tercihi Olduğunu Dile Getiren Bilgin, 2009'da da Karlılığın Bir Miktar Daha Azalabileceğine Dikkat Çekti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, bankacılık sektörünün 2008 yıl sonu net karının 13.3 milyar TL olduğunu, karın bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10.3 azaldığını açıkladı. Karlılıktaki azalmanın temel nedeninin talep azalması kadar likitte kalma tercihi olduğunu dile getiren Bilgin, 2009'da da karlılığın bir miktar daha azalabileceğine dikkat çekti.

Bankacılık sektörünün en önemli sorununun mevduat vadesinin kısalığı olduğunu vurgulayan Bilgin, bankacılık sistemindeki pasifin vadesinin uzamadan bankaların reel sektörü istenen ölçüde destekleyemeyeceği uyarısında bulundu. Ayrıca, Bilgin, gelecek günlerde en önemli riskin kredi riski olacağını ifade ederek, bu dönemde bankaların takipteki kredi oranının aratabileceğini kaydetti.

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, bankacılık sektörünün 2008 sonuçlarını ve 2009 beklentileri ile ilgili basın toplantısı düzenledi.

-"EN BÜYÜK FİNANSAL KIRILGANLIK ÜLKE HAZİNELERİNE GÜVENİN SARSILMASI OLACAK"-

Kredi piyasalarında rahatlamanın sağlanamamış olması nedeniyle hisse senedi piyasalarında büyük kayıpları körüklediğine işaret eden Bilgin, "Buna karşın güvenli limana kaçış mantığıyla kamu kağıtlarını ve doları desteklemektedir ve hatta yeni bir varlık fiyatı balonu oluşturulmaktadır. Bu balondaki ana oyuncu ise devlet kağıtlarıdır. Özellikle ABD oluşan bu yeni balon kanımızca yapılması planlanan mali teşvik ve kurtarma planları sonrasında daha da şişecek. Bundan sonraki en büyük finansal kırılganlık şirket batmaları değil, muhtemelen ülke hazinelerine olan güvenin sarsılması şeklinde kendini gösterecek" diye konuştu.

-"KRİZDEN ÇIKIŞTA BANKACILIK TÜRKİYE'YE AVANTAJ KAZANDIRACAK"-

Geleneksel görüş olarak bilinen "fiyat istikrarı sağlanmadan finansal istikrarın sağlanamaz" kabulünün son krizle birlikte yerle bir olduğunu belirten Bilgin, global krizde diğer ülkelerin farklı dozlarda ilaç, antibiyotik, serum tedavisi uyguladığını ancak Türkiye'nin bazı ağrı kesicilerle bugüne kadar geldiğini anlattı. Türkiye'nin ağrı kesicilerle bugüne kadar devam etmesinin nedeninin bankacılık sisteminin sıhhatli ve ayaklarının yere sağlam basması olduğunu kaydeden Bilgin, ülkelerin uyguladıkları her tedavinin şiddetine bağlı olarak gelecekte yan etkilerinin de aynı şiddetle ortaya çıkacağını söyledi. Bilgin, bu bakımdan krizden çıkışta da bankacılığın Türkiye'ye avantaj kazandıracağının altını çizdi.

-AKTİF TOPLAMI 733 MİLYAR TL'YE YÜKSELDİ-

Verilerde Eylül'ün önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Bilgin, Lehman Brothers'ın iflası ile gerçek krizin başladığını söyledi. 2007 yılı sonunda yüzde 3.5 olan kredilerin takibe dönüş oranının 2008 sonunda yüzde 3.6'ya yükseldiğini ifade eden Bilgin, sektörün ortalama sermaye yeterlilik rasyolarının da yüzde 18 olduğunu dile getirdi. Mevduatın krediye dönüşüm oranının yüzde 84.1 olarak gerçekleştiğini dile getiren Bilgin, 2007'de yüzde 2.8 olan aktif karlılığın 2008'de yüzde 2'ye gerilediğini söyledi. Bilgin, Türkiye bankacılık sisteminin aktif toplamının 733 milyar TL'ye ulaştığını, GSMH içindeki payının ise yüzde 75 olduğunu dile getirerek, toplam kredilerin GSMH içindeki payının ise yüzde 38 olduğunu kaydetti.

-"YURT İÇİNDE DÖVİZ KREDİSİ VERME KOŞULLARI GENİŞLETİLMELİ"-

Kredilerin toplamının 2008 sonunda 368 milyar TL olduğunu ve kredilerin toplam aktiflerin yüzde 50'sini oluşturduğuna dikkat çeken Bilgin, şöyle devam etti:

"2008 yılında krediler yüzde 29, Eylül'den sonra ise yüzde 1.8 arttı. Kriz döneminde gördük ki kredilerin GSMH içindeki payının çok yüksek olmaması riski azaltıyor. Bankaların 2007 sonlarına doğru hızlarını yavaşlatmışlardı. Ancak yavaşlama 2008 yılının 4. çeyreğinde çok keskinleşti. Toplam kredilerin yüzde 29'u yabancı para şeklinde verilen kredilerdir. 70 milyar doları bulan bu tutarın yüzde 65'i Türk bankalarının offshore şubelerinden kullandırıldı. Reel sektörün yurt dışından borçlanmasından, bunun riskinden bahsederken ve resmi tam olarak göremezken neden Türk bankalarının ülke içinde belli koşullar dahilinde yabancı para kredi vermesinin önünü açmıyoruz? Neden offshore şubeleri üzerinden kredileri kullandırmak zorunda bırakılıyoruz? Dış finansmanın azaldığı bir dönemde yurt içinde de döviz kredisi verme koşulları bir miktar genişletilmelidir."

-TOPLAM 368 MİLYAR TL KREDİ KULLANDIRILDI-

Kullandırılan toplam 368 milyar TL kredinin yüzde 44'ünü kurumsal ve ticari, yüzde 23'ünü bireysel, yüzde 24'ünü ise KOBİ kredilerden oluştuğunu vurgulayan Bilgin, 23 Ocak itibariyle konut kredilerinin 39 milyar TL, kredi kartlarının 34 milyar TL, ihtiyaç kredilerinin ise 33 milyar TL olduğunu söyledi. Bireysel kredilerin 2008'de yüzde 23 oranında artmasına karşın Eylül sonrasında azalmaya başladığını anlatan Bilgin, 2007 yılında 37 milyon 952 bin olan bireysel kredi müşteri sayısının 35 milyon 64 bine gerilediğini söyledi.

-BİREYSEL KREDİLERDE 2 MİLYON 170 BİN KİŞİ TAKİPTE-

Tüm kredilerin ortalama takip oranının 23 Ocak itibariyle yüzde 3.8 olduğuna işaret eden Bilgin, takibe dönüşüm oranı yüzde 7 ile en yüksek kredi kartlarında gerçekleştiğini ifade etti. Bu oranın taşıt kredilerinde yüzde 6.2 olduğunu belirten Bilgin, "Bireysel kredilerde 2007 sonunda takipteki müşteri sayısı 1 milyon 338 bin iken, 2008 sonunda 2 milyon 170 bin kişi oldu. Takibe düşen kişi sayısı yüzde 62 arttı. Takibe dönüşüm oranının düşük kalmasına rağmen, takibe düşen kişi sayısındaki artışın temel sebebi özellikle kredi kartlarına 2008 yılında eklenen yeni kart borçlularıdır. 2008 başında kredi kartı takipteki müşteri sayısı 1 milyon 86 bin iken, 2008 sonunda bu 478 bin kişi artarak 1 milyon 564 bin kişiye ulaştı. Ekonomideki daralma, işsizlikteki artış gibi nedenlerle genel olarak tüm kredilerde takip oranlarının artması muhtemeldir" diye konuştu.

Geçen 5 ayda takipteki en hızlı gelişimin yüzde 5.2 ile KOBİ kredilerinde yaşandığını vurgulayan Bilgin, bu oranın 2009 yılında da bir miktar daha artmasını beklediklerini söyledi.

-BDDK'DAN BANKALARA UYARI: "RİSKLİ KREDİLERİ HALKA KULLANDIRMAYIN"-

En riskli alanın kredi kartları olduğu uyarısında bulunan Bilgin, Ağustos ayında dahi Japon Yeni ile bireysel kredi pazarlaması yapan bankaların olduğunu söyledi. "Hayatında Japon Yeni görmemiş kişilere, faiz oranı düşük, yıllardır yükselmedi diyerek Yen kredi vermeye çalışan bankalar, şimdi Japon Yeni yaklaşık yüzde 70 yükseldiğinde ne düşünüyorlar acaba?" diyen soran Bilgin, toplumdaki kredi ahlakının oluşması için bankalarında rol düştüğüne dikkat çekti. Bilgin, "Kendinizin kullanmadığı, riskli gördüğü enstrümanları bu halka pazarlamayın. Kriz dönemi hem kredi kartı hem de sair krediler bakımından önemli derslerin çıkarıldığı bir dönem" dedi.

Bilgin, bankaların aktifinin yüzde 27'sinin DİBS'lerden oluştuğunu, bu dönemde likit kalma ve risksiz enstrüman tercihinin banka portföylerindeki hazine kağıtlarının oranını artıracağına dikkat çeken Bilgin, 2008 sonu itibariyle toplam menkul değerlerin 194 milyar TL olduğunu söyledi. BDDK'nın bankalara hazine kağıtlarındaki ani faiz oranı değişikliklerinin bilançoya etkisini yok etmek için Eylül'den itibaren diğer sınıflandırmalardaki kağıtları bu portföye aktarmaya izin verdiğini anımsatan Bilgin, krizin en şiddetli döneminde faizlerin "başını kesen" kararın bu olduğunu kaydetti.

-BDDK, UZUN VADELİ MEVDUAT HESABINA STOPAJ DESTEĞİ İSTEDİ-

Türk Bankacılık sektörünün en önemli sorunun mevduat vadesi kısalığı olduğunu vurgulayan Bilgin, şöyle devam etti:

"Vadesiz ve 3 aya kadar vadeli mevduatın toplam mevduat içindeki payı yüzde 91.2'dir. Mevduatlar genelde yenilenmektedir ama böyle bir yapı ile nasıl bir bankacılık yapılabilir. Daima tedirginsiniz, faiz değişikliklerinden doğrudan etkileniyorsunuz, herhangi bir söylenti, fısıltı halinde korunaksızsınız. Bize göre, bankacılıktaki pek sorununun ve reel sektörün bankalarla ilişkilerini rahatlatmasının en basit ve etkin yolu sistemdeki mevduatın vadesinin uzatılabilmesidir. Uzun vadeli mevduata neden stopaj teşviki vermeyelim? Neden uzun vadeli mevduatta munzam karşılık oranını düşürmeyelim. Bankacılık sisteminde pasifin vadesi uzamadan, bankalar reel sektörü istenen ölçüde destekleyemez."

-BANKALAR 2009'DA YURT DIŞI BORÇLARINI ÖDEMEDE RAHAT OLACAK-

Bankacılık sisteminin yurt dışı borçlarını ödemede 2009'da daha rahat olacağını anlatan Bilgin, yıl sonu itibariyle toplam öz kaynak tutarının 86 milyar TL olduğunu, bunun 60 milyar TL'sinin de serbest özkaynaklardan oluştuğunu vurguladı. Yıl sonu itibariyle sistemdeki hiçbir bankanın sermaye yeterlilik rasyosunun yüzde 13'un altında olmadığına işaret eden Bilgin, bu oranın gelecek aylarda özellikle kredi riski nedeniyle bir miktar düşmesini beklediklerini kaydetti. Batıdan talep gelmesi halinde bu konu hakkında danışmanlığa talip olduklarını dile getiren Bilgin, bankalardan veya diğer ülke otoritelerinden gelebilecek talepler kadar IMF'den gelecek teklifleri de olumlu karşılayabileceklerini ifade etti.

-SERMAYE YETERLİLİK RASYOSU DÜŞEN BANKALARA KAR DAĞITIMINA İZİN YOK-

2008 yılı sonunda sistemin net karı 13.3 milyar TL olduğunu açıklayan Bilgin, 2007'ye göre karın yüzde 10.3 azaldığını, tek seferlik karlar düşünüldüğünde ise yüzde 5.3 azalma söz konusu olduğuna dikkat çekti. Ağustos ayından sonra karlılıkların azalmaya başladığını vurgulayan Bilgin, "Karlılıktaki azalmanın temel sebebi talep azalması kadar likit kalma tercihidir. Tahminimiz, 2009'da da karlılığın bir miktar azalabileceği yönündedir. Sermaye yeterlilik rasyoları dikkatimizi çekecek noktalara hızla inen, hızlı büyümüş bankalar bizden kar dağıtımına izin vermemizi beklemesinler. Bu yaklaşım kamu bankaları içinde geçerli" dedi.

Eylül ayından sonra bankaların eleştirilmeye başladığını anımsatan Bilgin, vadesi gelmemiş çekleri vadesinden önce işleme koymayı ve kredilerin vadesi gelmeden çağırmayı etik bulmadıklarını söyledi. Sırf hızlı davranmak gibi bir güdü ile yapılmasını savunmayacaklarını dile getiren Bilgin, hiç kimsenin yılların birikimi olan firmaları ve sermaye birikimini kısa vadeli amaçlar için yok etmeye hakkı olmadığını vurguladı. Bilgin, son haftalarda şikayetlerde azalma görüldüğünü kaydetti.

-"TÜRK BANKACILIK SİSTEMİ YENİ YÜZLERLE TANIŞABİLİR"-

2009'da belirgin olarak ortala çıkacak riskin kredi olacağının altını çizen Bilgin, bunun üzerinde dikkatle durduklarını ifade etti. Gelecek aylarda bazı bankaların konumlarını tekrar değerlendirebileceğini belirten Bilgin, "Ülkenin tam anlamıyla değerlendirilmemiş potansiyeli ile Türk bankacılığı yeni yüzler ile tanışabilir. Bu konumdaki şartımız ise yeni yüzlerin sisteme bir şeyler katabilecek güçte ve itibarda olmasıdır" diye konuştu.(ANKA)

(HLY/NB/BÜN)

(SÜRECEK)
Kaynak: ANKA / Güncel

, Haberler