Avrupalı Seyyahın Gözünden, Esir Pazarındaki Dramlar
Fransız Yazar, Şair, Politikacı ve Gezgin Alphonse de Lamartine, 1833'te Yazdığı Bir Eserinde, Türkiye'de Gördüğü Bir Esir Pazarını Şöyle Anlatıyor:
Fransız yazar, şair, politikacı ve gezgin Alphonse de Lamartine, 1833’te yazdığı bir eserinde, Türkiye’de gördüğü bir esir pazarını şöyle anlatıyor:"Esirler pazarı, siperli revaklarla çevrili geniş, üstü açık bir avlu. Bu revakların bir yanında, satıcıların esirleri topladığı odaların açık kapıları görünür. Pazarda gezinen, dolaşan alıcılar açık kapılardan odaların içindeki esirleri seyrederler. Kadınlar ve erkekler ayrı odalarda toplanmış. Kadınlar örtüsüz. Yerle bir olan bu odalardaki esirlerin büyük bir kısmı da geçitlerde, revak altında ve avluda toplanmışlar. İlkin bu dağınık grupları gözden geçirdik. Bunların en dikkat çekici olanı, on iki, on beş kadar Habeş genç kızı idi; Başları üstünde vazo taşıyan antik çağların karyatit heykelleri gibi birbirlerinin sırtına dayanmış duran bu genç kızlar, yüzleri seyircilere dönük olarak bir halka kurmuşlar. Çoğunun yüzü çekici güzellikte; bu kadınlar badem gözlü, burunları hafif kemerli, dudakları ince, yanakları oval ve zarif, saçları, karga kanadı gibi simsiyah ve parlak. (...) Bu genç kızların üstünde kaba, sarımtırak bezden uzun bir entariden başka bir şey yoktu. Bacaklarında mavi boncuktan bilezikler vardı. Topuklarının üstünde hareketsiz oturmuş, başlarını ellerine, ya da dizlerine dayamışlardı; bize bakışlarında bizim köy pazarlarında, köylü kadınların satmak için pazarlığını yaptığı keçilerin koyunların tatlı, kederli ifadesi vardı; ara sıra biri ötekine bir şeyler söylüyor, gülümsüyorlardı. Birinin kucağında küçük bir çocuk vardı, ağlıyordu; çünkü esirci onu, başka bir çocuk satıcısına satmak, yavrusundan ayırmak istiyordu. Bu grubun az ötesinde sekiz on yaşlarında, temizce giyinmiş, sıhhatli, rahat görüşlü yedi sekiz zenci çocuğu vardı; bu çocuklar kumdaki deliklere küçük taş parçalarının çeşitli biçimlerde yerleştirdiği bir Şark oyunu oynamakta idiler. Onlar böylece oynarken esirci ve satıcılar çevrelerinde dolanıyor, káh birini, kah ötekini kolundan tutarak onu tepeden tırnağa dikkatle gözden geçiriyor, vücudunu yokluyor, yaşını, sağlık durumunu anlamak için dişlerine bakıyorlardı; oyunlarından ayrılan çocuk, yoklamalar bitince acele acele eğlencesine dönüyordu."
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA