Bakan Tekin, "Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler Paneli"nin açılışında konuştu Açıklaması

Güncel Haberler

"Bizim arayışımız, teknolojiyi mahkum etmekten ya da evlatlarımızı çağın imkanlarından mahrum bırakmaktan ziyade çocuklarımızın teknolojiyle kurduğu bu ilişkileri bir istikamete kavuşturmak, onları güvenli ve ahlaklı bir öğrenme iklimine yöneltebilmektir" - "Bakanlık olarak bizim hassasiyetimiz, korku üretmeden, yaftalamadan, meseleyi tek bir sebebe indirgemeden aileyi, okulu, rehberlik hizmetlerini, medya dilini, dijital platformların sorumluluğunu ve güvenlik politikalarını aynı koruyucu çerçeve içerisinde ele almaktır"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Bizim arayışımız, teknolojiyi mahkum etmekten ya da evlatlarımızı çağın imkanlarından mahrum bırakmaktan ziyade çocuklarımızın teknolojiyle kurduğu bu ilişkileri bir istikamete kavuşturmak, onları güvenli ve ahlaklı bir öğrenme iklimine yöneltebilmektir." dedi.
Bakan Tekin, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen "Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler Paneli"nin açılışına katıldı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın açılış konuşmasının ardından hitapta bulunan Tekin, sözlerine Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek başladı.
Bu ağır hadiselerin ardından herkesin aynı acı, endişe ve sorumluluk duygusuyla etkilendiğini belirten Tekin, okullarda çocukların güvenliği ve öğretmenlerin de huzur içinde mesleklerini yapabilme ortamını sağlamanın asli görevleri olduğunu ifade etti.
Çocukların kendini güvende hissettiği bir okul iklimi, ailelerinin içinin rahat olduğu bir sosyal hayat, öğretmenlerin mesleklerini huzurla icra edebildiği bir eğitim ortamı ve dijital mecralarda korunmuş bir çocukluk alanını aynı sorumluluk perspektifi içerisinde gördüklerini söyleyen Tekin, bu sorumluluğun hakkını vermenin yolunun, yaşananları anlık tepkilerin dar alanında tüketmeden aileden okula, dijital mecralardan akran ilişkilerine, rehberlik hizmetlerinden güvenlik politikalarına kadar geniş bir perspektifle ele almaktan geçtiğini vurguladı.
Bugünün dünyasının eski alışkanlıklar, güvenlik öngörüleri ve kabullerle, eski iletişim kalıplarıyla okunamayacak kadar farklı, hızlı ve çok katmanlı bir yapıya kavuştuğunu aktaran Tekin, "Bu değişim en çok da çocuklarımızın hayatında kendisini gösteriyor. Aile ile çocuk arasındaki temas, okul ile öğrenci arasındaki bağ, arkadaş çevresinin etkisi, öğretmenin rehberliği ve büyüklerin çocuk üzerinde himaye edici rolü yeni sınamalarla karşı karşıya kalıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Çocukların kendilerini aynı anda iki ayrı dünyanın içerisinde hissettiğinin altını çizen Tekin, şöyle devam etti:
"Biri evi, ailesi, okulu, öğretmeni, arkadaşlarının olduğu bir evren. Diğer tarafta ise sınırlarını çoğu zaman bizim göremediğimiz, dilini de tam olarak çözemediğimiz, kurallarını küresel platformların belirlediği, duyguları ve davranışları yönlendiren devasa dijital bir evren var. Çocuklarımız belki kendi odalarında oturuyor ama zihni dünyanın öbür ucundaki bir şiddet anlatısına, bir öfke grubuna, bir yalnızlık kültürüne, bir intikam fantezisine, bir sahte aidiyet vaadine temas edebiliyor. Eskiden çocuklarımızın halini büyük ölçüde yüzünden, arkadaş çevresinden, okul içindeki davranışlarından, evdeki tavırlarından çözümleyebiliyorduk ama bugün çocuklarımızın gündelik hayatı gözümüzün önünde akarken onları etkileyen içeriklerin, seslerin, sembollerin ve telkinlerin önemli bir kısmı bizim göremediğimiz bir alanda şekilleniyor."
"Yaşanan okul saldırılarını artık geniş zeminde hep beraber tartışmak mecburiyetindeyiz"
Bakan Tekin, "görmek" kavramının, çocukların hangi duyguyla ekran başına geçtiğini, oradan hangi duyguyla kalktığını, kimlerle temas kurduğunu, hangi kelimeleri benimsediğini ve hangi davranışlarında keskin değişimler başladığını fark edebilmek olduğunu dile getirdi.
Çocukların sessizliğinin, öfkesinin, arkadaş çevresinden kopuşunun ve ailesiyle kurduğu bağdaki incelmenin zamanında okunabilmesine işaret eden Tekin, "Zira bugünün dijital dünyası çocuklarımızın önüne büyük imkanlar açtığı kadar onları daha önce hiçbir neslin, hiçbirimizin karşılaşmadığı türden büyük risklerle yüzleşme bırakmış durumda. Bilgiye erişim çok kolaylaştı ama beraberinde zararlı içeriklere erişim de çok kolaylaştı. Öğrenme imkanları çoğaldı ama öbür taraftan şiddeti sıradanlaştıran öfkeyi büyüten, mahremiyeti ortadan kaldıran, yalnızlığı karanlık bir aidiyete dönüştüren yapılar da aynı oranda arttı." dedi.
Çocukların merakının, algoritmaların elinde bir kapıdan diğerine taşınan savunmasız bir yolculuğa dönüştüğünü belirten Tekin, şunları kaydetti:
"Bizim arayışımız, teknolojiyi mahkum etmekten ya da evlatlarımızı çağın imkanlarından mahrum bırakmaktan ziyade çocuklarımızın teknolojiyle kurduğu bu ilişkileri bir istikamete kavuşturmak, onları güvenli ve ahlaklı bir öğrenme iklimine yöneltebilmektir. Ülkemizde ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan okul saldırılarını artık geniş zeminde hep beraber tartışmak mecburiyetindeyiz. Karşımızda klasik güvenlik tedbirleriyle, bütünüyle kavrayıp çözebileceğimiz bir tablo yok maalesef. Okul saldırılarının arka planında kimi zaman sosyal izolasyon, kimi zaman aile içi kırılmalar, kimi zaman ağır zorbalık tecrübeleri, kimi zaman çevrim içi şiddet toplulukları, kimi zaman bir fail hayranlığı, kimi zaman görünür olma arzusu, kimi zaman da bütün bunların üst üste bindiği çok karmaşık bir süreç var karşımızda."
"Çocuklarımızı peşinen yargılayan bir dile asla izin veremeyiz"
Tekin, oyunlar, sosyal medya ve dijital platformlar, psikolojik güçlükler, aile ilişkileri, akran zorbalığı, medya dili, algoritmalar, çevrim içi alt kültürler gibi kavramların önemine işaret ederek, her biriyle ilgili olarak ayrı ayrı tedbirler alınması gerektiğini vurguladı.
Çocuğun ekranla kurduğu ilişkiyi ailesiyle kurduğu ilişkinin önüne geçirmeye başladığı zaman da çevrim içi bir topluluk tarafından sürekli beslenmesiyle kullandığı dilin sertleştiğini ifade eden Tekin, şiddet imgelerinin çocukların hayatında görünür hale gelmesi durumunda herkese ağır bir sorumluluk düştüğünü dile getirdi.
"Bu sorumluluk evlatlarımıza daha erken ulaşmak, onlarla daha güçlü bağlar kurmak, okulun rehberlik imkanlarını zamanında harekete geçirmek ve risk büyümeden koruyucu zemini tahkim etmek için gereklidir. Çocuklarımızı kullandıkları mecra, yaşadıkları ruhsal zorluk, ilgi alanları veya sessizliklerin üzerinden peşinen yargılayan bir dile de asla izin veremeyiz." diyen Tekin, çocukları etiketleyen her sözün, onları koruyacak olan bağları zayıflatacağını kaydetti.
Bakan Tekin, "Burada Bakanlık olarak bizim hassasiyetimiz, korku üretmeden, yaftalamadan, meseleyi tek bir sebebe indirgemeden aileyi, okulu, rehberlik hizmetlerini, medya dilini, dijital platformların sorumluluğunu ve güvenlik politikalarını aynı koruyucu çerçeve içerisinde ele almaktır." dedi.
"Güçlü iletişim kurabilen bireyler yetiştirmek birincil hedefimiz dediğimizde eleştirilerle karşı karşıya bırakıldık"
Tekin, 2002'den bu yana bütün eğitim politikalarının odağında insan olan bir yaklaşım benimsemeye çaba sarf ettiklerini bildirdi.
Attıkları her adımı ve geliştirdikleri her bir politikayı insanın fıtratına uygun temel haklar ve hürriyetlerini güvence altına alan bir yaşam standardı içerisinde geliştirmesi için çaba gösterdiklerini vurgulayan Tekin, bunları yaparken karşı karşıya kaldıkları politik muhalefet ve mülahazalar ile küresel emperyal yaklaşımların bu konuda ciddi zorlukları beraberinde getirdiğini dile getirdi.
Bakan Tekin, şunları kaydetti:
"Çocuklarımızın bu küresel ortamda, dijital ortamlarda karşı karşıya bulunduğu yalnızlık, maneviyat eksikliği, aile gibi bizim önemsediğimiz değerlerden uzaklaşması ve bununla mücadele etmenin yolu olarak, çocuklara bununla mücadele edecek bir panzehir olarak 'milli ve manevi değerlerimize bağlı ailesiyle, toplumla güçlü iletişim kurabilen bireyler yetiştirmek birincil hedefimiz' dediğimizde muhalefet tarafından çok ağır eleştirilerle karşı karşıya bırakıldık. 'Çocuklarımız ramazanın dayanışma, yardımlaşma ve manevi ikliminden faydalansın' dediğimizde hiç hak etmediğimiz eleştirilerle karşı karşıya kaldık. Nisan ayında 'çocuklarımız 'Maarifin Kalbinde Çocuk' temasıyla ulusal egemenlik, demokrasi, insan hakları gibi konularda farkındalık oluşturacak etkinliklerle nisan ayını değerlendirsin' dendiğinde yine eleştirilerle karşı karşıya kaldık. Değerli arkadaşlar yapmaya çalıştığımız şey, oluşturmaya çalıştığımız şey tamamen bu."
Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin odağında "iyi insan profili" olduğunu vurgulayan Tekin, iyi insan yetiştirildiğinde sağlıklı ve huzurlu bir aile ortamına ve toplumsal yapıya kavuşulacağına işaret etti.
"Arzumuz ailelerin bu sürecin içerisine dahil olması"
Bakan Tekin, önceki yıllarda RTÜK işbirliğiyle sosyal medya okur yazarlığına ilişkin bir proje başlatıldığını anımsatarak, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinde bulunan okuryazarlık türleri içerisindeki dijital okuryazarlık türlerini çok önemsediklerini belirtti.
Son 2 yıldır bilhassa eğitim öğretim süreçlerinde ailenin çocuklarıyla nitelikli vakit geçirmesinin önemine işaret eden Tekin, "Bu konuda akademik çalışmalar yayınladık. Bu konuda diziler yaptık. Bu konuda kamu spotları yaptık. Okullardaki veli toplantılarında sunulmak üzere okullarımıza sunum dosyaları gönderdik. 'Ebeveyn Okulu' başlığıyla hayat boyu öğrenme kapsamında kurslar açtık. Bir sürü etkinlik yaptık ama arzumuz ailelerin bu sürecin içerisine dahil olması." diye konuştu.
Tekin, düzenlenecek panelin herkesi ilgilendiren boyutlarının ortaya konulacağı bir etkinlik olması temennisinde bulundu.