Bakan Çağlayan(2): Bakan Çağlayan'dan Merkez Bankası'na Övgü
Merkez Bankası'na yönelik eleştirileriyle dikkat çeken Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'dan Merkez Bankası'na övgü Merkez Bankası'na yönelik eleştirileriyle dikkat çeken Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'dan Merkez Bankası'na övgü.
Merkez Bankası'na yönelik eleştirileriyle dikkat çeken Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'dan Merkez Bankası'na övgü Merkez Bankası'na yönelik eleştirileriyle dikkat çeken Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'dan Merkez Bankası'na övgü. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Merkez Bankası'nın dünya ekonomisindeki daralma risklerini de analiz ederek isabetli politikaları ve uygulamaları ile ekonomik büyüme sürecine önemli katkılar sağladığını söyledi. Çağlayan, Merkez Bankası'nın dünya ekonomisindeki daralma risklerini de analiz ederek isabetli politikaları ve uygulamaları ile ekonomik büyüme sürecine önemli katkılar sağladığını söyledi. Bu bağlamda, 20 Ekim 2011 tarihli Para Politikası Kurulu toplantısında da politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 5.75 düzeyinde sabit tutan Çağlayan, "Diğer taraftan, Merkez Bankası, asli görevi olan enflasyonun yükselmemesini de tabii ki gözetmektedir. Tüketici fiyatları endeksine göre enflasyon 2011 Ekim ayında yıllık bazda yüzde 7.7 artmıştır. Merkez Bankası, munzam karşılık oranlarından döviz müdahalelerine kadar her türlü aracını proaktif olarak kullanmaya ve politika faizi dışındaki faizleri yüzde 12 ile yüzde 15.5 arasındaki bir bantta belirlemeye başlamıştır. Ödemeler Dengesi verilerine göre, 2011 Ocak-Eylül döneminde cari açık önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 101 oranında artarak 60.7 milyar dolara yükselmiştir. Ancak, cari açıktaki artışın artık hız kaybetmesi beklenmektedir. Alınan önlemlerin de etkisiyle, iç talepteki artışın özellikle Ekim ayından itibaren yavaşlaması öngörülmektedir. Nitekim, banka kredileri, aylık bazda, 2009 yılının Eylül ayından bu yana ilk kez Ekim ayında gerilemiştir" diye konuştu. -"DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARIN CARİ AÇIĞIN FİNANSMANINDAKİ PAYI YÜZDE 18.5'E YÜKSELDİ"- Cari açığın finansmanında 2011 Ocak-Eylül döneminde "Portföy Yatırımları"nda 14,4 milyar dolarlık net sermaye girişi sağlandığını dile getiren Çağlayan, ayrıca, cari açığın en risksiz finansman şekli olan yurt içindeki (net) doğrudan yabancı yatırımların, 2011 Ocak-Eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla tam iki katına çıktığını ve 10.9 milyar dolar olduğunu anımsattı. Çağlayan, böylece, doğrudan yabancı yatırımların finansmandaki payın yüzde 11.3'ten yüzde 18.5'e yükseldiğinin altını çizdi. -"CARİ AÇIĞI YAPISAL PROJELERLE ÇALIŞILMASI GEREKEN BİR MESELE OLARAK ELE ALIYORUZ"- "Cari açığın finansmanı bir kenara, açığın kendisini, üzerinde yapısal projelerle çalışılması gereken bir mesele olarak ele alıyoruz" diyen Bakan Çağlayan, cari açıkta, dış ticaret açığının başlıca rolü oynadığını belirtti. Dış ticaret açığının ihracatı artırarak ve ithalata bağımlılığı azaltarak azaltılabileceğini vurgulayan Çağlayan, konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu: "Bu amaca yönelik politikaların, teşvik-yatırım-üretim-ihracat zincirinin koordinasyon içerisinde yürütülebilmesi açısından, konuya bütüncül bir şekilde yaklaşılmasına imkân tanıyan bir yapılanma gerekmekteydi. İşte 2011 Haziran ayında Ekonomi Bakanlığı kurulmuş, Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Hazine Müsteşarlığından Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü ve Teşvik Uygulama Genel Müdürlüğü yeni kurulan Ekonomi Bakanlığının yapısına dahil edilmiştir. Hizmetler ticareti müzakereleri ve uygulamaları ile yurt dışı yatırımlar konusu da Ekonomi Bakanlığının görev alanı içinde yer almıştır. Bu suretle, ihracata dayalı büyüme modeli ve ihracat odaklı üretim perspektifi çerçevesinde, teşvik-yatırım-üretim-ihracat zincirine ilişkin politika araçları tek çatı altında toplanmıştır. Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki stratejik projelerimiz de dış ticaret açığını azaltacak şekilde ihracatı artırmayı ve ithalata bağımlılığı azaltmayı hedeflemektedir." -AVRUPA'DA YAŞANAN KRİZ, TÜRK FİRMALARI İÇİN FIRSATLAR DA DOĞURMAKTADIR"- Avrupa'da yaşanan krizin, Türk firmaları için tehditlerin yanı sıra fırsatlar da doğurduğunu söyleyen Çağlayan, "Bakanlık olarak şirketlerimizin yurt dışında marka ve şirket satın alma faaliyetlerini desteklemek amacıyla satın alma süreçlerinde satın alacakları sektör, ülke, yabancı şirket veya marka odaklı raporlar ile danışmanlık hizmetlerine ilişkin giderler yüzde 60, İşbirliği Kuruluşları (Sanayi-Ticaret Odaları, İhracatçı Birlikleri, sektörel birlik ve dernekler, organize sanayi bölgeleri) için ise yüzde 75 oranında destek kapsamına alınmıştır. Bakanlığımız uhdesinde olan DFİF kaynaklarından ihracatçılarımızın her geçen yıl daha rekabetçi ortamda ihracat yaptığı bilinci ile firmalarımıza 2011 yılı 1 Ocak-15 Kasım döneminde toplamda 513 milyon TL ödeme gerçekleştirilmiştir" şeklinde konuştu. -"SANAYİ ÜRETİMİ İYE İTHALAT ARASINDA KUVVETLİ BİR BAĞ BULUNUYOR"- Bakan Çağlayan, sanayi üretimi ile ithalat arasında kuvvetli bir bağ bulunduğunu dile getirdi. Sanayi üretiminde özellikle bazı sektörlerde büyük oranda ithalata bağımlı olunması nedeniyle, bu sektörlerdeki üretim artışının doğal olarak ithalat üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Bakan Çağlayan şu değerlendirmelerde bulundu: "Yerli üretimin girdilerinin önemli bir kısmı ithal ara ve yatırım mallarından oluşmaktadır. 2011 Ocak-Eylül döneminde ithalatın yüzde 71.9'unu ara mallarının, yüzde 15.4'ünü sermaye mallarının, yüzde 12.4'ünü ise tüketim mallarının oluşturduğu görülmektedir. İthalatta en büyük paya sahip olan ara mallarının yurt içinde üretiminin teşviki ve bu suretle ithalatının azaltılmasını teminen Bakanlığımız tarafından "Girdi Tedarik Stratejisi" (GİTES) oluşturulmuştur. Bu Strateji kapsamında yapılan çalışmalarla, sanayi üretimi için gerekli olan girdilere istikrarlı fiyatlarla ulaşılması, sürdürülebilir erişimin güvence altına alınması ve yurt içi kaynakların en verimli şekilde kullanılarak ülkemizde daha fazla katma değer bırakılması, geri dönüşümün teşvik edilmesi ve sürdürülebilir enerji yatırımlarının gerçekleştirilmesi amacıyla, sanayinin ithalata olan bağımlılığını azaltacak ve ihracatta sürdürülebilir bir rekabet gücü elde edilmesini sağlayacak politika önerileri ortaya konulmaktadır. GİTES çalışmaları kapsamında, ara malı ithalat oranı en yüksek olan; Demir-Çelik, Otomotiv, Makine, Kimya, Tekstil ve Tarım olmak üzere toplam altı sektör ele alınmıştır. Söz konusu sektörlerde yoğunlaşan çalışmaların sonucunda Sanayi Sektör Stratejileri ile bütünleşecek bir şekilde ortaya çıkan eylem planlarının hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi süreci başlayacaktır. GİTES çalışmaları çerçevesinde ele alınan tüm sektörlere dönük değerlendirmeler tamamlanmış olup, hazırlanan eylem planlarının 2012 yılından başlayarak uygulamaya geçirilmesi hedeflenmiştir. Bahsi geçen büyüme modelinin hayata geçirilmesinde, ülkemize yeni teknoloji transferi ve istihdam olanakları sağlayacak, katma değeri yüksek, ekonomimizin rekabet gücüne katkı sağlayacak bir teşvik sisteminin oluşturulması büyük önem arz etmektedir." -"ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLAR 2003 YILINDAN BUGÜNE KADAR 105 MİLYAR DOLARA ULAŞTI"- Dünyada son dönemde yaşanan ekonomik krize rağmen, Türkiye'de uluslararası doğrudan yatırımlarda yükseliş trendi yaşandığını dile getiren Bakan Çağlayan, bunun Türk ekonomisine uluslararası yatırımcıların duyduğu güvenin devam ettiğinin bir göstergesi olduğunu söyledi. 2002 yılı sonuna kadar Türkiye'ye giren uluslararası doğrudan yatırımın 15 milyar dolar seviyesinde iken, 2003 yılından bugüne kadar gerçekleşen rakamın 105 milyar dolar ulaştığını söyleyen Bakan Çağlayan, şu açıklamalarda bulundu: "2011 yılının Ocak-Eylül döneminde Türkiye'ye uluslararası doğrudan yatırım girişi 10.9 milyar dolar seviyesine ulaşarak, 2010 yılında ulaşılan 9.1 milyar dolarlık seviyeyi geride bırakmıştır. 2011 yılının dokuz ayında ulaşılan 10.9 milyar dolarlık seviye, 2010 yılının dokuz aylık döneminde ulaşılan 5.4 milyar dolarlık doğrudan yatırımın iki katına ulaşmaktadır. 2011 yılı Eylül sonu itibarıyla Türkiye'de 28 bin 833 adet uluslararası sermayeli şirket faaliyet göstermektedir. 2011 yılı Ocak-Eylül döneminde gerçekleşen sermaye girişlerinin yaklaşık yüzde 87'si AB ülkeleri kaynaklıdır. Özellikle Avrupa'da yaşanan krize rağmen Avrupalı yatırımcılar Türkiye'ye olan ilgisini kaybetmemiştir. Türkiye'nin bu performansı uluslararası kuruluşların da ilgisini çekmektedir. Nitekim UNCTAD verilerine göre, siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın yaşandığı Batı Asya bölgesindeki 2011 yılının ilk yarısı itibarıyla toplam uluslararası doğrudan yatırımların üçte biri Türkiye tarafından çekilmiştir. Bu durum Türkiye'nin bu alanda da lider ülke olma yönünde ilerlediğini işaret etmektedir." -16 TEMMUZ 2009'DAN BU YANA 133 MİLYAR TL'LİK SABİT SERMAYE YATIRIMI TEŞVİKE BAĞLANDI- Yeni teşvik sistemin uygulamaya konulduğu 16 Temmuz 2009 tarihinden 2011 yılı Ekim ayı sonuna kadarki süre içerisinde düzenlenen teşvik belgelerinin sabit yatırım tutarının 133 milyar TL olduğunu dile getiren Bakan Çağlayan, öngörülen ilave istihdamın yaklaşık 322 bin kişi olduğunu vurguladı. Cari açığın azaltılması sürecinin temel stratejilerinden birinin, ithalat bağımlılığı bulunan ara mallarının Türkiye'de üretimini sağlayacak bir üretim altyapısının hazırlanması olduğunu ifade eden Bakan Çağlayan, " Bunun yanı sıra Türkiye'deki teknolojik değişime ve dönüşüme katkı sağlayacak ve yaratılan katma değeri artıracak bir destek sisteminin oluşturulması ve etkili şekilde işletilmesi gerekmektedir. Teşvik sistemiyle; Türkiye'ye yeni teknoloji transferi sağlayacak, istihdam olanaklarını artıracak, katma değeri yüksek, ekonomimizin rekabet gücünü artıracak, ithalata bağımlılığı ve cari açığı azaltacak stratejik yatırımların teşvik edilmesi hedeflenmektedir" diye konuştu. -GİTES HAKKINDA BİLGİ VERDİ- Bakan Çağlayan, Komisyon'da Girdi Tedarik Stratejisi (GİTES) kapsamındaki sektörel çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Birçok ülkenin yerli sanayilerini geliştirmekte stratejik bir politika aracı olarak kullandığı kamu alımlarını Türkiye'nin gündemine taşımak zorunda olduklarını söyleyen Çağlayan, "Kamu ihtiyacının karşılanmasında yerli sanayinin geliştirilmesini gözetecek, yurtiçinde üretimi destekleyecek, ithalat bağımlılığını azaltacak, teknoloji transferi ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını Türkiye'ye getirecek bir stratejik yaklaşımın benimsenmesinde yarar görüyoruz" dedi. -"10 AYDA ÜSTLENİLEN 375 ADET YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK PROJESİNİN DEĞERİ 17 MİLYAR DOLAR"- Döviz kazandırıcı hizmetler arasında halihazırda en kapsamlı sektörün, yurtdışı müteahhitlik ve teknik müşavirlik hizmetleri sektörü olduğunu belirten Bakan Çağlayan, "Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri sektörümüz, Türkiye'nin yetişmiş insan gücü, teknik birikimi ve teknolojiye adaptasyonu, iş deneyimi ve disiplini, coğrafi konumu, bölge ülkeleri ile siyasi ve kültürel yakınlığı gibi avantajlarının kullanılması ve kamu kuruluşları ile özel sektör arasındaki koordinasyon, işbirliği ve ortak hareket etme bilincinin sağlam bir şekilde yerleştirilmesi sayesinde, 1972'den itibaren 2011 yılının Ekim ayı sonu itibariyle 93 ülkede 205 milyar dolar değerinde 6 bin 364 proje üstlenmiştir. Üstlenilen proje bedeli 2002 yılındaki 2,4 milyar dolar seviyesinden, 2010 yılında 22.3 milyar dolara yükselmiş; 2011 yılının ilk 10 ayında üstlenilen 375 adet projenin değeri ise 17 milyar dolar seviyesini aşmıştır. Müteahhitlerimiz bugün havalimanı, metro, endüstriyel tesisler, doğalgaz-petrol rafinerileri, otoyol ve enerji santralleri gibi büyük ölçekli ve katma değeri daha yüksek projeleri üstlenerek, yüksek değerli birçok proje hayata geçirmektedir" şeklinde konuştu. -TÜRK MÜTEAHHİTLERİN YURTDIŞINDA ÜSTLENDİKLERİ İŞ HACMİ 2006'DAN BU YANA 20 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE ÇIKTI"- Türk müteahhitlerinin yurtdışında üstlendikleri iş hacmi 2006 yılından bu yana istikrarlı olarak 20 milyar doların üstünde seyrettiğini dile getiren Bakan Çağlayan, " Hedefimiz, bu değerin 2015 yılında 50 milyar dolara, 2023 yılında ise 100 milyar dolara çıkartılmasıdır. Bakanlığımız, bu kapsamda müteahhitlik ve teknik müşavirlik sektörlerimizin yurtdışına açılımlarını koordine etmekte ve desteklemektedir. Müteahhitlik hizmetleri sektörü, ödemeler dengesi içerisinde, sadece inşaat kalemi altında değil, lojistik, işçi gelirleri ve ihracat kalemleri altında da ülkemize ciddi gelir kaynakları yaratmaktadır. Sektör, ayrıca, teknoloji transferine imkân sağlamakta olup, makine parkının gelişmesine ve çeşitli sektörlerin dışa açılmasına katkıda bulunmaktadır" diye konuştu. -"TÜRKİYE'NİN ÖNÜNE ÇEŞİTLİ ENGELLER ÇIKABİLİYOR"- Mal ve hizmet ihracatımızı artırmaya çalışırken, ülkemizin önüne çeşitli engeller çıkabildiğine dikkat çeken Bakan Çağlayan açıklamalarına şöyle devam etti: "Özellikle mal ticaretinde ülkemize karşı uygulanan ticaret politikası önlemleri ile karşılaşılabilmektedir. Halihazırda; ülkemiz menşeli ihraç ürünlerine karşı 9 adet anti-damping önlemi uygulanmakta ve 6 adet anti-damping soruşturması devam etmektedir. Bunlara ilave olarak, ABD tarafından ülkemize karşı 2 adet telafi edici vergi uygulanmaktadır. Türkiye ihraç ürünlerini etkileyen toplam 4 adet korunma önlemi soruşturması mevcuttur. Türkiye'ye karşı bu şekilde ticaret politikası soruşturmaları açıldığında, DTÖ'nün ilgili anlaşmaları ile ithalatçı ülke mevzuatları çerçevesindeki yükümlülüklerimizi gözetiyoruz, fakat aynı zamanda bu mevzuatın bize tanıdığı hakları da sonuna kadar kullanıyoruz. Çabalarımız sonucunda, ülkemiz menşeli bazı ürünlere karşı açılan soruşturmalar herhangi bir önlem alınmadan kapatılmıştır." -"TÜRKİYE DAMPİNGE KARŞI ÖNLEMLERİ EN ETKİN UYGULAYAN ÜLKE"- "Aynı şekilde bizler de gerektiğinde, DTÖ kuralları çerçevesinde kalmak kaydıyla, yerli üretimin korunması amacıyla dampingli ve sübvansiyonlu ithalata karşı önlemler ile ani artış gösteren ithalata karşı uygulanan korunma önlemlerini etkin bir şekilde uygulamaktayız" diyen Çağlayan, Türkiye'nin dampinge karşı önlemleri en etkin uygulayan DTÖ üyeleri arasında yer aldığını dile getirdi. DTÖ verilerine göre, Türkiye'nin toplam alınan önlem sayısı itibariyle, 2010 yılında DTÖ üyeleri arasında 5. sırada yer aldığını belirten Çağlayan, "Halihazırda 23 ülke menşeli 51 ürün grubunda 118 adet damping ve sübvansiyon önlemi yürürlükte olup; 9 farklı ülkeye karşı 9 ürün grubunda 16 adet anti-damping ve önlemlerin etkisiz kılınması soruşturması devam etmektedir" dedi. -"TÜRKİYE EN ÇOK KORUNMA ÖNLEMİ UYGULAYAN ÜLKE"- Açılan korunma önlemi soruşturmaları ve uygulanan korunma önlemleri itibariyle de Türkiye'nin anılan mekanizmayı en etkin uygulayan ülkeler arasında yer aldığını söyledi. 2011 yılı Kasım ayı itibariyle 14 ürün ve ürün grubu ithalatında kesin ya da geçici olmak üzere korunma önlemi uygulandığını dile getiren Çağlayan, "Türkiye, toplam önlem sayısı itibarıyla 1995-2010 döneminde DTÖ üyesi ülkeler arasında en çok korunma önlemi uygulayan ülke olmuştur. Ayrıca 15 Eylül 2011 tarihinde yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile tekstil ve konfeksiyonu kapsayan 54 ürün grubu ithalatında ilave gümrük vergisi uygulaması başlatılmıştır. Alınan ticaret politikası önlemleri, ithalatın disiplin altında tutulmasında ve yerli üretim dallarının gördüğü zararın ortadan kaldırılmasında etkili olmuştur" ifadelerini kullandı. -BAKANLIK BÜTÇESİ HAKKINDA BİLGİ VERDİ- Bakan Çağlayan, Ekonomi Bakanlığı'nın 2012 yılı bütçesinin toplam 1 milyar 279 milyon 980 bin TL olduğunu belirterek, "Bunun 132 milyon 267 bin TL'si personel giderlerine, 14 milyon 737 bin TL'si sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerine, 37 milyon 676 bin TL'si mal ve hizmet alım giderlerine, 1 milyar 84 milyon TL'si cari transferlere ve 9 milyon 920 bin TL'si sermaye giderlerine ve 1 milyon TL'si borç verme tertibine tahsis edilmiştir" dedi.(ANKA/SON) (HGS/ÖMR) - Ankara
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA