Aym'nin, "Kamu Görevlisine Hakaret"Te Daha Ağır Ceza Öngören Düzenlemenin İptali İsteminin Reddine İlişkin Kararının Gerekçesi Açıklandı

Güncel Haberler

Anayasa Mahkemesi'nin, Türk Ceza Kanunu'ndaki (TCK), kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçunda cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağına ilişkin düzenleme ile hakarette "şikayet şartına" ilişkin düzenlemenin iptal isteminin reddine ilişkin kararının gerekçesi yazıldı. Resmi Gazete’de yayımlanan gerekçede, kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle hedef alınmasının cezai yaptırıma bağlanmasının, hem kamu görevinin etkin yürütülmesi hem de kişilerin şeref ve itibarının korunması amacı taşıdığı ifade edildi.

(ANKARA) - Anayasa Mahkemesi'nin, Türk Ceza Kanunu'ndaki (TCK), kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçunda cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağına ilişkin düzenleme ile hakarette "şikayet şartına" ilişkin düzenlemenin iptal isteminin reddine ilişkin kararının gerekçesi yazıldı. Resmi Gazete'de yayımlanan gerekçede, kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle hedef alınmasının cezai yaptırıma bağlanmasının, hem kamu görevinin etkin yürütülmesi hem de kişilerin şeref ve itibarının korunması amacı taşıdığı ifade edildi.

Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesi, baktığı bir dosyada uygulama konusu olan TCK'nın "hakaret" suçunu düzenleyen maddesinin bazı hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunmuş, Yüksek Mahkeme, TCK'nın 125. maddesinin 3/a bendinde yer alan ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçunda cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağını öngören düzenleme ile TCK'nın 131. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ve hakaret suçunun soruşturulması ile kovuşturulmasını kural olarak mağdurun şikayetine bağlayan hükümdeki, "kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar hariç" ibaresinin iptal istemini oy çokluğuyla reddetmişti.

Anayasa Mahkemesi'nin ret kararının gerekçesi, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Gerekçede, suçun unsurlarının, suça ilişkin yaptırımın niteliğinin ve miktarının kuralda herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belirli olduğu, bu kapsamda kanunilik şartını taşıdığı sonucuna ulaşıldığı belirtildi.

Kanun koyucunun takdir yetkisinde

Anayasa'da koruma altına alınan ifade özgürlüğünün ne surette sağlanacağı hususunda zaman içerisinde farklı görüşlerin oluşabileceği belirtilen gerekçede, kanun koyucunun, izlediği suç politikası gereği, bazı fiilleri ceza hukuku alanından çıkarabileceği gibi korunan hukuki değerler ile bunun sonuçlarını esas alarak bazı suçlar için farklı yaptırımlar öngörebileceği aktarıldı. Gerekçede, şunlar kaydedildi:

"Bu itibarla kuralda düzenlenen suçun ve yaptırımın kanun koyucunun suç ve suçlulukla mücadelede suç siyasetinin bir gereği olarak takdir yetkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralla ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamanın ulaşılmak istenen meşru amaç bakımından gerekli olmadığı söylenemez. Kuralla kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret fiilinin cezai yaptırıma bağlanmasının kamu görevlilerinin şeref ve itibarının korunması ile bu kişilerce yürütülen kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi sağlanarak kamu düzeninin korunmasına katkı sunacağı açıktır. Nitekim kuralın da yer aldığı maddenin gerekçesinde de genel olarak hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değerin kişilerin şeref, haysiyet ve namusu ile toplum içindeki itibarı ve diğer fertler nezdindeki saygınlığı olduğu ifade edilmiştir. Bu itibarla kuralla öngörülen sınırlamanın anayasal anlamda meşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır."

"Resen soruşturma kamu yararıyla bağlantılı"

Mahkeme, hakaret suçunun kamu görevlisine karşı işlenmesi halinde şikayet şartı aranmamasına ilişkin düzenlemeyi de değerlendirdi.

Bu kapsamda, kamu görevlilerine yönelik hakaret suçlarında yalnızca bireysel değil, kamu düzenine ilişkin bir menfaatin de bulunduğu vurgulanarak, resen soruşturma yapılmasının kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğu belirtildi.

Karşı oy gerekçeleri: "Demokratik toplum düzeninin gerekleriyle uyumlu değil", "Anayasal dengeyi tersine çevirir"

Karara katılmayan 6 üye, karşı oy gerekçesi yazdı.

Karşı oy gerekçelerinde, düzenlemelerin kamu görevlilerine "özel koruma" sağladığı, bunun ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yarattığı ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ifade edildi. Görüşte ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına atıf yapılarak, kamu gücü kullanan kişilerin daha geniş eleştiri sınırına tabi olması gerektiği vurgulandı.

Demokratik toplumlarda kamu görevlilerinin, özellikle siyasal yetki kullananların, görevlerinin doğası gereği daha yoğun, sert ve rahatsız edici eleştirilere katlanmak zorunda oldukları, bu yükümlülüğün, kamu gücünün denetlenebilirliğinin ve siyasal çoğulculuğun zorunlu bir sonucu olduğu aktarılan karşı oy gerekçesinde, "Kuralın uygulanmasının, demokratik toplum düzeninin gerekleri ile uyumlu olduğunu söyleyebilmek gerçekten zordur" denildi.

Bir başka üyenin karşı oy gerekçesinde de "Dava konusu kural, kamu görevlilerini hakaret suçunda şikayet şartından muaf tutarak onları sıradan vatandaşlara kıyasla daha ayrıcalıklı bir ceza hukuku koruması altına almaktadır. Bu durum, eşitlik ilkesinin yasakladığı türden bir ayrıcalık yaratmakta ve 'daha fazla yetki = daha fazla sorumluluk ve eleştiriye açıklık' şeklindeki anayasal dengeyi tersine çevirmektedir" tespiti yapıldı.

Kaynak: ANKA / Güncel

Güncel, Güncel, Haberler