Bakan Şahin'in Basın Toplantısı

Güncel Haberler

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, 2008 Yılının Yargı Reformu Açısından Yoğun Geçecek Bir Yıl Olacağını Belirterek, Yargı Alanında Bugüne Kadar Yapılan Düzenlemelerin İse Türkiye'ye Sınıf Atlatan Düzenlemeler Olduğunu Söyledi.

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, 2008 yılının yargı reformu açısından yoğun geçecek bir yıl olacağını belirterek, yargı alanında bugüne kadar yapılan düzenlemelerin ise Türkiye'ye sınıf atlatan düzenlemeler olduğunu söyledi.

Bakan Şahin, Adalet Bakanlığı Ek Binası'nda düzenlediği basın toplantısında bakanlığın 2007 yılı faaliyetleri ve 2008 yılı hedefleriyle ilgili bilgi verdi. Bir toplumda huzur, barış, birlik ve beraberliğin sadece ekonomik kalkınmayla sağlanamayacağını belirten Şahin, bunun yanında hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla işlemesi, yargı mekanizmasının hızlı ve etkin bir şekilde çalışmasının da gerekliliğine vurgu yaptı. Bakan Şahin, "Aslında bu olmadan ekonomi de gelişmez. Sosyal, kültürel ve ekonomik

gelişmenin temel şartı adalettir. Hukuk devleti, laik yönetim anlayışı olmazsa demokrasi de olmaz. İnsan hakları ve özgürlükler, ancak hukukun üstünlüğünü kabul eden bir devlet anlayışıyla güvence altına alınabilir. Özgürlük ve güvenlik arasındaki hassa denge yine adalet terazisiyle sağlanabilir. Bir canlı için hava ve su nasıl hayati bir ihtiyaçsa adalet de, bir toplum için o kadar önemlidir" dedi. Yargının sorunlarına değinen Şahin, sorunları çağdaş gelişmelere cevap verebilecek hukuk mevzuatı eksikliği,

mahkemelerin iş yükünün fazla oluşu ve davaların uzun sürmesi, fiziki kapasite ve teknik alt yapı hizmetlerinin istenen düzeyde olmaması, güven sıralamasında yargının arzu edilen yerde bulunmaması olarak sıraladı.

Giderek gelişen uluslararası ilişkilerin, bilim ve teknoloji alanında meydana gelen baş döndürücü gelişmelerin, sürekli artan ekonomik ve sosyal faaliyetlerin her geçen gün hukuki uyuşmazlıkların çeşit ve sayısını artırdığına işaret eden Şahin, "Bu nedenle gelişen toplumsal ihtiyaçlara cevap verebilecek mevzuat düzenlenmeleri her zaman hep ilk sırada yer almıştır. Geçtiğimiz 5 yıl, bu alanda reform niteliğinde adımların atıldığı bir dönem olmuştur. İçinde temel kanunların da bulunduğu 63 kanun tasarısı

bu dönemde yasalaşma imkanı bulmuştur.Bu kanunların önemli bir bölümü Türk hukuk mevzuatına yeni giren düzenlemelerdir. Uluslararası camiada bize sınıf atlatan düzenlemelerdir" diye konuştu.

Bakan Şahin, Yargıtay Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Türkiye Hakimler ve Savcılar Birliği Kanun Tasarı, Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Tasarısı'nın Adalet Komisyonu'nda görüşülmeyi beklediğini, İdari Yargılama Usulü Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı, Ticari Sır, Banka Sırrı ve Müşteri Sırrı Hakkında Kanun Tasarısı, Devlet Sırları Kanun Tasarısı, Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı, Hukuk Mahkemeleri Kanunu Tasarısı,

DNA Verileri ve Milli DNA Bankası Kanunu Tasarısı, Ceza İnfaz Kurumları Dış Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı'nın ise Başbakanlığa sevk edildiğini bildirdi.

"Amacımız tüm mevzuatımızı çağdaş gelişmelere ve toplumun her türlü ihtiyaçlarına cevap verebilecek hale getirmektir" diyen Şahin, "2008 yılı yargı reformu açısından çok yoğun geçecek bir yıl olacak" dedi. Mahkemelerin iş yükünün fazla olması ve davaların uzun sürmesinin hakim ve savcı sayısının yetersiz olması ve yardımcı personel sayısındaki açık olmasından kaynaklandığını belirten Şahin, bilişim teknolojisinin adliyelerde arzu edilen hıza henüz tam olarak ulaşamadığını söyledi.

Türkiye'de halen 14 bin 697 hakim ve cumhuriyet savcısı kadrosu mevcut olduğunu, bunlardan 4 bin 115'in boş olduğunu kaydeden Şahin, "2006 yılında mahkemeler yaklaşık 5,5 milyon davaya bakmıştır. 1997 yılında bir hakim 581 işe bakarken, bu rakam 2006 yılında 852'ye ulaşmıştır. Avrupa'da bir hakim yaklaşık 200 dosyaya bakıyor. Görüldüğü gibi hakim ve savcılarımız büyük bir özveriyle çalışıyor olmalarına rağmen, yoğun iş yükü altında oldukça zorlanmaktadırlar. Çare 4 bin 115 hakim ve savcı kadrosunu bir an

önce doldurabilmektir" dedi. Bunun hemen mümkün olmadığını söyleyen Bakan Şahin, "Çünkü bir hakim ve savcının yazılı sınavdan, mesleğe kabule kadar geçen eğitim süreci 2-2.5 yılı buluyor. Adalet Akademimizin kapasitesi kadar hakim ve savcı adayı alabiliyoruz. Son 5 yıl içinde adli ve idari yargıya 2 bin 959 hakim ve savcı alabildik. Adaylıkları başlamış 553 hakim ve savcımız eğitimlerine devam ediyor. 500 kadro için mülakat sınavı da şubat ayı içinde gerçekleşecek. Ayrıca 2008 yılı içinde ÖSYM tarafından

yapılacak iki sınav sonucunda adli yargıya yaklaşık bin yeni hakim ve savcı almayı planlıyoruz. 2010 yılında faaliyete geçirmeyi planladığımız istinaf mahkemeleri, bu ihtiyacı daha da artıracak" ifadelerini kullandı.

Konuşmasında Yargıtay'ın iş yükünün fazlalığına da değinen Şahin, şöyle konuştu:

"Bunun çaresi olarak bölge adliye mahkemeleri düşünülmüş ve yasası çıkarılmış, 9 ilimizde de kuruluşuna Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca (HSYK) karar verilmiştir. Binalarımızın yapımına da başlanmıştır. Ancak bölge adliye mahkemelerimizin sayısını en az bir misline çıkarmalıyız. Belki ilgili yasada bazı yeni düzenlemeler yapmak zorunda da kalacağız. Bütün bu zorluklara rağmen hakim ve savcılarımızın ve adli personelimizin geceli gündüzlü çalışarak, adaletle hükmederek, her türlü siyasi

mülahazalardan uzak görevlerini en iyi şekilde yerine getireceklerine ve yargı erkinin saygınlığını daha da artıracaklarına inanıyorum. Biz de hükümet olarak, bakanlık olarak hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan yargı erkini daha da güçlendirmeye, onların işini kolaylaştırmaya özen göstereceğiz."

"CEZAEVLERİNE KAMPÜS MODELİ"

Cezaevleri için kampüs modelini uygulamaya başladıklarını anlatan Bakan Şahin, "Bu modelin ilk örneği olan 7 cezaevinin bir arada bulunduğu Sincan'daki Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü faaliyete geçti. 2 F tipi, 2 L tipi, 2 çocuk, 1 de kadın cezaevinin bulunduğu kampüste açık ve kapalı spor salonları, kütüphane, konferans salonu, çok sayıda derslikler ve iş atölyeleri başta olmak üzere hükümlü ve tutukluları topluma kazandırmaya yönelik imkanlar bulunuyor" dedi. Hükümlü ve tutukluların

iyileştirilmesi, ihtiyaçlarının tek merkezden karşılanması ve güvenliğin sağlanması konusunda önemli kolaylıklar sağlayan cezaevleri kampüsü modelini Ankara'dan sonra İstanbul, Kocaeli ve İzmir'de de hayata geçireceklerini söyleyen Şahin, "İstanbul Silivri'de 9 cezaevinin bulunduğu 10 bin 904 kişi kapasiteli ceza infaz kurumları kampüsünün inşaatı büyük ölçüde tamamlandı. Kampüste yer alan açık cezaevi bölümü faaliyete geçti. Bayrampaşa Cezaevi'nin 2008 yılı Mart ayında kapatılarak, hükümlü ve

tutukluların Silivri'ye taşınması planlanıyor. Yine Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara'da bulunan Ulucanlar Cezaevi, pislik, isyan, firar, yangın ve insan hakları ihlalleriyle gündeme geliyordu. Bu cezaevi de bilindiği gibi kapatıldı. Buranın kültür ve sanat merkezi olarak kullanılması amacıyla Altındağ Belediye Başkanlığı, Ankara Baro Başkanlığı ve Ankara Mimarlar Odası Başkanlığı ile protokol yapıyoruz" şeklinde konuştu.

Ceza infaz sisteminin, hükümlünün sosyalleşmesini teşvik etmeyi, yeniden suç işlemesini engelleyici koşulları oluşturmayı amaçladığını vurgulayan Şahin, "Mahkumların tahliye olduktan sonra üretken, kanunlara ve diğer toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk sahibi bireyler olarak toplumda yer almaları için çaba gösteriliyor. Hükümlülerin tahliye olduktan sonra yeniden suç işlemelerini önlemek ve hayata tutunmalarını sağlamak amacıyla 133 ağır ceza merkezinde denetimli serbestlik ve yardım merkezleri ile

koruma kurulları oluşturuldu. Bu merkezler şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplumla bütünleşmesi açısından ihtiyaç duyulan her türlü hizmet, program ve kaynakların sağlanması konusunda faaliyet göstermeye başladı" diye konuştu.

"2007 YILINDA 24 SUÇLUNUN İADESİ SAĞLANDI"
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Güncel

, Haberler