Aydın Yılmaz ile Devam Mı?

Spor Haberleri

Futbolsuz dönemde, futbola konsantre olmakta zorlansak da, arada izleme şansını bulduğumuz maçlar bize takım hakkında fikir verme şansını veriyor.

Futbolsuz dönemde, futbola konsantre olmakta zorlansak da, arada izleme şansını bulduğumuz maçlar bize takım hakkında fikir verme şansını veriyor. TT Arena'daki Liverpool maçı sonrası deplasmanda oynanan Olimpiakos maçının Galatasaray'a önümüzdeki günler için çok büyük katkısı olacak. Bahar havasını yakalamış takımın deplasmana çıktığında neler yapacağını görmek herkesi tekrar düşünmek zorunda bıraktı.

Tabi Olimpiakos maçını sadece deplasmanda oynama açısından değerlendirmek yanlış olacaktır. O maçın bence en büyük özelliği son 3 yıldır Galatasaray'ın yaratıcı futbol lideri Arda'dan yoksun oynadığı bir maç olmasıydı. Arda formda olur ya da olmaz sahada olduğu zaman, hangi bölgede oynarsa oynasın hem taraftarların hem de diğer oyuncuların ayağına baktığı bir oyuncu. Evet takım çok kötüyse Arda belki her zaman kurtaramıyordu ama biraz oynayan takımda bitirici hareketin başlangıcı hep Arda'dan geliyordu. Üstelik bu sadece Galatasaray'ın değil milli takımın da gerçeği (ydi). Dolayısıyla hem bir deplasman maçı hem de Arda olmayınca, takımın en büyük problemi oyun içi lideri bulma konusunda yaşandı. Oluştukça açılacak bir Selçuk bu rol için en önemli aday olacaktır. Ancak Galatasaray'ın yine de acilen kanatlardan gol bölgesine servis yapacak, takımın ofans yüküne ve pozisyon bulmasına katkıda bulunacak oyunculara ihtiyacı var. Bu konuda atılan ilk iki adım Keita ve Engin Baytar...

Keita konusunda benim de bakış açım olumlu. Evet problemleri olan, sorun yaratabilecek bir oyuncu... Ama bu tarz oyuncuların bir çoğunda bu tarz problemler yaşanıyor. Önemli olan o oyuncuyu futboluyla öne çıkacak şekilde kontrol edebilmek. Ayrıca 1 sezon boyu Keita'nın potansiyeli ve yapacakları konusunda fikir sahibi olduk. Ne verip, veremeyeceğini biliyoruz ve taraftarın da desteğiyle verimini arttırabilecek bir oyuncu. Dolayısıyla transfer problemi çözülür ve takıma katılırsa, yararı mutlaka olacaktır...

Engin Baytar konusu ise tam bir kumar. Her türlü sonuç çıkabilir. Çok yetenekli bir oyuncu olduğunu gittiği takımlarda gördük. Ancak hiç bir takımın tüm sezon güvenebileceği bir oyuncu, takımın önemli bir dişlisi olamadı. Onda da üstüste bir çok hocanın çözmeye çalışıp çözemedeği problemler var. Burak Yılmaz'ı bugünkü konuma getiren, disiplin konularında sabırtaşı gibi duran Şenol Güneş bile Engin'i kazanamadı. Fatih Terim kadrosunu zenginleştirecek, yataenkli bir oyuncu olarak kadroya katıyor Engin'i. Onun da görüşlerinin bu genel görüşten farklı olacağını düşünmüyorum.

Yazının başında “deplasman” kelimesini sıkça kullanmıştım, çünkü bu önemli bir ayrıntı. Türkiye'de artık şampiyonluğu deplasman maçlarında alınan puanlar belirliyor. Kendi sahasında, derbilerde her takım birbirine yakın puanlar kaybederken, belirleyici deplasmanlardaki performans oluyor. Ayrıca TT Arena gibi bir atmosferde takım çok farklı bir kimliğe bürünürken deplasmanda aynı 11'i tanımak bazen mümkün olmayailiyor. Real madrid maçı zaten çok ekstra bir maç, o oölçü değil ama Olimpiakos maçının bu anlamda Galatasaray'ın gerçeklerle yüzleşmesi açısında çok katkısı olduğunu tekrar belirtmek isterim...

Şimdi artık acilen çıktığı her sahada oyununu oynayan ve rakibe kabul ettiiren bir takım olabilmek için gerekli son transferler yapılmalı. Melo, Muslera, Ujfalusi, Eboue takımın çehresini mutlaka değiştirecek ama Aydın'ın, Ayhan'ın ve geçmişten kalan ne vere(meye)ceği konusundaki fikirler net olan oyuncuların az dakika almasını sağlayacak son eklemeler de bitirilmeli.

Fatih Terim de ısrarla istiyor, top yönetimde...

Twitter'dan da takip edebilirsiniz: www. twitter. com/emreugurlu
Haberler.Com - Spor

Spor, Spor, Haberler